Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İkarus’un düşüşü

'Güneşe yakın uçabilmek için doğru kanatlara, güneşi zapt edebilmek için yüksekten uçabilme iradesine ihtiyaç vardır.'

Fide Lale Durak

Yayın Tarihi: 21.05.2023 , 08:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Pieter Brueghel (baba), 1558, “İkarus’un Düşüşü Sırasında Bir Manzara”, Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi, Brüksel

 Yunan mitolojisinin en bilinen karakterlerinden biri İkarus’tur. İkarus, babasının tüm uyarılarına rağmen güneşe fazla yakın uçar ve balmumundan yapılmış kanatları eriyerek denize düşer. Öykü, baba sözünden çıkmamanın her zaman iyi bir şey olduğu ve fazla yüksekten ya da alçaktan uçmamanın, yani orta yolda kalmanın hayırlı olduğunun anlatısı olarak günümüze kadar gelmiştir.

Öyküye göre; İkarus ve babası mimar-mucit Daidalus, Theseus’un Minotaurus’u öldürmesine yardım ettikleri için Kral Minos tarafından bir kuleye kapatılarak cezalandırılmışlardır. Daidalus kendisi ve oğlu İkarus için kuleye gelen kuşların arkalarında bıraktıkları tüyleri kullanarak, balmumu yardımıyla bir çift kanat yapar. Bu kanatlarla kulenin penceresinden uçup kaçacaklardır. Dikkat edilmesi gereken tek şey, uçmanın keyfine kapılıp fazla yükseğe çıkmamaktır. Ancak İkarus kendini kaptırır, güneşe yaklaşır, balmumu kanatlar erir ve bilinen son gerçekleşir. İkarus, Ege Denizi’ne çakılır. 

“İkarus’un Düşüşü Sırasında Bir Manzara” resminde İkarus’u bulmak zordur. Yakından bakıldığında, sağ tarafta denizin içinde, baş aşağı bacaklar ve onların üzerinde uçuşan tüyler fark edilir. Öyle ki, resmin adında İkarus geçmese, denizde biraz da komik bir biçimde çırpınan kişinin herhangi biri olduğu düşünülebilir. Bu kadar bilinen mitolojik bir hikayenin kahramanını resimde önemsiz bir konumda ele almak tam da Brueghel’in yapacağı iştir. Çünkü Brueghel, mitolojik hikayelerdense gündelik hayatı ele almayı tercih eder ve bu resim, onun az sayıda yaptığı mitolojik anlatı içeren resimlerinden biridir.  Yine de Brueghel bu resimde mitolojik bir konuyu ele alıyor olsa da, resim hikayenin bir aracı değil; hikaye resimde anlatılmak istenenin bir unsuru olarak kullanılmıştır. Bu, resmi eski hikayelerle ilişkilendirip, ön plandaki güncel anlatı ile birlikte katmanlı bir öykü haline getirir. 

Ayrıntı: İkarus’un denize düşüşü

Resimde güneşin batmakta olması, İkarus’un düşüşünün metaforudur. Brueghel’in geniş açı kompozisyonu sayesinde perspektif daha derindir ve bu sayede bir çok unsur resme sığabilmiştir. Denizde dönemin gemilerinin gerçekçi bir betimlemesi, bir liman kenti ve muhtemelen İkarus ve babasının kaçtığı ada yer alır. Ön planda ise çalışmakta olan köylüler işlerinde güçlerindedir. Biri balık tutmakta, diğeri sabanını sürmektedir. Sadece çobanın dikkatini havadaki bir şey çekmiş gibidir. Muhtemelen hala havada olan babaya bakmaktadır. Resmin ikinci bir versiyonu da bulunmaktadır. İkinci versiyonda güneş daha büyük ve parlaktır. Asıl dikkati çeken farklılık ise baba Daidalus’un, peşinden uçan İkarus’u kontrol etmek için arkasına döndüğünde, İkarus’un denize düşmekte olduğunu farkettiği anın resmedilmesidir. İki resim de Belçika’da farklı müzelerde yer almaktadır.

Pieter Brueghel (baba), 1558, “İkarus’un Düşüşü Sırasında Bir Manzara”, Belçika Van Buuren Müzesi, Brüksel

Ayrıntı: Resmin sol arka tarafında çalılar arasındaki ölü beden

Brueghel’in bu kompozisyon tercihi için birkaç yorum yapılmaktadır. Yorumların biri, suda ölmekte olan bir insanı umursamayacak kadar bencilleşmiş bir toplumun eleştirisi üzerinde yoğunlaşır. Atın arkasındaki karanlık çalılarda kafası görünen ölü bir bedeni de kimse umursamamakta ve bu durum bencillik yorumunu güçlendirmektedir. Yine de, Brueghel’in genel olarak köylülerin gündelik hayatını, onların sıradan uğraşlarını, eğlencelerini olumlu bir biçimde resimlemeyi tercih ediyor olması, mitolojik anlatıyı bilinçli bir şekilde arka planda tuttuğu olasılığını öne çıkartır. Nitekim, köylülerin kıyafetinde dikkatli biçimde kullanılan kırmızı renk ile Brueghel, resme bakmaya başlayacağımız noktayı köylüler üzerinde odaklamıştır. Böylece mistik olana değil dünyeviliğe vurgu yapmaktadır.

Belki de hikaye hala geçerliliğini korumakta ve bize şu yorumu yapmaya imkan tanımaktadır: orta yoldan şaşmayanların gözünü güneşe dikmesi gerçekçi değildir. Güneşe yakın uçabilmek için doğru kanatlara, güneşi zapt edebilmek için yüksekten uçabilme iradesine ihtiyaç vardır. O zaman da, bugün de…

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.