Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İBB Davası'nda savunma yapan Murat Ongun: 'Eşimin tutuklanmaması için 1 milyon dolar istediler'

İBB Davası'nın 59. gününde savunma yapan Murat Ongun, soruşturma bilgilerinin bir savcı yakını aracılığıyla sızdırıldığını söyledi, davanın niteliğine dikkat çekti.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 30.06.2026 , 18:27

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) davasının 59. gününde, operasyonun arka planına dair dikkat çeken bir savunma geldi.

Hakkında yaklaşık 1000 yıl hapis cezası talep edilen İBB Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, duruşmada yargılama sürecindeki usulsüzlükleri ve rüşvet tekliflerini detaylandırdı.

Mahkeme başkanının "Hedef 9 Temmuz'da yargılamayı bitirmek" yönündeki beyanının ardından söz alan Ongun, soruşturmadan önceden haberdar olduğunu anlattı.

'İfadeye çağrıldığımı savcı akrabasından öğrendim'

İtalya’da bulunduğu sırada, soruşturmanın tutuksuz sanıklarından olan itirafçı Cüneyt Yakut tarafından arandığını belirten Ongun, o süreci şöyle aktardı:

"18 Kasım 2024 tarihinde ailemle yurt dışındaydım. Kızımın üniversite ve yurt kaydıyla ilgileniyordum. Ben İtalya’dayken WhatsApp’tan beni bu dosyada tutuksuz sanık olarak bulunan itirafçı Cüneyt Yakut isimli şahıs aradı. Dedi ki; 'Savcı Aykut Çelik sizi, İBB soruşturması için ifadeye çağırmış. Tebligat yollamış ama evde kimse bulunamayınca tebliğ yapılamamış'."

Ongun, bu bilginin doğruluğunu teyit etmek istediğinde ise şaşırtıcı bir yanıt aldığını şu ifadelerle dile getirdi: "Kendisi, soruşturma kapsamında tüm bilgileri, yeğeni olduğunu söylediği Cumhuriyet Savcısı Kerim Ali Yakut’tan aldığını ve bize bildirdiğini, bundan da savcının haberi olduğunu söyledi. Soy isimleri aynıydı. Yine de böyle bir savcı var mı, doğru mu konuşuyor diye merak ettim. Araştırdım. Gerçekten de Çağlayan Adliyesi’nde böyle bir savcı vardı. Yeğenim dediği savcıyı böyle anlatınca ben de kendisine inandım."

'Eşimin tutuklanmaması için 1 milyon dolar talep ettiler'

Savunmasının en dikkat çeken kısımlarından birini, eşinin gözaltına alındığı döneme ilişkin yaşadığı rüşvet pazarlığı oluşturdu. 26 Nisan 2025’te gerçekleşen 2. dalga İBB operasyonu sonrasında cezaevindeyken bir avukatın kendisine gelerek para teklif ettiğini belirten Ongun, o anları şöyle anlattı: 

"27 Nisan 2025 Pazar günü saat 14:15’te bana bir avukat ziyareti oldu. İlk ve son kez ziyaretime gelen bu avukatın adı Beliz Özkan’dı. Görüşme kabinine girer girmez bana 'Beni hem sizin hem benim ortak şişman arkadaşımız gönderdi' dedi. Cüneyt kiloludur biraz. Ben de kendisine şifreli konuşacak durum olmadığını, Cüneyt Yakut’u mu kastettiğini sordum, 'evet' dedi."

Ongun, konuşmanın devamında kendisine yapılan teklifi şu sözlerle aktardı: "Sonra, Cüneyt Yakut’un kendisine söylediklerini bana aktarmaya başladı. Şöyle dedi; 'Biliyorsunuz, size anlatmış Başsavcılıkta yakın tanıdıkları var. Kendisi de benzer şekilde tahliye edilmişti. Ortak arkadaşımız diyor ki 1 milyon dolar verirse, eşinin tutuklanmamasını sağlarım.' Avukat gayet açık sözlüydü, işi halledecek ismi bile veriyordu ama ben dile getiremeyeceğim. Cezaevinde avukat kabininde benden 1 milyon dolar talep edilince şok oldum. Avukat sözünü bitirdi ama ben dona kaldım. Benden yanıt gelmeyince Avukat Beliz Hanım, pazarlık yapıyorum zannetti sanırım ve şöyle dedi: 'Kendisi ben de 300-400 bin dolar var, 600-700 bin dolar verirse bile hallederiz' dedi." 

Ongun, bu görüşmenin ardından durumu İstanbul Barosu’na şikayet ettiğini belirtti.

'Reklam ihalelerinde suçlu olduğumuz iddiası çöktü'

Ongun, dosyadaki tutukluluk incelemelerinde çifte standart uygulandığını savunarak, İlbak kardeşlerin durumuna dikkat çekti. Murat İlbak'ın şirketlerine kayyım atanıp ardından nasıl serbest kaldığını ve yurt dışına çıkabildiğini anlatan Ongun, "Geçen yaz Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda Türkiye Almanya ile final oynuyordu, hücremde 24 inçlik televizyonda izliyordum; TRT1 maça döndüğünde kameraman tribünde bir Türk taraftara zoom yaptı: Murat İlbak'tı, Litvanya Riga'daki maçtaydı. Çayımı püskürttüm, 'Vay anasını ya' dedim" ifadelerini kullandı.

Bu durumun, iddianamedeki reklam ihalesi suçlamalarını boşa düşürdüğünü savunan Ongun, şöyle konuştu:

"Murat Bey de abisi Mustafa Bey de nazik, güngörmüş insanlar. Adlarının 1087 kez zikredildiği bu iddianamede sanık bile değiller. İstanbul'un en büyük reklamcısı artık sanık bile değil. Doğal olarak iddianamede Eylem 61 ile Eylem 76 arasında yer alan 16 reklam ihalesi dosyası da böylece çöp oluyordu. Çünkü iddianameye temel olan tevdi raporu ve fezlekenin işaret ettiği en önemli şüpheli suçsuz bulunmuştu. Bizlerin de reklam ihalelerinde suçu olduğu iddiası çökmüş oldu."

'Oğlumun başucundaki harçlığına el koydular'

Savunmasında, soruşturmanın başındaki diploma iptali sürecine de değinen Ongun, bunun hukuki bir işlemden ziyade siyasi bir manevra olduğunu ileri sürdü. 18 Mart 2025’te İstanbul Üniversitesi’nin Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını iptal etmesinin hemen ardından operasyon yapıldığını hatırlatan Ongun, "Diploma iptali olmadan operasyon yapılsaydı, CHP'nin resmi cumhurbaşkanı adayı tutuklanmış olacaktı. Bu, demokratik sisteme bir darbe sayılacaktı. Diploma iptali, operasyonu 'sıradan bir yolsuzluk soruşturması' gibi göstermek için istendi" dedi. Ongun, bu süreçte rektörün durumun farkında olmadığını öne sürerek, "Zavallı rektör, kabak onun başına patlayacak" yorumunda bulundu.

Son olarak ailesine yönelik baskılardan ve ev baskınlarından bahseden Ongun, "Benim evim tam üç kez basıldı. Aileme yönelik hamleler, kontrol altına alınan yakınlarım var. Evinizi basmaları yetmiyor, geliyorlar benim kızımın kulağındaki küpeye bakıyorlar. Oğlumun başucunda duran harçlığına da el koydular, 'yolsuzluk parası' dediler" sözleriyle yaşadığı süreci özetledi.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.