Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Hüseyin Gün’e ajanlık suçlaması: Başsavcılık, hangi verilerden hareketle bu suçlamayı yöneltti?

İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ’ın casuslukla suçlanmasına varan olayın kilit ismi Hüseyin Gün’ün, 2019 seçimleri sürecinde İngiliz bir firmadan danışmanlık hizmeti aldığı anlaşılıyor, fakat ötesi var mı henüz bilinmiyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 24.10.2025 , 12:49 Güncelleme Tarihi: 28.10.2025 , 13:21

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 24 Ekim sabahı bir casusluk soruşturması başlattı.

Halihazırda tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Melih Geçek ve Hüseyin Gün’ün yanı sıra, sabah saatlerine gözaltına alınan gazeteci Merdan Yanardağ soruşturulacak.

Suçlamaların göbeğinde, Hüseyin Gün var.

Başsavcılığın ayrıntılı açıklamasında, Gün’e yönelik, Milli İstihbarat Teşkilatı kaynaklı olduğu anlaşılan bulgular sıralanıyor.

Başsavcılık, şöyle bir fotoğraf çiziyor: Hüseyin Gün İngiliz, Amerikan ve İsrail istihbarat servisleriyle ilişkili. Aynı zamanda Gülen Cemaati’yle ilişkili. 2019 seçimleri sürecinde, İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan’la Hüseyin Gün, kampanyada birlikte çalışıyorlar ve Gün, Özkan’a talimatlar veriyor.

Dolayısıyla, Başsavcılık, Hüseyin Gün’ün de “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” yöneticisi olduğunu ve hiyerarşide Necati Özkan’ın üstünde olduğunu öne sürüyor.

Üvey oğul, Hüseyin Gün’ün cihaz ve belgelerini Emniyet’e teslim etmiş

Açıklamaya göre öykü, Hüseyin Gün’ün üvey oğlu Ü.D.A.’dan 112’ye gelen bir ihbarla başlıyor. Üvey oğul, Gün’ün ajan olduğunu söylüyor, Emniyet’e davet ediliyor, Gün’ün cep telefonu ve el yazısı belgelerini götürüp polise teslim ediyor.

[DÜZELTME: Başsavcılığın açıklamasından böyle anlaşılmasına rağmen, sonradan ortaya çıkan veriler, Ümit Deniz Alaçam'ın Hüseyin Gün'ün değil, Gün'ün "manevi annem" dediği Seher Alaçam'ın oğlu olduğunu ortaya koydu.]

Ardından soruşturma genişliyor. MASAK ve MİT de sürece müdahil oluyor.

MASAK, Gün’ün “halihazırda herhangi bir ticari işletmesi bulunmamasına rağmen yüklü miktarda yurtiçi yurtdışı para transferlerinin bulunduğu, hesaplarında 85 (seksen beş) milyon Türk Lirası tutarındaki paranın nakit olarak çekiminin gerçekleştirildiği ve bu tutarın kullanımına ilişkin herhangi bir alım-satım kaydına rastlanılmadığı” bilgisini rapor ediyor.

Başsavcılık, Hüseyin Gün’ün esas olarak İngiliz istihbaratına bilgi verdiği iddiasında.

Başlı başına skandal: Meğer Suriye’yi kast ediyorlarmış

Başsavcılığın kamuoyuna ilk açıklamasında, Gün hakkında “farklı ülkelerde gerçekleşen darbe girişimi/iç karışıklık olayları ile alakalı hususlar” ibaresi geçiyordu. Ayrıntılı açıklamada, kastedilenin, Suriye’deki muhalif gruplar olduğu anlaşıldı:

[Gün’e ait belgeler içerisindeki bilgilerden] İngiltere lehine faaliyet gösterdiği değerlendirilen İstihbarat elemanları ya da İngiltere ülkesinde siyasi faaliyetlerde bulunan şahıslara ülkemiz geneli konularda bilgi aktarımında bulunduğu, Suriye ülkesinde meydana gelen savaş ile alakalı muhalif grupların siyasi ve maddi olarak desteklenmeleri gerektiği yönünde içeriklerin bulunduğu (...)

Açıklamanın bu kısmı özellikle dikkat çekici, çünkü daha 2011 yılından, yani Suriye’deki protestoların silahlı şiddet eylemlerine dönüşmesinden bu yana şu veya bu şahıs değil, bizzat Türkiye hükümeti ve devleti, iç karışıklığı körüklemiş, silahlı gruplara her türlü desteği vermişti. Başsavcılığın açıklamasında, tüm iktidarın elbirliğiyle yürüttüğü politika, “suç” olarak kayda girmiş görünüyor.

Başsavcılık, Hüseyin Gün’ün, Gülenci şef Mustafa Özcan’la yüz yüze görüştüğünü ve bu kişiden öneriler aldığını da not ediyor, ancak detay vermiyor.

Yabancı istihbaratla ilişkiler

Hüseyin Gün’ün yabancı istihbaratlara çalıştığına dair somut bilgi olarak, Chris McGraht isimli İngiliz’le kurduğu ilişki aktarılıyor. Bu kişi, Clearwater Digital isimli bir şirkette Genel Müdür. Aynı zamanda başka siber güvenlik şirketlerinde danışman.

MİT, McGraht’ın “özel sektöre katılmadan önce 11 yılı aşkın kamu görevi süresince askeri ve istihbarat topluluğunda görev yaptığı, istihbarata karşı koyma, terörle mücadele ve uyuşturucuyla mücadele operasyonlarında yer aldığı, Pakistan, Afganistan ve Kolombiya'daki 'insan avı' operasyonlarını desteklemek amacıyla İngiltere Teknik İstihbarat Servisi (GCHQ) bünyesindeki unsurların yönlendirilmesi ve bilgi toplanması hususlarını yönettiği, 2009 yılında özel sektöre geçiş yaptığı” bilgilerini paylaşıyor.

Açıklamada, Hüseyin Gün’le McGraht’ın esas olarak WhatsApp, fakat kimi zamanlarda da Wickr üzerinden yazıştıklarına işaret ediliyor. Wickr, Snapchat benzeri bir anlık mesajlaşma uygulaması.

Hüseyin Gün'ün, McGraht'la yaptığı söylenen yazışmalarda, Binali Yıldırım'ın 1994 yılında İDO Genel Müdürü'yken İçişleri Bakanlığı müfettişlerince yolsuzluk yaptığının tespit edildiği eski tarihli haberin kupürü paylaşılıyor ve "bunun, doğrudan İmamoğlu'yla ilişkili olduğu algılanmayacak hesaplar üzerinden yayılmasının, özellikle muhafazakar seçmenler arasında etkili olacağı" söyleniyor.

Mesajlaşmaların içeriği ne?

Savcılığın iki isim arasındaki WhatsApp yazışmalarından öne çıkardığı noktalar şunlar:

  • Eski Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin olduğu, uzaktan çekilmiş bir fotoğrafı McGraht’ın Gün’e yollaması
  • McGraht’ın, yurtdışından 6 kişilik bir ekibin İstanbul’a geleceğini bildirmesi

Ardından savcılık, Wickr üzerinden yapılan yazışmalarda, İngilizce yazılmasından Clearwater kaynaklı olduğu anlaşılan şu noktalara işaret ediyor:

  • Şirketin dijital analistinin, İmamoğlu’nun “FETÖ  ve PKK’yle bağlantılı” olduğu ve CHP’nin “başörtüsü karşıtı” olduğu yönünde bir propaganda hazırlığı tespit edildiği
  • 70 bin gönüllünün harekete geçirilmesi ve bunlara İmamoğlu’nun her sabah çıkaracağı bültenin gönderilmesinin önerildiği
  • İmamoğlu’na karşı asılan afişleri kimin astığı sorusunun yanıtını içeren bilginin gönderildiği
  • İBB’nin dijital veritabanının kopyası meselesinde riskleri azaltmak için hassas dijital araçlar kullanıldığı bilgisinin paylaşıldığı
  • Murat Ongun’un cep telefonuna bir WhatsApp grubu üzerinden kötü amaçlı yazılım yüklendiği bilgisinin paylaşıldığı ve tüm CHP ekibinin bilmedikleri bağlantılara tıklamamaları konusunda uyarıldığı.

Bu mesajlaşmalar ne anlama geliyor?

Başsavcılığın paylaştığı bilgi ve mesajlaşma görüntüleri okunduğunda, Necati Özkan’ın seçim kampanyası kapsamında Hüseyin Gün’le birlikte çalıştığı ve Clearwater isimli şirketten dijital alanda destek hizmeti alındığı anlaşılıyor.

Seçim kampanyalarının sosyal medya manipülasyonları, yabancı şirketlerin dijital danışmanlığı gibi boyutlarının olması ve AKP dahil tüm partilerin kampanyalarında bu alana büyük harcamalar yapması, zaten başlı başına sorun.

Ancak İmamoğlu ekibinin 2019’daki kampanyada aldığı bu hizmetin nasıl “yabancı devletlere casusluk” kapsamında girdiği, Başsavcılığın açıklamasından anlaşılmıyor.

Hüseyin Gün’ün yazışmalarında, seçim kampanyasının olağan gündemlerinin dışında meselelerde de Clearwater’la yazışmalar yaptığı anlaşılıyor. Bunların ne anlama geldiği, daha fazla verinin ortaya çıkmasıyla mümkün olabilir.

Merdan Yanardağ’a dair hiçbir şey yok

Bugün gözaltına alınan TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’a ilişkinse, Başsavcılığın ayrıntılı açıklamasında da hiçbir somut unsur yok. 

Yanardağ’ın Hüseyin Gün’le irtibatlı olduğu söyleniyor ve “menfaat temin etmek suretiyle seçim sürecinin basın ayağını organize ettiği ve 2019 yerel seçimlerinde yabancı istihbarat servisleri ile iştirak halinde seçimlerin manipüle edilmesi noktasında faaliyette bulunduğu” öne sürülüyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.