Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Hiranur Aygar cinayetinde karanlık 73 dakika: ‘Sanıklar kasten öldürme suçundan en ağır şekilde cezalandırılmalı’

Mersin’de 16 yaşındaki lise öğrencisi Hiranur Nilgün Aygar’ın katledilmesine ilişkin davanın üçüncü duruşması görüldü. Sanıkların cinayet sonrası yaptığı yoğun telefon trafiğinin aydınlatılması istenirken, mahkeme savcının mütalaasını hazırlaması ve yeni tanıkların dinlenmesi için duruşmayı 24 Nisan’a erteledi.

İrem Yıldırım

Yayın Tarihi: 13.03.2026 , 17:39

Mersin'de başından vurularak katledilen 16 yaşındaki Hiranur Nilgün Aygar davasında adalet arayışı sürüyor. Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen üçüncü duruşmada, tutuklu sanıklar 19 yaşındaki H.A.Ş., 27 yaşındaki M.Z. ve 20 yaşındaki N. Ç.’nin tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Mahkeme heyeti, cinayet gecesi sanıkların yaptığı çok sayıda telefon görüşmesinin içeriğinin aydınlatılması ve bu kişilerin tanık olarak dinlenmesi için duruşmayı 24 Nisan’a bırakırken, dosya mütalaa hazırlığı için Cumhuriyet Savcısına verildi.

Duruşmaya Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile Mersin Kadın Dayanışma Komitesi (KDK) gönüllü Avukatı Derya Demir, dernek temsilcileri, Mersin Kadın Dayanışma Komitesi, Mersin Barosu, Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Hiranur’un ailesiyle arkadaşları katıldı.

Cinayet sonrası yoğun telefon trafiği ve görüşmeler

Hiranur'un ölümü hâlâ tam olarak aydınlatılabilmiş değil. Hiranur'u öldürenler olayın tekel büfesinin önünde, araç içerisinde gerçekleştiğini iddia ediyor. İncelenen kamera görüntülerine göre, aracın o gece tekel önüne geldiği görülüyor ancak büfenin sahibi bir şey duymadığını söylüyor. Avukatlar ilk günden bu yana yaz günü kimsenin bir şey duymamasının pek mümkün olmadığını bu nedenle cinayetin sanıkların öne sürdüğü gibi tekelin önünde işlenmediğini düşünüyor.

Davanın en dikkat çekici noktalarından birini, Hiranur’un vurulduğu an ile hastaneye ulaştırıldığı an arasındaki 73 dakikalık “karanlık” süreç. Dosyaya giren HTS kayıtları, sanıkların bu süre zarfında iddia ettikleri gibi “şok ve panik” içinde olmadıklarını, aksine yoğun bir iletişim trafiği yürüttüklerini kanıtlıyor.

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile Mersin Kadın Dayanışma Komitesi gönüllü avukatı Derya Demir, sanıkların cinayet sonrası çok sayıda kişiyle irtibat kurduğunu belirterek bu görüşmelerin içeriğinin aydınlatılmasını talep etmişti. Mahkeme, bu talebi yerinde bularak söz konusu kişilerin tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Sanık H.A.Ş.’nin, Hiranur ölüme terk edilmişken Wi-Fi üzerinden “kuzen” olarak kayıtlı bir şahısla uyuşturucu ticareti ve para transferi üzerine soğukkanlılıkla mesajlaşmaya devam ettiği bilirkişi raporlarıyla sabitlenmiş durumda. Sanıkların H.A.Ş.’ye ait kokoreç tezgahına giderek burada görüşmeler yaptıkları, ardından tekrar Hiranur'un bırakıldığı yere döndükleri KGYS kayıtlarıyla ispatlandı.

73 dakika boyunca ölüme terk edildi

Sanıklar savunmalarında olayın bir “şaka” olduğunu iddia etse de teknik verilerin planlı bir cinayete işlendiği Demir tarafından duruşmada ortaya konuldu. Olayın gerçekleştiği yer ile Mersin Şehir Hastanesi arası araçla sadece 5 dakika mesafede olduğu, sanıkların Hiranur’u tam ters istikametteki ıssız Üseli Deresi mevkiine götürerek 73 dakika boyunca beklettikleri ortaya çıktı. Avukat Derya Demir, bu sürenin tıbbi yardım şansını kasten yok etmek ve delilleri karartmak için kullanıldığını vurguladı. Sanık N.Ç.’nin aracı hastane yerine dere yatağına sürerek “Müşterek Fail” sıfatıyla hareket ettiği, sanık M.Z.’nin ise yardım çağırmayıp delil karartma sürecine aktif katılarak kasten öldürmeye iştirak ettiği belirtildi.

Sanıkların cinayet cinayet mahali olduğunu öne sürdüğü yer.

Ayrıca, aracı kullanan sanık N.Ç.’nin el svaplarında atış artığının tespit edilmesi, silahın sanıklar arasında el değiştirdiğini ve suçun birlikte işlendiğinin kanıtı olduğunu söyleyen Demir, Hiranur’un olay gecesi bir arkadaşına gönderdiği mesajlarda silahtan duyduğu korkuyu açıkça ifade etmesinin de sanıkların “şakalaşıyorduk” savunmasını tamamen çürüttüğünü vurguladı.

Öte yandan kamera kayıtları ve zaman akışı sanıkların “şaka” iddiasını bilimsel olarak imkansız olduğunu gösterdiği belirtilirken, aracın Mert Tekel önünde durmasıyla hareket etmesi arasında sadece 20 saniye bulunduğu ve bu sürenin, iddia edildiği gibi bira alıp, şakalaşıp, kazara silah patlaması için yeterli olmadığının altı çizildi.

‘Bir çocuğu başından vurup ıssız bir yere atmışlar’

Demir, “Sanıklar bir çocuğu başından vurup ıssız bir yere bırakıyor ve ardından sahte senaryolarla yargıyı yanıltmaya çalışıyor” dedi ve bunun “insanlık onuruyla bağdaşmadığını” vurguladı. Bu kapsamda, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 82/1-e (Çocuğa karşı) ve 82/1-h (Bir suçu gizlemek amacıyla) maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenirken; sanıklar hakkında TCK m. 62 (İyi hal indirimi) ve diğer takdiri indirim nedenlerinin kesinlikle uygulanmaması talep edildi.

Mahkemeden talep edilen bir diğer kritik nokta ise “suçun organize niteliği” oldu. Cinayet gecesi sanıkların yoğun telefon trafiği içinde olduğu kişiler hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulması istendi. Sanıkların rolleri ne olursa olsun, fiil üzerinde ortak hakimiyet kurdukları ve fikir birliği içinde hareket ettikleri vurgulandı. Bu kapsamda tüm sanıkların TCK 37. madde delaletiyle 'Müşterek Fail' sıfatıyla, kasten öldürme suçundan ayrı ayrı en ağır şekilde cezalandırılmaları istendi. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile KDK gönüllü avukatı Demir, özellikle cinayet sonrası sanıklarla iletişime geçen ve delil gizleme şüphesi taşıyan tüm isimlerin soruşturmaya dahil edilmesini beklediklerini mahkemeye bildirdi.

‘Sıfırdan delil toplamaya çalışıyoruz’

Duruşma sonrası açıklama yapan avukat Derya Demir, soruşturma aşamasındaki eksikliklere dikkat çekerek, “Sanıklardan Hüseyin'in uyuşturucu ticareti yaptığı, tüm dosya kapsamında yer alıyor. Hiranur’un ailesi de bizler de en başından beri Hiranur’un bir çete tarafından öldürülmüş olma ihtimali üzerine duruyoruz. Maalesef savcılık aşamasında hiçbir delil toplanmamış olması bizi zor durumda bıraktı; adeta sıfırdan delil toplamaya çalışıyoruz. 31 Ağustos 2025 tarihinde olan cinayetin üzerinden aylar geçmesine rağmen hala deliller tam olarak toplanmış değil. Hâlâ suçun nasıl işlendiğine dair büyük şüpheler devam ediyor. Dolayısıyla bu soruşturma makamlarının eksikliğinin cezasını aslında adalet arayışında olan bizler ve aileler çekiyor. Bu dosyanın peşini bırakmaya hiç niyetimiz yok. 24 Nisan’da olacak duruşmaya yine kamuoyunun çok desteğine ihtiyacımız var. Tüm çocukların yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Duygu Akat Özkale devletin çocukların yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü hatırlatarak, bireysel silahlanma ve çeteleşmeye karşı önleyici tedbirlerin alınmamasını eleştirdi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.