Sayfa yolu
Hepsinin ayarları bozuldu: Özel meğer Esad'a gitseymiş 'İktidarı bırak' diyecekmiş ama iç işlerine karışmayacakmış
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 13.12.2024 , 12:15 Güncelleme Tarihi: 13.12.2024 , 14:49
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Habertürk TV'de katıldığı programda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Özel’in 7 Aralık’ta Kilis’te söylediği, “Bir an önce Esad ile gerekli temas sağlanmalı, çatışma ortamı durdurulmalı. Bu konuda gerekli uluslararası temaslar sağlanmalı” sözleri oldukça tartışıldı.
"Esad konusundaki bu süreci öngöremediniz mi, neden böyle bir şey söylediniz" sorusu üzerine, "Ben bunu 7’sinde söylemişim. Bir gün önce 6 Aralık’ta Cumhurbaşkanı ne söylemiş: 'Esed’e bir çağrımız olmuştu; Gel, görüşelim, Suriye’nin geleceğini birlikte belirleyelim, tayin edelim demiştik. Ne yazık ki Esed’den olumlu bir cevap alamadık. Bütünüyle bölgede devam eden bu sıkıntılı yürüyüşler arzu ettiğimiz şekilde değil. Gönül bunları istemiyor. Maalesef bölge sıkıntıda'. Ertesi gün zafer. Şimdi, Erdoğan burada otursa benim yaptığım mı daha çok eleştirilecek bir şey?" ifadesini kullandı.
Ne dediğinin farkında olduğunu söyleyen Özel, HTŞ’nin Lazkiye’ye gidip katliam yapmasının önüne geçilmesi için Esad’la görüşülmesi gerektiğini vurguladığını söyledi ve “Esad ile uluslararası temas sağlanabilirse Şam düşmeden evvel belki oraya uluslararası anlamda birtakım güvenceler sağlanırdı, BM güvenlik gücü düşünebilirdi, TSK üstüne düşeni yapabilirdi” dedi.
'Umarım Suriye rejimi Afgan rejimine evrilmez'
Suriye konusunda Erdoğan’ın haksız çıktığını dile getiren Özel, Esad-Erdoğan ilişkinin tutarsızlıklar barındırdığını belirtti. Özel, Erdoğan’la görüştüğü dönemde de Esad’ın “diktatör, işkenceler yapan bir devlet adamı” olduğunu ifade etti. Esad’ı düşmanlaştıran Erdoğan’ın ancak kendisinin Esad’la görüşme girişiminde bulunduğunda benzer bir söylem takındığını öne sürdü ve “Esad ile görüşme istememiz, benim inisiyatif alacak olmamın kendisini tetikleyen süreç olduğuna inanıyoruz. ‘Ben de Esad ile görüşeceğim’ dedi ve Esad’dan görüşme istedi. Bu sefer Esad kabul etmedi. Oysa eli kanlı diktatörle görüşmeyecekti. Bu tutarsızlıkları yazalım” dedi.
“Umarım Suriye rejimi Afgan rejimine evrilmez” diyen Özel, Erdoğan’ın “Şam rejiminin yasını tutmaktan süratle vazgeçsin” sözlerine de “Ben tatile gitmedim ki onunla, onun yasını tutayım. Ya da ‘Ben onun elini tutmam’ deyip sonra randevu almak için peşinde koşmadım ki yasını tutayım” diyerek yanıt verdi.
Esad ile konuşsa ne diyecekti?
Özel, HaberTürk TV’de şunları kaydetti:
“Biz hiç zikzak yapmadık. Ben Şam’a gitseydim -Erdoğan da gitse farklı bir şey söylemeyecekti eminim ama- Esad ile konuşsaydım bu ülkede bu iktidarın sürmeyeceğini; sonunun Irak’tan, Libya’dan, Kaddafi’den, Saddam’dan farklı olmayacağını; kendi için, çocukları için, ailesi için doğru olanın da belli bir sürede bir geçiş hükümetine iktidarı devretmesi ve demokratik olarak Arap Alevilerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin, tüm mezheplerin, Dürzilerin, Hristiyanlar da dahil temsil edildikleri bir ulusal meclis ve demokratik parlamentonun doğru olacağını söyleyecektim. Zaten bu olsa Suriye’de barış olurdu. Ancak böyle bir barış olursa Suriye’deki sığınmacılar oraya gider. Çünkü demokrasi varsa ekonomi iyiye gider, demokrasi varsa askeri ve siyasi istikrar sağlanacaktır. O zaman herkes dönecektir. Suriye’ye gidip Esad’a ‘Gel tavla oynayalım’ demeyecektik ki. Erdoğan da demez. Onun da Suriye’nin tüm kesimlerinin temsil edildiği bir yönetime kavuşmasını telkin edeceğini düşünüyorum.”
‘Biz Suriye’ye sadece demokrasi telkin ettik’
“Eğer Erdoğan-Esad görüşmesi gerçekleşseydi muhalifler ve HTŞ, Erdoğan ve Türkiye’den çekinip bu saldırıyı gerçekleştirmemiş, bugün Şam düşmemiş mi olacaktı sizce" sorusu üzerine, "Bu işin sonuna geldiği görülüyordu. Bir günde düşmeyecekti. Belki 10 günde, 20 günde, 50 günde ama düşecekti. Esad’ın görüşmemesi şöyle hata: Görüşse, doğru bir çıkış planı bulunsa… Lazkiye'de onlara otonom bölge sağlanıp Esad’ın güvenliğinin sağlandığı bir bölge teklif edilerek iktidarı devretmesi, kendisinin -belki bugün olduğu gibi ama- daha onurlu bir çıkışla ülkeyi terk edip Suriye’de geçiş hükümetine, demokrasiye doğru adım atmasını göze alsaydı bu hale gelmezdi, ülkesinden böyle kaçmazdı. Biz Suriye’ye sadece demokrasi telkin ettik. Ben Suriye’de Baas rejimi sürsün filan ister miyim? Ben niye isteyeyim yani?”
‘İbrahim Kalın bir devlet memuru, gidişini bir siyasi şov diye değerlendirmek istemem’
“İbrahim Kalın bir devlet memuru, AK Parti’nin temsilcisi değil. Her ne kadar fiilen bunu sekteye uğratacak işler yapsalar da İbrahim Kalın’a ‘Biz CHP olarak Türkiye’nin menfaatleri neyi gerektiriyorsa orada dururuz’ dedim. İktidarla taban tabana zıt olduğumuz bir sürü nokta var ama Türkiye’nin menfaatlerinde birlikte oluruz. Eleştireceğimiz zaman en sert eleştiririz ama kurumları devletin kurumu sayarız. Bu kurumun başkanı Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor olabilir, o Cumhurbaşkanı bir partinin genel başkanıdır ve bu arızi bir durumdur. Ama adında ‘milli’ olan bu kuruma benim de AK Parti’nin de MHP’nin de İYİ Parti’nin de eşit mesafede olmamız ve bize eşit mesafede olması gereken bir kurum olarak görürüm ben. O yüzden de bugünkü gidişini bir siyasi şov filan, falan diye değerlendirmek istemem.”
‘Erdoğan’ın Emevi Camii’ndeki namazının kazasını yapmak da MİT Başkanı’na düşmez’
"Emevi Camii’nde namaz meselesi, 2012 yılında Erdoğan’ın ağzından çıkmıştı. 12 yıl geçti. Bu namaz, o namaz değil. Erdoğan gidip kılarsa da o namaz değil. O iki namaz arasında 283 şehit, ölen bebekler, 200 milyar dolar kayıp, dünya kadar Türkiye’ye sığınmış ve sonu ne olacağı belli olmayan sığınmacı var. O namaz, o gün olsaydı o namazdı. Erdoğan’ın Emevi Camii’ndeki namazının kazasını yapmak da MİT Başkanı’na düşmez. MİT Başkanı devlet memurudur."
‘Şimdi Erdoğan’ın ‘PYD terör örgütü mü değil mi’ sorusuna hızlı bir yanıt vermesi lazım’
Özel, “Suriye’nin yeni yönetimiyle irtibat kurmayı düşünüyor musunuz” sorusuna da şu yanıtı verdi:
"Hayır, şu an için öyle bir şey düşünmem. Ama Suriye’de demokrasiye doğru bir adım atılır, gerçek bir geçiş dönemi hükümeti kurulursa, o hükümet tüm kesimleri temsil ediyorsa biz de o hükümetle CHP olarak ilişki kurarız. Ama bugünkü hükümet HTŞ denen, İdlib'de güvenliği TSK tarafından alınan, içinde dünya kadar cihatçı unsurların olduğu, daha yedi-sekiz yıl öncesine kadar insanlık dışı muameleleri olan, BM raporlarında işkence yaptığı söylenen, BM kararına göre terör örgütü olan, Türkiye’nin terör örgütleri listesinde HTŞ. Bu yapıya ‘devrimci, direnişçi’ deniyor. O yapının başındaki kişinin çeşitli örgütleri kurduğu, cihatçı olduğu, IŞİD’çi olduğu, bu gerçeklerin hiçbiri değişmedi. Kravat takmakla bu işler bitmez. Irak’tan ve Libya’dan uluslararası toplumun ya da bu meseleyi tasarlayanların aldıkları dersler gereği herhalde; bunlara devlet dairelerine saldırmamaları, yağmaya girişmemeleri, kadınlara karşı olumsuz tutumlar içinde olmamaları -ki orada çelişkili durumlar da yaşandı- ama şu andaki tutumları, HTŞ’yi kendi haline bıraksan yapacağı işler değil. Amerika ile İsrail yaptırıyor. Şüphe yok. Bu HTŞ’den demokratik yapı çıkmaz. Ama anlaşılan o ki HTŞ, HTŞ adıyla ve terör örgütü olarak tarihteki yerini alacak. Bu yeni devrim bayrağıyla olan yapıya başka isim verilecek. Bir yandan da PYD de aynı bayrağı kullanmaya karar vermiş. Erdoğan’a sormak lazım şimdi. ‘PYD terör örgütü mü değil mi’ diye. Çünkü yeni bayrağı kullanmaya karar verdi ve kendi bayrağını kullanmıyor. Bundan sonra Fırat’ın doğusundaki ve devrim bayrağını kullanan yapıyı terör örgütü olarak mı görecek, görmeyecek mi? Bence Erdoğan’ın bu soruya bir hızlı yanıt vermesi lazım."
‘'Suriye'yi Suriyeliler yönetsin’ sözü kıymetli bir söz’
“Bazı iktidara müzahir kalemler, Twitter hesapları 'Toprak kazandık. Orayı aldık.' Bir karış toprağımızı vermeyiz, kimsenin bir karış toprağında gözümüz yok demiştim ben 6'sında. Erdoğan da geçen gün ‘Kimsenin toprağında gözümüz yok’ dedi. ‘Suriye'yi Suriyeliler yönetsin’ sözü kıymetli bir söz. Bu hatta gidersek ve gerçekten Suriye'de Alevisiyle Sünnisiyle, Kürdüyle Türkmeniyle bütün yapıların geleceğini hep birlikte birlikte yaşayabilecekleri bir formüle katkı sağlarsak bu durumda da Suriye yaşanabilir bir yer olursa -ki bizim bir paket önerimiz de var- Türkiye'deki Suriyelilerin de memleketlerine dönmesini barışçıl yoldan sağlarız. Bu noktada doğru adımları atarsa hükümet, biz destekleriz. Ben şunu desteklemem: Eğer Erdoğan Suriye'deki yapıda Kürtlerin temsilcisi olmasın derse yanlış yapar. O zaman ona itiraz ederim. Bu kadar yoksulluktan, savaştan, diken üstünde yaşamaktan onlar da demokrasiyi hak ediyor.”
‘Bu süreçle ilgili İbrahim Kalın'dan bir şey duymadık’
CHP Genel Başkanı, "Tekrar bir bilgi almayı düşünüyor musunuz Kalın'dan Suriye'deki gelişmelerle ilgili talebiniz olacak mı?" sorusunu; "İhtiyaç duyarsak geri durmayız ama Sayın Kalın'ın bize yaptığı ziyarette PKK, IŞİD ve FETÖ konusunda üç ana bilgilendirme vardı ama bugün Suriye'de yaşananlarla ilgili o günkü Suriye dengelerini anlattığı, orada bir kusur atfetmem kendisine ama bugün olanlarla ilgili biz böyle yaşanacak bu süreçle ilgili İbrahim Kalın'dan bir şey duymadık" diye yanıtladı.
Özel, "Bizim Suriye için bir paket önerimiz olacak. Böyle bir paketi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin düşünmesi lazım" ifadesini kullandı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
