Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Hepsi oradaydı: Bir gazete baskınından çok daha fazlası...

Öyle bir saldırı ki bu, parçası olmayan yoktu. İşaret fişeğini atan CHP’li Hüseyin Cahit Yalçın oldu. Elde taşlar ve sopalarla gazeteyi basanlar arasında Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Erbakan vardı. Hepsi el birliğiyle “komünist” avına çıkıp bir gazeteyi yok ettiler. Gelin sizinle o günlere, Tan baskını günlerine gidelim. Herkesin orada olduğu bu saldırının arkasındakilere bakalım.

Ali Ufuk Arikan

Yayın Tarihi: 04.12.2025 , 00:17 Güncelleme Tarihi: 04.12.2025 , 14:13

İnsanlık tarihinin gördüğü en barbar saldırıya karşı büyük bir direniş tam yanı başımızda sürüyordu.

Nazilerin 20 milyon Sovyet yurttaşının hayatına mal olan korkunç saldırısı devam ederken içerde güçlü bir Hitlerci akım ortaya çıkmış, Cumhuriyet gazetesi gibi hükümete yakın yayınlar Hitler’in açık taraftarı olmuştu.

Doğrudan faşist Almanya tarafından fonlanan, ceplerine para doldurulan milliyetçi ve gericiler gazetelerinde, köşelerinde küfürler saçarak solu hedef alıyor, bu sırada baş düşmanlarından biri olarak da Zekeriya ve Sabiha Sertel çiftini seçiyordu.

Komünist Nâzım Hikmet’in yakın dostlarıydı ikisi de, bu bile başlı başına büyük suçtu. Üstelik "İlk profesyonel Türk kadın gazeteci" sıfatını taşıyan Sabiha Sertel de Nâzım Hikmet gibi TKP’liydi.

Çıkardıkları gazete, Tan, o kadar canlarını sıkıyordu ki, her tür çirkin saldırıya rağmen gazetenin etkisini kırmak konusunda çaresiz kalıyorlardı.

Özellikle Cumhuriyet gazetesi Sabiha Sertel'e ilişkin karikatürler yayımlıyor, onu "Bolşevik dudusu", "eli maşalı çingene" sözleriyle açıktan hedef alıyordu. Tüm bu saldırıların nedeni  Nazi yanlısı propagandaya karşı sert ve etkili yazılar kaleme almasıydı. Gazete geçici olarak kapatıldığında İçişleri Bakanı Şükrü Kaya gazetenin tekrar yayına başlaması için koştuğu şart, Sabiha Sertel'in yazı yazmamasıydı. Öyle bir korku yaratmıştı bu isim.

Sonunda savaş bitmişti, ceplerine paralarını koyan Naziler tarihin çöp sepetine atılmıştı. Bu yüzden saldırganların bir bölümü kendilerine yeni kıble arıyorlardı.

Çok sürmedi, buldular...

Nazilerden sonra direksiyonu hızlıca “hür dünyaya” Amerikaya kırıp, Sertelleri bu kez de genlerine işleyecek Amerikancılıkla hedef alacaklardı.

Sabiha Hanım gazetesinde “zincirli hürriyet” dediğinde çılgına dönenler, CHP’ye yakın Tanin gazetesinde, Hüseyin Cahit Yalçın’ın “Kalkın ey ehli vatan” yazısıyla adeta talimat alıyordu.

Bu yazı 3 Aralık tarihliydi ve saldırının işaret fişeğiydi.

CHP'li Yalçın'ın saldırının işaret fişeği olan yazısı

Savaşta açık Hitlercilik yapan Cumhuriyet’te de durum farklı değildi. Cumhuriyet saldırının olduğu günün sabahında Sertellerin büyük ilgi çeken Görüşler dergisi çıkışını hedef alıyor, Görüşler’in G’sini orak ilan edip, hani bunun çekici diye soruyordu.

Cumhuriyet gazetesi orak çekiç arıyor...

Cumhuriyet daha düne kadar faşist Hitler destekçiliği yapıp fonlanmamış gibi komünizmle nazizmi birbirine eşitliyor, bunun talimatını da bu kez “hür dünya”dan alıyordu. 

Tanin’den Yalçın ise açık açık Amerikan övgüsü yaptığı yazısında Sertelleri hedef tahtasına oturtuyordu.

El birliğiyle yaptıkları hedef göstermeler sonucunda gerici ve ırkçı bir güruhu üniversiteler üzerinden harekete geçirdiler.

Kimler yoktu ki aralarında…

Süleyman Demirel, Turgut Özal, Necmettin Erbakan oradaydı. 

Meraklı kalabalıkla, "yürüyün dediler, yürüdük ama baskında yoktuk" diyen İlhan Selçuk da Tan için yola dökülenlerdendi.

Selçuk, o günkü yürüyüşün önde gelenlerinin daha sonra Demokrat Parti’den vekil olacağını da söylüyordu.

İktidarda CHP, cumhurbaşkanlığı koltuğunda İnönü, başbakanlık koltuğunda Şükrü Saraçoğlu vardı.

Kısacası düzenin tüm adamları oradaydı.

Gazeteyi basıp yakıp yıktılar.

Tanin ve Cumhuriyet saldırıyı manşetten kutladılar

Hedefleri Sertelleri çırılçıplak soymak, kızıla boyamaktı.

Bunu başaramadılar ama bir gazeteyi el birliğiyle yok ettiler.

Zekeriya Sertel saldırı gününü şöyle anlatıyordu:

4 Aralık 1945 gününün sabahı üniversiteli faşist gençler ellerinde önceden hazırladıkları baltalar, balyozlar ve kırmızı mürekkep şişeleriyle matbaaya saldırdılar. Orada bekleyen polisler olup bitene seyirci kaldılar. Görevlerini yapmaya kalkmadılar. Göstericiler, baltalarla matbaa kapısını kırıp içeri girdiler. Makinaları balyozlarla kırdılar. Binanın camlarını indirdiler. İçindeki eşyayı kırıp döktüler. Sonra ellerinde kırmızı boya şişeleriyle “Serteller nerede” naralarıyla bizleri aramaya koyuldular. Amaçları, bizi çırılçıplak soyup üzerimize kırmızı boya dökmek ve akabinde önlerine katıp sokaklarda “İşte kızıllar” diye sergilemekti.

Sonrasında da başlarına tek bir şey gelmedi, ödüllendirildiler.

Ertesi gün dönemin CHP basını “üniversite gençlerini” Tan baskını dolayısıyla tebrik ediyordu, Başbakan Saraçoğlu da öyle…

Evet, suçlu belliydi, Serteller hedefteydi.

Gazeteleri yok edilmiş, üstüne de kendileri yargılanmıştı.

Düzen rotasını teyit için tüm unsurlarıyla birlikte bir gazetenin tepesine çökmüş, "hür dünyaya" kendini kanıtlamıştı.

1945 Aralık'ında, savaşın sonlanmasının üzerinden henüz birkaç ay geçtikten sonra yaşanan bu saldırı, anti-komünist histerinin en kanlı canlı şekilde ayağa kaldırıldığı örneklerden biri oldu. O günden sonra da düzenin ihtiyaç duyduğu her an yeniden diriltildi. İpleri dışarda dedikleri yurtseverleri, komünistleri önce Hitler, sonra da Amerika talimatıyla hedef alanlar, kendileri değilmiş gibi...

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.