Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Hekimlik Andı sansürleniyor: ‘Toplumsal düzen ve mevcut siyasi iktidarın gerici konumuyla ilişkili’ 

Pek çok tıp fakültesinde Hekimlik Andı’nın fakülte idareleri tarafından sansürlenmesine karşın öğrenciler sansürü hep bir ağızdan deliyor. Sansürü, tıp fakültesi öğrencileriyle konuştuk.

Yekta Armanc Hatipoğlu

Yayın Tarihi: 04.07.2024 , 11:46 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

AKP’nin akademiye hâkim olması, akademik anlamda pek çok kısıtlamayı beraberinde getiriyor. Tıp fakültesi öğrencilerinin okuduğu “Hekimlik Andı” olarak da bilinen Hipokrat Yemini’nindeki belli kısımların sansürlenmesi de bu akademik kısıtlardan biri.

Son olarak Ordu Üniversitesi’nde yaşanan sansür, öğrencilerin tepkisini çekti. Yeminin “Görevimle hastam arasına; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim, milliyet, politik düşünce, ırk, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime…” diye geçen kısmından “cinsel yönelim” ifadesi çıkarıldı. Dekan Yardımcısı Tuba Gül tarafından uygulanan sansürü öğrenciler hep bir ağızdan “cinsel yönelim” diyerek deldi. Öğrencilerin sansürü delmesinin ardından veliler de alkışlarla öğrencilere destek verdi. Olayın ardından kokteyl için hazırlanan alandaki kuru pasta, su ve meşrubatlar kaldırıldı.

Hipokrat Yemini’ne yapılan sansürün önemli bir kısmını “cinsel yönelim” oluştursa da yemine uygulanan sansür bununla sınırlı değil. “Onur” yerine “namus” kelimesinin getirilmesi, “etnik köken” kısmının sansürlenmesi de Hipokrat Yemini’nde değiştirilemeye ve yok sayılmaya çalışılan diğer kısımlar.

Yemine uygulanan sansür Türkiye’deki üniversitelerin önemli bir bölümüne yayılmış durumda. Hipokrat Yemini’ne sansür uygulanan okullar arasında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi de bulunuyor.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (AYBÜ) Tıp Fakültesi dönem 3 öğrencisi Abdurrahman Sever, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Şeyma Tiryaki ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin bu yılki mezunu Ozan Arslan ile uygulanan “Hekimlik Andı sansürünü” konuştuk.

‘Laik akademiye saldırı’

Sever, AYBÜ’de edilen yeminin laik akademiye yapılan saldırılardan biri olduğunu söyleyerek sözlerine başladı. AYBÜ’nün gerici kişi ve kurumlarla kurduğu ilişkilerle gericiliğin akademideki kalesi haline geldiğini söyleyen Sever, öğrencilerin de ellerinde bir koz olduğunu hatırlatarak sözlerini noktaladı:

“Geçtiğimiz günlerde okulumuzun düzenlediği mezuniyet töreninde edilen yemin laik akademiye yapılan saldırılardan birisiydi. Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı ve kapsayıcı olmayan bu yemine öğrencilerden tepki geldiyse de yönetim tarafından ciddiye alınmadı ve bu gerici metin öğrencilere dayatıldı. ‘Onur’ yerine ‘namus’ kelimesinin konulması, cinsel yönelimin tanınmaması gibi ayrıştırıcı ifadelerle hekimleri hekimliğin etik değerlerinden uzaklaştırmaya çalışılmakta. Okulumuz Ülkü Ocakları’yla yaptıkları etkinliklerle, eski AKP milletvekili rektörleriyle, Kızılay Başkanı öğretim üyeleriyle, 'evrim yok tekâmül var' konferanslarıyla, dua tilavetli mezuniyet törenleriyle adeta gericiliğin akademideki kalesi haline geldi. Bu gericiliğe karşı elimizdeki en önemli kozumuz güçlü, örgütlü ve sıkı bir şekilde laiklik savunusu yapan bir öğrenci örgütü.”

‘Mesleğimizin değerlerine karşı yapılan herhangi bir müdahaleye boyun eğmemeliyiz’

AKP gericiliğinin LGBT bireylere karşı düşmanlığını hatırlatan Tiryaki, bu gerici ortama karşı hekimlere sorumluluk düştüğünü ifade etti. Tiryaki, hekimlik mesleğine karşı yapılan herhangi bir müdahaleye boyun eğmemek gerektiğini söyledi:

“Hekimlik Andı, fakülteyi bitiren hekimlerin kendilerine ve topluma verdiği sözler bütününü ifade eden evrensel bir metin. Son yıllarda üniversite yönetimlerinin metin içinde geçen ‘cinsiyet, cinsel yönelim ve etnik köken’ kavramları metinden çıkarmaya çalışmasına ve öğrencilerin ise hekimlik andının orijinal haline sadık kalarak hep bir ağızdan okumasına tanık oluyoruz. Yönetimlerin uygulamaya çalıştığı sansürün dayanağı tabii ki AKP gericiliği, bugün gelinen noktada LGBT karşıtı yürüyüş yapılmasına izin veren ve her fırsatta hedef gösteren bir hükümetten bahsediyoruz.

Burada en büyük sorumluluk biz hekimlere düşüyor. Mesleğimizi icra ederken karşımızdakinin insan olmasından başka hiçbir tanımın önemi olmadığını, bu mesleğe adım attığımız andan itibaren çıkarsız, ayrım gözetmeksizin ve eşit bir şekilde yerine getirmemizin gerekliliğini unutmamamız; mesleğimizin değerlerine karşı yapılan herhangi bir müdahaleye boyun eğmemeliyiz.”

‘Bu sansür yaşadığımız toplumsal düzenle ve mevcut siyasi iktidarın gerici konumuyla ilişkili’

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi bu yıl mezunlarından Ozan Arslan'sa, Hekimlik Andı’nda belli kısımların çıkartılmasının üniversite yönetimlerinin yetkileri dahilinde olmadığını söyledi. Arslan, yaşananların mevcut düzen ve iktidarla bağlantılı olduğunu ifade etti:

“Hekimlik Andı’nın sansürlenmesi ilk kez bu yıl başımıza gelmiyor. Hekimlik andını kısaca evrensel düzeyde kabul gören meslek ilkelerini tanıdığımıza, hekimliğimizi buna uygun biçimde icra edeceğimize, hastalarımız arasında ayrımcılık yapmayacağımıza dair verdiğimiz bir söz olarak tanımlayabiliriz. Bu antta yer alan ‘etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim’ kısmı, birkaç yıldır, bazı üniversite yönetimleri tarafından buna yetkileri olmadığı halde çıkarılıyor. Yani evrensel bir geçerliliği olan Hekimlik Andı bir düzeyde sansüre uğratılarak suç işleniyor. Bu suçta sorumluluğu olan tıp fakültesi dekanlarının ve üniversitelerde yönetici düzeyde bulunan birçok akademisyenin aynı zamanda hekim olmaları sebebiyle antta yer alan etik kurallara tabii olması ise oldukça ironik. Elbette bu sansür yaşadığımız toplumsal düzenle ve mevcut siyasi iktidarın gerici konumuyla ilişkili.”

'Bu düzeni değiştirme sorumluluğumuz var'

Arslan, sözlerine AKP’li yıllarda sağlıktaki piyasacı dönüşümü anlatarak devam etti:

“Hekimlik Andı özelinde gerçekleşen bu skandallar gericiliğin tıp alanına ve hekimlik mesleğine ilk saldırısı değil. Özellikle AKP iktidarı döneminde sağlık, gerici bir dönüşüme uğratıldı. Özelleştirmeler ve özel hastanelerin teşvik edilmesi yoluyla sağlık sistemi baştan aşağı piyasanın insafına bırakıldı. Toplumun sağlık hizmetine erişimini zorlaştıran 'hasta garantili' şehir hastaneleri ile yerli ve yabancı çok sayıda sermaye grubu zengin edildi. Bilimsel açıdan geçerliliği olmayan tıbbi uygulamalar devlet eliyle teşvik edildi. Türkiye bir 'sağlık turizmi' ülkesine dönüştürüldü. Daha birçok örnek sayılabilir. Bu gerici dönüşüm, Türkiye kapitalizminin sağlık alanını kâr edilebilecek bir sektör olarak görmesinin ve buna ihtiyaç duymasının sonuçlarıydı. Bu dönüşümü ancak hekimlerin zararına ve hekimlere rağmen gerçekleştirebilirlerdi. Bir tarafta derinleşen sömürü, şiddet; bir tarafta tıp fakültelerini de hedef alan gericilik bu dönüşümden hekimlere düşen paydır.”

Hekimlik Andı’nın başlangıcı ve bitişini hatırlatan Arslan, bu andı içmenin belli sorumluluklar yüklediğini söyledi:

“Ne mutlu ki, tıp öğrencileri ve genç hekimler kendilerine reva görülen koşulları kabul etmiyor. Hekimlik andının sansürlendiği tüm törenlerde genç hekimler bu uygulamaya direnerek mesleğimizin onurunu korudu. Hekimlik andı ‘Hekimlik mesleğinin bir üyesi olarak; yaşamımı insanlığın hizmetine adayacağıma...’ diye başlar, ‘Kararlılıkla, özgürce ve onurum üzerine, ant içerim’ diye sonlanır. Mevcut koşulları biraz önce anlattım. Bu koşullarda mesleğimizi ilkelerine uygun biçimde icra etmek için mücadele etmek zorundayız. Yaşamımızı insanlığın hizmetine adayacağımıza dair ant içtiysek, toplumun sağlığı ve esenliği için değil, bir avuç zenginin karı için var olan bu düzeni değiştirme sorumluluğumuz var.”

Hipokrat Yemini veya Hekimlik Andı’nın kısa tarihi ne, güncel hali nasıl?

Hekimlik Andı’nın tarihi hekimlik tarihine dayanıyor. Yazılı olarak bilinen ilk hekim andı yaklaşık M.Ö. 3000’de İmhotep tarafından yazıldı. Eskülap ve Hipokrat ile sürdü. 2.Dünya Savaşı sonrası, 1948’de kabul edilen Dünya Tabipler Birliği Cenevre Bildirgesi’nde “Din, ulus, ırk, parti politikaları ya da toplumsal durumla ilgili değerlendirmelerin görevimle hastamın arasına girmesine izin vermeyeceğim” ifadesi yer aldı.

Hekimlik Andı son olarak 2017 yılında Dünya Tabipler Birliği tarafından güncellendi. Hekimlik andı, böyle bir tarihsel süreçte ortaya çıktı; hekimlerin kendine, mesleğine ve topluma verdiği bir söz olarak gelenekselleşti.

Hekimlik Andı’nın güncel hali:

“Hekimlik mesleğinin bir üyesi olarak;
Yaşamımı insanlığın hizmetine adayacağıma,
Hastamın sağlığına ve esenliğine her zaman öncelik vereceğime, Hastamın özerkliğine ve onuruna saygı göstereceğime,
İnsan yaşamına en üst düzeyde saygı göstereceğime,
Görevimle hastam arasına; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce, ırk, cinsel yönelim, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime,
Hastamın bana açtığı sırları, yaşamını yitirdikten sonra bile gizli tutacağıma,
Mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma,
Hekimlik mesleğinin onurunu ve saygın geleneklerini bütün gücümle koruyup geliştireceğime,
Mesleğimi bana öğretenlere, meslektaşlarıma ve öğrencilerime hak ettikleri saygıyı ve minnettarlığı göstereceğime,
Tıbbi bilgimi hastaların yararı ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için paylaşacağıma,
Hizmeti en yüksek düzeyde sunabilmek için kendi sağlığımı, esenliğimi ve mesleki yetkinliğimi korumaya dikkat edeceğime,
Tehdit ediliyor olsam bile, tıbbi bilgimi, insan haklarını ve bireysel özgürlükleri çiğnemek için kullanmayacağıma,
Kararlılıkla, özgürce ve onurum üzerine, ant içerim.”

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.