Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Hatimoğulları: Suriye’de iç barışın güçlendirilmesi hem Türkiye’yi hem de bölgeyi güçlendirir

"Suriye’de de iç barışın demokratik bir zeminde güçlendirilmesi hem Türkiye’yi hem de bölgeyi daha da güçlendirecektir" diyen Hatimoğulları, Bahçeli'yi kast ederek, "Tehditkar ifadeler sürece katkı sunmuyor" ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 06.01.2026 , 16:18

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin grup toplantısında Türkiye ve dünya gündemini değerlendirdi.

Hatimoğulları, "Bizler yeni yıla girdik ama hasta tutsaklar, infazı yakılanlar hâlâ hapiste. AİHM kararları uygulanmadı. Sevgili Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Çiğdem Mater, Can Atalay hâlâ hapiste ve buradan sevgili Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Leyla Güven ve Ayşe Gökhan şahsında bütün siyasi mahpusların yeni yılını kutluyorum" dedi.

"Kürt meselesinde tarihi bir eşikten atlandı diye ifade ettik. Evet, iktidar ve devlet 2025'teki bu gelişmelere yakışacak adımları ve toplumsal beklentileri ne yazık ki henüz karşılayamadı" diye konuşan Hatimoğulları, "artık adım atma zamanı olduğunu" belirtti. Şöyle konuştu:

Barışı gerçekleştireceğimize, demokrasiyi bu topraklara armağan edeceğimize yürekten inanıyoruz. 2026'da barış ve demokrasiyi eşzamanlı büyütme ile karşı karşıyayız. Türkiye'de yaşanan temel sorun; barış için ortaya çıkan tarihsel imkan somut siyasal ve hukuki adımlarla karşılık bulmuyor. Süreç belirsizliklerle yönetiliyor. Zamana yayılıyor. Bu barışı ilerletmiyor. Barış açıklık, cesaret ve kararlı bir irade ister. Bu süreç niyet beyanıyla değil, Meclis'ten geçecek bir demokratikleşme ve barış paketiyle ilerleyebilir. Yapılması gerekenler somut. İlk etapta hızlıca bazı adımların atılması gerekiyor. Çok söyledik, çok tekrar ettik. Tekrar etmeye de devam edeceğiz. Sayın Abdullah Öcalan'ın özgür iletişim ve haberleşme koşulları sağlanmalıdır.

'Hızla yapılması gereken şey ortak konsensüsle bir raporun açığa çıkmasıdır'

"Partiler komisyona raporlarını verdi. Herkes kendi penceresinden kendi raporunu yazdı. Bundan sonra hızla yapılması gereken şey ortak konsensüsle bir raporun açığa çıkmasıdır" diyen Hatimoğulları, "Ortak rapor hazırlanırken kırmızı çizgiler dayatmak yerine çözüme hizmet edecek bir perspektifle yazılmalıdır. Komisyonun Kürt meselesini bütün boyutlarıyla çözemeyeceğinin zaten hepimiz farkındayız ama komisyon Kürt meselesini şiddet zemininden hukuki ve bir siyasi zemine çekebilecek adımların atılmasını sağlamakla yükümlü zaten. Bunun için ilk elden PKK'ye ve sonuçlarına ilişkin özel bir yasa çıkarılmalıdır. Kayyım rejimi derhal son bulmalıdır. Ahmet Türk'ün beraatine rağmen hala Mardin'de kayyımın görev süresinin uzatılmış olması bu sürecin ruhuna ters düşmektedir. Demokratik entegrasyon yasası çıkarılmalı. İnfaz hukukunda kapsamlı, adil, eşitlikçi düzenlemeler yapılmalıdır. Siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır" ifadelerini kullandı.

Venezuela saldırısı: 'ABD'nin kendi üstünlüğünü tahkim etme adımları'

ANKA'nın haberine göre, ABD'nin Venezuela'ya saldırısına da değinen Hatimoğulları, "ABD'nin kullandığı yöntemler uluslararası hukuku hepten tanımaması, 21. yüzyılda emperyalizmin gelebileceği sınırları göstermektedir" dedi. Hatimoğulları şu ifadeleri kullandı: 

Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun yatağından kaçırılıp alıkonması hiçbir devletin, siyasetçinin ve halkın güvende olmadığının en çarpıcı kanıtıdır. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Uluslararası hukuku tanımayan bu korsanvari tutumu asla kabul etmiyoruz. Venezuela'da yaşananlar, 'uyuşturucuyla mücadele', 'narkoterör', bu söylemlerle meşrulaştırılmaya çalışılıyor ama gerçekte hedeflenenin ne olduğunun farkına varılmalıdır. Burada hedeflenen rejim değişikliğini, özellikle Çin-Rusya nükleer güçlerini kırmak, İran'a mesaj vermek, enerji denkleminde ve çok kutuplu hale gelen yeni dünya düzeninde ABD'nin kendi üstünlüğünü tahkim etme adımları olarak görmek gerekiyor. Yani hedef bir kuşatma stratejisidir.

ABD'nin Grönland'ı, Kolombiya ve Küba'yı benzer bir kuşatmayla tehdit ettiğini hatırlatan Hatimoğulları, "ABD'nin son Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi 200 yıl önceki Monroe Doktrini'ne dönüşü işaret etmektedir. Latin Amerika yeniden arka bahçe olarak ilan ediliyor. Tarihi kanla yazılmış Somali'de bugün benzer bir senaryo devrede. Somaliland meselesi bölgesel güçlerin çıkar kavgasının yeni sahnesine dönüşmüş durumda. Körfez'den gelen Petro dolar yeni iç çatışmaların yakıtı oluyor. Libya'da derin ayrışmalar var. Sudan'da Körfez'in Petro dolarlarıyla finanse edilen katliamlar hız kesmiyor. Artık Afrika'da, Ortadoğu'da, Asya'da bir bölgenin kaderini diğerinden ayırmak mümkün değil" dedi.

'İran ve Türkiye başta olmak üzere oynanan bu oyunları boşa düşürmek istiyorsa bu iki ülke içerideki baskılara son vermeli'

"İran rejimi demokratikleşmeyi reddetti. Hakkı, hukuku sağlamıyor. Kadınlara saldırmaya devam ediyor" diyen Hatimoğulları, "İran'da milyonlarca insanın açlıkla ve yoksullukla karşı karşıya ve hakkını aramak için sokaklarda olduğunu" söyledi. 

"Son protestolarda onlarca sivil katledildi. Yüzlercesi yaralı, binlercesi tutuklu. Saldırılar gittikçe yoğunlaşıyor" diye konuşan Hatimoğulları sözlerini şöyle sürdürdü:

Daha vahimi gözaltılar sürerken tutuklu bulunan ve hakkında idam kararı olan Kürt siyasetçiler böylesi bir atmosferde idam ediliyor. Bunu kabul etmek asla mümkün değildir ve emperyalist güçlerin bölgede kurdukları oyunun da farkındayız. Bölgeyi yeniden dizayn etme hamlelerinin de farkındayız. Başta İran ve Türkiye olmak üzere oynanan bu oyunları boşa düşürmek istiyorsa bu iki ülke, bunun için atılması gereken adımlar nettir ve içerideki baskılara son vermek. Özellikle hem ülkemiz Türkiye için hem İran için bu yaşanan konjektürel gelişmeler emperyalizmin bölgedeki yeniden bölgeyi dizayn etme politikalarına karşı bir tavır ortaya konulacaksa bu bilinsin ki evinizin içini düzeltmeniz gerekiyor. Gerçek demokrasiyi ve özgürlükler alanını açmanız gerekiyor. İran rejimi bu toplumsal dönüşüm taleplerine asla kapalı kalmamalı. Bu hakikat tüm Ortadoğu ülkeleri için geçerli. 

'Türkiye, Suriye'de kolaylaştırıcı, yapıcı, diyaloğa açık bir rol üstlenmelidir'

Hatimoğulları, Abdullah Öcalan'ın Suriye ve SDG'ye yönelik yayımladığı yılbaşı mesajını hatırlatarak "Üzerinden saatler geçmeden Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler tehditler savurdu. Biz bir kez daha diyoruz ki bu tehdit dilinden vazgeçin. Bu süreç tehditle, tehdit dilini öne çıkartarak ilerletilebilecek süreçler değil. Suriye halklarının bize ihtiyacı var, tehditlere değil. MHP yöneticilerine de buradan sesleniyorum, tehdit dili bölgeye barış getirmez. Artık silahların değil, diyaloğun konuştuğu bir döneme ihtiyacımız var. Herkesin bu görev ve sorumluluğu bir an dahi unutmadan hareket etmesi çok önemli. Suriye'de en sağduyulu, çözümden ve birlikte yaşamdan yana olanların sesini duymak gerekiyor, bastırmak değil" diye konuştu. 

Şöyle devam etti:

"Suriye halklarının bize ihtiyacı var, tehditlere değil. MHP yöneticilerine de buradan sesleniyorum, tehdit dili bölgeye barış getirmez. Artık silahların değil, diyaloğun konuştuğu bir döneme ihtiyacımız var. Herkesin bu görev ve sorumluluğu bir an dahi unutmadan hareket etmesi çok önemli. Suriye'de en sağduyulu, çözümden ve birlikte yaşamdan yana olanların sesini duymak gerekiyor, bastırmak değil. Önceki gün geçici Şam Yönetimi, Özerk Yönetimle bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin konusu entegrasyon sürecini müzakere etmekti. Bu toplantılardan bir çözüm çıkmasını umut ediyoruz. Sayın Öcalan'ın dediği gibi Türkiye bu anlamıyla kolaylaştırıcı, yapıcı, diyaloğa açık bir rol üstlenmelidir. Unutmayalım ki Suriye sadece Arapların değildir. Suriye; Arapların, Kürtlerin, Dürzilerin, Ermenilerin ve çok farklı halklardan ve inançlardan insanlara ev sahipliği yapan bir coğrafyadır. Suriye'de yeniden bir kaos ve karmaşanın olmamasının en önemli yolu Suriye'nin demokratikleşmesinden geçer. Türkiye'ye de düşen görev bu anlamıyla buna destek olmaktır."

'Suriye'den Türkiye'ye uzanan esas tehlike IŞİD'dir'

"Suriye'den Türkiye'ye uzanan esas tehlike görülmelidir ve esas tehlike IŞİD'dir" diyen Hatimoğulları, "IŞİD bölgedeki bütün halkların başına gelmiş en büyük belalardan biridir. Türkiye'de IŞİD örgütlenmesinin hortlaması, Suriye'deki gelişmelerden de bağımsız düşünülemez" diye konuştu.

"IŞİD'in üslendiği bölgeler eminiz ki MİT'in belgelerinde nerede ve nasıl örgütlendikleri mevcut" diyen Hatimoğulları, "Bu konuda önlem alın. Türkiye'nin ve Suriye'nin başına kimse bunları bela etmesin" dedi.

'Tehditkar ifadeler sürece katkı sunmuyor'

Grup toplantısının ardından gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtlayan Hatimoğulları, DEM Parti İmralı heyeti üyelerinin görüşme için resmi randevu talebinde bulunduklarını teyit etti.

Rudaw'ın haberine göre, Hatimoğulları, görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği veya hangi tarihte yapılacağı konusunda henüz kendilerine iletilen net bir bilginin olmadığını belirtti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Rojava ile Şam yönetimi arasındaki entegrasyon görüşmelerine yönelik, "Ya mutabakat ile ya da zorla Suriye’nin üniter yapısının tesis edilmesi gerekiyor" sözlerini değerlendiren Hatimoğulları, bu tür tehditkar ifadelerin sürece katkı sunmadığını söyledi.

Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları şu ifadeleri kullandı:

“Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’yi etkilendiğinin elbette farkındayız. Türkiye’de devam eden bir süreç var. Bu sürecin en sağlıklı şekilde yürümesini önemli buluyoruz. Burada sağlıklı bir ilerlemenin kaydedilmesi halinde bunun Suriye’ye de olumlu yansıması olacaktır. Suriye ile geçici yönetim arasında görüşme oldu. Mutabakat arayışı karşılıklı devam ediyor. Burada Türkiye’ye düşen en önemli görev, Suriye’deki gelişmelerin demokratik bir zeminde, demokratik entegrasyon zemininde hayat bulmasına katkı sunması gerekiyor. 

Suriye’de de iç barışın demokratik bir zeminde güçlendirilmesi hem Türkiye’yi hem de bölgeyi daha da güçlendirecektir. Türkiye’de Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözülmesi; Suriye’de de bu zeminin güçlenmesi, özellikle iç barışın tahkim edilmesi açısından ilerletici olacaktır.”

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.