Breadcrumb
Hatay'ın gelecek 50 yılı tehlikede: Tarım arazilerinde asbest
Yayın Tarihi: 14.04.2023 , 14:22 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Hatay'daki yaşanan sorunlar depremden bu yana devam ediyor. Depremin ilk günlerinde enkaz altında kurtarılmayı ve gündelik ihtiyaçların karşılanmasını bekleyen yurttaşları şimdi de asbest tehlikesi tehdit ediyor.
Özellikle 30 yaşının üzerindeki inşaatlarda, yapı güçlendirme malzemesi olarak kullanılan asbest maddesi, solunduğu ya da temas edildiği takdirde kansere neden olabiliyor. Hatay'daki hafriyat çalışmalarının gelişigüzel yapılması, usule uygun hareket edilmemesi ve yaşanan tozuma nedeniyle bu tehlikenin daha da aratacağı ifade ediliyor.
Özellikle yaz aylarında da devam edecek olan hafriyat çalışmalarında yaşanacak tozumanın artışı tehlikeyi büyütüyor. Ama esas sorun hafriyatın döküldüğü tarım arazileri ve su kaynakları. Asbest maddesinin buralardaki tarım arazilerine ve su kaynaklarına karışması felaketi büyütebilir. Bu nedenle Hatay'ın gelecek 50 yılının tehlikede olduğunu ifade eden Hatay Barosu Başkanı Avukat Cihat Açıkalın yaşanan süreci soL'a değerlendirdi.
'Yapılan işlemler hukuksuz, davalarımızı açtık ve sürecin takipçisiyiz'
Sürecin ilk gününden bu yana yapılan hukuksuz ve usule uygun olmayan hafriyat çalışmalarını listelediklerini ifade eden Cihat Açıkalın, Hatay Barosu'nun sürecin takipçisi olacağını belirtiyor. Açıkalın "Hatay Barosu olarak ilk günden bu yana Belediye, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Valilik olmak üzere tüm kurumlara bu konudaki endişelerimizi, bu konudaki sergilenen hukuksuzluğu hem sözlü hem de yazılı olarak başvurarak ifade ettik. Bu konuda 'Çevre Kanunu 8. Madde' çok açık, moloz depolamanın nasıl olması gerektiğini kanun açıkça ifade ediyor. Suç duyurularımızı da bu kapsamda yaptık geçen günlerde. İlerleyen günlerde de İdare Mahkemesi'nde hizmet kusuru kapsamında davalarımızı açacağız. Moloz depolama kararlarının iptali için davalarımızı açacağız". diyor
'Asbest ile alakalı hiçbir ölçüm ve değerlendirme yapılmadı'
Asbest ile alakalı hiçbir ölçüm ve değerlendirme yapılmadığını ifade eden Avukat Cihat Açıkalın, "Bahane olarak yıkım sahasının büyüklüğünü ve yıkımın şehrin geneline yayılmasını gösteriyorlar. Enkazların kaldırılmasının zorunluluk arz ettiğini söylüyorlar. Bu kapsamdaki büyük bir yıkımda tek tek kanunun tarif ettiği şekliyle asbestlerin izole edilmesi gerekiyor. Zararlı maddelerin tespiti gerekiyor. Ancak yaşanan yıkımın büyüklüğü nedeniyle bunun mümkün olmadığını söylüyorlar. Ama biz de diyoruz ki bu mazeretler hiçbir suretle kabul edilemez. Her koşulda her afetle ilgili devletin bir koordinasyonu bir eylem planı olması gerekir. Bu konuda hazırlıksız olunmasını hiç bir mazeretle bize izah edemezler." diyor
'Temel hak olan yaşam hakkı ihlal ediliyor'
Avukat Cihat Açıkalın açılan davaların hukuki gerekçesini şu sözlerle ifade ediyor: "Sergilenen tutum temel hak olan yaşam hakkını hedef alıyor. Bu vesile ile insanların sadece depremde değil depremden sonraki süreçte de yapılan hukuksuzluklarla yaşam hakkı ihlal ediliyor. Dolayısıyla insan hakları ekseninde değerlendirildiğinde bir hak ihlali olduğunu düşünüyoruz. Suç duyurularımızı da buna dayandırıyoruz"
'Yaşanacak kanser hastalıklarına usule uygun olmayan hafriyat çalışmaları ve bilim dışı uygulamalar neden olacak'
Depremde yaşanan ölümlerin bilim ve hukuk dışı uygulamalar ile yapılaşma olduğunu ifade eden Avukat Açıkalın, "Bilimin ve bilim insanlarının ifadesiyle söylemek gerekirse depremde yaşanan ölümlerin esasında sadece depremden kaynaklanmaması gibi, ilerleyen süreçlerde yaşanacak kanser ve benzeri sağlık sorunlarının da aynı şekilde hukuksuzca ve akıl dışı yapılan moloz çalışmaları nedeniyle olacağını söylemek mümkün. Yani nasıl ki depremde ölümlerin sebebi bilim dışı uygulamalar ve usule uygun olmayan yapılaşma ise ilerleyen dönemlerde yaşanacak kanser hastalıkları için de usule uygun olmayan hafriyat çalışmaları ve bilim dışı uygulamaları gerekçe gösterebiliriz." diyor.
Enkaz kaldırma çalışmalarının usule uygun olmaması nedeniyle yaşanacak sorunlara dikkat çeken Açıkalın gelecekte 50 yılda ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşılacağını şu sözlerle ifade ediyor. "Asbestli ve asbest gibi diğer zararlı kimyasal maddelerin havaya, suya karışarak toplumu, halk sağlığını tehlikeye attığını, yaşam hakkını hedef aldığını ve bu sorumsuz enkaz kaldırma yöntemiyle halkımızın gelecek 50 yıllık süreçte ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalabileceklerini söylüyoruz. Bunu aynı zamanda bilim söylüyor. Bilim insanları söylüyor.
Deprem öncesi bilimi, hukuku referans almayan anlayışın hiç olmazsa bu felaketten sonra bir ders çıkarmasını beklerdik. Bilimin ve hukukun referans alındığı buna göre eylemlilikler yapılması gerektiğini ifade ediyoruz. Ancak görüyoruz ki ne depremlerden ne de felaketlerden bir ders çıkarılmış değil."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.



