Breadcrumb
Hardal tanesi, Sancaklı ve Soylu: Cezaevindeki intiharın ardındaki gerçekler...
Özer'in ölümünün ardından MHP'li vekil Sancaklı'nın 'hardal tanesi' çıkışı unutulmazlar arasına girmiş oldu - Kaynak: Yapay Zeka
Yayın Tarihi: 02.11.2025 , 16:46 Güncelleme Tarihi: 03.11.2025 , 14:33
“Türkiye’nin ilk ve tek kripto para ATM’si, Koineks'in katkılarıyla City’s Nişantaşı Alışveriş Merkezi’nde hizmete giriyor. Yeni açılacak ATM ile kripto para işlemlerinizi kolayca yapabilirsiniz.”
Yukarıdaki “reklam haber” Hürriyet’ten…
O tarihlerde henüz binlerce kişiyi dolandırmaktan aranan, sonrasında yakalanan, ardından tutuklanan, 11 bin yıl hapis cezası talep edilen, en sonunda da cezaevindeki hücresinde intihar eden biri değildi Faruk Fatih Özer.
Oldukça genç bir "girişimciydi". Bu yüzden de onun başarı öyküsü Hürriyet dışında Milliyet, DHA, İHA ve tüm ekonomi haberleri sitesinde kendisine yer buluyordu.
Kripto paralar tüm dünyada güç kazanıyordu, bu da bizim “yerli” çıkışımızdı işte.
Parasını bastı, haberlerini yaptırdı. Binlerce kişi bu haberlere güvenip önce Koineks, sonrasında Thodex adını alan bu kripto para dünyasına "yatırım" yaptı.
Bu arada tek destek medya dünyasından gelmedi, ünlülere de parasını verdi, reklamlarında oynattı.
Pınar Deniz, Mine Tugay, Bahar Şahin, Simge Sağın, Özge Ulusoy, Selin Şekerci, Pelin Karahan, Zeynep Tuğçe Bayat, Gökçe Bahadır, Gaye Turgut Evin, Eda Ece, Barış Kılıç, Edis, Gökçe Yıldız, Necip Memili ve Melisa Döngel gibi isimler şirketin reklamlarında oynayacak, bu nedenle de bir yargılamanın konusu olacaktı.
Kısacası Özer parayı basıyor, haberler her yanı kaplıyor, ünlüler bir bir reklam yüzü oluyordu.
Sonrasında büyüdükçe büyüdü Thodex.
Türkiye’nin en büyük ikinci kripto para gücü oldu.
Tüm bu büyüme öyküsünün ardından bildiğimiz bir öyküyle karşılaştık.
700 bine yakın kişinin para yatırdığı Thodex, üç yıllık büyüme öyküsünün ardından bir anda işlemlere kapatıldı.
Şirketin sahibi Özer de kayıplara karıştı. Binlerce kişi dolandırılma paniği yaşıyordu.
İlk açıklama 21 Nisan 2021’de geldi.
Şirket, ortaklık görüşmelerinde sona gelindiğini, işlemlere o nedenle kapatıldığını, korkulacak bir şey olmadığını duyuruyordu. Bu açıklama kimseyi tatmin etmedi. Ortada gerçekten bir tuhaflık vardı.
Bir gün sonra daha detaylı bir açıklama yapıldı. Burada bir sorun olduğu itiraf edildi ama hesaplarında sorun olan kişi sayısının 30 bin olduğu, bunu karşılama sorunu yaşamayacakları, Özer’in 2 milyar dolarla kaçtığı haberinin doğru olmadığı belirtildi. Zaten 45 milyon dolar değeri olan bir şirketleri vardı…
Böyle söylediler.
Bu şirketin sosyal medya hesabından yapılan son duyuru oldu.
Vurgun yapılmış, binlerce kişi dolandırılmıştı.
Peki ama nasıl?
Faruk Fatih Özer'e 11 bin 196 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası veren mahkeme, gerekçeli kararında, "Şirket nezdinde müşterilerden elde edilen gerçek varlıklar beklenen doyuma ulaştığında bir anda sonlandırılmış, çoktan soğuk cüzdana aktarılmış ve halihazırda ulaşılamaz hale getirilmiş olan müşteri/mağdur varlıkları sanıklar tarafından bu şekilde ele geçirilmiştir" diyordu.
Peki, hepsi bu kadar mı? Bu öykü bundan ibaret mi?
Gelin bu haberde bu öykünün kimsenin üzerinde durmayacağı, çoktan unutulan ayrıntılarına birlikte odaklanalım.
Çekilen fotoğraflar ve tanımayan bakanlar
“Namussuz, kalemlerinden iftira akan satılıklar. Kara parayla fonlandıkları anlaşılınca “bizim haberimiz yoktu” diyerek sıvışan, her türlü kirli ilişkinin içinde olan utanmazlar. Ömrüm boyunca sadece beş dakika fotoğraf çektirmek için gördüğüm bir kişinin ölümü üzerinden iftira atan, masumiyeti katleden haysiyetsiz, soysuzlar… Bu memlekete hizmet eden herkese kini olan Türkiye düşmanları… Emir eri olduğunuz CIA, MI6, MOSSAD’la ilişki kurmayanları; onlara sizler gibi uşaklık etmeyenleri görünce ezikleşiyor, salyalarınızı akıtıyorsunuz. Sizinle hukuk önünde hesaplaşacağım.”
Bu sözler dün eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından dile getirildi.
Thodex’in kurucusu Faruk Fatih Özer’in ölümü sonrası atılan bu mesajın nedeni, Özer ile Soylu’nun çekilen fotoğrafının sosyal medyada yeniden gündem olması.

Soylu'yu çok kızdıran bu fotoğraf ilk olarak 23 Nisan 2021’de ortaya çıkmış, Soylu o dönem yaptığı açıklamada "İlgili şahıs Faruk Fatih Özer'i tanımıyorum. Bir yakınımız vasıtasıyla 23 Aralık 2019'da, yazılımcı gençlere verdiğimiz randevuya eklemlenerek gelmiştir. Randevu listesinde ismi mevcut değildir ve sadece fotoğraf çekimi esnasında odaya alınmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" demişti.
Sonrasında bir fotoğraf daha yansıdı basına.
Bu kez de Özer ile fotoğraf çektiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “tanımıyordu” birlikte fotoğraf çekildiği Özer'i, öyle söylüyordu.

İki Bakan işin içinden “tanımıyoruz” deyip sıyrılıyordu.
Zaten dolandırıcının biri alt tarafı 2 milyar dolarlık bir vurgun yapmıştı, yine alt tarafı 400 bin kişiyi dolandırmıştı. Bakanların bu dolandırıcıyla fotoğrafı çıktı diye nasıl bir sorumlulukları olabilirdi ki?
O yüzden aradan geçen 4 yılın sonunda Soylu bir kez daha sinirlendi, “Türkiye düşmanı” ilan etti bu fotoğrafı paylaşanları.
Soylu pek hoşlanmayacak ama o dönem Meclis'te Onursal Adıgüzel tarafından kendisine yöneltilen şu soruları da biz hatırlatalım, hiç yanıt verilmediği ekiyle birlikte:
“Thodex’in sahibi Faruk Fatih Özer’in kaçmadan bir hafta önce bakanlığa çağrıldığı iddiası doğru mudur? Eğer doğru ise bu toplantı hangi bakanlıkta, kimlerle gerçekleştirilmiştir? Toplantı kim tarafından, ne saik ve sıfatla organize edilmiştir? Bu toplantıyı gerçekleştirenler hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır?”
Öte yandan son dönemde yeniden “makbul” bir isim haline gelen ülkücü mafya Sedat Peker de bu konuda bir açıklama yapmış, yine Soylu'yu hedef almıştı. Haliyle bu da unutuldu.
Peker Soylu'ya yönelik “Thodex soyguncusu Fatih Özer’e bir günde Interpol kararı çıkardık ancak Arnavut polisi elinden kaçırmış hikayesini millete yutturdun. Ama ben doğrusunu herkese anlatacağım" diyor, "Senin oğlunun, benim televizyonlara çıkardığım yeğenin vasıtasıyla şahısla irtibat kurup paranın kaç lirasını aldınız onu da anlatacağım" ifadesini kullanıyordu.
Buna da bir yanıt gelmeyecekti tabii ki...
MHP, Sancaklı ve Özer
Yukarıda Çavuşoğlu’ndan söz ettik, önemli bir detayı daha hatırlatalım…
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Faruk Fatih Özer ile çekildiği fotoğrafta dikkat çeken bir isim daha vardı.
MHP’li vekil Saffet Sancaklı’nın oğlu Mert Sancaklı.
Çavuşoğlu da yaptığı açıklamada, Özer'in MHP Milletvekili Saffet Sancaklı’nın oğlu Mert Sancaklı’ya verdiği randevuya eşlik ettiğini söylüyordu.
Peki, bu bağ nereden geliyordu?
Sonrasında detaylarıyla, belgeleriyle ortaya çıktı. İkili ortaktı. Ortaklar Bakan ziyaretine gitmişti.
Şimdi bir alıntıyla devam edelim:
“Biz çalışmamızı yaparken, partimizi anlatmak için sahada çalışma yaparken binlerce kişiyi dolandıran Thodex adlı coin şirketindeki ortaklıklarını şaibeli kişilerle diyaloğunun açıklamasını yapmak zorunda kaldık. Öyle ki Thodex kurucusu Arnavutluk’ta yakalanan Fatih Özer’in Darıca'da yaşayan aile fertleri partimize gelerek, çocuklarının hiçbir şey yapmadığını, sorunların aileye kaldığını ancak Saffet Sancaklı ve oğlunun paraları alıp kendilerini kurbanlık koyun gibi ortada bıraktığını ifade edip her yerde konuşmaktadır. Ben istifamı il başkanıma verdim. Bilinmesini isterim ki partimin liderimin her şartta emrinde oldum olmaya da devam edeceğim."
Bu sözler MHP Darıca İlçe Başkanı Yücel Bektaş’a aitti.
Öyle güçlü iddialardı ki bunlar, yer yerinden oynamalıydı.
Öyle ya işin içinde bakanlar, vekil çocukları vardı, binlerce kişi dolandırılmıştı ve bir MHP'li bu nedenle istifa ediyordu.
Ancak tabii ki hiçbir şey olmadı.
Mahkemede Sancaklı ismi ortaya atıldığında ve araştırma talep edildiğinde hakim “o isimle ilgili talepleri reddettim” diyor, salondakiler “Mert Sancaklı” diyerek düzeltmede bulunuyordu.
Mahkeme salonunda ismi dahi anılamıyordu yani.
Tam burada bir ek…
Oğluna ilişkin bu kadar önemli iddialar gündeme gelirken, parti içinde istifalar olurken Sancaklı ne diyordu peki?
Başlıkta aktardık, “hardal tanesi” ifadesi ona ait.
“Şerefle taşıdığım milli takım şuurunu ve ay yıldızlı al bayrağı yaşatmak ve ona leke kondurmamayı hayat anlayışı olarak benimsemişimdir. Bu anlayışın ifadesi olarak Türk milletinin en şuurlu siyasi merkezi olan MHP’den şerefimle milletvekilliği yapıyorum” gibi tuhaf ifadelerin yer aldığı açıklamada Sancaklı, “Son birkaç gündür kamuoyunu meşgul eden dolandırıcılık iddialarıyla ilgili oğlumun ve benim adımın geçtiği olaylardan büyük bir üzüntü duyuyorum. Saffet Sancaklı adını ve şahsını bilen herkes bilir ki bizim söz konusu iddialara dair hayatımızın hiçbir döneminde hardal tanesi kadar haksızlık, hukuksuzluk, şerefsizlikle yan yana gelmemiştir” diyordu.
Oysa oğlu, Özer’in şirketlerinden birinin ortağıydı.
Buna da yanıt yoktu, "hardal tanesi" dışında…
İntihara giden süreç
Sonrasında yaşananlar da buraya kadar olanlar gibi son derece tuhaftı.
Önce uzun süre bulunamadı Özer, Arnavutluk’taydı.
Basına yansıyan haberlere göre bulunmasına yardım edenlere 50 bin avro ödül verilecekti.
Ancak ödül belli ki düşük gelmişti, Özer tüm bu olaylar patladıktan aylar sonra, Ağustos 2022’de yakalandı.
İddialara göre Türkiye’ye iadesi süreci Bahçeli ile Soylu arasında bir krize konu oldu, buna ilişkin basında haberler dahi yer aldı.
Aynı süreçte iade talebi gerçek bir krize dönüştü.
Türkiye’nin resmi olarak iade talebinin Arnavutluk’a ulaşması Eylül 2022’yi buldu.
Bu süreçte Türkiye'deki dava süreci de başladı. Toplamda 356 milyon TL değerinde zarar oluştuğunu belirten savcılık, Özer hakkında 11 bin yıl hapis cezası talep etti.
İade süreci yılan hikayesine dönen Özer, Nisan 2023’te Türkiye’ye getirildi, hemen ardından da tutuklandı.

Sonrasında dava giderek önemini kaybetti, gözlerden uzakta detay bir habere dönüştü Özer'in öyküsü.
2023 yılında Türkiye’de hakim karşısına çıktığında “Dosyanın bu aşamaya gelmesinin nedeni Türkiye'den ve başka ülkeden bakanlarla fotoğraflarım. Benim medyada ismi geçen hiç bir bakanla ilişkim olmamıştır. Sayın bakanlara ve milletvekillerine iftiralar atıldı. Kaostan beslenen varlıklar benim şirketimin batmasından faydalandılar. Ben artık gerçeklerin sayın mahkeme heyeti tarafından görülmesini beklemekteyim” diyordu.
Çıkış için doğru yerden tutuyordu ama olmadı.
“Dünya üzerindeki tüm kurumları yönetebilecek kadar zekiyim. Bu 22 yaşında kurduğum şirketten belli. Suç örgütü kuracak olsam bu kadar amatörce hareket etmezdim” sözlerini de, Musa Eroğlu’nun seslendirdiği türküden "Geçtim dünya üzerinden, ömür bir nefes derinden. Bak feleğin çemberinden yolun sonu görünüyor. Ezrailin gelir kendi, ne ağa der ne efendi. Sayılı günler tükendi yolun sonu görünüyor" bölümünü de aynı duruşmada, 7 Eylül 2023’te dile getirdi.
Dün sadece bu detay yer aldı intihar haberlerinde. "Musa Eroğlu türküsü söylemişti", haber değeri olan tek şey buydu!
Arkasında düzene dair bunca iz ve hikayeyi bırakarak öldü Özer.
Hardal tanesi, medya, ünlüler, bakanlar, vekil çocukları hepsi onun bu kısa öyküsünün parçaları oldu. Bu düzene yakışan şekilde!
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.