Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Hanning vakası': Alman emperyalizmi için bir kriz mi, fırsat mı?

Hanning vakasının sanılanın aksine BND’nin imaj kaybına uğramasına yol açtığı tezi gerçeği yansıtmıyor. BND’nin içinde devindiği güvenlik konsepti, Alman emperyalizminin ihtiyaçlarına yanıt vermediği için şimdi bu “vaka” bahane edilerek konsept değişikliğine gidiliyor.

Tevfik Taş

Yayın Tarihi: 20.10.2026 , 17:42

Almanya dış istihbarat örgütü BND’nin (Almanya Federal İstihbarat Servisi) eski başkanı August Hanning’in Eylül ayında gürültülü bir operasyonla gözaltına alınması ile başlayan süreç, içinde önemli ayrıntılar taşıyor. Daha fazla para kazanmak için görevini kötüye kullanan bir bürokrattan öte anlamı ve bağlamları olan bu vakaya yakından bakmak gerekiyor.

Hamburg merkezli biftek restoranları zincirinin varisi Christina Block’un kaçırılan çocukları üzerinden yapılan soruşturmalar sonucunda “tesadüfen” August Hanning skandalına ulaşılmıştı. Milyoner Christina Block, boşandığı eşi Stephan Hensel’in Danimarka’daki evinde bulunan çocuklarını Almanya’ya kaçırması için bu işleri iyi bilen birine yani August Hanning’e başvuruyordu. 

Kıdemli istihbarat şefi Hanning, zaten akçeli işlerindeki talihsizliklerden dolayı beş parasızdır. Letonya merkezli PNB Banka’daki (eski adıyla Norvik Bank)1 denetim kurulu işinden zarar etmiştir. Zira banka iflas etmiş, banka yönetimi içinde bir dönem NATO Genel Sekreterliği’ni de yapmış Danimarka eski Başbakanı Rasmussen’in de içinde bulunduğu kurula adam başı 3,5 milyon avro borç ibraz edilmişti. Mahkeme kararıyla maaşının üçte ikisine haciz konulan BND eski şefi Hanning, sahip olduğu diğer işlerden bu borcu ödeyemeyince zaten gırtlağına kadar pisliğe batmış Mossad ajanlarıyla çocuk kaçırma operasyonuna girişiyor. Ayrıca biftek restoranları zinciri sahibi Block iyi para teklif etmiştir; kabul etmemek olmaz.

Almanya dış istihbarat şefi Hanning, emekliliğinden sonra eşiyle birlikte Hanning Consult adlı şirketi kurmuş ama şirket patronunun istediği ciroya ulaşamamıştı; yılda yalnızca 2,7 milyon avro (2021). Ancak Hanning boş durmayı sevmez. System 360 AG’de, Pluteos AG’de ve G3 AG’de danışmanlık yapar. Bununla da yetinmez: Alman-Azeri Forumu’nun (DAF) da yönetim kurulu üyesidir. Hazar Denizi’nin altındaki doğal zenginlikleri rüşvete dönüştürme konusunda pek yetenekli olan Aliyev iktidarı belli ki Hanning’i de maaşa bağlamayı ihmal etmemiş.

Hanning operasyonu bağıra çağıra yapıldı

Seksen yaşındaki Hanning, tepeden tırnağa özel donanımlı kuvvetler tarafından operasyonla evinden alınırken, sahip olduğu üç adresine de eş zamanlı operasyon yapılmıştı. Benzer vakalarda medyaya sonradan servis edilen “bilgi ve bulgu”lar bu kez sıcağı sıcağına kamuoyu ile paylaşıldı. Adeta duymayan kalmasın tutumu sergileniyordu. “Almanya’nın itibarı düşürüldü” diyenler değil, “Almanya bu istihbarat yapılanmasını hak etmiyor” diyenler kazandı. Bu algının oluşması için gerekli bütün algı operasyonları tanıdık medya üzerinden hayata geçirildi.

İddianamede ne vardı?

BND şefi Hanning’in görevde olduğu zaman aralığında özel kalem müdürü olarak çalışan ve yakın bir zaman öncesinde emekli olan Manfred D. aracılığıyla iki bin dosyayı illegal şekilde dışarı çıkarttırdığı ve para karşılığı yabancı istihbarat servislerine verdiği iddia ediliyor. Manfred D. suçlamaya konu edilen yasa dışı belge çıkartılmasını kabul ederken Hanning’in avukatı da kurum içinden illegal dosya aktarımını doğruladı. Bununla birlikte Hanning’in avukatı, müvekkilinin yabancı istihbarat örgütlerine bu dosyaları verdiği iddiasını reddeden bir açıklama yaptı. Dosyalar evdeydi ve yabancı istihbarat örgütleri içinde adı zikredilen Rusya, Azerbaycan ve Çin’e bu veriler aktarılmamıştı. 

Ana akım medya açısından Azerbaycan’ın listede yer alıyor olması açık ki bir talihsizlikti. İsrail’le arasından su sızmayan Kafkasya’nın bu hırslı ve paralı ülkesi liste dışı bırakılmalıydı. Rusya ve Çin son derece ideal düşman figürleriydi ve sözü geçen “devlet skandalı”nın asıl aktörleri olarak konumlandırılmalıydı. Öyle de yapıldı. 

BND şefi August Hanning’in 'danışmanlık' işleri ve Şin Bet bağı

Hanning, 2005’te devlet hizmetinden ayrıldıktan sonra, istihbarat servisindeki döneminden kalma bağlantılarını kullanarak çeşitli şaibeli şirket ve projeler için bir "danışmanlık" kariyeri oluşturdu. Örneğin 2017 yılında, o dönemde zaten mali denetim otoritelerinin hedefinde olan Letonya merkezli PNB Banka'nın denetim kuruluna girdi. İki yıl sonra ise Hanning (kendisinin yanı sıra eski NATO Genel Sekreteri ve Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen ile) görünüşe göre bir Rus oligark tarafından dolandırıldı. Banka iflas etti; iflas idaresi, Hanning, Rasmussen ve diğerlerinden 32 milyon avro tutarında tazminat talep etti.

Hanning'in dönemin başbakanı Olaf Scholz'dan yardım isteme girişimi ise sonuçsuz kaldı. Hanning'in emekli maaşının üçte ikisine haciz konulması medyaya yansıdı. Yani Hanning, Federal Almanya eski başbakanı SPD’li Gerhard Schröder’den ilham almış olacak ki, (Schröder, yıllardır Gazprom’un denetim kurulu üyeliği yapıyor ve Putin’in hiçbir doğum günü partisini kaçırmıyor) Letonya merkezli bir bankaya denetim kurulu üyesi olarak işbaşı yapıyor. Görünen o ki, sıfırı tüketen Hanning, ‘mütevazı aile şirketi’nin getirisi ile yaşamayı da kabul etmiyor. İleri yaşına rağmen biftek restoranlar zincirinin milyoner mirasçısının çocuklarını kaçırma operasyonundan, kurum içindeki gizli belgeleri para veren herkese satmaya kadar her şeye açık bir figüre evriliyor.

Restoran zinciri varisi Christina Block, çocuklarını eski eşi Stephan Hensel'in Danimarka'daki gözetiminden kaçırtmakla suçlandığı için şu anda mahkemede yargılanıyor. Savcılığa göre Hanning, kaçırma eylemini “danışmanlık şirketi” CGI Group aracılığıyla organize ettiği iddia edilen, İsrail iç istihbarat servisi Şin Bet'in eski başkanı Yaakov Peri ile koordineli yaptı.

Block biftekçi restoranlar zincirinin sahibi Christina Block’un eski eşi Hensel mahkemedeki ifadesinde, Hanning'in “meslektaşı” Dani Yatom ve Yaakov Peri’nin isimlerini de telaffuz etmişti. Söz konusu Alman ve iki İsrailli istihbaratçı, savcılık tarafından yöneltilen suçlamaları reddetti. Sosyalist Junge Welt gazetesinden Philip Tassev’in2 haberine göre, savcılık iddiaları önemli verilere dayanıyor. Öyle elinin tersiyle reddedilebilecek şeyler değil.

Beş BND şefiyle çalışmış özel kalem müdürü 'A'

BND içindeki kod adı “A” olan Manfred D., ilginç bir kişilik. Her daim aranan ve her daim yönetenleri yönetebilen son derece becerikli bir devlet bürokratı. 

August Hanning’in BND şefi olarak görev yaptığı 1998-2005 yılları arasında onun özel kalemi olarak son derece önemli görevlerde bulunmuş. Çalışkanlığı ile tanınan “A”, Hanning’in görevinden sonra yerine gelen Ernst Uhrlau’nun da özel kalemi olarak görevine devam etmiş. O da yetmemiş bir sonraki BND şefi Gerhard Schindler, Bruno Kahl ve şimdiki şef Martin Jäger’in yanında da aynı görevi üstlenmiş. 

Şimdiki BND şefi Martin Jäger’in hangi gerekçe ile yaptığı açığa çıkmamakla birlikte, “A”yı kurumun Pullah’taki bölümüne göndererek bir nevi kızağa çekmesi sonrasında, “A” Mart ayında emekliye ayrılıyor. Beş BND şefi ile çalışıp, kurumun mahrem bilgilerine sahip olan neredeyse yegâne insan olarak “A”nın yargılanma süreci devam ediyor. Ancak kendisinin konspiratif yöntemlerle dışarı çıkardığı bilgiler 2010-2022 arasına ait. Daha fazlası bilinmiyor ya da açıklanmıyor.

Vatikan sürgünleri

ABD istihbaratı Afganistan’da yönetimi Taliban’a devredeceği bilgisini paylaşmadığı için Alman istihbaratının Afganistan’a dair politikalarında ciddi zafiyetler yaşandığını belirten ana akım medya gazetecisi ve güvenlik stratejileri uzmanı Fabian Flade, BND yönetimini beceriksizlikle suçluyordu. O dönem BND’nin şefi olan Bruno Kahl, bu ‘hatası’ yetmezmiş gibi, Rus istihbaratına para karşılığı bilgi aktaran BND ajanı Carsten L.3 vakasındaki yetersizliğinin de altını çiziyor. Tüm bunların üzerine Rusya-Ukrayna savaşının başlamasından bir gün önce 23 Şubat 2022’de Kiev’e giden Kahl’ın uçağına dahi binemeyerek, bir güvenlik konvoyu eşliğinde araçla Almanya’ya zar zor kapağı atmasını kabul edilemez olarak niteliyor.

Bu bağlamda güvenlik stratejileri uzmanı Florian Flade’nin Bruno Kahl döneminde BND’nin durumuna dair değerlendirmeleri, Kahl’ın niçin Vatikan’a büyükelçi olarak atandığı hakkında da ipucu veriyor: “Kabil’e, Ukrayna savaşına ve Carsten L. vakasına rağmen, dönemin BND Başkanı Bruno Kahl görevinde kaldı. BND yönetim kademesinde herhangi bir personel değişikliği yaşanmadı. İddiaya göre, Başbakanlık o dönemde kurumun zirvesinde bir değişikliği ciddi şekilde değerlendirmişti; ancak dönemin Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Bruno Kahl için herhangi bir büyükelçilik görevi tahsis etmek istemedi. Böylece her şey olduğu gibi kaldı.”4

İmanlı bir Katolik olduğu söylenen Bruno Kahl’ın 2025 Eylül ayında Vatikan’a diplomat olarak atanması onun ıskartaya çıkartılıp çıkartılmadığı hakkında fikir veriyor olsa gerek. Teşbihte hata olmaz derler: Türkiye kamuoyunun da "AKP’nin Goebbels'i" olarak nam yapmış Fahrettin Altun’un 2026 Mart ayı başında Vatikan’a büyükelçi olarak atanması hakkında benzer bir tümdengelimci metotla meseleye bakmasında bir mahzur bulunmamaktadır…

'Zeitenwende' kavramı ve Alman emperyalizminin güvenlik öncelikleri

Soğuk Savaş sonrası Almanyası’nın etkili istihbarat vakası niteliği taşıyan “Hanning Vakası”, merkezinde yalnızca akçeli işleri barındıran bir olay değil. BND’nin şefinin kişisel hesaplarından kaynaklı bir “vatana ihanet” soruşturması da değil. Sözü geçen vaka, Alman hâkim siyasetinde “Zeitenwende” (dönüm noktası) olarak kodlanan parametrelerle bağı olan bir sürecin işaret fişeği işlevi görüyor adeta. Bu kavram 2022’de dönemin sosyal demokrat başbakanı Olaf Scholz tarafından ifade edilmişti. Olaf Scholz’un sinik ve silik kişiliğinden hareketle bu kavrama gereken önem atfedilmemişti. Bir tür söylenene değil, söyleyene bak tavrı takınılmıştı. Oysa bu kavramın kullanılma süreciyle birlikte Alman emperyalizminin önceliklerinde değişiklik gözleniyordu. Bu kapsamda bir değerlendirme ise genel güvenlik doktrininin yeniden yapılandırılmasından ayrı düşünülemezdi.

Hanning vakasının sanılanın aksine BND’nin imaj kaybına uğramasına yol açtığı tezi gerçeği yansıtmıyor. BND’nin içinde devindiği güvenlik konsepti, Alman emperyalizminin ihtiyaçlarına yanıt vermediği için şimdi bu “vaka” bahane edilerek konsept değişikliğine gidiliyor. Üstelik bu durum, teşkilatın bir “dönüm noktası” (Zeitenwende) sürecinden geçtiği bir döneme denk geliyor: Federal Hükümet, kurumu operasyonel yetkilere sahip, ortaklarıyla benzer araçlarla hareket edebilen CIA, Mossad, MI6 ayarında bir istihbarat servisine dönüştürmeyi hedefliyor. Bu amaçla kısa süre önce yeni bir BND yasası yürürlüğe kondu. Yeni BND Başkanı Jäger’in belirlediği stratejik yönelim, kurumun daha egemen bir yapıya kavuşmak, ABD ve diğer devletlerin yardım ve etkisine daha az bağımlı hale gelmek ve Avrupa genelinde operasyon yeteneği daha etkili bir konuma ulaşmak üzerine kurulu. Zamanın ruhuna uygun, saldırgan bir yeniden yapılandırma arayışı özetle.

Friedrich Merz, yakın bir zaman önce Berlin’deki bir etkinlikte kendisine ve kendisinin temsil ettiği sermaye sınıfına yakışan bir kibirle, BND’nin artık İsrail istihbarat servisi Mossad ile “eşit düzeyde” çalıştığını ifade ediyordu.5 Merz’e göre Alman istihbaratçılar, İngilizler gibi yabancı mevkidaşları için “her zamankinden daha cazip” hale gelmiş durumdaydı. Merz, süzme bir sermaye siyasetçisi olarak, “Bize gelip 'Burada neler oluyor ve birlikte neler yapabiliriz?' diye soruyorlar,” ifadelerini kullandı.

Merz’in verdiği mesaj çok açık: BND artık sadece başarısızlıklar, talihsizlikler ve hatalarla gündeme gelen, etkisiz bir “kâğıttan kaplan” değildir. BND, dünya genelindeki pek çok tehdit ve kriz karşısında CIA, Mossad ve MI6 ile boy ölçüşebilecek, güçlü ve yüksek performanslı bir istihbarat servisi yaratma hedefiyle hareket etmelidir. “Hanning Vakası”, iktidarın istemediği bir arıza olarak nitelenemez. Sermaye siyaseti nazarında her kriz bir fırsattır.  “Hanning Vakası”, Alman emperyalizminin yeni önceliklerini hayata geçirmeye yarayan son derece önemli bir fırsat olarak konumlandırılmaktadır. 


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.