Sayfa yolu
Haluk Levent vakası: Toplumun ‘kahraman’ bağımlılığının yol açtığı yeni bir yıkım
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 12.07.2026 , 22:42
Deprem bağışlarını yurtdışına kaçırdığı ve amacı dışında kullandığı iddiasıyla AHBAP Derneği hakkında başlatılan soruşturmada dernek başkanı Haluk Levent bugün gözaltına alındı.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Haluk Levent vakasını değerlendirdi.
Bu vakanın toplumun “kahraman” bağımlılığının yol açtığı yeni bir yıkım olarak görülmesi gerektiğini belirten Okuyan X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
Kızılay’a güvenmeyenlerin aslında hiç tanımadıkları bir kişiye sonsuz bir güvenle milyarlar bağışlaması birden fazla düzlemde sorgulanmalı. ‘Kahraman’ bağımlılığı bu düzlemlerden bana göre en önemlisidir.”
Bu “kahraman”ların çoğu kez kendilerini yaratan mekanizmalar tarafından kısa sürede yerin dibine batırıldığına dikkati çeken Okuyan depremzedeler için toplanan paralarla kumar oynamanın ağır bir çürümenin ifadesi olduğunu vurguladı.
“Ancak sistemin Haluk Levent’i tepetaklak indirmesi ne bir arınma çabasının ne de gelişkin ahlaki değerlerin ürünüdür” diye yazan Okuyan konunun siyasette özellikle yaşamsal olduğunun altını çizerek şunları kaydetti:
O yüzden, ideoloji önemli, program önemli diyoruz. O yüzden ekip çalışması, kolektivizm diyoruz. O yüzden gelişkin örgüt diyoruz."
“Örgüt yoksa, ‘kahraman’lara bağımlı olursunuz. Oysa gerçek ‘kahramanlar' ideolojilerin ve doğrultusu olan toplumsal hareketlerin ürünüdür” diyen Okuyan “Halkımız ‘kahraman’lar yaratıp hayal kırıklığına uğramaktan vazgeçmeli” çağrısında bulundu.
Siyaset alanında bu vakanın çok daha vahim örneklerine tanık olunacağını da ifade eden Okuyan esas olanın "en ahlaklı kişi”yi aramak değil, "en yüksek denetim, kolektif akıl ve geliştirici mekanizmaları" yaratmak olduğunu belirtti.
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’ın açıklamasının tamamı şöyle:
Haluk Levent vakası, toplumun “kahraman” bağımlılığının yol açtığı yeni bir yıkım olarak görülmeli. Dayanışma gibi son derece toplumsal bir eylemin çürüyen bir düzenin kurumlarından alınıp bu kez kerameti kendinden menkul bireylere emanet edilmesi, yurttaşlarımızın karşı karşıya kaldığı çaresizlik ve kuşatmanın boyutlarını gözler önüne seriyor.
Kızılay’a güvenmeyenlerin aslında hiç tanımadıkları bir kişiye sonsuz bir güvenle milyarlar bağışlaması birden fazla düzlemde sorgulanmalı. “Kahraman” bağımlılığı bu düzlemlerden bana göre en önemlisidir.
Siyasetten diğer toplumsal alanlara varıncaya kadar “star” sisteminin yarattığı bu “kahraman”lar, bizzat toplum tarafından giydirilen dokunulmazlık zırhına sığınarak vasatı, cehaleti, zaafları kolayca gizleyebiliyor.
Bu “kahraman”lar çoğu kez kendilerini yaratan mekanizmalar tarafından kısa sürede yerin dibine batırılmakta. Depremzedeler için toplanan paralarla kumar oynamak bayağı ağır bir çürümenin ifadesi elbette. Ancak sistemin Haluk Levent’i tepetaklak indirmesi ne bir arınma çabasının ne de gelişkin ahlaki değerlerin ürünüdür.
“Kahraman”lar doğası gereği gerçeklik algısını yitirir ve çoklukla kendilerine ayrılan sınırların ötesine geçerler. Sistemin onları yerin dibine geçirmesi genellikle çok hızlı ve zahmetsiz bir işlemdir.
Bu konu siyasette özellikle yaşamsaldır. O yüzden, ideoloji önemli, program önemli diyoruz. O yüzden ekip çalışması, kolektivizm diyoruz. O yüzden gelişkin örgüt diyoruz.
İdeoloji geriye çekilmişse, bir gün sağa bir gün sola şirinlik yapılır örneğin ve kimse ses etmez. Program önemsizleşmişse, kişiler her şeyi belirler, itiraz edecek kimse çıkmaz. Örgüt yoksa, “kahraman”lara bağımlı olursunuz. Oysa gerçek “kahramanlar” ideolojilerin ve doğrultusu olan toplumsal hareketlerin ürünüdür. Toplumsal hareketleri ortaya çıkarıp, tarihin akışını değiştiren bireylerin sayısı ise tarihte çok azdır; onlar da son tahlilde koşullar tarafından şekillenmişlerdir.
Halkımız “kahraman”lar yaratıp hayal kırıklığına uğramaktan vazgeçmeli. Bu nedenle çubuğu tersine iyice büküp “kahraman diye bir şey yok” demek bile gerekebilir.
Haluk Levent vakasının siyaset alanında çok daha vahim örneklerine tanık olacağımızdan emin olabiliriz. Burada esas olan “en ahlaklı kişi”yi aramak değil, en yüksek denetim, kolektif akıl ve geliştirici mekanizmaları yaratmaktır.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.