Sayfa yolu
Hakan Fidan: İsrail bölgesel yayılmacılığı Filistin meselesinin ötesinde bir politika haline dönüştürdü
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 19.09.2025 , 07:44 Güncelleme Tarihi: 19.09.2025 , 07:49
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısır'ın MBC Masr kanalında Ortadoğu'daki güncel gelişmelere ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.
Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi'nde, "İsrail tehditlerine karşı İslam dünyasının ve uluslararası toplumun net ve doğrudan bir duruş sergileyip sergilemediğine" ilişkin soruya Fidan, "Doha'daki toplantı bence özellikle İsrail'in Filistin'e değil, başka bir Arap ülkesine saldırı yapması üzerine yapıldığı için bu İsrail'in bölgedeki yayılmacılığının altını çizen, bunu uluslararası toplantılarda da kayda geçiren ve bölge ülkelerini ve uluslararası toplumu buna karşı bir tutum almaya davet eden bir toplantı oldu. Bence en önemli çıktısı bu" yanıtını verdi.
'Filistin Devleti’nin hayata geçmesi için çalışacağız'
Fidan, "Gazze'de devam eden soykırımın ve Batı Şeria'nın ilhakına yönelik girişimlerin karşısında olmaya ve çalışmaya devam edeceğiz ve Filistin Devleti’nin hayata geçmesi için çalışacağız. Bölgesel barış için olmazsa olmaz bu. Ama diğer taraftan, İsrail'in bölgede yayılmacılığı artık bir politika haline getirmesini, bölge ülkeleri olarak, uluslararası toplum olarak masaya yatırmamız ve tedbir almamız gerekiyor. Bu fevkalade önemli" ifadelerini kullandı.
Fidan, İsrail'in, güvenliğini "bölgede kendine yakın olan ülkelerin siyasal ve ekonomik zayıflıklarından, teknolojik geriliklerinden" aldığını söyledi. Batı ülkeleri ve ABD'nin de bu politikada zaman zaman görev alabildiğini kaydeden Fidan, bölgedeki bu denklemin değişmesi gerektiğini vurguladı.
'Amerika Birleşik Devletleri'nin İsrail politikaları üzerinde sanıldığı kadar da bir etkisi yok'
Bakan Fidan, "Dolaylı yollardan istikrarsızlık yaratamadığı zaman askeri olarak bölgeye müdahale ediyor olması, tabii ki şu anda İsrail'in niyetlerini açık olarak ortaya koydu. İsrail, artık bütün risklerini hesaplamış ve bölgesel yayılmacılığı Filistin meselesinin ötesinde de bir politika haline dönüştürmüş. Bu tabii aklı başındaki İsraillilerin karşı çıktığı bir politika. Bölgede huzur içerisinde bütün tarafların beraber yaşaması mümkünken, böylesine yayılmacı bir politikayı güvenlik adına strateji olarak benimsemek herkes için tehlikeli" değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, "Amerikan iç politikasında on yıllardır oluşturulan bir realite var. O realite, kimin kimi kontrol ettiği ve kim kimi yönetiyor realitesi. Bu son olaylarda da ortaya çıktı ki, aslında Amerika Birleşik Devletleri'nin İsrail politikaları üzerinde sanıldığı kadar da bir etkisi yok. Belki tersi mümkün" dedi.
'Ortak güvenlik konusunu masaya yatırmamız gerekiyor'
Fidan, Türkiye'nin Mısır ve Suudi Arabistan'la ticari ve siyasi ilişkileriniyse ilerlettiğini vurguladı.
Bakan Fidan, "Ama geldiğimiz noktada şöyle bir realite var: Artık bölgedeki tehditler bizi güvenlik konusunda da daha fazla konuşmaya ve bu konuda işbirliği yapmaya itiyor açıkçası. Özellikle savunma sanayinde işbirliği yapmamız lazım. Ortak güvenlik konularında da daha fazla konuşmamız lazım" diye konuştu.
Türkiye'nin Suudi Arabistan'la savunma sanayi alanında devam eden işbirliklerinin olduğunu kaydeden Fidan, Mısır ile de bu konudaki görüşmeleri sürdürdüklerini söyledi.
Fidan, "Ama Mısır ve Suudi Arabistan başta olmak üzere Türkiye'nin gerçekten bölge ülkeleriyle ortak güvenlik konusunu da en az ekonomi, ticaret ve teknoloji konuları kadar masaya yatırmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
'Uluslararası toplumun ortak tutumunu İsrail, tehdit olarak algılayabiliyor'
Suriye'deki mevcut duruma ilişkin soru üzerine Fidan, "Şu anda Suriye'nin istikrarına en büyük tehdit muhtemel bir İsrail askeri operasyonu. İsrail bu konuda belli niyetlerini önceden ortaya koyuyor. Suriye'deki istikrarsızlığın kapısını, açarsa İsrail'in bu yayılmacı politikaları açar." dedi.
Fidan, bölge ülkeleri, Avrupa Birliği (AB), ABD, Asya ülkeleri, Rusya ve Çin'in Suriye'deki yeni yönetime bir şans verme ve istikrara yönelik çalışma konusunda bir ittifak oluştuğunu belirterek, "Uluslararası toplumun bu konudaki ortak tutumunu İsrail, anlaşılan kendisi için bir tehdit olarak algılayabiliyor, en azından Netanyahu hükümeti. Umarım bu konuda bir negatif gelişme olmaz. Olursa çünkü çok ciddi bölgesel sonuçları olur diye değerlendiriyorum" şeklinde konuştu.
'Uluslararası sistemin krizlere cevap vermekten uzak'
BRICS, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN), Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) gibi uluslararası oluşumların yakın vadede etkili rolü olup olmayacağına ilişkin soruya yanıt veren Fidan, "Biliyorsunuz uluslararası sistemin maalesef özellikle Gazze olayında da açığa çıktı ki, büyük bir yetersizliği var ve ortaya çıkan krizlere cevap vermekten uzak bir sistem. Belli tercihlerinden ve belli güç yapılarından dolayı" şeklinde konuştu.
Fidan, Gazze'deki savaşın, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, bunların etrafında şekillenen olayların, Asya-Pasifik'teki muhtemel gelişmelerin, teknoloji dünyasındaki rekabet ve ticaret savaşlarının topluca evrildiği zaman mevcut sistemin cevap vermekten ziyade daha fazla krizi körüklediğini dile getirdi.
Burada mevcut ittifakların rolünün büyük olduğunu ifade eden Fidan, "Mevcut ittifaklar kendi popülasyonları için refah getirebilirken, başta Avrupa Birliği ve Amerika, diğer sorunları çözmede yetersiz kalabiliyor. Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının özellikle Güvenlik Konseyi'nin yapısı bu konuda şu anda sorunları çözmekten uzak gözüküyor" değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Fidan, BM ve BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) reforme edilmesi gerektiğini yineleyerek, "Bunlar olmadığı zaman mevcut ittifakların karşısına sizin de sözünü ettiğiniz gibi, BRICS gibi, Şanghay İşbirliği Teşkilatı gibi, ASEAN gibi daha adını burada sayamadığımız çok fazla bölgesel aktörlerin ortaya çıkacağı ve daha farklı arayışların olacağı muhakkak" değerlendirmesinde bulundu.
'Hükmetme değil işbirliği'
Arap ve İslam ülkelerini güvenlik koordinasyonu temelinde birleştiren ortak bir oluşumun mümkün olup olmadığına ilişkin soruya yanıtında Fidan, "Ben bunun olabileceğini düşünüyorum. Çünkü dünyadaki diğer örneklerine baktığımız zaman bu bir politik sistem meselesi. Bir de ortak ülküye ulaşma meselesi. Artık bence İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin, Arap Ligi üyesi ülkelerin birçoğunun ulus devlet yapıları oturmuş durumda, dengeleri oturmuş durumda. Artık buradan bir bütünleşik siyasal sisteme gidilebilir" ifadelerini kullandı.
Fidan, ülkelerin siyasi liderliklerinin böyle bir şeye karar vermesi durumunda belli bir sistematik içerisinde böyle bir vizyona ulaşmanın mümkün olduğunu belirterek, buna bir yerden başlanılması gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgede, ülkelerin birbirlerinin güvenliğine, bölgesel toprak bütünlüğüne ve egemenliğine taahhütte bulunmaları gerektiğini belirten Fidan, "Bütün ülkeler birbirlerinden emin olmalı. Bunu mümkün kılacak bir platformun olması lazım. Daha sonra bunun üzerine çok fazla ekonomik ve güvenlik konuları bina edilebilir" şeklinde konuştu.
Fidan, uzun yıllar bölge ülkelerinin kendi içerisindeki çatışmaların, anlaşmazlıkların ve yer kapmaların rol oynadığını belirterek, Arap ülkeleri arasında "Türkler tekrar geliyor, Neo-Ottoman bir politika izliyorlar" söylemi olduğuna işaret etti.
Bölgede ya Türk, ya Arap ya da Fars egemenliğinden bahsedildiğini kaydeden Fidan, "Hep bir dominasyon, 'Kim bölgeyi etkisi altına alacak veya hükmedecek' şeyi var. Bence bu çok ilkel bir yaklaşım. Bunun yerine bizim işbirliğini geliştirmemiz lazım. 'Domination' değil 'Cooperation'. 'Hükmetme' değil 'işbirliği'. Herkesin sınırları belli, ulus belli. Birbirimize saygı duyuyoruz." ifadelerine yer verdi.
Türkiye-Mısır ilişkileri 'modern tarihin en iyi düzeyinde'
Türkiye-Mısır ilişkilerine de değinen Fidan, iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin şu anda "modern tarihin en iyi düzeyine" erişmiş durumda olduğunu söyledi.
Fidan, iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkisinin, halklar arası ilişkinin her zaman mükemmel olduğunu savundu, "Zaten iki halk birbirinin benzeri, ayırmak mümkün değil. Fakat siyasal elit arasındaki ilişki ve bürokrasiden bürokrasiye, hükümetten hükümete olan ilişki gerçekten fevkalade iyi bir noktaya ulaşmış durumda. Çünkü her türlü konuyu konuşabiliyoruz" ifadelerini kullandı.
İki ülke arasında çok büyük dayanışma ve işbirliği olduğuna işaret eden Fidan, ilişkilerin giderek daha da ilerlediğini, ticari ilişkilerin de "fevkalade iyi" olduğunu söyledi.
Bakan Fidan, ikili ilişkileri ilerletmek adına daha çok şey yapılabileceğini ve yapılması gerektiğini dile getirerek, her şeyin çok başlangıcında olunduğunu kaydetti.
"Çünkü her iki ülke de kendi potansiyelleri dışında birbirimizin potansiyelini bir araya getirebilirsek ne yapabiliriz onu keşfetmeye başladı" diyen Fidan, bu durumun bölgede sadece Mısırla değil başka ülkelerle de bu şekilde olduğunu belirtti.
İki ülke arasındaki potansiyel görüş ayrılıklarını nasıl uzlaştırabildiğine ilişkin soruya yanıt veren Fidan, "Şimdi biz birbirimizi dost olarak görüyorsak, bir meselede farklılığımız varsa bu farklılığı gidermek daha kolay. Şimdi Libya konusunda bizim başlangıç pozisyonlarımız daha uzaktı birbirine. Ama zamanla, iletişimle, aramızda güveni artırarak belli bir noktaya geldik. Sudan konusunda hakeza ve Gazze konusunda zaten beraber çok yakın çalışıyoruz. Filistin konusunda çokça yakın çalışıyoruz. Yani etle tırnak gibi çalışıyoruz" diye konuştu.
| Bahçeli'den yeni 'eksen' çağrısı: 'Türkiye-Rusya-Çin ittifakı inşa ve ihya edilmeli' |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.