Sayfa yolu
GÖRÜŞ | Hesap vermekten kaçanların gazeteciyle kavgası
Hazal Güven
Yayın Tarihi: 18.02.2026 , 17:23 Güncelleme Tarihi: 18.02.2026 , 17:29
Babala TV’de yayınlanan bir fragman hızla sosyal medyanın gündemine oturdu. Gazeteci Ercan Küçük’ün, İYİP Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’na yönelttiği soru ve sonrasında yaşananlar, gazeteciliğe tahammülsüzlüğün nur topu gibi bir örneğini daha önümüze seriverdi.
Oysa Küçük'ün sorusu son derece anlaşılır, basit ve kolaydı. soL Haber’de yayımlanan, belgeli haberini muhatabına sormak için eline aldığı mikrofonla bir anda hakaret yağmuruna tutuldu. Dervişoğlu, soruyu beğenmemişti. Ercan, İYİP yöneticisi Burak Dalgın’ın Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde danışmanlık hizmeti anlaşması yapılan McKinsey danışmanlık şirketinin New York ve Boston ofislerinde yöneticilik yaptığını, 2019’da ise Eisenhower bursiyeri seçilmesini soruyordu. Özetle, Dervişoğlu’na, “sık sık antiemperyalizm vurgusu yapıyorsunuz ama bu ABD kayıklarıyla basamakları tırmanan yöneticileriniz size de çelişkili gelmiyor mu” demişti.
Amerikancılıkla yüzleşemeyen Dervişoğlu, çareyi gazetecilikten hesap sormakta buldu.
Ve bu Türkiye’de maalesef yeni de değil.
Gücü seven, soru sevmeyen siyaset
Öncelikle eğip bükmeden söyleyelim; gazetecilik, gücü rahatsız etmek için vardır. İktidarı, muhalefeti, sermayeyi, devleti… Çünkü gazetecinin görevi siyasetçinin konforunu korumak değil, kamunun çıkarını savunmaktır.
Ancak Türkiye’de düzen siyasetçileri, yıllardır sorunun kendisiyle değil soruyu soranla kavga ediyor.
Erdoğan’ın geçmişte miting meydanlarında gazetecileri hedef göstermesi, eleştirel sorular karşısında sert ve dışlayıcı bir dil kullanması, bazı basın toplantılarında mikrofon krizlerinin yaşanması hafızalarda. Eleştirel medya kuruluşlarının akreditasyon mekanizmalarıyla dışarıda bırakılması da aynı zihniyetin kurumsal tezahürüydü: Makbul olan soru sormayandır.
Ama yalnızca iktidar değil.
Muhalefet cephesinde de benzer bir refleks var. Televizyon ekranlarında zor soruya sinirlenip gazeteciyi “taraflılıkla” suçlayanlar, sosyal medyada gazetecileri “operasyonel” ilan edenler, “Bu soruyu kim yazdırdı?” diyerek meseleyi kişiselleştirenler… Yani refleks değişmiyor.
Düzen siyaseti, hesap vermeyi değil parmak sallamayı seviyor. Gazeteci iktidara yakınsa sorun yok. Bağımsızsa, eleştirelse, ısrarcıysa, dün söylenenle bugünü yan yana koyuyorsa işte o zaman hedef tahtasına konuyor.
Kimin 'gazeteci' olduğuna haber sitesi olduğunu iddia eden 'Aykırı' mı karar veriyor?
Dervişoğlu örnekleri bir yana mesleğin “kendi içinden” de kavga verdiği çok başlığı var. En az Dervişoğlu’nun düzeysiz dili kadar konuşulması gereken bir başka başlık da söz konusu videoyu servis eden bir tuhaf “haber” sitesinin dili olmalı. Kendisine “Aykırı” ismini veren yeri kastediyorum.
İlgili yer, basit bir internet aramasıyla bile sayısız özel habere imza attığı görülen Ercan Küçük’ün gazeteciliğini sorgulayarak Küçük’ten, “kendisini gazeteci olarak tanıtan şahıs” diye bahsetti. “Habercinin” soru sorduğu için bir partinin liderinden hakaret işittiği içerik, bir “haber” sitesinde böyle verildi. Bu sitenin İYİP ile bağlantısı başka bir yazının/haberin araştırma konusu olsun ama yapılan paylaşımın üzerinde durmak zorundayız. Gazetecinin gazeteciliğini ispata zorlandığı böylesi bir dönemde, düzen siyasetçilerinin yanına bir de bu tuhaf “haber” siteleri eklenmiş durumda. “Kime gazeteci denir” sorusunun cevabı böyle yerlere, böyle siyasetçilere bırakılamayacak kadar onurlu, kıymetli bir mücadele başlığıdır.
Ayrıca küçük ve önemli bir not: Gazetecilerin fiziki saldırılara, yargı baskısına ve dijital lince maruz kaldığı bir ortamda kullanılan her kelime büyük sorumluluk taşır.
Bugün Babala TV’de yaşanan tartışma, tek başına bir televizyon polemiği değil. Türkiye’de siyaset ve medyanın ayna karşısındaki pratiği.
Eğer her zor soru “provokasyon”, her eleştiri “düşmanlık”, her ısrar “terbiyesizlik” sayılacaksa; geriye yalnızca alkış kalır.
Gazetecilik rahatsız eder. Etmelidir de. Dolayısıyla Dervişoğlu da rahatsızlık duymaya devam edebilir. Şüphe etmesin ki adını işittiği anda öfke tutulmasına girdiği soL Haber, sorularıyla rahatsız etmeye devam edecektir.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.