Sayfa yolu
GÖRÜŞ | Eşit yurttaşlık hakkı, laiklik ve Aleviler: AKP'nin seçim hamleleri
Yayın Tarihi: 08.11.2022 , 18:35 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12
Kendine özgü bir evren algısı, kendine özgü bir tanrısallık düşüncesi, kendine özgü bir varlık- insan-değer anlayışı sistemi, kendine özgü ibadet ritüelleri dizgesi ve kendine özgü bir ‘bu dünya ve öteki dünya’ kurgusu olan Alevilik, çok yönlü, çok katmanlı, çok farklı boyutları olan bir olgu, bir gerçeklik ve bir durumdur. Tarihsel süreçler içerisinde inançsal, felsefi ve düşünsel, kültürel, sosyal, siyasal bağlamları ve yönleriyle gelişmiş, doğayı, insanı, varlığı ve varlığın bilgisini anlama, anlamlandırma kavramlarını ve ontolojik kategorilerini oluşturmuş bir inanç biçimi, bir yaşam pratiğidir.
AKP, sayıları milyonları bulan bu inanç toplumunun kendi sosyal gerçekliği, inanç sistemi ve yaşam pratiği içerisinde yaşadığı sorunları, ötekileştirme, yok sayılma ve ‘dolaylı’ ya da ‘doğrudan’ sürekli ayrımcılığa uğrama durumunda tutulan konumlarını, gerçek temellerinden, tarihsel ve güncel yapısal, siyasal, toplumsal koşullarından, devletin örgütlenmesi ve işleyişine ilişkin bağlamından kopartarak tanımlamayı seçiyor. Siyasal İslamcı anlayış ve muhafazakar, mezhepçi geleneğin yaklaşımı içinde, pragmatik siyasi yöntemlerle, tıpkı 2010 yılında olduğu gibi, “yine ve yeniden” dayatmacı metotlarla; içe dönük bir “basitleştirmeyle,” paketlenebilir / ‘açılım’lanabilir bir duruma sokmaya çalışıyor!
Torba Kanun niteliğinde olan ve TBMM Genel Kurulu’nda bugünlerde görüşülmesi planlanan “Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” içerisinde, beş madde kapsamında cemevleri ile ilgili kimi düzenlemeler (1) getirerek, Aleviler üzerinden, hegemonik bir kapsayıcılık algısı inşasına girişiyor.
Bu teklif: Alevilerin sorunlarını ve istemlerini, tarihsel ve güncel gerçek bağlamından koparmak Alevilerin sorunlarının, onları mevcut ulusal topluluğa ve politikalara dahil edecek demokratik, laik ilke ve uygulamalar sorunu olduğunun üstünü örtmek, cemevlerinin su ve elektrik ödemelerine indirgemek, kamuoyunda "sorun çözücü" AKP algısı yaratmak, propaganda malzemesi olarak bu durumu kullanmak çabasıdır. Cemevleri konusunda, ibadet yeri nitelemesinden özellikle kaçınan, belediyelerin uygulaması ile fiili bir duruma gelmiş bir uygulamayı, olması gerektiği gibi değil, kendi politik dinsel görüşüne uydurarak, tahrif ederek, imar kanunu ve Belediye Kanunu ile sınırlı olarak ve yalnızca bu kanunların kapsamında ve "kültür evi" tanımlaması üzerinden bir kanun normu haline getirmek ve dolayısıyla var olan ayrımcı tavrın kalıcı bir kanun maddesi haline gelmesine yol açmak girişimidir.
Zira, bu teklif:
1. Kendine özgü bir evren algısı, kendine özgü bir tanrısallık düşüncesi, kendine özgü bir varlık- insan-değer anlayışı sistemi, kendine özgü ibadet ritüelleri dizgesi ve kendine özgü bir ‘bu dünya ve öteki dünya’ kurgusu olan Alevilik inancını, din ve vicdan özgürlüğü kapsamında bu özellikleri ile bir inanç sistemi ve mensuplarını da, diğer sosyolojik özellikleri yanında bir inanç toplumu şeklinde, hak öznesi olarak resmi bir tanımayı içermiyor. Tam aksine, kültür öğesi, folklorik tanımlı bir öğe sayarak, ötekileştiriyor.
2. Laiklik temelinde, “eşit yurttaşlık hakkı” isteminin hiç bir gereğini karşılamıyor, bu talebin içeriğini ve gereğini görmezden geliyor. Çünkü, Alevilerin dile getirdiği talepler temelde; “devletin örgütlenmesinin, hukukunun oluşturulmasının ve işletilmesinin herhangi bir dinin anlayışları ve normları tarafından belirlenmemesi istemidir. Yani laiklik istemidir!” Buna bağlı olarak; “yurttaşların kişiler olarak, dinlerinin olmasının, farklı dinlere sahip olması veya bir dine sahip olmamsının yurttaş olarak onların devletle ilişkilerinde bir fark yaratmamasını istemektir. Yurttaşlığı “haklar ve ödevler çerçevesinde bir hukuki-kamusal statü olarak tanımlayan ve tabiyet ilişkisine indirgeyen anlayışın yerine; hukuki, siyasi ve sosyal haklar olmak üzere üç boyutlu bir olgu olarak, siyasal bir etkinlik ve hukuki bir statü şeklinde kurgulayan ve bunun koşullarını ve hakların kullanım olanaklarını eksiksiz şekilde, tüm yurttaşlar için, hiçbir ayırım gözetmeden, eşit şekilde sağlanmasını içeren “eşit yurttaşlık” hakkının ve gereklerinin yerine getirilmesi istemidir! Bu teklif, bu gerçekliğin üstünü örtüyor, bütünüyle görmezden geliyor!
3. Din ve vicdan özgürlüğünün gerektirdiği koşulların, eşitlik ve devletin tarafsızlığı ilkeleri çerçevesinde yerine getirilmesini içermiyor.
Dolayısıyla, AKP bu teklif ile, bu güne kadar Alevilerin dile getirdiği bütünsel, bölünmez, birbirine bağlı hakları bölüyor, tek tek istediği içerik ve boyuta sokarak, pazarlık konusu yapıyor. Bu tutumuyla, çözümden çok, yeni sorunlar yaratan uygulamalara girişiyor. Siyasal erk ve hegemonik güç olarak çözüldüğü, politik, ekonomik ve sosyal alan hakimiyetinin ‘yönetemezlik’ krizine girdiği, iç ve dış siyaset alanında ‘belirleyici siyaset öznesi’ olma özelliğini giderek yitirdiği, “umut dağıtma” kapasitesinin ve yaşamı teşvik etme” sanallığının tükendiği bu aşamada, propagandacı yaklaşımı ile Alevi öznelliği üzerinden yapay bir meşruiyet sağlama arayışına girişiyor.
Aleviler, AKP ‘nin bu düzenleme yöntemine, inkarcı ve indirgemeci anlayışına karşı, gerçek istemleri için ısrarcı olacaklar, insanlığın tarihsel ve güncel birikim ve deneyimleri, hak mücadelesinin, demokrasinin gerekleri anlamında doğru tavır alacaklar ve AKP nin, "bunları yaptık daha ne istiyorsunuz" pragmatizmine yol vermeyeceklerdir.
AKP Politikalarındaki Anlayış Süreklidir!
AKP’nin Alevilerin sorunları ve istemlerini “açılım” adı altında tanımlamaya, sınırlar koymaya, kendi alanına almaya, kendine benzetmeye girişmesi, Alevilerin özellikle 2008, 2009 yıllarında gerçekleştirdikleri büyük kitlesel mitinglerin ardından daha görünür hale geldi. Kamuoyunda Alevi sorunlarına ve haklı taleplerine bir ilginin oluşması, o güne kadar bilinip de görülmeyen bir gerçeklik olan Alevilerin kamusal yaşamın aktığı mekan olan sokakta görünür duruma gelmeleri, siyasal mekanın sınırlarını zorlamaları, grup hakları ve kişi hakları anlamında ‘hak öznesi’ konumlarını dillendirmeleri, aidiyetlerine karşılık gelen temel hak ve özgürlüklerinin gereklerine ilişkin taleplerde birleşmiş olmaları ve bu taleplerin tüm halk kesimlerinde karşılık bulması, o dönem iktidarını, seçmen kitleleri bazında siyasi bir ‘endişeye’ sürüklemiş, o dönem hükümet sözcüsü de olan Devlet Bakanı Cemil Çiçek, sorunun çözülmemesi halinde “bir güvenlik problemi haline gelme potansiyeli taşıdığı” iddiasında dahi bulunmuştu. Alevilerin hak talepli bu eylemliliğinin ardından hükümetin 2010 yılında “açılım” adı ile başlattığı göstermelik çözüm arayışı süreci, bu anlayışın ilk görünümleri olup , Alevilerin o dönemde kazanmış olduğu, yukarıda ilkeleri özetlenen hak temelli mücadele ivmelerini sönümlendirmeye, zayıflatmaya, zamana yayarak geriletmeye yönelik bir program olarak tarihe geçmişti. Bugün yenilenen bu girişim, aynı anlayışın devamı niteliğindedir.
Alevilerin Sorunlarının Hangi Bağlamları Bulunuyor?
Alevilerin, öncelikle Alevi olmaktan kaynaklanan sorunlarının, aynı zamanda Türkiye’de yaşıyor olmaktan, Türkiye’li olmaktan kaynaklanan sorunlarla ve hatta bu çağın yarattığı sorunlarla bağlantılı olduğu, bunların birbirini büyüttüğü, biri çözülmeden diğerini çözmenin olanaklı olmadığı, diyalektiğin ortaya koyduğu bir gerçeklik.
Tarihsel ve güncel bağlam içerisinde, siyasal, sosyopolitik, sosyokültürel, inançsal, felsefi ve etik boyutları, sosyopsikolojik ve demografik gerçekliği ile özgün bir olgu olan Aleviliğin, mensubu olan kişilerin sorunları da, doğrudan bu bağlamlarla ilgilidir. Bu bağlamların açıkça anlaşılması için, genel çerçevede şu örnekler (bunların alanları ve sayıları çok daha arttırılabilir) açıklayıcı olacaktır.
a. Alevilerin Sorunlarının Siyasal Bağlamı
-Alevilerin siyasete katılma, siyaseti oluşturma ve icra edilmesindeki olanakları nedir? Yapısal ve işlevsel engeller var mıdır?
-Siyasetin Alevilere ve sorunlarına yaklaşım biçimi ve anlayışı nedir?
-Alevilerin kendi sorunları ve toplumsal sorunlar karşısında, kamusal bir güç oluşturma bilinçleri ve kamusal özne olma yeterlilikleri, grup hakları konusunda duyarlılıkları ve olanakları nedir?
-Alevilerin, en üst toplumsal örgütlenme biçimi olan devletin, kurum, kuruluş ve işleyişinde görev ve sorumluluk alma olanakları nedir?
b. Alevilerin Sorunlarının Sosyal ve Kültürel Bağlamı
-Alevilik, toplumsal yaşamın her alanında, toplumsal ilişkilerin her biçiminde başlı başına bir “sosyal eşitsizlik” kategorisi oluşturmakta mıdır?
-Alevilik ve Alevi olma, tarihsel ve güncel anlamda; kamusal ve özel hizmetlerden, yaşamsal olanaklardan, fırsat eşitliğinden, bireysel ve toplumsal grup olarak, sürekli bir “dışlama”, “doğrudan ve dolaylı ayrımcılık” nedeni oluşturmakta mıdır?
-Alevilik ve Aleviler, sürekli bir nefret söylemine maruz kalmakta mıdır? Zaman zaman kriminalize edilmekte midir?
-Nefret söylemi, bir düşmanlaştırma işlevi görmekte midir?
-Türkiye’de Alevilik ve Aleviler, hakim kabul edilen bir din ve inanç (Sünnilik) merkez alınarak ve ona karşıt olarak, onun temelinde tanımlanmakta mıdır? “Asıl” kabul edilen öğe karşısında, tanımsız “öteki” konumunda olmaktan çıkmanın yolu, nasıl bir siyasal ve toplumsal yönetim anlayışını hakim kılmayı gerekli kılar?
- Hakim söylemin tarihsel ve güncel önyargıları da besleyerek geliştirdiği söylemin eğitimde, toplumsal bellekte ve sanatın her alanında yansımalarının olması ve kuşaktan kuşağa aktarılması karşısında, Aleviler, varlıksal nasıl bir karşı duruş oluşturmaktadır?
-Bunlar karşısında Alevilik, kendini, kendi gerçekliği ile anlatma, kendi tarihsel oluşumunu, kaynaklarını, gelişimini ve güncel yapısını araştırma, yazılı, sözlü kaynaklarını toplumsal alana sunma, bunları kurumsal yapı içerisinde ve teknolojik olanakları da kullanarak bilim, sanat, eğitim alanlarına açma ve geleceğe aktarma olanakları yaratmakta mıdır? Örneğin kurumsal, bağımsız, özerk Alevi Araştırma Enstitüleri açma olanaklarına sahip midir?
- Tarihsel Alevi mekanlarının korunması, ziyarete açılmasının sağlanması, envanter düzenlenmesi, Alevi Eserleri Müzeleri açılması (bunlar Alevi yaşam tarzının öğelerinin yer aldığı müzeler) çalışmaları ve olanakları bulunmakta mıdır?
c. Alevilerin Sorunlarının İnançsal Bağlamı
- Aleviler, kendi ibadetlerini özgürce gerçekleştirme ve ibadetlerinin gereklerini yerine getirme olanaklarına sahip midir?
- Aleviler, ibadet mekanlarını özgürce kurma, onları bağımsız ve özerk şekilde yönetme, hizmetlerinin görülmesini sağlayacak kamusal olanaklardan yararlanma olanaklarına sahip midir? Bu taleplerle açılmış davalarda verilmiş mahkeme kararlarının, kazanılmış hakların gerekleri iktidar tarafından yerine getirilmekte midir?
- Aleviler, kendi inançlarının eğitimini alma, eğitimini yapma ve yaptırma, kendi inanç eğitimini yapacak dedeleri yetiştirme olanaklarına sahip midir?
- Aleviler, dini inançları nedeniyle sürekli kınanmakta mıdır?
- Alevilerin çocukları, anayasal ve yasal düzenlemeler ve uluslararası sözleşmeler ile din öğretiminde “çocuğun ana babasının dinsel ve felsefi inançlarına saygısızlık sayılabilecek bir aşılama amacı güdülmesi” yasaklanmış olmasına karşın, zorunlu şekilde mensubu olmadıkları bir din ve inancın öğretimine mecbur kılınmakta mıdır?
- Alevilerin, kendi çocuklarının bu eğitimi bu şekilde almalarının insan haklarına aykırı olduğunu saptayan mahkeme kararları, uygulanmakta mıdır? Kararlar doğrultusunda gerekli düzenlemeler yapılmakta mıdır?
- Toplumsal yaşamda, kendi yaşam alanlarında, sokakta, evde, okulda vb. İslam’ın belli bir anlayışının bütünüyle kapladığı bir mekanda yaşamak zorunda bırakılmakta mıdır? Neredeyse her sokakta bir cami, bir mescidin olduğu ya da hoparlör ve taşıma sesle yedi gün yirmi dört saat, kendilerine farz olmadığına inandıkları bir ibadet tarzına çağrılarak, psikolojik bir baskı altında yaşamak zorunda bırakılmakta mıdır?
d. Alevilerin Sorunlarının Ekonomik Bağlamı
- Aleviler, ülkenin gayrisafi milli hasılasından yeterli pay almakta mıdır?
- Alevilerin istihdamda yer alma oranları nedir?
- Alevilerin arasında işsizlik oranları nedir?
- Alevi iş insanlarının devlet kaynaklı ihalelere katılma, ihale alma oranları nedir?
e. Alevilerin Sorunlarının Dış Politika Bağlamı
- Siyasal İslamcı, Selefi, mezhepçi siyasetin Suriye ve Ortadoğu politikasında “düşman” kavramlaştırmasında, Aleviler marjinal konumda tutulmakta mıdır?
- Gelecekte mezhepçi dış politika nasıl aşılacaktır? Alevilerin bu konumdan çıkarılması nasıl gerçekleşecektir?
- Yurtdışında yaşayan Alevilerin hak öznesi durumlarının gerekleri nasıl yerine getirilecektir?
Alevilerin sorunları, onları mevcut ulusal topluluğa ve politikalara dahil edecek demokratik, laik ilke ve uygulamalar sorunudur.
Tüm bu bağlamlara bakıldığında açıkça görüleceği üzere Alevilerin sorunları, onları mevcut ulusal topluluğa ve politikalara dahil edecek demokratik, laik ilke ve uygulamalar sorunudur. Bu nedenle Alevilerin dile getirdiği talepler temelde; “devletin örgütlenmesinin, hukukunun oluşturulmasının ve işletilmesinin herhangi bir dinin anlayışları ve normları tarafından belirlenmemesi istemidir. Yani laiklik istemidir!” Buna bağlı olarak; “yurttaşların kişiler olarak, dinlerinin olmasının, farklı dinlere sahip olması veya bir dine sahip olmamasının yurttaş olarak onların devletle ilişkilerinde bir fark yaratmamasını istemektir.” “1980 sonrasında dinin millet tanımında yer alması ile geliştirilen ve milleti oluşturan fertlerin aynı dine inanmalarının objektif bir faktör olduğunu temel alan; ‘Türkiye’de yaşayan tüm fertler milletin parçasıdır, fakat dini düzlemde bazıları diğerlerinden daha fazla milleti meydana getiren gruba dahildir şeklinde özetlenebilecek, söylem düzeyinde içerici ama pratikte dışlayıcı, dine dayalı özcü (essentialist) yaklaşımın” terk edilmesi ve bunun aşılmasını sağlayacak koşulların oluşturulmasıdır. Bunun öncelikli uygulama alanı olarak da, yurttaşlığı “haklar ve ödevler çerçevesinde bir hukuki-kamusal statü olarak tanımlayan ve tabiyet ilişkisine indirgeyen anlayışın yerine; hukuki, siyasi ve sosyal haklar olmak üzere üç boyutlu bir olgu olarak, siyasal bir etkinlik ve hukuki bir statü şeklinde kurgulayan ve bunun koşullarını ve hakların kullanım olanaklarını eksiksiz şekilde, tüm yurttaşlar için, hiçbir ayırım gözetmeden, eşit şekilde sağlanmasını içeren “eşit yurttaşlık” hakkının ve gereklerinin yerine getirilmesi istemidir!
Dolayısıyla Alevilerin sorunlarının çözümü de ancak:
1. İnsanı merkeze alan yeni bir siyasal ve toplumsal yönetim anlayışına dayalı, demokratik, özgürlükçü ve kamucu, eşitlikçi, adil bir yönetim sistemi oluşturmak ve devleti, kurum ve kuruluş ve işleyişiyle bu anlayış temelinde yapılandırmak,
2. Böyle bir sistemde eşit yurttaşlık hakkının gerektirdiği koşulları herkes için eksiksiz sağlamak,
3. Bu yapının ve koşulların garantisi olan toplumsal ve siyasal ilke olan laiklik ilkesini gerçek anlamda uygulamak ile gerçekleşir!
Siyasal İslamcı, muhafazakar, otoriter, gerici ve cinsiyetçi bir siyasal ideolojik anlayışın, bu söylemler üzerinden neoliberalizme eklemlenmiş, emek karşıtı bir pragmatist ekonomipolitik eylemselliğin, toplumsal ve siyasal yapıyı bu amaç doğrultusunda dönüştürmeyi kendine dava edinmiş, tarihsel bağlamlarla kurgulanan kültürpolitik bir geleneğin bu istemleri yerine getirmek, sorunlara çözüm oluşturmak bir yana, nitelik ve yapısal olarak bunların nedeni olduğu ortadadır.
Bu gerçeklikler doğrultusunda; Aleviler ve tolumun eşitlik ve özgürlük içinde, siyasal ve ekonomik bir demokrasi isteyen tüm halk kesimleri, sorunların çözümü için siyaseti tüm bileşenleriyle etkileyecek bir eylemlilik içinde olmak durumundadır. Çözüm, bu şekilde oluşturulacak süreç ile insanı merkeze alan yeni bir siyasal ve toplumsal yönetim anlayışına dayalı, demokratik, özgürlükçü ve kamucu, eşitlikçi, adil bir yönetim sistemi oluşturmakla gerçekleşebilir!
* Hukukçu/Akademisyen
1) Kanun Teklifi Gerekçesi:“Alevi-Bektaşi kültürü ve erkân hizmetlerinin yürütüldüğü cemevlerinin aydınlatma giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından karşılanması, belediye ve bağlı kuruluşlar tarafından cemevlerinin içme ve kullanma suyu ihtiyaçlarının indirimli veya ücretsiz olarak karşılanabilmesi, belediyeler tarafından “mahalli müşterek nitelikte olan okul binalarının inşaatı, bakım ve onarımı ile kültür, tabiat varlıkları ve önemli tarihi mekanların” bakım ve onarımlarını yapabildiği gibi aynı kapsamda mahalli müşterek nitelikteki cemevlerinin yapım, bakım ve onarımları ile malzeme desteği sağlanmasına imkan tanınması, aynı kapsamda il özel idareleri tarafından il sınırları içinde mabetler, kültür ve tabiat varlıkları, tarihî doku ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânlar ile cemevlerinin yapım, bakım ve onarımlarının yapılabilmesi ve 3194 sayılı İmar Kanununa ek madde eklenerek Alevi-Bektaşi kültürü ve erkân hizmetlerinin yürütüldüğü cemevlerine imar planlarının tanziminde planlanan beldenin veya bölgenin şartları ve ihtiyaçları göz önünde tutularak yer ayrılması ve cemevi yapılabilmesi için mülki idare amirinden izin alınmasına” yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.