Sayfa yolu
GÖRÜŞ | Erdoğan hakaretleri nedeniyle cezalandırılabilir mi?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Ali Rıza Aydın
Yayın Tarihi: 02.06.2022 , 16:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
“Eşkıya, terörist, terör sevici, terbiyesiz, densiz, edepsiz, çürük, sürtük”…
Erdoğan’ın AKP Grup toplantısında kullandığı bu sözlerle Haziran Direnişi’nin hedefe konulduğu, hedefte halk olduğu açık.
Bu tür kullanımlar bireysel bir ağız dalaşının konusu olmaktan öte, etik olmayan, halkı hedef alan, halk üzerinde baskı kuran, ayrımcılık içeren, düzeni koruyan çok yönlü amaçlarda hep ortaya çıkıyor.
Konuya hem ahlaksal hem de hukuksal bakılabilir, bakılıyor da. Etik mi değil mi? Hakaret mi değil mi? İftira mı değil mi? Kullanan hangi sıfatla kullandı? Grup toplantısı olduğuna göre “genel başkan” sıfatıyla mı? Başkan ya da siyasi parti başkanı gibi ayrımların çoğu kez yapılmadığı, iç içe olduğu düşünüldüğünde başkan sıfatıyla mı? Sözcüklerin sözlük anlamı ne, halk arasında geldiği anlam ne? Hakaret mi küfür mü?
Daha özele taşırsak; Cezai sorumluluk kişisel mi cumhurbaşkanı olması nedeniyle mi? Dava açılabilir mi, açılamaz mı? Soruşturma yetkisi kimde? Açılırsa yargılama süreci nasıl olacak?
Cumhurbaşkanı yönünden soruların yanıtı Anayasa’da.
Bir kere “sorumsuzluk” diye bir konu yok. Cumhurbaşkanlarının siyasi, cezai ve hukuki sorumluluğu var. Her biri de ayrı ayrı düzenleniyor ya da genel hükümlerden hareket ediliyor. Vurgulamadan geçmeyelim, cumhuriyet rejiminde kimsenin -dokunulmazlık dönemleri gibi aralar hariç- sorumsuzluğu olmaz.
Konumuz yönünden cezai sorumluluk söz konusu.
Cezai sorumluluk konusunu biraz açalım ama cumhurbaşkanının hukuki sorumluluğunda hukuk mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğunu ve bir istisna bulunmadığını; siyasi sorumluluğunsa, örneğin seçimlerin TBMM tarafından yenilenmesi örneğinde olduğu gibi, farklı yöntemleri olduğunu belirtmekle yetinelim.
Cezai sorumluluk Anayasanın 2017 değişikliğiyle son halini alan 105. maddesinde düzenleniyor. Burada dikkat çekilecek konu cezai sorumlulukta kişisel ya da görevle ilgili bir ayrımın olmaması. Ancak süreç bildiğimiz ceza davası süreçlerinden farklı; belirli ama zor. Aslında bu zorlukla cumhurbaşkanından çok düzen korunuyor.
Bir kere, suç işlendiği iddiasıyla soruşturma ceza muhakemeleri usulünde olduğu gibi başlamıyor. Savcılık devrede değil. Soruşturma açılması isteği dahi TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğunun (301 üye) vereceği önergeyle istenebiliyor.
Meclisin önergeyi en geç bir ay içinde görüşmek zorunda ama soruşturma açılması kararı üye tam sayısının beşte üçünün (360 üye) gizli oyuyla verilebiliyor.
Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclis’teki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle 15 kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılıyor. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde (bitirilememesi halinde bir aylık ek süre veriliyor) Meclis Başkanlığı’na sunuyor. Rapor başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılıyor, dağıtımından itibaren on gün içinde Genel Kurulda görüşülüyor.
TBMM, üye tamsayısının üçte ikisinin (400 üye) gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabiliyor.
Yüce Divan yargılaması üç ay içinde (tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre veriliyor) tamamlanıyor.
Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen cumhurbaşkanı, seçim kararı alamıyor. Yüce Divan’da seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen cumhurbaşkanının görevi sona eriyor. Bu hükümler cumhurbaşkanının görevde bulunduğu sürede işlediği iddia edilen suçlar için görevi bittikten sonra da uygulanıyor.
Özetle sorumluluk yolu açık ama yolculuk siyasi ilke, irade ve kararlılığı gerektiriyor.
Bunlar ve dahası hemen her yerde konuşuluyor, konuşulmaya da devam edilecek. Bir yandan da siyasi kapışmalar sürecek. Muhataplık, hukuk, dava, yasa maddesi, o madde değil şu madde, yargı, yargının içinde bulunduğu ilişkiler, Anayasa Mahkemesi’nin konumu tartışılacak.
Cumhurbaşkanına hakaret davasının binlerden on binlere büyüdüğü devasa hali düşünüldüğünde tepkiler daha da artacak. Muhalefet, bir yandan siyasi etik yasasını dile getirirken diğer yandan “tek adam rejimi”ni hedef alacak; bir yandan da siyasi vitrinde kullanılacak.
Anımsatmaya gerek olmayacak kadar yaygın bir durumla ve yinelemelerle karşı karşıyayız aslında. Neredeyse kanıksatılan bu durumun yine anımsatmaya gerek olmayacak şekilde genel kabul görmüş burjuva ahlakıyla, hukuku ve yargısıyla çözümlenmediğini, çözümlenemeyeceğini gün be gün görüyoruz, yaşıyoruz.
Çözümsüzlüğün hukukun, yargının, düzen içi siyasetin içinde bulunduğu durumdan kaynaklandığı görüşü elbette yabana atılamaz. Böyle siyasete, böyle hukuk ve yargıya böyle sözcükler denircesine bir keyfilik ve kontrolsüzlük içinde olunduğu da yabana atılamaz. Ama eksik kalır, içine itilen durumun ve çözümsüzlüğün kaynağını açıklamaz.
Çözümsüzlük düzenin, düzen araçlarının, sınırsız, fütursuz, keyfi tavırların halka olağanmış gibi gösterilerek dayatılmasından; düzen siyasetinin de bu dayatmayı kapitalizmin, sömürünün ahlakı ve hukuku gibi bir tanım içinde kısmi ve yüzeysel ayrımlarla okumasından kaynaklanıyor. Düzen içinde bile olsa siyasi savaşımın yeterince ve gereğince yapılamamasından ya da yapılmak istenmemesinden, hesap sorma yerine helalleşmeye sığınılmasından kaynaklanıyor.
Hukukun da desteğiyle fatura soygunu, kur oyunları, pahalılık, talan, yağma, sömürü, piyasa kuralları denilen kuralsızlık serbest; fiili eşitsizlik ve adaletsizlik serbest; hak ve özgürlüklerin egemenler lehine halk aleyhine çifte standart uygulanması serbest; halkın barınaksız bırakılması ama kiraların sınırsızlığı serbest; borçlanarak yaşama serbest… Bu kadar serbestlik, keyfilik, sınırsızlık, açlık, yoksulluk, işsizlik ve sömürü içinde ortalıkta serbestçe dolaşan hakaretler, küfürler hangi ahlak ya da hukukla çözülebilir ki?
Çözüm, bu düzeni değiştirme savaşımı ve hedefiyle gelecek.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.