Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Gazeteciler soL'a anlattı: Irak'ta sular durulur mu?

Irak'ta yaşanan olayları, sorunların geçmişini ve Irak halkını bekleyen geleceği, konunun uzmanı gazeteciler Hediye Levent, Mustafa Kemal Erdemol ve Musa Özuğurlu soL'a anlattı

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 07.09.2022 , 14:47 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

Ağustos'tan bu yana sokak eylemleriyle gündeme gelen Irak'ta sular durulmuyor. Bu eylemlerde işin ucu zaman zaman silahlı çatışmalara kadar uzanıyor.

Sadr yanlılarının sokak eylemlerinin ardından yapılan "evinize dönün" çağrısı karşılık bulmuş gibi görünse de, Irak'ın tekrar hareketlenmesi bir kıvılcıma bakıyor.

2021 yılının Ekim ayında yapılan seçimlerinden bu yana hükümetin kurulamaması ülkenin yeniden seçime götürülmesini gündeme getirdi. En son Irak'ın güvenli bölgesi olarak bilinen Bağdat'taki yeşil bölgedeki eylemlerde yaklaşık 30 kişi hayatını kaybederken yüzlerce kişi de yaralanmıştı.

Konuyu yakından takip eden gazeteciler, yaşananların nedenini, bugün neler yaşandığını ve Irak halkını bekleyen geleceği soL'a anlattı:

***

'Yaşananlar ABD işgalinin bakiyesi'

Mustafa Kemal Erdemol (Gazeteci, HalkTV yazarı): Irak’ta bugün yaşanan sorunların 2003’de ABD işgaliyle başladığı sır değil. İlgisi olmadığı halde Irak diktatörü Saddam Hüseyin’i 11 Eylül saldırılarından sorumlu tutarak, yaklaşık 1,5 milyonun ölümüne yol açan işgal sonrası ABD, ülkedeki mezhepleri sonraki yıllarda birbirine düşman edecek bir yapı bıraktı ülkede.

ABD eliyle hazırlanan Irak Anayasası Irak’ın parçalanmasına yol açacak şekilde tasarlandı. Irak’ın geçici bölünmesini fiili hale getiren de bu anayasa olmuştur. İddia edilenin aksine mezhepler arası dengenin sağlanmasını olanaksız kılan mevcut anayasa aslında ülkenin Şii - Sünni olarak bölünmesini hızlandıracak bir içeriğe sahip.

ABD’nin askerlerini sözümona resmi olarak çekmesinin ardından başta Blackwaters olmak üzere çok sayıda paralı asker grubu, ABD ile batılı şirketleri koruma adına Irak’ta kalmaya devam etti. Bu grupların Irak’ın istikrarsızlığında oynadıkları rol de bilinmez değildir. Irak-Şam İslam Devleti’nin ortaya çıkması da ABD’nin Irak’tan çekilmesi sonucu olmuştur.

Mustafa Kemal Erdemol

Bu sözümden çekilmenin iyi olmadığı sonucu çıkarılmamalı, ABD Irak’ta “ilk hedefleri”ni gerçekleştirdikten sonra çekildiğinde mali desteği kestiği Irak ordusunun gelirden yoksun kalan mensupları, küçük radikal bir İslamcı grup olan Irak-Şam İslam Devleti’ne katılarak askeri gücünün temeli oldu. ABD ile müttefiklerinin Irak merkezi hükümetine karşı IŞİD’I kullandıkları da bir gerçektir. 

Irak’taki siyasi sistemin kaos yaratan bir içeriği var. İdari mekanizmaların mezheplere göre paylaşılması mevcut sistemde çoğu zaman başarılı olamıyor. Ülke bölgede nüfuz mücadelesi veren güçlerin de, yani Türkiye, İran, İsrail’in de çekişme alanı haline geldi. ABD, siyasi olarak varlığını başta İsrail olmak üzere müttefikleri aracılığıyla elbette sürdürmekte.

'Anayasa’nın birleştirici olmaktan uzak'

Komşu ülkelerin müdahalelerine açık oluşunun nedeni de Anayasa’nın birleştirici olmaktan uzak olmasıdır. Bu durumda ülkedeki kimi güçler dini/mezhebi aidiyetler üzerinden komşu ülkelerle birliği zorlaştıracak ilişkiler geliştirmektedir. Mevcut durum Irak’ı her an parçalayacak bir görüntü vermektedir.

Sonuç olarak ABD işgalin ardından geriye işlevsiz, güçsüz bir parlamento, parçalanmaya hizmet eden bir anayasa, sınırları tartışmalı bir ülke devretti.

'Kökleri Saddam öncesine kadar gidiyor'

Hediye Levent (Gazeteci ve Evrensel Gazetesi köşe yazarı): Irak’taki mevcut gerilimi sadece bir koltuk kavgası olarak değerlendirmemek gerek. Önce Araplarla Kürtleri, Sünnilerle Şiileri ve nihayet Şiileri birbirine düşen şartların arka planında Saddam dönemi, hatta çok öncesine uzanan ekonomik, sosyal ve siyasi şartlar var.

Silahlı kanatlar arasında silahlı çatışmalara varan Şiilerin kendi arasında bir gerilim olsa da öncelikle şunu göz önüne almak gerek; Irak Hz. Hüseyin’in katledildiği topraklar. Yani mezhepler arası gerilimin artık saflaştığı ve Şiiler açısından hac görevi çerçevesinde kutsal sayılan makamların olduğu bir coğrafya. Yüzlerce yıl önce tohumları saçılan bu mezhepler arası gerilim yine geçtiğimiz yüzyıllar içinde Irak coğrafyasını kim yönetirse yönetsin siyasetin bir parçası oldu.

Saddam döneminde ise, halkın baskıcı yönetimlere karşı birlikte hareket etmesinin önüne geçilmesi için yıllarca fiilen kullanıldı. Saddam dönemine kısaca Sünnilerin iktidarı demek yanlış olmaz. 8 yıl süren İran-Irak savaşında zaten yüzlerce yıldır var olan bu mezhepsel gerilim resmi söylemler, hurafeler, toplumun kutuplaştırılması, savaşta hayatını kaybeden her bir insan açısından düşmanlaştırmaya varan bir noktaya ulaştı.

Hediye Levent

Irak açısından sonraki yıllar çok daha karanlıktı. Nihayetinde dünyanın sayılı petrol zengini ülkelerinden biri olan Irak günümüzde milyonlarca insanın yiyecek yardımına muhtaç olduğu, yüzbinlerce parçalanmış ailenin önünü göremediği, on binlerce öksüz ve yetimin sokaklarda büyüdüğü bir ülke. IŞİD gibi kanlı bir örgütün hızla büyümesi tesadüf değil. Siyasette ise mezhepçiliğin hüküm sürdüğü, buna bağlı olarak İran-Körfez ülkeleri-ABD ve zaman zaman Türkiye’nin de dahil olduğu açık bir nüfuz savaşı hala sürüyor. 

Mukteda Es Sadr resmi söylemlerinde samimi mi, değil mi bu tartışmalı bir konu ancak Sadr’ın hem Sünnilerle hem de KDP ile ittifak kurabilmesi, yukarıda nüfuz savaşlarının etkisiyle çetin bir koltuk kavgası sürerken aşağıda yüzbinlerce insanın iş, yolsuzlukla mücadele, temiz ve mezhepçilikten uzak bir siyaset için sokaklara sık sık çıktığı Irak’ta bu söylemlerin kesinlikle bir karşılığı var.

'Radikal örgütlerin fırsat kolladığı bir ülke'

Sadr hala hem ABD hem İran etkisine karşı çıktığını ve köklü reformlar yapılması gerektiğini söylüyor. Bugünlerde çatışmalar yatışmış, sokaklar sakinleşmiş gibi görünse de, Sadr’lı ya da Sadr’sız, Irak’ta köklü reformlar yapılmadıkça, her yeri saran yolsuzlukla mücadele için adım atılmadan, işsizlik için projeler geliştirilmeden mevcut gerilimin ve kaosun büyüyerek devam edeceği kesin. Ayrıca kitleler halinde ve gönüllü olarak IŞİD’e katılanlar, yıllarca radikal örgütlerle yaşayanlar hala Irak toprakları içinde. 

Irak mezhepçilik, yolsuzluk, zayıf hükümet, işlevsiz devlet kurumları, etkisiz güvenlik birimleri, sosyo-ekonomik şartlar sayesinde kendini yeniden ve yeniden doğuracak radikal örgütlerin fırsat kolladığı bir ülke. Resmen bir kısırdöngüde debelendikçe daha da dibe batan Irak’ta kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlayan iklim krizinin etkileriyle birlikte düşünüldüğünde ortaya çıkacak yeni patlamaların çok daha şiddetli olması şaşırtıcı olmaz.

'Çok parçalı siyasi yapı kırılacak gibi görünmüyor'

Musa Özuğurlu (Gazeteci, Sınırsız TV sunucusu ve soL Haber yazarı): Irak siyasetinde gelecekte yaşanabilecek olasılıklar için hali hazırdaki dengeler fikir verebilir.
 
Ekim 2021 seçimlerinde bağımsızlar dışında 33 parti ve hareket, parlamentoya temsilci göndermiş. Bazı parti / hareketlerin kendi aralarında seçim koalisyonu kurduğu görülüyor ve bu koalisyonlar da çatı koalisyonların parçası olabiliyor. Bu nedenle çok karmaşık bir parlamento yapısı içinde hükümeti kurabilmek hassas dengeler üzerine kurulu zor bir süreç.

Örneğin son seçimlerde 73 sandalye ile en çok sandalye kazanan taraf olan Sadr hareketi 329 sandalyeli parlamentoda güvenoyu alabilmek için 165 oya ihtiyaç duyuyordu. Sadr, 37 sandalyeli El Takaddum hareketi ve 31 sandalyeli KDP ile işbirliği yaptı. Üçünün toplam sandalye sayısı 141 ediyordu. El Takaddum ise Azm ittifakı ve diğer bazı küçük Sünni gruplar ile hareket ediyor. Sadr böylece kağıt üstünde güvenoyu alabilmek için gerekli olan 165 oya ulaşabiliyordu.


Musa Özuğurlu 

Ancak en büyüğünden en küçüğüne bileşenlerin hemen hepsi bu oluşumun dışındaki dengeleri de gözettikleri için Sadr yanında net bir biçimde yer alamadılar ve Sadr bu nedenle pratikte güvenoyu alabilmesi için yeterli oya ulaşamadı.
 
Yukarıdaki örnekler Irak’ta koalisyonların neredeyse zorunlu olduğunu gösteriyor. Sadr’ın karşısında yer alan “Koordinasyon Çerçevesi”nin de parçalı bir yapı olduğu ve parçaların bazılarının da parçalı olduğu düşünüldüğünde hükümet kurabilmenin ne kadar zor olduğu anlaşılabilir.

En önemlisi Irak’ın gelecekte bu “çok parçalı” siyasi yapıyı kırabileceğine dair bir işaret yok. Bu çok parçalı yapı demokratik gibi görünse de aslında bölünmüşlüğün ne kadar derin olduğunu, siyaset ve siyasetçilere olan inancın ne kadar zayıfladığını gösteriyor. Çünkü herkes, ülke sorunlarına çare olarak “kendi reçetesini” üretme peşinde.
 
Siyasete olan güvenin azalması daha radikal çözümlerin konuşulmasına yol açabilir.
 
Irak’ta erken seçim büyük olasılıkla yapılacak. Ancak çıkacak sonuçların aşağı yukarı yukardaki tabloya benzer bir tablo olması büyük olasılık. Bu da benzer süreçleri tekrar izleyebileceğimiz anlamına geliyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.