Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Futbolun mezarlığında hayatta kalmak: Teknik direktörlük kaosu

Türkiye’de teknik direktörlük, kalıcı bir meslek olmaktan kopmuş durumda. Esnek çalışmanın kulübelerdeki versiyonunda, ne antrenörün futbolcuyu ne de futbolcunun antrenörü tanıyacak kadar zamanı var!

İsmail Sarp Aykurt

Yayın Tarihi: 09.02.2021 , 09:24

Türkiye futbolunun tek bir sorunu yok. Aksine sorunlar çeşitli ve kendi aralarında ilişkiler kuruyor. Medya ve yayın hakları, topun oyunda kalma süresi ve maç kalitesi, ekonomik problemler, genel bir başlık olarak federasyon, fanatizm, VAR ya da hepsinin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi duran egemen siyaset...

Bunların tamamı futbolun gerçek problemleri arasında sayılabilir.

Ancak bütün bu sayılanlarla ilişkili olmak üzere, ülke futbolunun kanayan yarası sayılabilecek, müzmin sorunlarının başında teknik direktör kıyımı yine başa oynuyor.

Bu, yeni bir sorun değil ancak çözümsüzlükte sınır tanımıyor.

Teknik direktör sorunsalında, sorun üretmeye teşne iki eğilim göze çarpıyor.

Bunlardan birisi ‘teknik direktör’ olma meselesi, diğeri ise ‘teknik direktör’ olarak tutunma zorluğu...

Birincisini, yakın bir zaman önce Balıkesirspor’un teknik direktörü Yusuf Şimşek söyledi: “Süper Lig'de teknik direktör olmak için arkanda güçlü abilerin, dayıların, amcaların olacak. Birinci kriter bu. Başarı veya başarısızlık çok önemli değil. Arkan sağlam olacak. Bakan, milletvekili, zengin iş insanları tanıdığın olacak”.

Bu, siyasetin ve sermaye çevresinin doğrudan futbolla ilişkili olduğunun futbolun içerisinden gelen birisinin ağzından itirafıdır.

Herhangi bir itirafa gerek olmasa da...

Fakat sermaye içerisinden çıkan bir ses siyasetin futbolla ilgilenmediğini ısrarla vurgulamakta da gecikmiyor.

Patron Abdullah Kiğılı, sürekli tartışılan TFF ve Nihat Özdemir’i içine alacak şekilde bir yorum yaparak, “Siyasetin spora etkisi olduğunu düşünmüyorum. Kim gelirse gelsin siyaset futbolun içinde hiçbir zaman olmadı, olamaz da. Nihat gidip hakemle mi konuşacak bunu şampiyon yap diye? Ya da kulüp başkanlarıyla mı konuşacak şu şampiyon olsun diye? Akla mantığa sığmayan şeyler söyleniyor. Dedikodu bunlar hep” demektedir.

İnkâr sonucu değiştirmemektedir: Türkiye’de futbol çelişkiler yumağıdır ve siyasetin merkezindedir.

Çelişkilerin Biriktiği Yer: Teknik Direktör Meselesi

Aynı zamanda Türkiye’de futbol, başlarken ifade edildiği gibi bir teknik direktör mezarlığıdır.

Bir ülkede fazla teknik direktör olması, onların spora katkı yapabilmesi, istihdam edilebilmesi, çalışma olanaklarının arttırılması ve süreklilik ile ilgili olmalıyken, tam tersi hüküm sürmektedir. 

Fazlalık, umut tacirliğine kapı aralamakta, hayaller pazarlık ve pazarlama konusu olmaktadır.

Futbolda antrenör olmak ise siyaset ve sermayenin tekelinde olduğu kadar, antrenör kalmak da olmanın zorluğunu aşmıştır.

Olmak ile kalmak zorlu iki süreçtir.

Opta Analiz’in Mayıs 2019-2020 futbol sezonundaki veriler esas alınarak söylenecek olursa, Türkiye’de yabancı teknik direktör (%8,8) modası geçmiş, yerli teknik direktör ağırlığı (%91,2) oluşmuş durumdadır.

Maçlara yerli teknik direktörle çıkma oranının son dönemde arttığı görülebilmektedir.

Ancak sorun, yerli ya da yabancı olmakla alakalı olmaktan uzak duruyor. Türkiye’de sistematik bir şekilde bir teknik direktör kıyımı yaşanıyor. Durum fazlasıyla normalleşmiş durumda ve bir başkasının yerine gelen her antrenör birbirinden enkaz devralıyor. 

Kriter kimi zaman başarı olarak tanımlanan ne idüğü belirsiz bir ‘ilkeye’ yaslanıyor ya da siyasi bir güç kazanmak için nepotizmden medet umuluyor. 

Futbol teknik direktörlüğü üzerindeki hegemon güç olarak da neredeyse tamamı belli bir sermaye çevresinden gelen kulüp başkanları öne çıkıyor. 

Galiba kulübelerde kimse birbirini tanıyamadan, herkes birbirine hasret kalıyor.

Futbolda antrenörlük: İsmi var, cismi bulunamıyor

2020-2021 sezonunda şu ana kadar tam 20 teknik direktör takımlarından gönderilmiş durumda. Bu sayının 16’sının yerli antrenörler olduğunu söylemek gerekli.

Güncel durumda, Denizlispor, BB Erzurum, Kayserispor, Gençlerbirliği gibi takımlar şu ana kadar üç farklı teknik adam ile çalışırken Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Yeni Malatyaspor, Hatayspor, Alanyaspor, Karagümrük ve Sivasspor sezon başından beri aynı teknik adamla devam ediyor.

Bunu takip etmek hem çok zor oluyor hem de kimse bunu anormal bulmuyor. Çünkü bu değişiklikler, başarıya da kimi zamanlar bağlanmıyor; küçük bir yanlış anlaşılma, eleştirel demeç ya da genel anlamda uyuşmazlık işten çıkarma ile sonuçlanabiliyor.

Bu normalleşme ise futbolumuzun iyice sıradanlaşmasına çanak tutuyor ve futbolun üzerinde kocaman bir teknik direktör enkazı birikiyor.

Ülkedeki futbol iklimi her açıdan güvensizlik yaymaya da devam ettikçe, enkaz da artacak gibi görünüyor.

        H. Muir’in çok eski bir sözü olan “futbolun en iyi tarafı, çalışanlara üzerine tartışabilecekleri bir konu veriyor olması” ise galiba en çok ülkemizde alıcı buluyor.
        
        Tartışacak konumuz hiç bitmiyor...
        

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.