Sayfa yolu
François Gilot’nun ardından…
Yayın Tarihi: 11.06.2023 , 08:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
François Gilot, geçtiğimiz hafta tam 101 yaşında öldü. Gilot çok yetenekli bir sanatçı olmasına rağmen, Picasso ile 10 yıl süren çalkantılı ilişkileri nedeniyle, sanatı uzun süre gölgede kaldı. Gilot, hayatını en az Picasso kadar üretken bir sanatçı olarak geçirmesine rağmen işlerinden çok magazinel haberlerle anıldı. Onun için, “Picasso’yu terk eden tek kadın” dendi. İşin magazin tarafını Gilot’nun yazdığı Picasso’yla Yaşam kitabı da besledi. Gilot, kimilerine göre intikam almak, kimilerine göre de kendini anlatmanın ve artık bu gölgeden kurtulmanın bir yolu olarak 1964 yılında bu kitabı yazmıştı.
Gilot, 1921 yılında Fransa’nın bir kırsalında doğar. Annesi bir sulu boya ressamı, babası ise iş adamıdır. Babası iyi eğitimli ama katı birisidir. Örneğin Gilot 4 yaşındayken, sol el ile kalem tutmasına müdahale ederek sağ el ile yazmaya zorlar, sonunda Gilot iki elini de kullanır hale gelir. Benzer şekilde hukuk okuması için de zorlayacaktır. Babası Gilot’nun kendisi gibi iyi eğitimli olması için kızını yakından takip eder ve evde eğitim aldırır. Bu sayede Gilot, 6 yaşında Yunan mitolojisi öğrenir, 14 yaşında Edgar Allan Poe, Baudelaire gibi yazarları okur. Avrupa’daki müzeleri genç yaşında gezme fırsatı bulur. Müzeleri düzenli ziyaret ederek buradaki usta ressamları inceler, öğrenir. 17 yaşında Sorbonne’a kabul edilir. Sorbonne’dan Felsefe, Cambridge Üniversitesi’den İngiliz Edebiyatı lisans derecelerini alır. Babası yine de uluslararası hukuk diploması almasını ister. Savaş sırasında Paris’in bombalanacağı korkusuyla Fransa’nın Rennes kentine hukuk eğitimi alması için gönderilir. Gilot, hukuk derslerini sıkça asarak 5 yaşında karar verdiği ressam olma hayalinin peşinden gider. Çocukken annesiyle başlayan ve çeşitli ressamlardan derslerle devam eden resim eğitimini, burada ressam Endre Rozsda ile çalışarak ve Julian Akedemisi’nin sanat derslerine katılarak sürdürür.
Gilot’nun erken dönem işlerinden olan ‘Mavi Fransız Penceresi’nde onun renkçi yaklaşımı ve kompozisyonlarındaki sağlam geometri kendini gösterir. Pencereden görünen manzara renklerin leke olarak yerleştirildiği soyut bir resimdir. Onu çevreleyen keskin dikdörtgen geometri, perdelerin yuvarlak hareketleri ile yumuşatılır. Tuvalin dörtgen çerçevesi içerisinde pencereninki bir tekrar oluşturur ve iç-dış mekânın bir aradalığı resme derinlik katar. Manzaranın tepesindeki aydınlık alan bakışımızı uzaklara götürür ve nefes aldırır. Gökyüzünü kesen pencerenin yatay ve dikey unsurları, yukarıda görünen pembe renk ustaca planlanmıştır. Bu pembeliğin binanın dış yüzeyinde bir çıkmanın tavanı olması mümkündür. Ama, öyle olup olmadığı önemsizdir çünkü asıl işlevi resmi renk bakımından dengelemektir. Pencere arkasında manzara görüntüsü, Rönesans ressamlarının sıkça kullandığı bir arka plandır. Gilot’da pencere arka plan olmaktan kurtulup resmin konusu olur.
Gilot, Picasso ile tanıştıktan sonra sanatı onunki ile etkileşime girer. Bu karşılıklı bir etkileşimdir. Gilot, Picasso ile özdeşleşen kübik etkide resim yapmaktan uzak durur. 1944 yılında yaptığı otoportresi ve o döneme denk düşen diğer işleri bu etkileşimin hissedildiği resimlerdir. Aslında kübizmin kendisinden ziyade, onun ilham kaynakları ile etkileşimdir söz konusu olan. Biçimler, ilkel sanatta gözlemlenen yaklaşımla sadeleşirken, biçimlerin renklerle etkileşimi ve kompozisyonların sanat tarihi ile kurduğu ilişkisellik sayesinde modern bir resme dönüşür.
Bu dönemde hayranı olduğu Matisse ile tanışır. Renkçi yaklaşımı ve kompozisyonlarındaki enerji nedeniyle Matisse’i kendine yakın bulur. Gilot için, resimlerin taşıdığı enerji her zaman çok önemli olacaktır. Yakın zamanda verdiği bir röportajda, içindeki enerjiyi resme katabilmenin bir yolu olarak, bir oturuşta, mümkün olduğunca ara vermeden ve hızlı bir şekilde çalıştığından bahseder. Onun için resimlerinde hissedilen duygunun ve enerjinin bir kaynağı da budur. ‘Ormanda Yaşam’ bu yaklaşımın en güzel örneklerindendir. Kırmızının yoğunluğu nedeniyle neredeyse monogram olan resimde, soğuk mavi tonları azdır ama resmin bütününe dağılır. Bazı ağaçların gövdesi detaylı bir şekilde renklendirilmişken, bazıları sade, arka plan ile aynı kırmızıda, bu yüzden kamufle olacak şekilde bırakılmıştır. Böylece resimde bazı yerler daha çok dikkat çeker, bazı alanlar hemen fark edilmez. Perspektifin olmadığı, iki boyutlu bir resimde başka bir hiyerarşi oluşturulmuş olur. Bu tam da sanatçının ifade ettiği gibi resmin enerjik olmasını sağlar.
Gilot uzun yaşadı. Bu uzun ömrünün büyük bir kısmında neredeyse her gün resim yaptı. Çalışkan ve üretken bir sanatçıydı. 2018’de Venedik, Hindistan ve Senegal’e yaptığı ziyaretler sırasında doldurduğu üç eskiz defterini yayınladı. Bu dönemde yaptığı ‘Senegal’de Müzik’ sanatçının ilerlemiş yaşına rağmen yaşam enerjisini gösteren bir resimdir.
Yazılı sanat tarihinde kadın sanatçılar görmeye pek alışkın değiliz. Bu, birçok toplumsal normda kadın ve erkek için sanatçı olmanın eşit koşullara dayanmaması ve tarihçilerin kadın sanatçılara fazla ilgi göstermemesinden olabilir. Gilot, yaşadığı dönem ile etkileşim halinde, resimsel olarak sağlam, kendine özgü üslubu ile ilham olan işler üretmiş bir ressamdı. Bunu çok çalışarak ve bazen sanatı için kavga ederek yaptı. Gilot yine bir konuşmasında, röportaj yapana meydan okuyan neşeli bakışlar atarak şöyle der: “Hayır, hayır kavga etmeyi sevmiyorum. Ama mecbur kalırsam yaparım.”
Bize de, doya doya ve uzun yaşanmış bir hayatın güzel ürünlerine bakmak ve ilham almak kalsın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.



