Sayfa yolu
Fatih Yaşlı 'Yurttaş Sözü'nü değerlendirdi: 'Yurttaş olmaya dair bir irade beyanı'
Yayın Tarihi: 21.02.2023 , 12:25 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Merkez üssü Kahramanmaraş olan ve 11 ili etkileyen 7,7 ile 7,6 büyüklüğündeki depremlerde on binlerce yurttaş hayatını kaybetmiş, on binlerce yurttaş ise yaralanmıştı.
Türkiye Komünist Partisi ortaya çıkan bu büyük yıkımın ardından bir yandan deprem bölgesiyle dayanışmayı örgütlerken, bir yandan da "Yurttaş Sözü" başlıklı bir imza kampanyası başlattığını "Planlı ve devletçi bir ekonomi, toplumcu ve eşitlikçi politikalar, laik bir siyasal düzen, bağımsız ve egemen bir ülke istiyoruz. Sözümüz olsun böyle bir Türkiye kuracağız" ifadeleriyle duyurdu.
Hızlıca yayılan Yurttaş Sözü metni daha şimdiden hem sokaklarda ve meydanlarda hem de internet üzerinden binlerce imzacıya ulaşmış oldu.
"Yurttaş Sözü" başlıklı imza kampanyasının imzacılarından olan akademisyen ve soL yazarı Fatih Yaşlı, soL'un sorularını yanıtladı.
'Yurttaş olmaya dair bir irade beyanı'
Diğer imza kampanyalarından farklı bir tona sahip olan "Yurttaş Sözü" başlıklı imza kampanyasının imzacılarından biri olarak kampanyanın çağrısına ilişkin neler söylersiniz?
Kapitalizm bugün geldiği noktada yurttaşlık fikri etrafında bir araya gelen, yurttaş olmaktan kaynaklı haklarını savunan, o haklar için örgütlenen, kendi kaderinin efendisi olmak isteyen kitleler istemiyor. Tekeller, holdingler, şirketler, sürüleşmiş, düşünmeyen, bir araya gelmeyen bireyler yaratarak bu düzeni sürdürebileceklerini çok iyi biliyorlar. Buna bir de bizdeki monarşi özentili rejimi ekleyelim. Monarşinin, sarayın olduğu, iktidarın meşruiyetini dine dayandırdığı yerde yurttaş yoktur, kul vardır, tebaa vardır. Piyasacılıkla dinci gericiliğin sentezi insanı insan olmaktan çıkartıyor, onu bir sürü hayvanı mertebesine indirmek istiyor.
Tam da bu nedenle ben bu metni sadece yurttaşların bir bildiriyi imzalaması değil, yurttaşlık ekseninde yeniden bir araya gelme, yurttaş olmaya dair bir irade beyanı olarak görüyorum. Bu yurttaşlaşma beyanı, aklı ve gücü ortaklaştırmayı, küçük bir azınlık tarafından yönetilmeyi reddetmeyi, piyasacılık yerine kamuculuğu hâkim kılmayı, rekabet yerine dayanışmayı var etmeyi, üretimi ve tüketimi hep birlikte örgütleyip planlamayı bir hedef olarak önüne koymalı, geniş kitlelerle buluşturmalıdır. Bu beyanın yaygınlaşıp halkımızın kendi öz beyanına dönüştürülmesi ve politik mücadelenin temeline yerleştirilmesi acil ve öncelikli bir görevdir.
'Yıkılan Türkiye kapitalizmidir'
Depremden sonrası ortaya çıkan büyük bir yıkım ve söz konusu yıkımdan çıkışa dair bir "söz" var, bu sözü verenlerin yaygınlaşması ne anlama geliyor?
Yıkılanın ne olduğunu çok net bir şekilde söyleyelim: Yıkılan kâr hırsıyla, rant tutkusuyla, birikim modeliyle, kentleşme politikalarıyla, inşaat odaklı büyüme anlayışıyla, ihale yasasıyla, rüşvetiyle, komisyonuyla, müteahhidiyle, inşaat şirketiyle Türkiye kapitalizmidir. Sermaye düzeni kendi çıkarları adına on binlerce insanımızın katili olmuştur. Dolayısıyla ortada bir “doğal afet” değil, politik bir mesele vardır.
Daha önce de defalarca söylediğimiz üzere “üzerinden siyaset yapmayın” denilen her şey hem politiktir, hem de sınıfsaldır. Eğer yıkım ve çöküş politikse ve sınıfsalsa buradan çıkış ve ayağa kalkış da politik ve sınıfsal olacaktır. Bu da yeni bir ülke kurma iradesidir. Yurttaşlaşma beyanı ile yeni bir ülke kurma iradesi aynı sürecin parçasıdır. Halkımız deprem boyunca var ettiği dayanışma pratiklerini, örgütlenme modellerini, kolektif aklı ve iradeyi yeni bir ülke kurma iradesine dönüştürmelidir. Sözün de hareketin de kurulacağı yer esas olarak burasıdır.
'Tüm bunların anti-tezi, karşıtı olan politikaları uygulayacağız'
İmza metninde özel olarak “Planlı ve devletçi bir ekonomi, toplumcu ve eşitlikçi politikalar, laik bir siyasal düzen, bağımsız ve egemen bir ülke istiyoruz” maddeleri yer alıyor. Bu vurgular sizce neden önemli? Sizin bu imza metni vesilesiyle yurttaşlara çağrınız ne olur?
Az önce söylediğim üzere karşımızda politik ve sınıfsal bir hadise var, yıkımın ve çöküşün kaynağı belli. Bunu bir kere tespit ettikten sonra “ne yapmalı” sorusunu sormak durumundayız: “Ne yapmalı ki bir dahaki sefere bu ölçekte büyük bir yıkım ve çöküşle karşılaşmayalım?” İşte metinde yer alan çözüm başlıkları, bize başlangıç itibariyle bu sorunun yanıtını veriyor.
Ülkeyi bugünlere piyasacılık, özelleştirmecilik, dinci gericilik, emperyalizme bağımlılık getirdiyse, tüm bunların anti-tezi, karşıtı olan politikaları uygulayacağız ki bu yaşadıklarımızı tekrar yaşamayalım, insan canı bu kadar ucuz olmasın, beton bloklar üzerimize bu kadar kolay çökmesin, böyle çaresiz kalmayalım, böyle büyük acılar çekmeyelim.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
