Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Erdoğan ne kadar ‘hassas’ bir millet olduğumuzu ‘dostu’ Trump karşısında neden gösteremedi?

Bütün bu yaşananları gayet normal karşıladığımızı düşündüklerinden olsa gerek AKP iktidarından tek laf dahi çıkmıyor. İçinde bulunduğumuz “şeffaf” “demir parmaklıklı” durumu, bu toprakların hassasiyetiyle bağdaştırmakta bir beis görmeyen Recep Tayyip Erdoğan, Trump’la yaptığı görüşmede, Netanyahu için sarf ettiği sözleri Trump’a söyleyebilecek hassasiyeti neden göstermedi? Biz de bunu merak ediyoruz.

Burak Soyer

Yayın Tarihi: 27.09.2025 , 12:54 Güncelleme Tarihi: 27.09.2025 , 13:04

AKP hükümeti tarafından arka arkaya yapılan siyasi operasyonlara çoktan alıştık ve her sabah gazetelere göz gezdirmek için bilgisayarımızı açtığımızda, “Bugün ne gibi ‘operasyonlar’ oldu acaba?” diye gayet normal bir beklenti içinde ekrana bakıyoruz. 

Çünkü Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki bu sistem, kendisine yapılanı “millet iradesi” kılıfına yapılmış olarak görüyor ve asla kimsenin gözünün yaşına bakmadan sabahın kör saatlerinde milletin kapısına dayanıyor. Şaka yapanı içeri atıyor, şakaya güleni de içeri atıyor. “Perperişan” olan sanatçılara soruşturma başlatıyor. Bu ülkeye nice sanatçı yetiştirmiş ve yetiştirmek için de hâli hazırda yeni öğretim yılını bekleyen on iki akademisyeni, yirmi yıl süren kıytırık bir sit-com dışında (emeğinin hakkını yemeyelim bir de süper(!) bir film olan Süpertürk’te başrol oynamıştı), Devlet Tiyatroları Genel Müdürü’nün “bunlar muhalif” diye haber uçurmasıyla görevden alıyor. 

Bunlara her ne kadar “Artık yeter!” desek de vaziyeti bize kanıksattılar. Daha doğrusu, halktan bihaber yaşadıkları için sokaktan yükselen sesin farkında olmadıkları için böyle olduğunu sanıyorlar ancak AKP kanadında işler o kadar da parlak değil. Zira iktidarın küçük ortağından da çatlak sesler yükselmeye başladı. 

Bunu da geçelim, artık AKP’li belediyelerde olup biten hukuksuzlukların da üzerine giden cesur hukuk insanları olduğunu görüyoruz. Örneğin Kırıkkale'de "icbar yoluyla irtikap" soruşturması kapsamında Yahşihan Belediye Başkanı Ahmet Sungur'un da aralarında bulunduğu, eski AKP’li 5 zanlı tutuklandı. AKP için küçük, bizim için büyük bir adım! Ama yine de insanın aklının ermediği olaylarla da karşılaşmaya devam ediyoruz.

Oğlunun uyuşturucu kullanırken çekilmiş videosu ortaya çıkan AKP Elazığ İl Başkanı Şerafettin Yıldırım, bunun bir suç olduğuyla zerre alakası olmadan, “Bunu siyaseten yapıyorlar. Birilerinin İl Başkanlığı hırsı var,” ifadelerini büyük bir pişkinlikle kullanabiliyor örneğin. AKP içinde de hiç kimse bununla ilgilenmiyor. Daha önce karşılaştığımız “pudra şekeri” örneğinde olduğu gibi üstü kapatıldı bile muhtemelen. 

Bir suç cennetine dönüşmüş Türkiye’de, uluslararası suç örgütleri cirit atarken, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya birkaç göstermelik operasyonla bunların kökünü kazıdıkları imajı yaratıyor ancak yaptıkları buzdağının görünen kısmı bile değil. Türk vatandaşlığına geçmek için anlaşmalı emlak alımıyla ilgili bir suç örgütüne yapılan operasyonda bininin üzerinde apartman dairesine el konuldu. Kimse bu bin dairenin nasıl alındığını sormuyor. Kimse bu paraların nasıl aklandığını, emniyet ve siyaset içindeki ayaklarını kurcalamıyor. Onun yerine yersiz bir şaka yaptığını kabul eden biri tutuklanıyor, konserlerinde “hayasızca” davrandıkları için altı tane genç kıza soruşturma açılıyor, AKP’yle yapışık olmak için devletin tiyatrosunun genel müdürü, akademisyenleri ispiyonluyor. 

Diğer tarafta kadınlar katledilmeye devam ediyor. Okullarda öğrencilere AKP ve MHP oylarıyla reddedildiği için verilmeyen bir öğün yemek yüzünden, ufacık çocuklar Avrupa birincisi olduğumuz obezitede bu hastalığa yakalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Tutuklu bir belediye başkanının fotoğrafına yasak getiriliyor. Bütün bunların başlangıç tarihi olan 19 Mart’ta bu operasyonların haberini yapan T24’e, haberle ilgili yayın yasağı getiriliyor. 

Çalışma Bakanı hâlâ ekranlar karşısında zaten ölmüş olan çalışanlara ölene kadar çalışmayı savunabilecek yüzü kendinde bulabiliyor, üstelik emeklilerin de aylıklarını zamanında almasını bir marifet gibi dile getirebiliyor. Türkiye’nin en büyük devlet kız öğrenci yurdunda gencecik kızların özel ve mahrem eşyaları ortalığa saçılabiliyor. Bu yetmezmiş gibi o genç kızlar hâlâ parasızlıktan o yurtlarda kalmaya mecbur bırakılıyor. Gazze için eylem yapanlar gözaltına alınıyor. Ve bütün bu yaşananları gayet normal karşıladığımızı düşündüklerinden olsa gerek AKP iktidarı kılını bile kıpırdatmıyor.

Madem bu kadar “hassas” bir milletiz -zira Erdoğan, bütün bu soruşturmaları, tutuklamaları, “hayasızlıkları”, bu toprakların “hassasiyetiyle” bağdaştırıyor- kendisinin en hassas olduğu konu olan Gazze soykırımı hakkında mangalda kül bırakmazken, Trump’la yaptığı görüşmede neden aynı “hassasiyeti” göstermedi? 

Neden Netanyahu için sarf ettiği sözleri Trump’ın yüzüne karşı söyleyemedi, biz de bunu merak ediyoruz. Yoksa mesele sadece Boing ve F-35’ler miydi? 

Ya da Trump’ın haybeye söylemediğini varsaydığımız “hileli seçimler” mi? Bizi bir aydınlatın lütfen…

Erdoğan 'kirletilemeyecek kadar güzel', Trump 'harika' dedi: Peki, gerçekten öyle mi?

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.