Sayfa yolu
Erdoğan 'Heybedeki büyük turplar daha ortaya saçılmadı' dedi, eylemleri hedef aldı
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 26.03.2025 , 14:37
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis'teki Grup Toplantısı'nda konuştu. Konuşmasının neredeyse tamamını CHP'ye ve sokaktaki protesto gösterilerine ayırdı.
Partisinin Türkiye'de "eşi benzeri görülmemiş hizmetler" sunduğunu öne süren Erdoğan, "Bize yönelik husumetlerin bir kısmı çeşitli maskeler altında ülkeyi sömürenler soygun çarkını bozmamızdan kaynaklanıyor. 23 yıl boyunca en büyük nefreti bunlardan gördük. Kimi zaman Gazi Mustafa Kemal'i, kimi zaman Batı'yı kimi zaman ülkemizdeki çeşitli grupları istismar eden grupların kuyruk acısı hâlâ bitmedi" dedi.
'Türkiye ekonomisine, milletin huzuruna yönelik her türlü sabotajın hesabı yargı önünde sorulacak'
"Siyasi mücadeleyle beceremediklerini ekonomiyi batırarak elde etme hesapları yapıyorlar" diyen Erdoğan, şunları söyledi:
"Her sıkıştığında ülkemize uluslararası müdahale çağrısında bulunanları, siyasi mücadeleyle beceremediklerini ekonomiyi çökerterek elde etme hesabı yapanları, her fırsatta inanç, köken, siyasi ve sosyal farklılıklar üzerinden milleti birbirine düşürmeye çalışanları, deprem gibi bir felaketi dahi hezeyanlarına alet etmeye kalkanları, velhasıl, bizi gayrimeşru yollarla alt etmeye gayret edenleri, ülkeyi ve milleti ateşe atacak kadar gözü dönmüşleri asla unutmadık, unutmuyoruz.
Hem milletimiz hem devletimiz bunların hepsini, gerektiğinde hesabı tek tek sorulmak üzere, belleğine kaydetmiştir. Nitekim bugüne kadar milletimize edilen hürmetsizliklerin, demokrasimize yapılan saldırıların, milli iradeye yönelik ihanetlerin hesabı, hukuk önünde ve meşru zeminde tek tek sorulmuştur. Bundan sonra da Türkiye ekonomisine, milletin refah ve huzuruna yönelik her türlü sabotajın hesabı yargı önünde sorulacaktır. İhanete bulaşanlar, milletin kardeşliğine pusu kuranlar, eninde sonunda adalete hesap vereceklerdir."
'İstanbul Büyükşehir ve kimi ilçe belediyeleri yolsuzluk konusunda, yamyamlığın kitabını yazmış'
Erdoğan, "Türkiye bir anda adeta belediyeler bağlamında 1989-1994 yılı dönemine geri döndü. Şehirlerimiz ve oralarda yaşayan on milyonlarca insanımız, eser ve hizmet namına hiçbir çalışma göremedikleri gibi üstüne bir de hakaret işitiyorlar, oy verdiklerinden hizmet bekledikleri için aşağılanıyorlar" diye konuştu.
Belediyelere, vergilerden aktarılan kaynakların "birilerinin şahsi hırsları ve çıkarları için kullanıldığını" söyleyen Erdoğan, "Bilhassa İstanbul'un Büyükşehir'i ve kimi ilçe belediyeleriyle yolsuzluk, hırsızlık, irtikap konusunda, affınıza sığınarak söylüyorum, yamyamlığın kitabını yazdığı anlaşılıyor" dedi.
'Heybedeki büyük turplar daha ortaya saçılmadı'
Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"Üniversite sınavını kazanan yüz binlerce gencin hakkının yenildiği, usulsüz diplomayla başlayıp bütün şehri adeta bir ahtapot gibi saran rüşvet ve haraç çarkıyla devam eden rezilliklerin boyutu son operasyonla beraber gün yüzüne çıkmış oldu. Güya yakıt tankeriyle taşınan milyonlarca liralık sebze meyveden, İstanbul halkının en mahrem bilgilerinin üç beş milyon dolar için yabancılara peşkeş çekilmesine, tutarı yüz milyarlarca lirayı bulan hırsızlıklardan, basında ve sosyal medyada halkın parasıyla beslenen tetikçilere varıncaya kadar her türlü gayrimeşruluk, her türlü hukuksuzluk var. Öyle ki İstanbul'un CHP'li belediyelerindeki yolsuzlukları dizi yapmaya kalksanız, Brezilya dizilerinden daha fazla malzemeyle karşılaşırsınız. Üstelik bunlar, henüz heybede duran büyük turplar ortaya dökülmeden, CHP'nin bizzat içinden gelen belge ve bilgiler ışığında güvenlik güçlerinin ve yargının elde ettiği suçlar. Heybedeki büyük turplar ortaya saçıldığında bunların, bırakın milleti, kendi yakınlarının suratlarına bakacak yüzleri dahi kalmayacak.
'İnsanları sokağa döküp ülkede kaos çıkarmaya çalışarak skandalı örtbas etme çabasına giriştiler'
Ortada bunca yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, alavere dalavere, sahtekarlık varken; hakkı, hukuku, adaleti dilinden düşürmeyen CHP yönetimi iddiaları aydınlatmak yerine ucuz siyasete yönelmeyi tercih etti. Yargının iddialarının hiçbirine cevap veremeyen CHP yönetimi, insanları sokağa döküp ülkede kaos çıkarmaya çalışarak skandalı örtbas etme çabasına girişti.
Dikkat buyurunuz. Çalana değil, yakalayana kızıyorlar. Görevini yapanları değil, yolsuzluğa bulaşanları savunuyorlar. Belediye başkanlarının kurduğu haraç ve rüşvet düzeninin bedelini sokaklara döktükleri seçmenlerine ödetmeye kalkıyorlar. İşbirliği yaptıkları marjinal örgütlerin yol açtığı rezaletleri sahiplenerek girdikleri tehlikeli yolu iyice içinden çıkılmaz hale getiriyorlar. Daha da ötesi, bütün bunların faturasını bize, şahsımıza, hükümetimize ve partimize keserek gerçekleri ters yüz etmeye çalışıyorlar.
Erdoğan soruşturmayla ilgili detaylı bilgiler verdi: 'Savcılığa belge yağdıranlar CHP'li'
Yolsuzluğu yapan, rüşveti alan, paraşütle diploma sahibi olup yüz binlerce gencin hakkını yiyenler CHP'li. Bu paraların bir kısmını siyasi ajandaları için kullanan, bir kısmını da kurdukları suç örgütü üzerinden şirketlerine aktaranlar, onlar da CHP'li. Soruşturma başlayınca hem emniyette hem savcılıkta itirafçılık sırasına girenler CHP'li. Soruşturma derinleştikçe savcılığa yeni belge ve bilgi yağdıranlar CHP'li. Suç örgütünün medyada ve sosyal medyada kullandığı tetikçilerden, trol ordularından yılan, yorulan, bıkanlar CHP'li. Kurultayda şaibe var diyerek mahkemeye şikayette bulunanlar CHP'li. Dönen dolapları, alınan rüşvetleri, yapılan hırsızlıkları ekran ekran dolaşıp anlatanlar CHP'li. Ama suçlu AK Parti... Yazıklar olsun. Ya Allah aşkına, biz, böyle bir iç hesaplaşmanın neresinde olabiliriz? Sizin paylaşım kavganız sebebiyle başlayan yargı sürecini, niye bize mal ediyorsunuz? Partiniz içindeki ihbarcılık yarışına niçin bizi karıştırıyorsunuz?
Son olayda da, tıpkı filmlerde olduğu gibi soyguncular birbirine girmiş, suç ortakları birbirini satmış, gidip polise ve yargıya ihbar etmiştir. Şu an bunun artçı sarsıntılarına şahit oluyoruz. Herkes gibi biz de güvenlik güçlerimizin ve yargının görevini yapmasını, yürütülen soruşturmanın neticelenmesini, mahkemeler tarafından suçlu bulunanların cezalandırılmasını bekliyoruz. Yürütmenin başı olarak, elbette her kurumun işini en iyi şekilde yapmasını gözetiyoruz. 'Cumhur’un Reisi' olarak; tabii ki vatandaşımızın hakkının, hukukunun, evladının boğazından kısarak verdiği kaynakların üç-beş haydut tarafından gasp edilmemesi için her türlü adımın atılmasını sağlıyoruz. Fakat bunları yaparken, Anayasa’nın bize verdiği yetkilerin, görev ve sorumlulukların dışına asla çıkmıyoruz.
'Yolsuzluk çarkınız deşifre oldu, pisliklerin üzerini örtemezsiniz'
Buradan, başta muvazeneyi iyice yitiren CHP Genel Başkanı olmak üzere, CHP yönetimine şunu hatırlatıyorum: Seviyeyi ne kadar düşürürseniz düşürün, boşuna. Macun bir defa tüpten çıkmıştır. CHP’deki iç savaş sebebiyle de olsa, yolsuzluk çarkınız deşifre olmuştur. Pisliklerin üzerini örtemezsiniz. Dolayısıyla sağa sola çamur atmayı bırakın. Partiniz içindeki bilek güreşinde bizden destek alma hinliğini terk edin. Ağzı bozuk müptezellerle, sokakları terörize etmekten artık vazgeçin. Bodoslama daldığınız çukura bizi ve milletimizi çekmeye çalışmayın. Şayet kendinize zerre kadar saygınız varsa, biraz dürüst olun, şeffaf olun. Sadece koltuklarınızı borçlu olduğunuz para babalarına değil, millete karşı da sorumluluklarınızın olduğunu unutmayın.
'CHP yönetimi bile bile millete yalan söylüyor'
Yaşananları, meşhur Rus yazar Soljenitsin’e atfedilen bir ifade çok güzel anlatıyor: Yalan söylediklerini biliyoruz. Yalan söylediklerini biliyorlar. Yalan söylediklerini bildiğimizi biliyorlar. Yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini biliyoruz. Ama hala utanmadan, arlanmadan yalan söylüyorlar. Evet, hem belediyelere çöreklenmiş suç örgütünün mensupları, hem de CHP yönetimi bile bile millete yalan söylüyor. Evet, gerçekleri bile bile milletin karşısında rol yapıyor, tiyatro oynuyorlar. Evet, yapılan hırsızlıkları bile bile insanları kandırmaya çalışıyorlar.
Mehmet Şimşek'e sahip çıktı, Özgür Özel'i hedef aldı: 'Sen kimsin, senin gramın ne?'
Türkiye’nin ana muhalefet partisinin içine düştüğü bu içler açısı hal, bizi hem üzüyor, hem öfkelendiriyor. Hale bakın, kalkıyor tüm medya gruplarını tek tek isim vererek şikayet ediyor. Bizi dünyaya şikayet ediyor. Benim Hazine ve Maliye Bakanımı aynı şekilde şikayet ediyor. Sen kimsin? Her şeyden önce senin gramın ne? Sen nasıl olur da Bakanımı şikayet etmeye kalkarsın.
Özgür Özel'e seslendi: 'Senin de bir gün kabrini bu şekilde birileri gelip ya kazar ya yıkar'
Hepsinden öte bu marjinal grupları Şehzadebaşı’na toparlayıp orada Şehzadebaşı Camii’nin yanındaki kabristanı adeta yerle bir ediyorlar. Ey Özgür Özel, herhalde senin de bir gün kabrini bu şekilde hazırlayacaklar ve senin de kabrini birileri gelip ya kazar ya yıkar. Bu nasıl iştir? Bu kabristanları yıkmanın kime ne faydası var? Bunu hangi hakla nasıl yapıyorsunuz? Hepsi tarih, hepsi eser olarak muhteşem eserler ve bu eserleri ne yazık ki bu ahlaksızlar, bu edep yoksunu namussuzlar orada gelip yıkıyorlar. Bunlara eyvallah etmek mümkün değil. Orada tarih yatıyor. O tarihi eserleri bu şekilde yıkmaya yeltenmek yenilir yutulur bir iş değil. Onun için de şu anda biz yargımızla da bu işin üzerine gidiyoruz ve bu eylemlere katılanların da tespitini yapmak suretiyle bu yüzü maskeli olan teröristleri tespit edip onların da üzerine gideceğiz.
'Gezi olaylarında çapulculara sahip çıkan siz değil miydiniz?'
Bu siyaset tüccarlarına bugün şunu sormak mecburiyetindeyim: İyi de, daha düne kadar millete küfür eden kişileri, protokolde baş köşeye oturtan, siz değil miydiniz? 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde ağzı bozuk tipleri kahramanlaştıran, siz değil miydiniz? Filistin’e destek mitingine katılan insanlarımıza saldıran vandalları savunan, siz değil miydiniz? Gezi olaylarında, çapulculara 'çiçek çocuklar' diyerek sahip çıkan, siz değil miydiniz? Banka soyguncusu eşkıyaları yıllarca gençlere rol model olarak sunan, siz değil miydiniz? Mehmet Selim Kiraz savcımızın katillerini övenlere kucak açan, siz değil miydiniz? 85 milyonun karşısına çıkıp, yargı mensuplarımızı hem de evlatlarıyla, hem de ailesiyle tehdit eden, siz değil miydiniz? Cumhur İttifakı ortağımıza ve onun saygıdeğer genel başkanına dil uzatan, siz değil miydiniz? Milletin inancıyla, değerleriyle, kültürüyle kavgalı marjinal tipleri, partinizde karar mercilerine getiren, siz değil miydiniz? AK Partiye oy veren herkesin imha edilmesini söyleyebilecek kadar sefalet çukuruna batmış alçaklara akıl hocalığı yaptıran, siz değil misiniz?
'Yerli-milli markaları boykottan bahsediyor, onu da ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar'
Biz, son bir ümitle, her gün iyiye gitmesini, kendisini biraz toparlamasını, kendisine biraz çeki düzen vermesini bekledikçe; Sayın Özel freni boşalmış kamyon gibi yokuş aşağı sürükleniyor. Aslında yumuşama veya normalleşme süreciyle biz işte buna çare olmaya, toksik muhalefet anlayışından siyaset kurumunu arındırmaya çalıştık. Açıkçası çabalarımızda da son derece samimiydik. Ancak, muvaffak olamadık. CHP seçmeni, pek çok konuda Bay Kemal’i mumla arar hale geldi. CHP gibi 100 yıllık bir partinin genel başkanının, kendini nasıl itibarsızlaştırdığını milletimizle birlikte biz de esefle takip ediyoruz. İşte sizler de görüyorsunuz, İsrail, 471 gün boyunca Filistinlilerin üzerine bomba yaydırırken, siyonist destekçisi kimi şirketler için 'boykot' kelimesini telaffuz dahi etmediler. Soykırımcılara şirin gözükmek adına olmadık taklalar attılar. Hatta insanlarımızın hassasiyetleriyle utanmadan alay ettiler. Şimdi çıkmışlar, ülkenin yerli-milli markalarını boykottan bahsediyorlar. Hoş onu da, her zamanki gibi yine ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar.
'Parayı verenin, CHP’yi nasıl parmağında oynattığını zamanla daha net göreceğiz'
Bu rüşvet ve yolsuzluk çarkının içinde kimlerin olduğu zamanla, şüphesiz, ortaya çıkacaktır. Başı İstanbul’da olan 'ahtapotun' kollarının nerelere uzandığı, elbette, yakında görülecektir. İtiraflar geldikçe, yeni deliller bulundukça, soruşturmalar derinleştikçe, biz de bazı şeyleri daha net anlayacağız. İnanıyorum ki, o zaman mevcut yönetim tarafından CHP’nin nasıl tepe tepe kullanıldığını daha iyi kavrayacağız. Parayı verenin, CHP’yi ve mevcut yönetimi nasıl parmağında oynattığını, inşallah daha net görebileceğiz. Umarız bütün bunlar; CHP’de, bilhassa CHP’nin ülkesini ve milletini seven kadrolarında bir uyanışa, muhasebeye, özeleştiriye sebep olur. İnşallah bu süreç; CHP’yi bir tefekküre, bir iç sorgulamaya yöneltir ve ardından Cumhuriyetimize yakışır bir dönüşüme vesile olur.
'Kendi iç kavgasını Türkiye’nin demokrasi sorunu gibi gösterme kurnazlığı içindeler'
Aksi takdirde CHP; Atatürk maskesiyle hırsızlık, çağdaşlık maskesiyle ahlaksızlık, modernlik maskesiyle değersizlik, siyaset maskesiyle millete düşmanlık, sivil toplum maskesiyle provokatörlük, gazetecilik maskesiyle borazanlık yapanların kalesi olduğu müddetçe hiçbir zaman bu ülkenin ve milletin partisi konumuna gelemez. Kendi iç kavgasını Türkiye’nin demokrasi sorunu gibi gösterme kurnazlığı, CHP’ye sokakta gürültü çıkartmak için belki yetebilir; ama gerçek bir siyasi teşekkül vasfı asla vermez, veremez. Her ne kadar başındakilerin bu yaklaşımdan yoksun olduğunu bilsek de; yine milletimize karşı saygımızın bir gereği olarak, CHP’yi aklı selime, sağduyuya, basiret ve ferasetle davranmaya davet ediyoruz.
Muhalefetin bizi hapsetmek istediği sığ gündemlerin peşine asla ama asla takılmayacağız. CHP içindeki Bizans oyunlarının, kayıkçı kavgalarının tarafı olmayacağız."
| AKP makineyi dağıttı: Son günler, ağır yönetme krizinin kanıtı |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.