Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Erdoğan-Bahçeli görüşmesinin ardından: Uçum’dan ‘şaşırtıcı uyum’ çıkışı

“Yeni çözüm süreci” ve “Öcalan” çıkışının ardından Bahçeli ve Erdoğan bir araya geldi. İkili arasındaki “soğukluk” iddiaları, Uçum’un “şaşırılası uyum” çıkışıyla mı eritilmeye çalışılıyor?

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 15.11.2024 , 17:06 Güncelleme Tarihi: 16.11.2024 , 11:54

1 Ekim’de yeni yasama yılı açılışında DEM Parti ile MHP arasındaki tokalaşmasıyla başlayan süreç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sözleriyle gelişti, büyüdü.

Bahçeli’nin 22 Ekim’de partisinin grup toplantısında yaptığı çıkış, uzun süredir Türkiye siyasetinin ana başlıklarından biri.

PKK lideri Abdullah Öcalan’ı kast eden Bahçeli, “Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM’de DEM Parti grup toplantısında konuşsun, terörün tamamen bittiği, örgütün lağvedildiğini haykırsın. Bu dirayet ve kararlılığını gösterirse umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın” ifadelerini kullanmıştı.

Bu sözler, “yeni bir çözüm süreci” ihtimalinin doğduğunu ortaya koyarken, Cumhur İttifakı içerisinde konuya ilişkin bir fikir birliğinin olup olmadığına yönelik tartışmalar başladı.

Bazı isimler Bahçeli’nin çıkışından, ittifak ortağı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın habersiz olduğu yönünde bir görüş savundu. Bunun mümkün olmadığı taraflar tarafından ortaya konuldu, Erdoğan da Bahçeli’yi destekleyen açıklamalarda bulundu.

Öyle ki Erdoğan, Bahçeli’nin çıkışını, “tarihi fırsat penceresi” olarak nitelendirdi ve Kürtlere “uzatılan samimi eli tutmaları” çağrısı yaptı.

Tüm bu gelişmelerin ardından ilk somut atıldı ve Öcalan 43 ay sonra “aile görüşü” kapsamında yeğeni DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan’la görüştü. 

Ancak süreç bir neticeye bağlanmadı. Bağlanmadığı gibi peş peşe kayyım haberleri geldi. Hem CHP’li Esenyurt Belediyesi’ne hem de DEM’li Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyım atandı.

Bu sefer de iddialar sürdü; Bahçeli’nin atanan kayyımlardan haberi yoktu denildi.

Bahçeli ve Erdoğan arasında bir gerilim olup olmadığına ilişkin siyaset kulisleri giderek kızıştırıldı.

MHP'den 'yalnızlık' klibi

Fikir ayrılığı tezini körükleyen son hamle, MHP’den geldi. Partinin sosyal medya hesabından Öcalan'ı Meclise çağırmasıyla tartışma yaratan Devlet Bahçeli'nin öne çıkarıldığı bir video servis edildi. “Vakit tamamdır, söz konusu vatandır” başlığıyla yayınlanan videoda “Yalnız kalırsınız bazen en yakınınız bile anlamaz sizi” mesajı verildi.

MHP'nin 12 Kasım'da paylaştığı video. İki dakikadan fazla süren videoda “Ülkücülük ülken için tüm dünyayı karşına almaktır bazen,” “Bazen çok şey söyleseniz de kalabalıkta kaybolur, yalnız kalırsınız bazen en yakınınız bile anlamaz sizi” vurguları dikkat çekti.

Videonun paylaşıldığı gün bir başka açıdan da dikkat çekiciydi. Bahçeli’ye grup toplantısının hemen ardından “Erdoğan ile görüş ayrılığı” yaşayıp yaşamadığı sorulmuş, soruya sinirlenen Bahçeli gazeteci Hilal Köylü’ye sert bir çıkışta bulunmuştu.

Bahçeli, “Bir defa basın mensubu kardeşlerim; Türkiye’yi tahrik edici, yanlış bilgiler ile ayrımcılığı körükleyici davranışlardan vazgeçsin. Geçemiyorsan mesleğini bırak. Hadi bakalım” sözlerini sarf ettikten sonra pek çok basın yayın kuruluşu ve sendika da bu çıkışı tepkiyle karşılamıştı.

Erdoğan-Bahçeli ilk kez görüştü

Son yaşananların ardından dün, yani 14 Kasım Perşembe günü, Erdoğan ve Bahçeli Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Saray'ında bir araya geldi.

Saat 18.00 sularında başlayan görüşmenin yapılacağı bilgisi, yine aynı gün, saat 12.00'de duyuruldu. Erdoğan, bu zirveden saatler önce Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani'yi Saray'da resmi törenle karşılamıştı.

Erdoğan, X'te yayınladığı gönderide Al Sani ile görüşmeler sonrası sekiz anlaşmaya imza atıldığını yazdı.

İktidardaki Cumhur İttifakı'nı kuran parti liderlerinin Saray'daki görüşmesiyse 19.00'da sona erdi. Bir saat süren toplantıya dair detay paylaşılmadı.

Bu görüşme Bahçeli’nin Öcalan çağrısından sonra ikilinin yan yana geldiği ilk görüşmeydi.

NTV’de yer alan habere göre o çağrının ardından, iki liderin ilk baş başa görüşmesinde Bahçeli'nin çıkışı da ele alındı.

Yeni Anayasa süreci ve Bahçeli’nin Erdoğan’ın yeniden aday gösterilmesi gerektiği yönündeki açıklamaları da değerlendirildi.

İki lider en son 3 Ekim'de Bahçeli’nin konutunda görüşmüştü.

Uçum: Terörsüz Türkiye şartına bağlı olarak Umut Hakkı da tartışılır

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 18 Ekim’de yaptığı açıklamalarda “Yumuşama, normalleşme, tokalaşma hangi tutum ve dil referans verilirse verilsin Türkiye’de ne önceki uygulamaya benzer ne de yeni versiyonla bir çözüm süreci olmaz, olamaz. O süreçler geçmişte kaldı, tarihe mal oldu” görüşünü savunmuştu. 

Uçum dün yaptığı açıklamayla daha ılımlı bir konuma geçtiğini ortaya koydu. "Umut Hakkı"na ilişkin, “Terörsüz Türkiye şartına bağlı olarak Umut Hakkı da tartışılır” diyen Uçum geniş bir değerlendirmelerde bulundu.

Bahçeli ve Erdoğan ilişkisinin “şaşırtacak düzeyde yüksek uyum” içerdiğine ilişkin çıkışı dikkat çekti. İkilinin basına kapalı görüşmesinin yapıldığı akşam bu açıklamayı yapmasıysa daha da dikkat çekiciydi. Uçum sürece dair Erdoğan ve Bahçeli'nin birbirinden habersiz olduğu iddialarına ilişkin “provokatifliktir” dedi.

Peki Uçum neler dedi ve nelere dikkat çekti?

‘Bahçeli ve Cumhurbaşkanı arasında o kadar yüksek bir uyum var ki şaşırırsınız’

Mehmet Uçum, sunucu Candaş Tolga Işık'a, "Erzurum'da bir şehit yakınının, 'Türkiye’de terör bitsin, tasfiye edilsin, bırakın Öcalan'ın serbest bırakılmasını evimde kahvaltı vermezsem adam değilim'" dediğini söyledi. “Buna ne diyeceksiniz” diye sordu.

“Bahçeli'nin Öcalan çağrısından Erdoğan'ın haberi var mıydı” sorusuna Uçum, “Bahçeli ve Cumhurbaşkanı arasında o kadar yüksek bir uyum var ki şaşırırsınız. Devletin böyle inisiyatif aldığı bir konuda ikisi arasında bir uyumsuzluk olduğunu düşünmek tamamen provokatifliktir” yanıtını verdi.

Dünkü görüşmeye dair Anadolu Ajansı'nın servis ettiği fotoğraf. 

Uçum, Bahçeli'nin Öcalan çağrısına ilişkin şunları söyledi:

Orada Sayın Bahçeli'nin söylediği şey bir sembolizm miydi, realizm miydi? Bu ayrımı kimse yapmadı. Bir uç örnektir Sayın Bahçeli'nin verdiği. Bir de herkes şöyle zannediyor, 'Bu realize olsa Öcalan gelecek DEM Parti grubunda konuşacak' falan diye. Birincisi Sayın Bahçeli onu söylerken ne söylüyor? Terörsüz Türkiye hedefini söyledi. 'Terör örgütü silahları bırakacak' dedi. 'Teslim olacak, lağvedilecek terör örgütü' dedi. 'Bu şartlar gerçekleşirse gelsin açıklamasını yapsın, umut hakkı da tartışılır' dedi. Şimdi bu şartlara bağlanmış bir uç benzetme örneğini sanki bu 'Meclis'e gelsin hemen konuşsun. Hatta mahkumiyet devam ederken özel izin çıkarılsın' ya bu hukuken de mümkün değil. Peki şunu neden kimse tartışmadı; çözüm süreci döneminde Öcalan'ın mektupları iki ya da üç kere nevrozda Diyarbakır'da okutulmadı mı? Devlet o dönemde bir tercih yapmıştı onun üzerinden onu yaptı. O dönemin şartlarında nasıl oldu? Müzakereler oldu. Akil İnsanlar Heyeti bölgeleri dolaştı. Ben de onlardan biriydim. Dolayısıyla Sayın Bahçeli ilk konuşmasında da dedi, 'Terörle müzakere ve mütareke olmaz ama siyasette her türlü müzakere olur. Her türlü iş birliği yapılır' dedi. Bu ayrım yapıldı.

‘Görüntülü bir Abdullah Öcalan kaydı alınsa getirilse DEM Parti grubuna…’

Hukuken Öcalan'ı oradan çıkartıp getirip DEM Parti grubunda konuşturmak söz konusu olmaz zaten. Devlet onun hukuki koşullarını oluşturursa olur. Hangi şartlara bağlı olarak? Terörsüz Türkiye şartına bağlı olarak Umut Hakkı da tartışılır. Mektup okutan devlet diyelim ki şartlar oluşursa şöyle bir şey yapsa; görüntülü bir Abdullah Öcalan kaydı alınsa getirilse DEM Parti grubuna... Yani mektup okutmuş devlet bunu da kendi insiyatifi içerisinde terörle mücadeleye bir katkı olarak görürse yapar. Fakat bunu sanki gerçek bir olaymış gibi tartışmak anlamsız. Bu ihtimaller hiç düşünülmeden bu tartışmayı yapmak anlamsız. Sayın Bahçeli'nin 'sözümün arkasındayım' lafı Türkiye'de terör vesayetini bitirmeye yönelik. PKK'nın bir Kürt siyasi hareketi olarak görülmesine yönelik geliştirilmiş bir devlet inisiyatifinin dili olarak anlaşılması gerekiyor. Eğer devlet inisiyatifi içerisinde, o dil içerisinde ihtiyaç duyulan birtakım enstrümanlardan birisi de bir seslenme ise o seslenmenin yolunu bu devlet bulur.

Erzurum'da bir şehit yakını, 'Türkiye’de terör bitsin, tasfiye edilsin, bırakın Öcalan'ın serbest bırakılmasını evimde kahvaltı vermezsem adam değilim' dedi. Buna ne diyeceksiniz?

‘Türkiye'de terör vesayetinin siyasi, sivil, entelektüel ve medya kolonları var’

Uçum, “O seslenmeyi duyan şehit yakınlarına ne diyeceksiniz” sorusuna şu yanıtı verdi:

Bunun sosyal ve siyasi açıdan etkilerini tartışmak ayrı bir konu. Eğer ben bu enstrümanı kullanırken hakikaten terörsüz Türkiye hedefine yönelme konusunda bir katkı sağlayacağım analizini yapıp ve adım atmak ayrı bir şey. Somut bir örnek vereyim. Biz Akil İnsanlar Heyetinde Doğu Anadolu Grubu'nda çalışıyordum ben. Erzurum'da -başka illerde de oldu ama en çarpıcı örneklerden birisi- Erzurum'da bir şehit yakını 'Türkiye'de terör bitsin, terör örgütü tamamen tasviye edilsin, bırakın Öcalan'ın serbest bırakılmasını, evimde adama kahvaltı vermezsem adam değilim' dedi. Bakın bizim toplumun sağduyusuyla, derinliğiyle oynamayın. Bunun gibi Akil İnsanlar döneminde birçok örnekle karşılaştık. Yani Türkiye toplumu, Türkiye halkı o kadar üstün yararlar gördüğü zaman her türlü şeyi tolere edebilecek bir engin birikime, engin irfana sahiptir.

Devlet Bey inisiyatif alıyor. Diyor ki, 'ben artık Meclis'te terör vesayeti istemiyorum'. Türkiye'de terör vesayetinin siyasi, sivil, entelektüel ve medya kolonları var. Türkiye her türlü vesayetten kurtulmak için yoğun mücadeleler verdi. Bir çok vesayeti tasfiye etti ama bu terör vesayeti belli bir kesim üzerinden varlığını koruyor. Dolayısıyla çağrı DEM'e de yapılıyor. Bu işin sosyal, sivil, akademik ve medya kolonlarına yönelik de yapılıyor. Artık herkesin bu vesayetten kurtulması lazım.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.