Sayfa yolu
Erdoğan ABD basınına konuştu: 'Türkiye'nin F-35 programına dahil edilmesi NATO güvenliği için önemli'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 05.01.2026 , 14:19
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD merkezli Bloomberg'e konuştu. Erdoğan, yazılı olarak verdiği yanıtlarda, ABD ile ilişkiler, Türkiye'nin enerji politikası ve jeopolitik gelişmelere değindi.
Erdoğan; F-35 uçaklarının teslim alınmasının Türkiye ve ABD'nin yanı sıra NATO'nun güvenliği için de önemli olduğunu öne sürdü, Halkbank davasında esas olanın Türkiye'nin itibarı olduğunu iddia etti, Gazze'de konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü'nün içinde Türkiye'nin de olması gerektiğini savundu.
F-35 gündemi: 'NATO'nun güvenliği için de önemli ve gerekli'
Erdoğan, Bloomberg'e yaptığı açıklamada, eylül ayında Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede F-35 konusunda bizzat gündeme getirdiğini belirterek, Türkiye'nin Rusya'dan askeri teçhizat satın alması nedeniyle F-35 programından çıkarılma kararını "haksız" olarak nitelendirdi.
Erdoğan "Sayın Trump'ın yeniden göreve başlamasıyla birlikte Türkiye–ABD ilişkilerinde daha makul ve olumlu bir zemine geçilmesi yönünde bir imkan doğmuştur. Türkiye'nin bedelini ödediği F-35 uçaklarını teslim alması ve programa yeniden dahil edilmesi iki stratejik ortak olan Türkiye ve ABD'nin yanı sıra NATO'nun güvenliği için de önemli ve gereklidir" ifadelerini kullandı.
Geçen ay gündeme gelen iddialara göre Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerini iade etmek istediği belirtilmişti. Söz konusu isteğin, Türkmenistan'da düzenlenen “Uluslararası Barış ve Güven Forumu” kapsamında Erdoğan tarafından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e iletildiği öne sürülmüştü.
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Trump'ın özel temsilcisi Tom Barrack ise söz konusu iddianın ardından yaptığı açıklamada, Ankara'nın S-400'leri elden çıkarmaya yakın olduğunu söylemiş, konunun dört ila altı ay içinde çözülebileceğini ifade etmişti.
Halkbank davası: 'Esas olan Türkiye'nin itibarının korunması'
Erdoğan'ın Bloomberg'e yaptığı açıklamanın gündemlerinden biri de Halkbank davası oldu.
Halkbank, 2019 yılında ABD'de, İran'a yönelik yaptırımları delmeye yardımcı olmakla suçlanmıştı. Uzun yıllardır devam eden davada, banka dolandırıcılık, kara para aklama ve yaptırım ihlali suçlamalarıyla karşı karşıya kalmıştı.
Erdoğan bu konuyu Türkiye'ye yönelik "haksız" bir girişim olarak değerlendirdiklerini belirterek, "Bizim için esas olan, Türkiye'nin itibarının korunması ve bankamızın haksız bir şekilde cezalandırılmamasıdır. Görüşmeler bu çerçevede devam etmektedir. Temennimiz hem hukuka uygun hem de iki ülke arasındaki stratejik ortaklıkla mütenasip adil bir sonuca ulaşılmasıdır" ifadelerini kullandı.
ABD LNG'si: Milli menfaatlerimiz doğrultusunda hareket ederiz'
Trump yönetimi eylül ayında, Rus ham petrolünün üçüncü büyük alıcısı konumundaki Türkiye'den, Moskova'dan enerji ithalatını kısıtlamasını istemişti. Türkiye'nin petrol rafinerileri ise ABD'nin geçen yılın sonunda Moskova'nın en büyük iki petrol üreticisine yaptırım uygulamasının ardından alımlarını azaltmaya başlamıştı. ABD'nin isteği üzerine Türkiye, gaz stratejisini gözden geçirmiş ve Amerikan LNG'sine dayalı bir portföy oluşturmaya odaklanmıştı.
Erdoğan da "Özellikle ABD menşeli LNG tedarikimizi kayda değer ölçüde artırdık" dedi ve ABD'nin Türkiye'nin LNG tedarik zincirinde önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Son resmi verilere göre, Türkiye'nin petrol alımlarının yüzde 61'i ve gaz tedarikinin yüzde 40'ı hala Rusya'dan sağlanıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin duruşu çok nettir; biz milli menfaatlerimiz ve enerji güvenliğimiz doğrultusunda hareket ederiz. Hidrokarbon ihtiyacının büyük bölümünü ithalat yoluyla karşılayan bir ülke olarak enerji güvenliğimizi etkileyecek her başlıkta dikkatli ve dengeli hareket etmek durumundayız" dedi.
'Uluslararası İstikrar Gücü'nün başarısı sahada meşruiyeti olan aktörlerin içinde yer almasına bağlı'
Rusya-Ukrayna savaşına dair konuşan Erdoğan, "Türkiye olarak hem Sayın Putin'le hem Sayın Zelenskiy'le doğrudan konuşabilen; aynı anda Washington, Brüksel hattında olsun NATO ve Birleşmiş Milletler nezdinde olsun somut girişimlerde bulunarak güçlü ve dengeli diplomatik temaslar yürütebilen yegane aktörüz" ifadelerini kullandı.
Gazze'de varılan ateşkesin ardından konuşlandırılması beklenen Uluslararası İstikrar Gücü'ne Türkiye'nin dahil edilmemesi hakkında da konuşan Erdoğan, şu iddialarda bulundu:
"Gazze'de konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü'nün başarı şansı, sahada meşruiyeti olan aktörlerin içinde yer almasına bağlıdır. Türkiye dahil Şarm el Şeyh Deklarasyonu'na taraf olan ülkelerin bu süreçteki en meşru aktörler olduğunun bilinmesi gerekir. Takdir edersiniz ki Türkiye'nin olmadığı bir mekanizmanın, Filistin halkının güvenini kazanması bu anlamda zordur. Biz hem Filistin tarafıyla derin tarihî bağlarımız hem İsrail'le geçmişte yürüttüğümüz güvenlik ve diplomasi kanalları hem de NATO üyesi bir ülke olarak bölgesel etkinliğimiz itibarıyla bu tür bir misyonun anahtar ülkesi konumundayız."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.