Breadcrumb
Epstein sonrası İngiltere: Starmer için yolun sonu yaklaşıyor
Yayın Tarihi: 08.02.2026 , 08:13
Britanya’da Keir Starmer hükümeti açısından yolun sonu görünmeye başladı.
Yüzde 30 oyla mecliste çoğunluğu sağlayan İşçi Partisi hükümetinin parti içindeki solu kovduktan sonra ülkeyi rahatça yöneteceği bekleniyordu. Ancak beklendiği gibi olmuyor.
Politik vizyonu olmayan ve heyecan yaratmayan Starmer’in anketlerde düşen oyları nedeniyle parti içinde bir liderlik yarışına neden olacağı bekleniyordu. Bunun için bahar aylarındaki yerel seçimlerin sonuçları belirleyici olacaktı. Ama bu kadar beklemeye gerek kalmadı. ABD’de Epstein belgelerinin açıklanmasının en ağır siyasi etkisi Britanya’da görüldü ve Starmer’ın sadece vizyonu değil siyasi tercih kapasitesi de sorgulanmaya başladı.
Sürecin merkezindeki isim, Britanya’da “karanlıklar prensi” olarak bilinen, “Yeni Labour”ın teorisyenlerinde ve Blairci kanadın en etkili isimlerinden olan, bugüne kadar İşçi Partisi hükümetlerinde görev alırken imza attığı skandallarla iki kez istifa etmek zorunda kalan, birçok uluslararası şirketle içli dışlı olan, sendika düşmanı ve savaş yanlısı Lord Mandelson oldu.
Yıllarca gerçekleşen kehanet: 'Bu adam partinin başına büyük işler açacak'
Lord Mandelson partiye ilk girdiği dönemde, 1989’da Corbyn’in öncülü ve hocası olan Tony Benn’in de katıldığı bir toplantıda kısa bir konuşma yapıyor ve toplantının ardından Benn, arkadaşlarına bu adamın çok tehlikeli olduğunu ve partinin başına büyük işler açacağını söylüyor. Benn’in kehaneti bugüne kadar birçok kez karşılık buldu, bu nedenle Mandelson sol nezdinde bir nefret objesi ama ilk kez bir başbakanı düşürecek konuma geldi.
Mesele Trump yönetime geldiğinde Starmer’in deneyimli diplomatlardan birini görevlendirmek yerine Washington’a Lord Mandelson’u büyükelçi olarak ataması oldu. Britanya açısından Washington büyükelçisi elbette önemli bir karar ve bu pozisyona bu kişinin tercih edilmesi, o dönemde Financial Times gibi gazetelerde dahi şaşkınlıkla karşılanmıştı. FT karanlıklar prensinin sürekli geri gelişini sağlayan ilişki ağlarını sorgulayan geniş bir makale yayınlamıştı.
Yayımlanan belgelerde Lord Mandelson’un Epstein ile çok yakın bir ilişkiye sahip olduğu net şekilde görülüyor. Kendisi ilk başta Epstein ile arkadaş olmasına karşın insan kaçaklığı gibi konuları görmediğini, kendisi eşcinsel olduğu için küçük kızlarla ilgili yaşananlardan haberdar olmadığını ve çok büyük şaşkınlık yaşadığını belirtmişti. Oysa fotoğraflarda iç çamaşırlarıyla ve bornozla verdiği pozlar, tüm sürecin ortasında yer aldığı kanıtlanmış oldu.
Kendisinin Epstein hapishanedeyken ve çıktığında attığı mailleri de ortaya çıktı. Ama sadece bu da değil. Ticaret bakanıyken AB’nin ve Britanya hükümetinin aldığı kararları, örneğin kurtarma paketlerini birkaç gün öncesinde Epstein’e ilettiği, hükümet içinde istifa gibi gelişmeleri de resmi açıklama yapılmadan önce bildirdiği anlaşıldı. Ayrıca Epstein’in kendisine birkaç sefer 75 bin pound ödeme yaptığı da ortaya çıktı. Daha da ilginci Lord Mandelson bu ödemeleri parlamentoya bildirmemişti. Dolayısıyla işin içinde sadece arkadaşlık ilişkisi ve “networkçülük” yok, hem gizli bilgileri paylaştığı için hem de aldığı paraları bildirmediği için işlenen bir dizi suç var. Bu nedenle soruşturma açıldı ve 2 evi de Cuma günü polis tarafından arandı.
Mandelson’un büyükelçi görevindeyken sahibi olduğu danışmanlık firmasını yönetmeye devam ettiği, bu firmanın müşterileri arasında Trump destekçisi gözetim teknolojileri şirketi Palantir’in de olduğu ve Starmer ABD’yi ziyaret ederken resmi programının dışında, gizlice Palantir’in patronuyla toplantı ayarladığı ve ardından başta sağlık bakanlığı olmak üzere Palantir’e büyük iki ihale verdiği de basına yansıdı.
Hem bakanlık hem istihbarat uyardı, Starmer dinlemedi
Starmer’e dışişleri bakanlığı ve istihbarat tarafından Lord Mandelson’un Epstein ile ilişkisine dair bilginin vermesine rağmen Starmer’in bunu dikkate almaması da tepki çekti. Starmer uyarılara rağmen böyle bir insanı bu konuma atadığı için özür diledi ve Mandelson’un kendisine ısrarla yalan söylediğini öne sürdü.
Bu yaklaşım kamuoyunda ve parti içinde kendisine olan tepkiyi daha da arttırdı. Starmer’in karar alma kapasitesi sorgulanmaya başlandı. Bu kararların arkasında Starmer’in özel kalemi olan Morgan McSweeney'nin olduğu dile getirildi ve bu kişinin işten atılması çağrısı yapıldı. Starmer’in ilk özel kalemi de başka bir skandal nedeniyle göreve geldiğinin ikinci ayında işten çıkarılmıştı. McSweeney’in en önemli özelliği Lord Mandelson'la çok yakın olması ve kendisini Mandelson’un yetiştirdiğinin ve mentörlük yaptığının bilinmesi ve bu atamada onun belirleyici olduğunun düşünülmesidir.
Bu ikisinin en temel özellikleri Blairci ve İsrail yanlısı olmalarıdır. Starmer de vizyonsuz biri olarak bazı temel güç odaklarına (ABD, İsrail vb) bakıp kararlar almaya önem veriyor ve onun gözünde bu kişiler bu güç odaklarının cisimleşmiş hali olarak görüldüğü için rahatlıkla onların güdümünde hareket edebiliyor.
Starmer her ne kadar habersiz olduğunu ve yalan söylendiğini iddia etse de Lord Mandelson tam da bu gizli ve karanlık ilişkileri nedeniyle bu göreve atandı.
Karanlık tarafa geçişte Trump etkisi
Mandelson’un bu göreve talip olmasının sebebi "Karanlıklar Prensi" olarak tanımlanmasına yol açan ilişkilere sahip olmasıdır. Britanya ABD’de Biden yanlısı bir hükümete dair beklenti içindeydi. Trump yönetimi de Britanya’nın resmi politikasını rahatsız eden, kaygı uyandıran politikalara sahipti. Bunlar esasen Rusya/Ukrayna, Çin ve serbest ticaret anlaşması gibi konulara odaklıydı. Örneğin Trump’un oldu bittiye getirip Rusya’yla anlaşmasından korkuluyordu.
Trump yönetimi Britanya’yı ve Avrupa’yı küçümsüyor, büyük güç mücadelelerinde onlara saygı duymadığını gösteriyordu. Britanya açısından bu ciddi meseleydi, çünkü Brexit sonrası ekonomik açıdan ABD ile bir serbest ticaret anlaşmasına bel bağlamıştı, Fransa’nın tersine nükleer silahlar açısından ABD’ye bağımlıydı, Ukrayna savaşında Britanya ordusu aktif şekilde yer alıyordu. Bunu aşmak açısından Trump ile kişisel ilişkilerin kurulmasına karar verildi. Trump’ın psikolojisini inceleyip strateji üretenler suyuna gitmeyi salık veriyorlardı.
Tabii bu o dönemki eğilimdi. Şimdiki strateji güçlü durmak, itiraz etmek ama önce biraz beklemek, ani reaksiyon vermemek, şovunu bitirmesine izin vermek ve sonra müdahil olmak. Trump’ın kendisine net şekilde karşı durabilen Çin’e ve Rusya’ya gösterdiği hayranlığı bu şekilde yorumladılar.
Bu yaklaşımla Starmer “dostum Trump” söylemini geliştirdi, Kral Charles kendisini Londra’ya davet etti, o dönemin Dışişleri Bakanı Lammy, Trump’ın yardımcısı Vance ile haftasonu ailecek tatil yaptı, birlikte balık tuttular. Ama esas işi, tam da Trump’ı, çevresindeki sermaye ve güç gruplarını onlarca yıldır bilen, bu nedenle Epstein ile de içli dışlı olan karanlıklar prensine verdiler. O da gidip resmi diplomasinin dışında kişisel ilişkilerini kullandı, Trump destekçisi Palantir gibi gruplar için iş bağladı.
Ancak Mandelson büyükelçilikte istediği verimi sunamadı ve ABD yönetiminin talebiyle, Britanya açısından sıkıntılı bir şekilde görevden alındı. Bunda tam da yararlanılmak istenen kişisel ilişkileri ve Epstein gibi figürlerle bağlantıları tepki çekti.
Bu belgeler ABD’de siyasi kutuplaşmanın ve kavganın merkezinde yer alıyor. Mandelson da başka ülkenin büyükelçisi olmasına rağmen bu kavganın içinde yer alan ve tanınan bir figür olarak Trump yönetiminde belirli kesimlerde tepki topladı. Trump’ın da ona pek saygı göstermediği anlaşıldı ve Britanya kendisinin Epstein ile ilişkisini bildiği için bu belgelerin açıklanmasından önce elçiyi değiştirmek zorunda kaldı.
Starmer isim arıyor ama parti güç kaybediyor
Starmer buradan yara aldı ama bu sadece Epstein ile ilgili değil. Seçim anketlerinde zaten kötü gidiyordu, popüler değildi. Parti içinde adaylar ortaya çıkmaya başladı.
Bunlardan biri şu an sağlık bakanı olan, sağlıkta ticarileşmeyi savunan, Blairci ekipten olan ama Mandelson ile de dostluğu olan Wes Streeting. Starmer ile arasında kavga olsa da sermaye kesimi için, aynı ekonomik politikaları takip etmesi açısından en tercih edilir aday.
İlk dönemde başbakan yardımcısı olan, sendika kökenli olup parti içi solla iletişim içinde olan ama aldığı evin vergisini az ödemek için yanlış beyan verdiği ortaya çıkınca istifa eden Angela Rayner da güçlü bir aday.
Bir diğeri de Manchester Büyükşehir Belediye Başkanı olan Andy Burnham. Burnham partinin “soft left” (hafif sol) denilen kanadında, daha sol söylemler kullanıyor ama geçmişinde mecliste bakanlık yapan, Irak işgalini destekleyen bir figür.
Burnham'ın aday olması için meclise girmesi gerekiyor. Bunun için 2 hafta önce Manchester vekillerinden biri sağlık sorunlarını gerekçe gösterip istifa etti. Burnham da aday olmak için başvurdu ama İşçi Partisi yönetimi bunu reddetti. Durduk yerde Manchester başkanlığı için yeni bir seçime gerek yok denildi. Ama bu vekilliği İşçi Partisi'nin alması da pek mümkün görünmüyor. Anketlere göre Reform ile Yeşiller yarışıyor.
Uzun zamandır anketlerde Reform %30, Muhafazakarlar %20 bandında görünüyor. Yeşiller ve İşçi Partisi de %16-18 arasında gidip geliyor. Liberal Demokratlar ise %13. Ancak Reform’un bu oyla, her bölgeden en çok oyu alanın vekil seçildiği seçim sisteminde tek başına iktidar olması mümkün görünüyor.
Reform'a yönelik sermaye kesimlerinden gelen eleştiri tek adam partisi olması, parasının ve kadrosunun olmamasıydı. Geçen yılın sonlarında bir partinin aldığı en yüksek bireysel bağışı alıp para sorununu çözdü. Ardından hem Britanya’da hem de İskoçya özelinde birçok önemli Muhafazakar Parti (Tory) vekili Reform'a katıldı. Özellikle Rishi Sunak ve Liz Truss dönemlerinde bakanlar kurulunda olanların hepsi Reform'a geçti. Bunlar arasında eğitim ve ekonomi bakanlığı yapan, YouGov anket şirketinin sahibi, Irak Kürtlerinden Nadhim Zahawi, Tory parti lider adaylarından ve sağın önemli figürlerinden Robert Jenrick ve eski bakan ve vekiller yer alıyor. Reform lideri Nigel Farage, bu kişilerin devlet yönetme deneyimi olduğunu ama o dönemin şartlarında gözlemledikleri değişimleri yapmalarının engellendiğini, bürokrasinin izin vermediğini ama iktidara geldiklerinde istedikleri değişiklikleri yapacaklarını belirtti.
Epstein skandalı Britanya’da bir süredir devam eden siyasi taraflaşmayı hızlandıran bir etki yarattı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.