Sayfa yolu
Eleni Zafiriou ile 'Sevdalı Bulut' üzerine söyleşi
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 13.10.2022 , 14:22 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Nâzım Hikmet’in “Sevdalı Bulut” masalını tiyatro sahnesine uyarlayan yazar Eleni Zafiriou geçtiğimiz günlerde İstanbul Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’ne konuk oldu.
Gülay Çil ve Merve Tokmakçıoğlu Nâzım Hikmet ve “Sevdalı Bulut” masalının tiyatroya uyarlama süreci hakkında kendisiyle bir söyleşi gerçekleştirdi.
Merhaba sevgili Eleni; ilk olarak hoş geldiniz diyerek başlamak istiyoruz. Sizi Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde ağırlamak ve burada sizinle Nâzım hakkında konuşacak olmak bizi çok heyecanlandırıyor.
Merhaba, hoş buldum; burada bulunmaktan ben de çok mutluyum. Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’ne konuk olmak ve burada Nâzım’ın eserlerini ve mücadelesini yaşatmaya devam eden yoldaşlarımla bir arada bulunmak beni çok onurlandırıyor ve gururlandırıyor.
Bu eser hem bir uyarlama hem de bir çeviri aslında. Böylece Türkçe’den Yunanca’ya ve Yunanca’dan Türkçe’ye tekrar çevrilmesi ile oluşan bir dönüştürme sürecinden bahsediyoruz.
Bu sürecin aslında kendine has bir tarafı var: Ben Nâzım’a duyduğum saygıyla bu yaratım sürecinde var oldum. Büyük şairin yaşamının ve eserlerinin benim üzerimde bıraktığı etkiyi ben de bir şekilde iletmek istedim.
“Sevdalı Bulut” masalı asıl dili olan Türkçe’den Yunanca’ya çevrildi, ben de bu çeviriyi alıp bir tiyatro oyunu olarak uyarladım. Şimdi bu uyarlama şairin anadiline, Türkçe’ye çevriliyor. Böyle bir süreçte bir döngü de yaratılmış oldu. Aynı zamanda, uzun yıllar boyunca kendi dilinde yazdığı eserleri yasaklanmış ve sansürlenmiş olan şaire karşı bir görev de üstlenmiş olduk; uyarlamanın Türkçe’ye çevrilmesi ile de bu döngü tamamlanıyor.
Siz “Sevdalı Bulut” masalının tiyatro uyarlamasını kaleme alırken, hedeflediğiniz dili bulmanıza ve oluşturmanıza neler ilham kaynağı oldu?
Öncelikle şunu belirtmek gerek: “Sevdalı Bulut” masalı büyükler için yazılmış bir masaldır; çocuklara özgü bir malzeme ile olaylar ve karakterler çok çarpıcı bir şekilde büyüklerin ruhuna ve bilincine dokunuyor. Bu sebeple, masal tamamıyla ilham verici bir eserdir.
Uyarlamasını yazarken nasıl bir dil kullanacağım konusunda kafa yormaya başladığımda ilk düşündüğüm, şiirsel ifadeler kullanmam gerektiğiydi. Üzerine hayli düşündüğüm bir diğer unsur da, memleketimin halk diline dayanan bir dil oluşturmaktı. Yunanca yazılan bu uyarlama, Antik Yunan’dan kaynağını alan bir dil geleneği ile yazıldı; hem kültürel hem de tarihsel öğeler barındıran bu dil bilinçli bir tercih ile günümüze köprü kuruyor. Böylece yer alan ifadeler, deyişler ve söyleyiş biçimleri, olay örgüsünü ve karakterleri de çok boyutlu olarak canlandırıyor.
Yunancada böyle bir dil oluşturmamın başlıca nedeni, masalın geçtiği mekanın ve zamanın, Anadolu’nun kültürel öğelerini fazlasıyla içermesinden kaynaklanıyordu. Burada bir sentez oluşturma isteğiyle dil, iki halkın kültürleri arasında bir bağ kurmayı, acılarını, sorunlarını, hayallerini ve mutluluklarını ifade eden bir birleşim olarak yaratıldı.
Tiyatro uyarlamasında üç kişiden oluşan bir koro ve bir de anlatıcı yer alıyor. Bu tercihin sebebi nedir?
Halk geleneğinin ifade gücünün bu masal için çok önemli olduğunu söyleyerek başlayalım. Bu nedenle tiyatro uyarlamasının Antik Yunan tiyatrosunun öğelerini taşıyabileceğini düşündüm. Tragedya ve komedya gibi Antik Yunan eserlerinde yer alan “koro” – ki sadece şarkı söyleyen bir topluluk değildir – her zaman için kolektif bilincin ve düşüncenin temsilcisi olmuştur. Sahnede gerekliliği ve işlevselliği hayli yüksek, hareketli ve devingen bir unsurdur. Olay örgüsünün bir parçasıdır, olayları ve karakterlerin davranışlarını kavrar, aktarır ve yorumlar. Anlatıcı ise, sahneleri birbirine bağlayan bir birleştirici görevini üstlenerek tanık olduklarını ifade ediyor. Bu bağlamda anlatıcı ve koro masalın uyarlamasında birbirlerini tamamlayan parçalardır.
Masaldaki Kara Seyfi, Ayşe Kız ve Sevdalı Bulut karakterlerinin hangi özelliklerini vurgulamak istediniz?
Masal ilk okunduğunda dikkati çeken unsur Ayşe Kız, Kara Seyfi ve Sevdalı Bulut karakterleri üzerinden oluşan iyi-kötü çatışması olabilir. Eseri ele alıp, iyice etüt etmeye başladığımda, bir maden işçisi edasıyla kazıyarak keşfetmek istedim çünkü bu servet değerindeki masalın temel düşüncelerine ulaşmak amacındaydım. Okuduğum her sayfada iyi-kötü çatışmasından daha da öte kavramlar çıktı önüme. Şunu anladım ki, masal en samimi haliyle sınıf mücadelesini çocuklara anlatıyordu. Ayşe Kız’ın yuvasına, masal diyarına, dostlarına ve doğaya duyduğu sevgiye, aşka ve mücadelesine tanık oluyoruz. Kara Seyfi ise sömürünün, şiddetin ve doymazlığın ete kemiği bürünmüş hali, bir insanın başka bir insanı nasıl sömürdüğünün temsiliydi. Sevdalı Bulut, diğer taraftan, yaşam sevgisi ve mücadeleye duyulan inancın sembolüdür, zira yaşamın devam etmesi için kendi yaşamını feda eden karakterdir.
Bu bağlamda, Nâzım’ın masalındaki bu karakterlerin güncellikleri hakkında neler söyleyebiliriz?
Masal her öğesi ile hâlâ güncelliğini koruyor; insanlığı ilgilendiren yakıcı sorunlar devam ediyor: açlık, sömürü, yoksulluk, savaş... Kâr gütme amacı taşıyan ama insanın güncel ihtiyaçlarını karşılama amacı gütmeyen bu ekonomik düzende yaşadıkça Sevdalı Bulut’un temaları hem büyükler hem de küçükler için güncelliğini kaybetmeyecektir.
Karakterlerin öne çıkarmak istediğiniz özellikleri ve güncel mücadele arasında nasıl bir köprü kurdunuz?
İki halkın tarihine baktığımızda Ayşe Kız gibi mücadele eden kadınları gördük, yaşamın devam etmesi için hayatını feda eden insanlarımız oldu… Dolayısıyla her iki halk olarak içimiz çok dolu... İçinde bulunduğumuz koşullar, Sevdalı Bulut gibi, Ayşe Kız gibi mücadeleci, pes etmeyen insanları ortaya çıkaracaktır.
NHKM olarak “Sevdalı Bulut” masalını farklı yaş gruplarından çocukların ve ebeveynlerinin katıldığı, Nâzım’ın yaşam yolculuğunu tanıttığımız bir çocuk atölyesi olarak çeşitli semt evlerinde, mahallelerde, parklarda, çocuk şenliklerinde, okullarda ve hatta grevdeki işçilerin çocukları ile gerçekleştirdik. Her yaptığımız çalışmada çocuklar merak ve hayretle masalın temaları ile Nâzım’ın hayatının ne kadar benzeştiği yönünde yorumlar yapmışlardı. Sizce Nâzım, mücadelesi ve yaşamı ile masalın içinde var oluyor mu?
Bu masal ile ilgili olarak Nâzım, ninesi ile yaşadığı bir anekdotu anlatır: “az gidip uz gidip, arkaya dönülüp bakılınca bir arpa boyu yol gidildiğini görmek yok mu; işte bu benim küçücük kafamın bir türlü almadığı nesneydi (...) Sekiz yaşında tosun gibi bir oğlum var. Ninesi ona masal söylerken, tam az gittik yerine gelince, sözü ben alıyorum, sesime inanışın sesini katarak şöyle diyorum:
- Çok gittiler, dere tepe yok ettiler; bir de dönüp baktılar ki, görünmüyor kalkılan yer!”
Bu masal her öğesi ile Nâzım’ın ideolojisi üzerinde yükseliyor. Zaten bunun aksini düşünemeyiz; komünist bir şairin siyasi düşüncesini yapıtlarına yansıtmaması mümkün değil. Bu masal başka türlü yazılamazdı.
Sizin kişisel siyasi mücadelenizin uyarlama sürecine bir katkısı oldu mu?
Şöyle düşünelim: Bir yazar var ve bu eseri alıp tiyatroya uyarlayacak; bir başka yazar da bu uyarlamayı başka dile çevirecek. Burada aynı siyasi bilince sahip sanatçıların bir araya gelip kolektif bir çalışma ile çalışmasından bahsediyoruz. Eğer benim siyasi bilincim farklı olsaydı, bu masaldaki temel içeriği göremezdim. Haliyle olması gereken özellikte bir uyarlama çıkamazdı. Doğanın güzelliğini, iyiyi kötüyü, doğanın tekrar doğuşunu görürdüm belki ama insanın gelişim tarihini göremezdim. Dostluğu, kolektif mücadeleyi ve yaşam sevgisini göremeyecektim.
Türkiye’den ve Yunanistan’dan sanatçıların “Sevdalı Bulut” masalını tiyatroya uyarlanması ve sahnelenmesi sırasında yaptıkları işbirliği iki ülke toplumunun tarihsel mücadelesi için nasıl bir önem taşıyor?
Nâzım Hikmet Kültür Merkezi ile gerçekleşen her kültürel çalışma yazar için, ama özellikle komünist bir yazar için, çok değerli... Böyle bir işbirliği, iki halk için sanat üzerinden gerçekleşen bir dostluğun da damgasıdır aynı zamanda. Sanat, halkları birleştiren, savaş bulutlarını dağıtarak sadece sevdalı bulutlara yer açar.
Masalın kapsayıcılığı hakkında ne düşünüyorsunuz? Genelde masallar çocuklar içindir gibi bir genel kanı olsa da aslında yetişkinlere de yönelik unsurlar barındırmaktadır. Siz uyarlarken böyle bir hedef kitle ya da yaş grubu belirlediniz mi?
Çocuk izleyicilerin hayli talepkâr olduğunu söyleyebilirim. Basite indirgenmiş, yüzeysel kalmış, derinlikle ele alınmamış bir sanat eserini çocuklara kabul ettireceğimizi düşünmek son derece büyük bir yanılgıdır. Çocuklara en iyisini sunmamız gerek; aksini sunarak çocukların yetişkin olduklarında da aynı vasat standardı talep etmelerine neden oluyoruz.
Elbette çocuklara yönelik bir eser kaleme alan her sanatçının hitap edeceği yaş aralığının özelliklerini göz önüne alması lazım; ama bu asla bir “indirgeme” ya da “basitleştirme” olmamalı. Bir eserde çocukların anlayamadığı öğeler her zaman merak uyandırıcı olup, sormaya ve sorgulamaya ve tabii ki öğrenmeye teşvik edici nitelikte olmalıdır. “Sevdalı Bulut” masalı farklı yaş gruplarına hitap ederken aynı zamanda her yaşın kendi uyaranlarını da içermektedir. Yetişkinlerin ve çocukların buluştuğu nokta masalda yaratılan duygular ve bu duygulara verilen tepkilerin benzerliğidir.
Bu uyarlamayı ortak sınıf mücadelemizden ötürü Türkiye Komünist Partisi’ne ve yeni yaşamın hayalini taşıyan dünyanın tüm çocuklarına ithaf ettiğimi de eklemek isterim.
“Sevdalı Bulut” masalının tiyatro uyarlamasının büyük bir bölümü, geçtiğimiz Ocak ayında Yunanistan Ulusal Operası Alternatif/Lirik Sahne’de ilk kez gösterimi yapılan aynı adlı operada libretto olarak kullanıldı.
Tiyatroya uyarlamasının büyük bir bölümü opera eserinde libretto olarak yer aldı. Doğal olarak, bir müzikal eserin özelliklerini taşıdığından bir tiyatro uyarlamasından farklı olarak icra edildi: koro ve anlatıcının rolü bir çocuk korosuna verildi ve karakterleri de opera sanatçıları seslendirdi. Pandemi şartlarından dolayı zor koşullarda on kez sahnelenen operaya hem çocuklar hem de yetişkinler ilgi gösterdi.
Gelecek dönem projelerinizden biraz bahsedebilir misiniz?
Çekoslovakya Komünist Partisi’nin önderlerinden Julius Fuçik’in Darağacından Notlar adlı eserinin tiyatro uyarlamasını yeni tamamladım ve önümüzdeki sezon sahnelenmesi için çalışmalar sürüyor. Şu aralar, Midilli Adası’ndaki Moria Mülteci Kampı’nda geçen ve çocuk mültecileri konu alan bir kısa film senaryosu üzerine çalışıyorum. Bir sonraki projemiz de Antik Yunan’ın en önemli tragedya yazarlarından Aiskhylos’un “Zincirlere Vurulmuş Prometheus” adlı eserinin oratoryo uyarlaması olacak. Bu uyarlamada yer alacak koro, kapitalist düzenin dışa ittiği, emekçiler, göçmenler, işsizler, kadınlar gibi yalnız bırakılan kesimlerden oluşacak.
Eleni Zafiriou Kimdir?
Hukukçu olarak başladığı meslek yaşamını işçi ve halkların mücadelesi ile birleştiren Zafiriou, faşizan Altın Şafak suç örgütüne karşı PAME üyesi komünist ve sendikacıların savunmasında görevlendirilen avukat ekibinde yer aldı. Rizospastis gazetesinde uzun yıllar boyunca köşe yazarlığı yaptı. '13 Artı 1 Şiir' adlı şiir kitabı bulunan ve eserleri arasında çok sayıda film ve dizi senaryosu yer alan Zafiriou aynı zamanda Marx ile Söyleşi (Fransa’da İç Savaş kitabından uyarlanan) oyununu ve Sevdalı Bulut çocuk operasının libretto bölümünü kaleme almıştır. Halen Atina’da yaşamaktadır.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.