Sayfa yolu
Eğirdir Gölü ölüm kalım savaşı veriyor
Yayın Tarihi: 07.01.2021 , 15:51 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:13
Isparta’daki Eğirdir Gölü, Beyşehir Gölü’nün ardından Türkiye’nin en büyük ikinci tatlı su kaynağı. İçme suyu rezervi olmasının yanında doğal sit olarak da koruma altında bulunan Eğirdir Gölü’ndeki kullanım baskısı ve kirlilik önlenemeyince 2012’de ayrıca bir yasal düzenleme yapılarak yalnızca bu alana özel ‘Eğirdir Gölü Özel Hükümleri’ çıkarıldı.
Ancak Eğirdir Gölü bütün bu yasal düzenlemelere karşın kötü yönetim nedeniyle korunamadı. Göl havzasında izin verilen mermer ve taş ocakları ile birbiri ardında inşa edilen göletlerin gölün su rejimini olumsuz etkilediğine işaret eden uzmanlar, tarımsal amaçlı aşırı su alımına ölçüsüzce devam edilmesinin de büyük bir yanlış olduğunu vurguluyor.
Eğirdir Gölü son üç yıldır gözle görülür düzeyde bir su kaybı yaşıyor. Göl çevresinde yaşayan vatandaşlar suların çekilmesiyle ilgili görüntüleri sosyal medyadan paylaşarak yetkililerin önlem alması gerektiğine işaret ediyor. Ancak Eğirdir Gölü için yapılan açıklamalar ve vaatlerin dışında somut bir adım atılmaması yöre halkının tedirginliğini artırıyor. Akıllardaki soru, Eğirdir Gölü de tıpkı Akşehir ve Eber gölleri gibi kuruyup yok mu olacak?
Kesin korunacak hassas alan
Önceki gün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı kararları ile “Kesin Korunacak Hassas Alan” ilan edilen doğal alanlar arasında Eğirdir Gölü de yer aldı. ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ tanımı, daha önce 1., 2. ve 3. derece doğal sit alanı olan yerlerde yürütülen çalışmaların sonucu hazırlanan “Dört Mevsim Ekolojik Temelli Bilimsel Raporlar” dayanılarak ortaya konulan yeni bir koruma yaklaşımı.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ihale yoluyla özel şirketlere verdiği çalışmanın ardından doğal sit alanları üç ayrı kategoriye ayrılarak yeniden tanımlanıyor. Buna göre daha önce 1. Derece doğal sit alanı olan yerler ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’, 2. Derece doğal sit alanı olan yerler ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı, 3. Derece doğal sit alanı olan yerler ise ‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak ayrılarak tescil ediliyor.
Eğirdir Gölü için yapılan düzenlemeler ile koruma statüsünün yeniden belirlenmesi işlemleri de tamamlanmış oldu. Buna göre gölün aynası olan kesimi kesin korunacak alan olarak belirlenirken, Eğirdir ilçesi yerleşimi dışındaki alanda gölün kuşak halkası da Nitelikli Doğal Koruma Alanı ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı olarak ayrıldı.
Devlet yanıltılıyor mu?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yeterli uzman ve teknik personele sahip olmasına rağmen korunan alanların yeniden belirlenmesiyle ilgili çalışmaları özel sektöre yaptırması eleştiri konusu olmuştu. Bu eleştirilerin başında ise özel firmalar tarafından yetersiz personel eliyle hazırlanan raporlarda yer verilen, eksik, yanlış ve hatalı bilgilerle devletin yanıltıldığı iddiaları geliyor.
Korunan alanlardaki statü değişiklikleriyle ilgili bir başka tartışma da Mart 2020’de çıkarılan ve bu alanların kullanımına ilişkin düzenlemeleri içeren yönetmelik. Türkiye Ormancılar Derneği’nin iptal edilmesi için yargıya taşıdığı ‘Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik’, muğlak bir ifade olan ‘kamu yararı’ gerekçesine dayanılarak korunan alanlarda madencilik yapılabilmesine, kültür balıkçılığı ve rekreasyon amaçlı turistik tesisler yapılmasının önünü açıyor.
Alınan kararlar yeterli mi?
Eğirdir Gölü’nün büyük bir su kaybı yaşamasına rağmen koruma kuşağının kullanım baskısı yaratacak şekilde ‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ ve ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ olarak ayrılması, göl aynasının hassas alan olarak korunmasına yetmeyeceği eleştirileri de gündemde.
'Yasalar uygulanırsa bir anlamı olur'
Türkiye’nin önemli göl ve sulak alan uzmanlarından biri olan Dr. Erol Kesici, Eğirdir Gölünün ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ olarak tescil ve ilan edilmesinin ancak yasalar uygulanırsa bir anlamı olduğunu dile getiriyor. Gölün çok ciddi sorunlar yaşadığını ve 1983 yılından itibaren çok sayıda yasal koruma statüsü bulunmasına karşın korunamadığına işaret eden Kesici, “Kesin Korunacak Hassas Alanlarda entegre tesisler ile maden işletmelerinin açılmasına ve gölleri temizleyen kıyı kenar çizgilerinin hiçbir koşulla işgal edilmemesine izin verilmemeli. Eğirdir Gölü Özel Hükümleri de esnekliğe izin verilmeden uygulanmalıdır. Milyonlarca yıllık geçmişe sahip olan doğal alanlarımızın, belirtilen ilkeler doğrultusunda ve koruma kullanma esasları göz ardı edilmeden, insanların ve canlıların yaşayabileceği yaşam ortamları olarak geleceğe taşınması gerekir” diye konuştu.
Koruma ilkelerinin tavizsiz uygulanması gerektiğinin de altını çizen Dr. Erol Kesici, “Düşük yoğunluklu turizm ve yerleşime izin verilecek alanların belirleyicisi olan Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarının kesin korunacak alanla ilgili temel ilkeleri göz ardı edip yapılaşmanın önünü açması, geri dönüşümü mümkün olmayan doğa kayıplarına yol açabilir. Bugüne kadar çıkarılan koruma ilkelerinin bilim dışı uygulamalarıyla doğal sulak alanlarımızda yok oluşlar ve ekonomik kayıplar yaşandı. Temennimiz, yıllardır uygulanmayan doğal alanların korunmasıyla ilgili yasa ve yönetmeliklerin uygulanması” görüşünü dile getirdi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.