Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ege'de hava kalitesi düştü, gökyüzü turuncuya döndü: Suçlu yangınlar değil, tehlike daha büyük!

İzmir Tabip Odası Çevre Komisyonu Başkanı, hava kirliliğinin yangınlarda kaynaklanmadığını söyledi ve çok sayıda kirleticiye işaret etti. En başta da termik santraller var.

Aslı İnanmışık

Yayın Tarihi: 06.08.2021 , 15:15 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11

Antalya ve Muğla'da günlerdir süren yangınların ardından bugün İzmir çevresinde evinden dışarı çıkanlar puslu bir hava ve yanık kokusu ile karşılaştılar. Çanakkale ve çevresinde de benzer bir durum gözlenirken, aynı zamanda bazı bölgelerde kül yağdığı söylendi.

Yurttaşlar hava kirliliği ve kokunun henüz devam eden yangınlarla ilgili olduğunu düşündü. Öte yandan durum pek de düşünüldüğü gibi değil. 

soL'un görüştüğü İzmir Tabip Odası Çevre Komisyonu Başkanı Dr. Ahmet Soysal, söz konusu kirliliğin bölgedeki ve Yunanistan'daki yangınlardan kaynaklanamacağını söyledi. Söz konusu alanlardaki termik santrallere, endüstriyel kirliliğe ve çöl tozlarına dikkat çeken Soysal, tehlikenin daha büyük olduğunu anlattı.

'Muğla'daki yangının ardından santraller devreye girmiş olabilir'

"Dışarıda şu anda tam anlamıyla bir hava durgunluğu var ve rüzgar yok. Dolayısıyla özellikle kirletici kaynaklarından çıkan bütün hava kirleticiler bölge üstünde kalıyor, dağılmıyor" diyen Soysal, "Yangın bölgeyi hava kirliliği açısından etkilemiş olabilir mi?" sorumuza "Hayır" yanıtını veriyor. Ege'de rüzgar yönünün genel olarak kuzey-güney aksında olduğunu belirterek şunları kaydetti:

"Çanakkale'de çok sayıda termik santral var ve kentin kuzeyinde, Boğaz'ın olduğu bölgede kurulu çoğu. 'Kaz Dağları gidiyor' diyoruz ama zaten devlet 20-30 yıl önce gözden çıkarmış orayı. Muhtemelen oradaki termik santalden çıkan parçacıklar güneye doğru kayıyor hatta Kaz Dağları'na yağıyor. Oradaki ormanlar da asit yağmurları nedeniyle zarar görüyor. Çanakkale'de ve çevresindeki yerleşim yerlerinde bunlar yaşanmaya devam edecek.

İzmir'deki durumun temel nedeni Aliağa'da kurulu termik santral, doğalgaz çevrim santrali. Termik santraller kükürdioksit, doğalgaz çevrim santralleri azotoksit bırakır. Azotoksitler asit yağmurlarına neden olur. Havada partikül madde yüksekse, ki İzmir'de yüksek olduğu görülüyor, o maddelerle azotoksitler birleşince bu puslu görüntüyü oluşturuyor. Solunumda sıkıntı hissi, gözde yaşarma hissedersiniz.Tüketimin çok yüksek olduğu bir mevsimdeyiz. Buradaki santralleri Muğla'daki yangının ardından devreye sokmuş olabilirler.

'Yangın Kuzey Ege'yi ve İzmir'i hava kalitesi açısından etkilemez'

Çanakkale'de çok sayıda kömürlü termik santral var. Muğla'daki yangın nedeniyle devre dışı bıraktıkları kömürlü termik santraller yüzünden oradaki santralleri muhtemelen daha tam kapasiteye yakın bir kapasiteyle çalıştırıyor olabilirler. Bu tamamen kapatılması gereken santraller bir numaralı hava kirliliği ve sera gazı salıcısı. Filtreleri bile yok genelde. Olanlar da çalıştırmıyor ve havaya bol miktarda partikül madde bırakıyorlar.

Benim de bulunduğum yerde hava puslu ve dışarıdan da yanık kokusu gibi kokular geliyor. Kömürlü termik santraller havaya partikül madde dediğimiz parçacıkları ve kükürtdioksiti bırakır. Doğalgaz santralleri ise -ki onlar da termik santraldir- onlar da azotoksitleri bırakır havaya. Bunlar azotmonoksit şeklinde havaya çıkar ve havadaki nemle kısa sürede azotdioksit oluşturur. Daha uzun sürede de asit yağmurlarına neden olur çevresinde. O nedenle doğalgaz santralleri etrafında tarım yapılması bir süre sonra imkansız hale gelir. Şu anda Çanakkale'de görülen olay, muhtemelen o bölgedeki termik santrallerden, bunların atmosfere bıraktığı parçacıklardan kaynaklanıyor olabilir.

Yangın Kuzey Ege'yi ve İzmir'i hava kalitesi açısından etkilemez. Muğla'yı, Aydın'ı ve Antalya'yı etkiler. Manavgat yangınından sonra Antalya'daki tek cihazda partikül maddelerde yüzde 30-35 yükseklik görüldü. Azotoksit 61 mikrogram metreküp görünüyor ki, ortalamanın yüzde 50 üstü. Partikül madde de şu anda 66 mikrogram metreküp görünüyor ki o da ortalamanın üstünde. 

'Denizcilerin dediği 'kusursuz fırtına' durumu var'

Santraller tam kapasiteyle devreye girmiş olabilir. Hepsi özel sektörde ve kâr marjını yükseltmek için genelde filtrelerini çalıştırmıyorlar. Aşırı sıcak nedeniyle durgun bir hava var ve partikül maddelerin seyrelme hızı düşmüş olabilir, gittikçe yoğunlaşan bir trafik de var. Bunları hepsi bir araya gelince ortaya bu tablo çıkıyor.

Denizcilerin dediği 'kusursuz fırtına' durumu var. Kuzey'de de Afrika çöl tozu var. Partikül maddenin, azotoksit seviyelerinin yüksek olduğu bir hava. Solunum sıkıntıları olanlar, 65 yaş üzeri olanlar, kalp tansiyon hastaları ve yaşlılar ve çocuklar dışarı çıkmamalı. Çöl tozları da partikül madde kirliliğine yol açıyor. 

Yangın bölgelerinde de alana girenler açısından riskli bir durum var. İnsanlar bahsedilen bölgelerde yalnızca Covid nedeniyle değil, bu kirlilik nedeniyle de maskesiz dışarıya çıkmamalı.

'Yönetmeliğin 2 katından daha fazla partikül madde kirliliği ölçüldü'

İzmir'deki hava kalitesi ölçüm cihazlarının verileri de önümde. Üç istasyonda, öğle saatlerinde Bornova, Bayraklı ve Konak'ta partikül madde kirliliği açısından kendi hava kalitesi kontrol yönetmeliğimizi bile aşan bir durum var. Dünya Sağlık Örgütü partikül maddenin yıllık ortalamaları konusunda diyor ki, partikül madde 10 için '20 mikrogram metreküpü geçemez' diyor. AB kendisi için bu rakamı 40'a revize etti. Bizim ülkemizde şu anda AB değeri uygulanıyor ama yönetmeliğimizde şöyle bir madde var: 'Yılda 35 defadan fazla aşılamaz'. Şu anda bakıyorum Bornova ilçesinde bu değer 113 mikrogram metreküp, Bayraklı ilçesinde 90 mikrogram metreküp, Konak ilçesinde ise 82 mikrogram metreküp. Yani 2 katından daha fazla partikül madde kirliliği var. Bizim havayı puslu görmemizin bir nedeni de o.

Azotoksitler renksiz ama partikülle birleşirse böyle kahverengi, gri bir görüntüye yol açar. Azotoksitler açısından da hava kalitesi ölçüm cihazlarını kontrol ettim, gördüğüm şey korkutucu. Çünkü bu cihazların Seferihisar ve Güzelyalı'da olanları hariç diğerlerinin azotoksit değerleri yok. Cihaz ölçmemiş. Türkiye'deki hava kalitesi cihazlarının büyük bölümü, bizim artık hava kalitesi bakımından çok önem verdiğimiz, 'sessiz katil' dediğimiz, hava kirliliğine bağlı sağlık sorunlarında ana neden olarak gördüğümüz 'partikül madde 2,5'u ölçmüyor. AB ve DSÖ'de bu madde için sınır değerler olmasına rağmen, bizde yönetmeliklerde bu sınır değerler yok. 

'İzmir'deki cihazların 5'i azotoksit ölçmemiş, bu art niyetli bir durum'

Bizim cihazlarımız, eğer sağlıklı çalışırsa, ozon, partikül madde 10, kükürtdioksit ve azotoksit ölçüyor. Bugün itibariyle hepimizin partikül madde kirliliği olduğunu bildiğimiz, azotoksitten endişelendiğimiz bir ortamda, İzmir'de 7 cihazın 5'i bu azotoksit değeri vermiyor. Ben bunu art niyetli olarak görüyorum. Çünkü hava kalitesi değerlerindeki en ufak bir bozulmada bazı parametreler nedense bizim cihazlarımızdan kayboluyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın hava kalitesi izleme ağına bu veriler alınıyor fakat yüklenmiyor. Yani şu anda 7 cihazın 4'ü İzmir'de 'iyi', 3'ü 'orta' hava kalitesi gösteriyor. İzmirlilere yürüyüşe çıkabilir, bisiklete binebilir, piknik yapabilirsiniz denilmiş oluyor. Burası sözün bittiği yer."

Kirlilik çok sayıda hastalığa neden oluyor

Yüksek değerlerin insan sağlığına etkilerini sorduğumuz Soysal, oldukça önemli bilgiler vererek, solunum rahatsızlıkları yanında, inmelere ve düşük ya da erken doğumlara işaret etti. Soysal şunları kaydetti:

"Partikül madde 10 yüksekse, ki onu saklayamamışlar, cihazlardan 3'ü 2 kattan yüksek veriyor, bu durumda partikül madde 2,5 da yüksek demektir. Bu partikül madde 2,5 akciğerlerden solunum yoluyla kana geçiyor. İnsan sağlığı üzerinde sadece solunum yolu hastalıkları değil, nörolojik hastalıklara mesela inmelere neden oluyor, düşük ağırlıklı ve erken doğumlara neden oluyor, endokrin hastalıklar dediğimiz iç salgı bezi hastalıklarına neden oluyor. Geniş bir spektrum var. Binlerce yayın mevcut.

Partikül madde 10 belli süre içinde atmosferde çökelir ve akciğerlere ulaşmayabilir. Partikül madde 2,5 mikronu şöyle hayal edin, saç teliniz 50 mikron kalınlığında. Bu atmosferde çökmüyor, solunumla alıyorsunuz ve kan dolaşımınıza karışıyor. Bu maddeler ağır metallerden de oluşabilir, çeşitli kimyasallardan da oluşabilir. Kaynağı mesela termik santraller ve baca filtresi bile fayda etmez. Trafik kaynaklı, endüstriyel kaynaklı olabilir. Şu anda Bornova, Bayraklı ve Konak'ta yaşadığımız partikül madde kirliliğinin nedeni büyük ihtimalle. Bu saydığım nedenlerin bir araya gelmesiyle oluşmuş durumda. İzmir'de hakim rüzgar yönü kuzey-güney aksıdır yani Aliağa'dan İzmir'İn üzerine doğru gelir rüzgar.

Akciğer kanserinden tutun inmelere yani nörolojik hastalıklara, kalp hastalıklarına, kalp aritmisine, yüksek tansiyona yol açabilir. Erken düşüklere yol açabilir. Partikül 2,5 kaynaklı hava kirliliğinin çocuklarda gelişimi engellediği, yavaşlattığı da artık biliniyor."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.