Sayfa yolu
The Economist cihatçı HTŞ'yi nasıl aklayacağını şaşırdı: 'Darwin ve Seyyid Kutub aynı rafta, işte hoşgörü!'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 27.02.2026 , 16:38 Güncelleme Tarihi: 27.02.2026 , 16:43
El Kaide’den IŞİD uzantılarına birçok cihatçı grubun koalisyonundan oluşan Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) bir yılı aşkın süredir Suriye’yi yönetiyor.
Batı destekli bir operasyonla yönetimi ele geçiren örgüt, yine yabancı ülkelerin desteğiyle iktidarını sağlamlaştırdı.
Ancak HTŞ’nin meşruiyet arayışı sona ermiş değil. Yaptırımların tamamen kaldırılması, sermayenin Suriye’ye akması, ülke kaynaklarının yağmalanması gerekiyor.
Bu nedenle “biz değiştik” mesajı verme ihtiyacı hisseden HTŞ yönetimi, katliamlar düzenleyip gerici uygulamaları hayata geçirirken, vitrinine “normalleşme” adımlarını yerleştiriyor.
Bunun son örneği Şam Uluslararası Kitap Fuarı oldu. HTŞ yönetimini aklamak için sıraya Batı medyası da fırsatı kaçırmadı.
The Economist, fuarı şu sözlerle haberleştirdi:
Bu ay yapılan Şam Uluslararası Kitap Fuarı’nda Charles Darwin’in ‘Türlerin Kökeni’ kitabının İngilizcesi ülkenin yeni otoritelerinin gözünden kaçtığı için mi yoksa bir hoşgörü göstergesi olarak mı vardı bilmek zor. Her hâlükârda bu kitaplar, Britanyalı kozmolog Stephen Hawking’in eserleri ve İslamcı yönetim anlayışının başarısızlıklarını ele alan incelemelerle yan yana sergileniyordu. İrlandalı ve cesur temalarıyla bilinen edebiyat yazarı Sally Rooney’nin kitapları ise, Müslüman Kardeşler’in önde gelen ideologlarından Seyyid Kutub’un kapsamlı eserleriyle aynı rafı paylaşıyordu.
Şam Uluslararası Fuar Merkezi’nde toplanan binlerce kişi, Suriye’nin yeni yöneticililerinin Beşar Esad döneminde olmayan bir entelektüel alanı sağlama konusunda kararlı, ya da en azından istekli olduğunu gördüler.
Vitrinde Darwin, sokakta şeriat
Fuar standlarında "hoşgörü" olarak pazarlanan bu çeşitlilik, Suriye sokaklarındaki uygulamalarla taban tabana zıt.
Sadece bir yıl içerisinde Aleviler, Dürziler ve Kürtlere yönelik katliamlarda yüzlerce kişi öldürüldü. Sokak ortasında dahi yapılan infazlarda öldürülenler arasında çocuklar da vardı. Katliamların ardından binlerce kişi göç etmek zorunda kaldı.
Şeriat uygulamaları ise hiçbir zaman hız kesmedi. Okullarda kız ve erkek çocukların aynı anda, aynı saatlerde, aynı binada olmaları yasaklandı, "harem-selamlık" uygulamaya geçildi. Kadın memurların mesai saatlerinde makyaj yapması yasaklandı.Sokaklara kadınların nasıl giyineceğine dair kurallar içeren afişler asıldı. Örnek model olarak çarşaflı bir kadının resmi gösterildi. Kadınların vücut hatlarını gösteren kıyafetler giymemesi, parfüm kullanmaması istenildi.
The Economist görev başında
Kitap fuarı örneğinde aklanan kadar aklayan da kritik öneme sahip.
Londra merkezli sermaye dergisi The Economist, geçtiğimiz ay Nikaragua hakkında yayımladığı son analizde, ülkeyi “tropikal Kuzey Kore” olarak niteleyerek açık biçimde hedef göstermişti.
Yazı, Nikaragua’daki "otoriter" diye tanımladığı uygulamaları sıralarken, asıl mesajını satır aralarında vermişti: "Washington, Venezuela ve Küba’ya müdahale etti, geriye bir tek Nikaragua kaldı."
Derginin dili, "insan hakları" söylemi üzerinden bir “meşruiyet zemini” inşa etmeye çalışırken, metnin arka planında ABD’nin bölgesel müdahale kapasitesine dönük bir hatırlatma dikkat çekmişti.
ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu haydutça kaçırmasının "Washington onu devirebildi" diye anlatıldığı yazıda, aynı gücün Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega için de geçerli olduğu ileri sürülmüştü.
The Economist geçen yıl İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan 12 Gün Savaşı sırasında “Sonu nasıl bitecek?” başlıklı bir kapakla çıkmış ve İran bayrağını bir füze ile 6 parçaya bölünmüş biçimde resmetmişti. Bu kapaktan sadece 4 gün sonra ABD, İran’ın nükleer tesislerini bombalamıştı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.