Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ebola yalnızca sağlık krizi değil: Savaş ve yoksulluk salgını büyütüyor

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusundaki Ebola salgınında doğrulanmış vaka sayısı 1000’i aştı. Aşısı ve spesifik tedavisi bulunmayan Bundibugyo türünün yol açtığı salgın, çatışmaların, yerinden edilmenin ve sağlık sistemindeki çöküşün iç içe geçtiği bölgelerde yayılıyor.

Can Kuyumcuoğlu

Yayın Tarihi: 23.06.2026 , 09:50

Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.


Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin (KDC) doğusunda Mayıs ayında ilan edilen Ebola salgını büyüyor. Ülkenin doğusundaki Ituri eyaletinde başlayan salgında doğrulanmış vaka sayısı 1003’e, ölüm sayısı ise 254’e yükseldi.

Yetkililer, en az 365 kişinin hastanede ya da izolasyonda tutulduğunu, 100 kişinin ise iyileştiğini açıkladı. Ancak salgının geldiği nokta yalnızca vaka sayılarıyla değil, yayıldığı toplumsal ve siyasal koşullarla da dikkat çekiyor.

Ebola bu kez KDC'nin yıllardır çatışmalar, zorunlu göç, yoksulluk, maden bölgelerindeki istikrarsızlık ve zayıf sağlık altyapısıyla anılan doğusunda yayılıyor. Salgının kontrol altına alınmasını zorlaştıran başlıca etkenler arasında temaslı takibinin yetersiz kalması, sağlık ekiplerinin bazı bölgelere güvenlik gerekçesiyle ulaşamaması, yerinden edilmiş nüfusun kalabalık kamplarda yaşaması ve sağlık merkezlerindeki kapasite sorunu yer alıyor.

Aşıyla çevreleme kapasitesi zayıf

Salgını kritik hale getiren başlıklardan biri, etkenin Bundibugyo türü Ebola virüsü olması. Daha önce KDC'de görülen bazı Ebola salgınlarında, Zaire türüne karşı geliştirilen aşılar ve tedavi seçenekleri salgının çevrelenmesinde önemli rol oynamıştı. Ancak Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), mevcut salgına yol açan Bundibugyo türü için onaylı bir aşı ya da spesifik tedavi bulunmadığını belirtiyor.

Bu nedenle salgına karşı temel araçlar klasik halk sağlığı önlemleriyle sınırlı kalıyor: Hızlı tanı, hastaların izolasyonu, destekleyici bakım, temaslı takibi, güvenli defin uygulamaları, sağlık merkezlerinde enfeksiyon kontrolü ve yerel halkla güven ilişkisi kurulması...

Salgının ilk aşamasında test kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle gerçek tablonun görülemediği belirtiliyor. Mayıs ortasında yalnızca 8 laboratuvar doğrulanmış vaka bildirilirken yüzlerce şüpheli vaka ve ölüm kayda geçmişti. Sonraki haftalarda laboratuvar kapasitesinin artması, daha önce bekleyen örneklerin işlenmesi ve saha taramalarının genişletilmesiyle doğrulanmış vaka sayıları hızla yükseldi.

Temaslı takibi aksıyor

Ebola salgınlarında temaslı takibi, hastalığın yayılmasını durdurmak için en kritik uygulamalardan biri. Ancak Kongo’daki mevcut salgında temaslıların yalnızca yaklaşık yüzde 55’inin izlenebildiği belirtiliyor. Bu oran, salgının hangi hatlardan ilerlediğini görmeyi ve yeni bulaş zincirlerini hızla kesmeyi güçleştiriyor.

Yetkililer salgının ilk kaynağının, yani ilk hastanın da henüz net biçimde tespit edilemediğini aktarıyor. Bu durum, virüsün toplum içinde ne kadar süredir dolaşmış olabileceği sorusunu gündemde tutuyor.

Saha ekiplerinin çalışmasını zorlaştıran nedenlerin başında güvenlik sorunu geliyor. Ituri ve çevresindeki bölgeler uzun süredir silahlı grupların saldırıları, etnik gerilimler, maden alanları üzerindeki kontrol mücadeleleri ve nüfus hareketliliğiyle anılıyor. Bazı köylere ve yerleşimlere sağlık ekiplerinin düzenli erişimi mümkün olmuyor.

Ebola virüsü nedeniyle hayatını kaybeden bir yakınını kaybeden Kongolular, cenazede yas tutarken.

Yerinden edilmişler kamplarında büyük risk

Salgının en kaygı verici boyutlarından biri, yerinden edilmiş nüfusun yaşadığı kamplara sıçrama ihtimali. Bunia yakınlarındaki Kigonze kampında açıklanamayan ölümler, kamplarda yeni bir yayılma korkusu yarattı. Kampta henüz doğrulanmış Ebola vakası açıklanmasa da, yetkililer yoğun nüfus, yetersiz hijyen koşulları ve sınırlı sağlık hizmetleri nedeniyle durumun kritik olduğunu belirtiyor.

Kigonze kampında 20 binden fazla kişinin yaşadığı aktarılıyor. Birleşmiş Milletler’e bağlı kurumlar ise Ebola riski taşıyan bölgelerde milyonlarca yerinden edilmiş kişinin bulunduğuna dikkat çekiyor.

Kamplarda yaşayan nüfus açısından salgın tehdidi yalnızca virüsle sınırlı değil. Temiz suya erişim, yeterli beslenme, temel sağlık hizmetleri ve izolasyon imkânı gibi başlıkların yetersiz olması, hastalığın kontrolünü daha da zorlaştırıyor. Bir ailede tek bir vakanın ortaya çıkması, kalabalık çadırlar ve geçici barınma alanları nedeniyle kısa sürede çok sayıda temaslı yaratabiliyor.

Sağlık emekçileri de risk altında

Salgının ilk döneminde sağlık çalışanları arasında ölümler bildirilmesi, sağlık sisteminin korunmasızlığını bir kez daha gösterdi. Ebola salgınlarında sağlık emekçileri yalnızca hastaları tedavi eden kişiler değil, aynı zamanda en yüksek risk altındaki gruplardan biri.

Koruyucu ekipman eksikliği, yetersiz eğitim, yoğun çalışma koşulları, geçici sağlık birimleri ve enfeksiyon kontrol önlemlerinin düzenli uygulanamaması sağlık çalışanlarını savunmasız bırakıyor. Sağlık merkezlerinde bulaşın önlenememesi ise salgının hastaneler üzerinden yayılmasına yol açabiliyor.

Uzmanlara göre Bundibugyo türünde onaylı aşı ve spesifik tedavi bulunmaması, sağlık emekçileri açısından riski daha da artırıyor. Zaire türü Ebola salgınlarında sağlık çalışanlarının ve temaslıların aşılanması önemli bir koruma sağlamıştı. Mevcut salgında ise bu seçenek sahada aynı ölçüde kullanılamıyor.

KDC'nin Ituri eyaletinde "Ebola salgınının merkez üssü" olarak gösterilen Rwampara Hastanesi'ndeki bir sağlık çalışanı, salgın önlemleri kapsamında ekiplerin kullandığı eldivenleri dezenfekte edip güneşte kurumaya bırakıyor.

Afrika ancak kriz büyüyünce gündeme geliyor

KDC’deki salgın, küresel sağlık sistemindeki eşitsizlikleri de yeniden görünür hale getirdi. Ebola gibi yüksek ölüm oranına sahip hastalıklar, çoğu zaman Afrika ülkelerinde ortaya çıktığında uzun süre yerel bir felaket gibi ele alınıyor; dünya kamuoyunun gündemine ise ancak sınır aşma riski büyüdüğünde ya da vaka sayıları hızla arttığında giriyor.

Oysa salgının büyümesinde virüsün biyolojik özellikleri kadar, bölgenin emperyalist yağma, savaş ekonomisi, yoksulluk ve sağlık altyapısındaki çöküşle şekillenmiş koşulları da belirleyici. KDC'nin doğusu, yıllardır maden kaynakları üzerindeki rekabetin, silahlı grupların ve bölgesel müdahalelerin yarattığı istikrarsızlıkla anılıyor. Bu tablo içinde sağlık sistemi yalnızca yetersiz değil, aynı zamanda sürekli kriz altında işliyor.

Ebola salgını bu nedenle yalnızca bir “Afrika’da salgın paniği” başlığına indirgenemeyecek kadar siyasal bir sorun. Virüsün yayılımını hızlandıran koşullar; güvenli barınma hakkının, kamusal sağlık hizmetlerinin, temiz suya erişimin, koruyucu ekipmanın, sağlık emekçilerinin güvenliğinin ve uluslararası dayanışmanın yokluğunda oluşuyor.

11 Haziran'da KDC'nin Ituri eyaletine bağlı Bunia kentinde, yüzlerce motosiklet sürücüsü Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Ebola virüsüne karşı farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen konvoya katıldı. İngilizce "Ebola'yı durdurun" yazılı tişörtler giyen ve salgına karşı alınması gereken önlemlerin yer aldığı pankartlar taşıyan Kongolular, kent sokaklarında tur atarak vatandaşları Ebola virüsüne karşı bilinçlendirmeye çalıştı.

DSÖ ve yardım kuruluşları kaynak yetersizliğine dikkat çekiyor

DSÖ, Kongo ve Uganda’daki hükümetlerle birlikte gözetim, temaslı takibi, laboratuvar kapasitesi, klinik hazırlık, malzeme tedariki, toplumla iletişim ve sınır ötesi hazırlık alanlarında çalışmaları artırdığını açıkladı. Ancak sahadaki tablo, ihtiyaç ile mevcut kapasite arasındaki farkın büyük olduğunu gösteriyor.

Ambulans, izolasyon merkezi, koruyucu ekipman, yakıt, defin ekipleri, eğitimli sağlık personeli ve güvenli ulaşım eksikliği salgınla mücadeleyi yavaşlatıyor. Bazı hastaların tedavi merkezlerine geç ulaştığı, bazılarının ise güvensizlik ya da korku nedeniyle sağlık kurumlarına başvurmadığı belirtiliyor.

Salgınla mücadelede yalnızca tıbbi müdahalenin değil, halkla güven ilişkisinin de belirleyici olduğu vurgulanıyor. Geçmiş Ebola salgınlarında yerel halkın dışarıdan gelen sağlık ekiplerine güvensizliği, yanlış bilgilendirme ve korku, temaslı takibini ve güvenli defin uygulamalarını zorlaştırmıştı. Bugün de salgının kontrolü, yalnızca laboratuvar ya da tedavi merkezi kapasitesine değil, sağlık kurumlarının halk nezdinde inşa edeceği güvene bağlı.

Salgını büyüten virüs değil, düzen

KDC’deki Ebola salgını, bir kez daha salgınların doğal afet gibi ele alınamayacağını gösteriyor. Aynı virüs, güçlü bir kamusal sağlık sistemi, güvenli barınma koşulları, hızlı temaslı takibi ve sağlık emekçilerine yeterli koruma sağlandığında kontrol altına alınabilir. Ancak savaşın, yoksulluğun ve zorunlu göçün hüküm sürdüğü bölgelerde salgınlar çok daha hızlı büyüyor.

Doğu KDC’de bugün yaşanan da bu. Ebola, yalnızca biyolojik bir tehdit olarak değil, kapitalist yağmanın ve savaş düzeninin yarattığı toplumsal yıkımın içinde yayılıyor.

Salgının nereye varacağını belirleyecek olan yalnızca virüsün bulaşıcılığı değil; sağlık sistemine ayrılacak kaynaklar, çatışma bölgelerine erişim, kamplardaki yaşam koşulları, sağlık emekçilerinin korunması ve uluslararası dayanışmanın gerçek bir kamusal sağlık yaklaşımıyla örgütlenip örgütlenmeyeceği olacak.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.