Sayfa yolu
Düzenin çürümüşlüğünde Francis Bacon portreleri
Yayın Tarihi: 19.02.2023 , 09:51 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Francis Bacon’ın 1944 yılında yaptığı ve ünlenmesini sağlayan “Çarmıhın Önündeki Figürler İçin Üç Eskiz” resmi ikinci dünya savaşının etkilerini taşır. Resimdeki ilkel insansı varlıklar kocaman ağızları ile bağırmakta ve solgun çıplak bedenleri, tuvalin kırmızı zemini üzerinde birer et parçası gibi kaidede sergilenmektedir. Bacon’ın karamsar varoluşçuluğu, insanlık tarihi ile umutsuz bir ilişki kurar. Adından da anlaşılacağı üzere resmin konusu İncil’den alınmıştır. Anlatım biçimi olarak ise Orta Çağ ve Rönesans’ta kiliselerde İncil betimlemelerinde sıklıkla kullanılan triptik (üçleme) tercih edilmiştir. Resim İsa’nın çarmıha gerilişine şahitlik eden üç kişinin yeniden tasvirini ele alır ama resimdeki kişilerin kimlikleri belirsizdir. Bir ateist olan Bacon için bu anlatının dinsel doğruluğu zaten önemsizdir. Çünkü Bacon, çarmığa gerilişin şiddet ve vahşet kısmıyla ilgilenmektedir. Sanat tarihinde sıkça işlenmiş olan bu konu dinsel bağlarından koparılarak, diriliş ve umut duygusu; korku, endişe ve şiddet ile değiştirilmiş ve hikâye Bacon’ın kavrayışında dünyevileştirilmiştir.
Çarmıha geriliş, 1933-65 yılları arasında Bacon’ın sıklıkla ele aldığı bir konudur. Bacon’a göre bu konu insan duygularının resimsel ifadesi için çok elverişlidir. Çünkü, insan çarmıhta Tanrı’ya ulaşmaz; fikirleri, korkuları, umutları ya da umutsuzlukları ile yüzleşerek aslında kendisine ulaşır. İnsanın kendisiyle yapacağı varoluşsal bir yüzleşmenin imgesidir çarmıh. Özellikle 1933’de yaptığı çarmıha geriliş resimlerinde insan bedenlerini mezbahalardaki etler gibi asar. Boş mekân içerisine yerleştirdiği bu imgelerde insanlığın kendisiyle baş başa kalışı, yalnızlığı büyür. Sonuçta Bacon insanlığın temelde yalnız, şiddet dolu ve bastırılmış bir kötü ruha sahip olduğunu düşünür. Savaş döneminde etrafına bakıp gördüklerinin sebebini sistemin çürümüşlüğünde değil tekil tekil insanların kötülüğünde bulur.
Bacon’ın dinsel konulara olan ilgisi, bir seri olarak yaptığı Papa resimlerinde de hissedilir. Bu seriden en dikkat çekeni, Velazquez’in “Papa X. Innocent’in Portresi”nden yola çıkarak, Papa’yı gerçekçi ve gösterişli bir din adamı yerine dehşet saçan bir canavar gibi gösterdiği resmidir. Bacon, Velazquez’in kompozisyonuna temelde sadık kalır ancak eklediği sarı çizgiler ve dikey transparan boyalarla sandalyeyi ve mekânı bir kafese çevirir ve Papa’yı gerçek ve gerçekdışı bir aralıkta sıkışmış şekilde ifade eder. Papa’nın çığlığı Eisenstein’ın Potemkin Zırhlısı filminden, çocuk arabasının merdivenlerde yuvarlandığı an çığlık atan kadından esinlenmedir. Bacon, hem Velazquez hem Eisenstein ile sanatta yineleme ya da temellük ile ifade edilebilecek yöntemle yeni bir eser yaratır.
Francis Bacon, 20. yüzyılın dikkat çeken portre ressamlarındandı. Kendini “coşkun bir ateist” olarak tanımlayan Bacon, portrelerinde bilinçdışına itilmiş duygulara yoğunlaşmış ve bunu sıklıkla dini temalar yoluyla ifade etmişti. Dinin insan üzerindeki bastırıcı etkisiyle ve insanın kendisine yabancılaşması nedeniyle oluşan duygular, Bacon’ın resimlerinde çığlık olarak dışa vurulur. Çığlık atan Papa ya da deforme ettiği diğer portrelerinde duyguları saklayan portre geleneğini de böylece ters yüz eder. Bacon, çevresine baktığında çürüme görüyordu, bu yüzden çürüyen portreler yaptı. Portreleri insanlık adına umutsuz olmasına rağmen güçlü birer eleştiriydi. Bacon’ın eleştirileri hiçbir zaman politik bir kimlikle buluşmadı ama oluşturduğu imgeler yaşadığı yüzyılın yitik özneleriydi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.