Sayfa yolu
Duran Kalkan: Cumhuriyet Kürt inkarına dayalı siyaseti sürdüremeyeceğini anladı
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 14.05.2025 , 09:42 Güncelleme Tarihi: 14.05.2025 , 10:32
PKK kurucularından ve fesih kararının alındığı 12'nci Kongre Delegesi Duran Kalkan, Medya Haber TV’de yayınlanan özel programda, kongreye giden süreci ve alınan kararları değerlendirdi.
Mezopotamya Ajansı'nın haberleştirdiğine göre programda Kalkan, yaşamını yitiren DEM Parti Meclis Başkanvekili ve İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder’in bu süreç ve benzer süreçlere en fazla katkı sağlayan isimlerden olduğunu belirtti ve "27 Şubat’ta yapılan çağrının hazırlanması, daha sonra da başarı ile pratiğe geçmesinde en fazla emeği geçti. Gerçekten çok değerli, çalışkan, yapıcı, çözüm odaklı sonuç çıkarak bir kişilikti" dedi.
Önder için, "Görev başında, büyük bir çaba ile mücadele ederken şehit düştü. Nasıl şehit düştüğü hâlâ tartışılıyor. Saldırı ihtimalide hiç az değil" ifadelerini kullandı.
'Yeni bir dönem başladı'
PKK’nin 12’nci kongresine giden yol ve kongrede alınan kararlara değinen Duran Kalkan, “Tarihi öneme sahip sonuçlar, kararların alındığı bir kongre oldu. Önümüzdeki süreç yeni gelişmelere güçlü, özgürlükçü, demokratik, sosyalist adımlara yol açacak, vesile olacak" diye konuştu. Yeni bir dönem başladığını savunan Kalkan şunları söyledi:
"Cumhuriyet yüz yıllık paradigmasıyla artık Kürt halkının özgürlük direnişi ve küresel sistemin dünya çapında 30 yılı aşkın süredir yürüttüğü savaşın sonuçları karşısında devam edemeyeceğini, Kürt inkarına dayalı zihniyet ve siyaseti sürdüremeyeceğini gördü ve anladı. Böyle bir zihniyette olmasının kendisi için büyük tehlikeler arz ettiğini gördü ve bazı yöneticiler ‘beka sorunu’ dediler. Devletin, Cumhuriyetin ‘beka sorunu’ ile karşı karşıya kaldığını gördüler ve bazı çağrılar yaptılar. En başka MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Ekim ayının başından itibaren böyle bir söylem ve çağrı geliştirdiğini biliyoruz."
'Çok yakında bütün kararlar açıklanacak'
Abdullah Öcalan’ın 23 Ekim 2024 tarihinde yeğeni ve DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan ile 4 yıl aradan sonra ilk defa görüşme yaptığını hatırlatan Duran Kalkan, süreci sabote etmek isteyenler olduğuna dikkati çekti, "Sonuçta tam istediğimiz gibi olmasa da Önder Apo’nun irade olarak kongreyi ikna etme, karara götürme biçiminden bir katılımı gerçekleşti. Bunun üzerine böyle bir katılım gerçekleşince, biz hemen kongreyi toplayabildik. Kendi irademiz ile kendi alanlarımız ve gücümüz ile bunu yapabildik. Savaş yapma potansiyelimizi bitirmiş değildik. Kendi irademiz ile bu kongreyi topladık ve tarihi kararlar alındı kongremizde. Tarihi kararlar alındı diye açıklamalar oldu. Çok yakında bütün kararlar açıklanacak" diye konuştu.
Kongrede alınan kararların uygulanmasının ve yürütülmesinin Öcalan'ın dahliyle gerçekleşebileceğinin altını çizen Kalkan, "Demokratik siyaset ve hukuk çerçevesinin geliştirilmesine dair kararlar aldık. Bunları kamuoyuna olduğu gibi sunacağız zaten" dedi.
Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasası vurgusunu tekrarladı
"PKK’yi ortaya çıkaran nedenler" diyerek fesih açıklamasında olduğu gibi Lozan Antlaşması'na ve 1924 Anayasası'na işaret eden Duran Kalkan, şunları ifade etti:
"Lozan Antlaşması temelinde dönemin küresel, kapitalist ve hegemon güçleri ile Türkiye’de yeni devlet kurma gücüne ulaşan Kemalistler arasında böyle bir zihniyet ve siyaset karar altında alındı. Kemalist Cumhuriyet 1924 Anayasası ile böyle bir süreç başlattı ve başta Kuzey Kürdistan olmak üzer dört parça Kürdistan’da bu temelde hareket etti. En açık ve ağır bir biçimde bu paradigmayı Kürt karşıtı, Kürdü yok sayan, yok etmeyi hedefleyen, Kürdü düşman gören paradigmayı Türkiye Cumhuriyeti uyguladı. Fakat sadece onlar değil Başûr’da İngiltere uyguladı ardından Bağdat yönetimine devir etti, Saddam Hüseyin uyguladı. İran’da Şahlık uyguladı, günümüze kadar da değişik şekilde geliyor. Suriye’de Kürtler azdı, dışlandılar.
Yüz yıldır buna Kürtler çeşitli şekilde karşı çıktılar ve direndiler. İsyanlar dönemi deniliyor. Direndiler. Olduğu gibi bunu kabul etmediler. Dünya bunun karşısında kimi destekledi? Kürtleri soykırıma uğratmak için saldıranları destekledi. Kürt katliamı yapan devletleri destekledi. Dünyanın hiçbir yerinde sağı-solu, batı kapitalizmiz ile Sovyet Sosyalizmi ile hiçbirinden ‘Kürt direnişi haklıdır’ yönünde bir destekleyici tutum gelmedi. Bu devletler yalnız başına yürütmediler. Bu küresel hegemonik kapitalist sistemi mevcut haliyle Kürt yok etme üzerine oluşturulmuş bir sistem."
'Yeni kimliklerle özgürlük yürüyüşü devam edecek, mücadele yeni yöntemlerle sürecek'
"Yeni süreç özgür yaşamın ve demokratik toplumun inşa sürecidir. Geliştirilme sürecidir. Böyle bir dönem başladı" diyen Kalkan, bundan sonra nasıl devam edileceğine ilişkin şöyle konuştu:
"Apocu Özgürlük Yürüyüşü’nün PKK kimliği ile yürüdüğü tarih sona erdirildi. Yeni kimliklerle bu özgürlük yürüyüşü devam edecek. Bu kimlikler neler olacak. Önder Apo tartışıyor. Çok acele etmeyelim diyor. Ama tabi uzun sürede böyle kalmaz. Çeşitli örgütlülükler zaten toplum içinde var. Demokratik örgütlülük, geçen mücadeleler içinde ortaya çıktı. Onlar yeni paradigmanın gereklerine göre örgütlenmelerdi. Onlardan da alınan güçle onlarda incelenerek elbette yeni dönemin görevlerini yerine getirecek, programıyla uyumlu, amaçlarıyla uyumlu, onu temsil edecek isimi, onu yürütecek yöntemi gerçekleştiren örgütlenmeler ortaya çıkacak.
Biz mücadele içindeyiz. Yaptıklarımız da bir mücadelenin gereği. Mücadele bitmiyor. Devam ediyor, edecek. Yeni yöntemlerle, yeni örgütlenmelerle sürecek. Hatta daha karmaşık, daha kapsamlı, daha çok yönlü bir mücadele olacak."
'Başkalarının hedefi başka'
"Hedefimiz bu. ama herkesin hedefi bu değil. Bu bizim hedefimiz. Başkalarının hedefi başka" diyen Kalkan, "Onların çıkarları başka. Bu bakımdan iktidarın hedefleri başka, muhalefetin hedefleri başka, devletin paradigma değişimi yapmayacağı, ne kadar yapacağı belli değil" ifadelerini kullandı.
Kalkan şunları dile getirdi:
"PKK’nin değişimi, dönüşümü, silahlı mücadele yöntemlinde değişiklikler yeni gündeme gelmedi. Uzun süredir gündemimizde. Tartışıyoruz, değişiklikler yapmaya çalıştık, kısmen yaptık, tamamlayamadık. Şimdi onları tamamlayarak yürümek istiyoruz. Fakat saldırı imha etmek isterlerse her varlık kendini korumak için, canlı kalmak için çırpınır. Elbette ki bütün bunlar bir oyun olarak ortaya çıkacaksa… Şöyle görünüyor: İçine girilen süreç çok fazla böyle fırsat, imkan verecek gibi görünmüyor. Başkaları farklı görebilirler, değerlendirebilirler, dolayısıyla kendi amaçları doğrultusunda saldırı geliştirebilirler. PKK’yi çatışma içine sokmak isteyenler çıkabilir, çıkacaklar. Zaten şimdiye kadar ateşkes ilan ettik, bunun ateşkesin uygulanmaması için bir sürü sabote etmeye çalışanlar oldu. Bundan sonra ne kadar hakim olacak, devlet, iktidar, neyi ne kadar değiştirecek göreceğiz. Biz mücadele edeceğiz.
'Saldırılar olursa tabii ki yürüteceğimiz mücadele o saldırıları boşa çıkartacak biçimler alacak'
Saldırılar olursa tabii ki yürüteceğimiz mücadele o saldırıları boşa çıkartacak biçimler alacak, örgütlenmelerimizde ona göre olacak. Yani eski süreç olduğu gibi devam edecek ve biz ona her an dönebiliriz diyemeyiz. O olmayacak ama 'Şiddet ve çatışma ortamından demokratik siyaset ve hukuk zeminine taşımak' dedi Önder Apo. Bu sadece bizim çabamızla olacak bir durum değil. Karşı tarafta bunu ister, buna göre davranırsa bunlar olacak ve Önder Apo, hareketimiz bundan istekli. Ama saldırılar, imhacı saldırılarla yüz yüze gelirse, oyunlarla yüz yüze gelirse her canlının yapacağı gibi elbette ki, kendi değerlerini korumak için direnecek. Durmak yok, daha büyük mücadeleye atılmak var.
'Bir dağılma kararı değil bu'
Bir dağılma kararı değil bu tabii yani. Buharlaşacak mı bu insanlar? Bu bir buharlaşma kararı değil. Bize öyle yaklaşanlar, dayatanlar olurlarsa kendileri boşa çıkarlar. Şunu söyleyeceğim. Yani karşı tarafta da iktidar ve devlet katında da geriye dönmesi zor olan bir süreç var. Onlar da onları değerlendiriyoruz. Görelim yani.
'Türkiye'nin önünde iki seçenek var; ya içinde yer aldığı sistemle savaşa girecek ya da teslim olacak'
Çeşitli çevrelerle anlaşmaya çalışıyorlar, görüyoruz. Ama hiçbir anlaşma kendilerini kurtaramaz. Amerika'yla görüşmeye, anlaşmaya çalışıyorlar. Avrupa'yla çalışıyorlar. Rusya çalışıyorlar. İsrail'le çalışıyorlar. İran'la zaten sürekli temas halindeler. Dirsek teması halinde. Fakat yani hiçbirisi kurtarmaz. Şunu söyledik biz. Yani değişmeyen Kürt karşıtı paradigmayı değiştirmeyen bir Türkiye'nin önünde iki seçenek var. Ya içinde yer aldığı sistemle savaşa girecek ya da teslim olacak. Bu sistemin İsrail egemenliğinde oluşturmak istediği yeni Ortadoğu hegemonyasına teslim olacak. Bunları yapmayacaksa o zaman tek yol kalıyor."
| Kemal Okuyan: Sorunun kaynağında ortaklaşılmış, hesaplaşma Cumhuriyet üzerinde |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.