Breadcrumb
Doruk Madencilik işçileri hakları için Ankara yolunda: ‘Biz bu toplumun çoğunluğuyuz, teslim olmayacağız!’
Yayın Tarihi: 14.04.2026 , 14:12
Doruk Madencilik'e bağlı işçiler, eylemlerinin üçüncü gününde ve Ankara'ya doğru başlattıkları yürüyüşün ikinci gününde yollarına devam ediyorlar.
İşçiler bugünkü etabın sonunda Beypazarı'na ulaşmayı hedefliyor.
Yürüyüş kolu boyunca sloganlar ve alkışlarla coşkulu bir şekilde ilerleyen madenciler, patrondan gasp edilen alacaklarının derhal tahsis edilmesini istiyor. Aynı zamanda geriye dönük alacakları ve hak ettikleri tazminatları için de kararlı bir duruş sergiliyorlar.
Yürümekten ayakları su toplayan ve patlayan işçiler, verdikleri molalarda ayakkabılarını çıkarıp yalınayak kalarak yorgunluk atmaya çalışıyor. Ankara'nın hem soğuk esen rüzgarı hem de güneşin yakıcı sıcağı onlara bu 25 kilometrelik zorlu etapta eşlik ediyor.
'Patron bize bir sürü meslek kazandırdı'
Yer altında teknik ekiplerde görev yapan işçilerden biri olan Murat, sürekli olarak maruz kaldıkları zorunlu ücretsiz izin dayatmalarının arka planını tüm çıplaklığıyla anlatıyor.
İşçilerin sürekli zorunlu bir şekilde ücretsiz izne çıkarıldığını belirten Murat, 2025 yılı boyunca tam altı ay bu durumu yaşadıklarını ifade ediyor.
Bu süreci, "2025 yılında altı ay bizi ücretsiz izne çıkardılar. Geriye dönük alacaklarımızı istediğimizde, 'döndüğünüzde vereceğiz' dediler, döndük yine vermediler. Biz de bu süre zarfında başka başka işlerde çalıştık" sözleriyle dile getiriyor.
Murat'ın anlattıklarına göre bu sistem hem patronun hem de bölgedeki diğer işletmelerin işine geliyor.
Sigortaları madende göründüğü için işçiler başka yerlerde sigortasız, geçici ve normal yevmiyelerin çok altında çalışmak zorunda bırakılıyor. Sürekli işsiz kaldıkları için bağda, bahçede, inşaatta, tarımda hamallık ve amelelik yaptıklarını, hatta evden eve nakliye işlerinde bile çalıştıklarını söyleyen Murat, "Bize bir sürü meslek kazandırdılar. Yevmiye 1500 liraysa bizi 1000 liraya çalıştırdılar" diyerek yaşadıkları sömürüyü özetliyor.
Geçen sene altı ay ücretsiz izne çıkarılmanın yanı sıra, iki ay da çalışıp para kazanabilmek için kendi hakları olan ücretsiz izni kullanmak zorunda kalmışlar. Murat, 2025 yılı içerisinde kendilerine yatan toplam maaş sayısının sadece dört ay olduğunu söylüyor.
'Patron böyle bir işçilerimiz yok demiş'
Bağımsız Maden İş Sendikası öncülüğünde örgütlenen yürüyüşün en yaşlı isimlerinden biri de 1960 doğumlu Nazım Çetin.
Kendisi emekli ve torunları olmasına rağmen hak mücadelesi için madende çalışmaya ve bu yürüyüşte yer almaya devam ediyor. Yaklaşık 16 yıldır aynı madende çalıştığını belirten Nazım Çetin, bu süre zarfında birçok kez hak ettiği parayı alamadığını ve maaşlarının eksik yattığını dile getiriyor.
Ancak onu asıl yaralayan ve öfkelendiren şey patronun kendileri için kurduğu cümle olmuş.
Patronun inkarcı tavrına karşı tepkisini şu sözlerle ifade ediyor:
Patron 'böyle işçimiz yok' demiş. Peki böyle borçları da mı yok? Böyle yedikleri hakkımız da mı yok? İçeride kalan maaşlarımız da mı yok? Buradaki her bir işçinin hiç yok diyorsa en az 100 bin lirası şu an patronun kasasında bekliyor. Biz alın terimizi, hak ettiğimizi istiyoruz. Gecemiz gündüzümüze karıştı. Yer altında, yer üstünde, madende gündüz demedik, gece demedik çalıştık. Hakkımız olanı istiyoruz.

'Ücretsiz izne çıkarıldığımızdan haberimiz bile yoktu'
Maden işçilerinden Nihat ise ücretsiz izne çıkarıldıklarını bile tesadüfen öğrendiklerini öfkeyle anlatıyor.
Patronun işçilere haber verme tenezzülünde dahi bulunmadığını söyleyen Nihat, durumu şu sözleler özetliyor.
Bir gün eve geliyoruz ki tebligat gelmiş. Zaten zarf geldiyse anlıyoruz patron bizi yine ücretsiz izne çıkardı diye. Ücretsiz izne çıkardıklarını tenezzül edip bize bile söylemiyorlar. Madenden çıkıyoruz, eve gidiyoruz, akşam sofraya oturduğumuzda eşimiz masaya, sofraya bir zarf bırakıyor. Anlıyoruz ki işten gene ücretsiz izne çıkarıldık.
'Biz bu toplumun çoğunluğuyuz'
İşçiler geriye dönük tüm haklarını alana kadar durmayacaklarını vurgulan Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, şu ifadeleri kullanıyor:
Biz bu toplumun çoğunluğuyuz. Ama bu küçük zengin azınlık bizi esir etmiş durumda. Her geçen gün ayaklarımıza prangalar bağlıyorlar. Buna alıştırdıkça da işçileri, boyun eğsin, hep ucuza çalışsın haklarını almasın istiyorlar. Biz buna karşı başlattık mücadelemizi. Doruklar Maden'de çalışan tüm işçilerin geriye dönük hakları verilmedikçe durmayacağız. Bu konunun çözülmesi için görüşmeye hazırız. Ama bu işçileri daha fazla yormasınlar. Hakkı olanı versinler.
'Bu patronu darphaneye koy müdürü maaşsız kalır'
İşçilerden Murat, patronun sadece alacağı çok olan eski işçilerin değil, işe yeni girenlerin de maaşlarını ödemediğini belirterek çarpıcı bir benzetme yapıyor.
Patronun işçilere olan borçlarını ödememe konusundaki ısrarını, "Bu patronu koy darphanenin başına, her gün para bassın. O firma darphane müdürü üç ay sonra çıkar der ki ben maaşımı alamıyorum üç aydır" diyerek eleştiriyor.
Murat ayrıca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) üzerinden Doruklar'a satılan bu maden için de özel bir mağduriyet yaşadıklarını ifade ediyor. Normalde bu tür devir işlemlerinde ilgili kurum ve sorumlu kişilerin borçları ödediğini belirten Murat, "Bizde öyle olmadı. Bizi alacaklarımızla, borçlarımızla birlikte verdiler" diyerek TMSF'den yeni patrona alacakların devredildiği tek örnek olduklarına dikkat çekiyor.
Tam bu esnada telefonu çalıyor: "Bak alacaklı arıyor" diyor.
Madencilerin gasp edilen emeğinin hesabını sormak için soL'a güç ver!

İşçiler depremzedelere koştu patron hırsızlık yapıp şov yaptı
Madencilerin anlattığı en acı ve sarsıcı detaylardan biri de 6 Şubat depremi dönemine ait.
İşçiler deprem zamanı kurtardıkları canlarla bilinirken, Doruklar madeninin sahibi bu süreçte büyük bir skandala imza atmış.
Patron, deprem sürecinde satın aldığı suları deprem bölgesine yardım olarak yollamış ancak bir yıl sonra bu suların parasını bile ödemediği ortaya çıkmış.
İşçiler bu trajikomik durumu, "Bulunduğumuz yerdeki esnaf en son madene geldi dayandı. Yahu kardeşim parasını vermiyorsunuz, hadi onu geçtik bari boş depozitoları verin dedi" sözleriyle anlatıyor.
Patronun, memleketine yaptırdığı camide de benzer bir taktik izlediği belirtiliyor. Kendi adını verdirdiği caminin müteahhidini dolandırdığı, müteahhidin gelip madende hakkını aradığı da işçilerin aktardığı detaylar arasında.
İşçiler tüm bu adaletsizliklere karşı direnişlerini sürdürürken, bazıları "Yahu versinler borcumuzun tamamını, çalışmakta gözüm bile yok. Ama o kadar çok alacağım var ki bırakıp gidemiyorum" diyor.
Hak ettikleri primleri, tazminatları ve aylardır içeride biriken maaşlarını alamayan madenciler, tüm bu dertlerine rağmen kararlı bir şekilde başkente yürümeye devam ediyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.