Sayfa yolu
Dilovası faciasında 7 kamu görevlisi hakkında iddianame: 'Adalet yerini bulsun artık'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 21.07.2026 , 14:36 Güncelleme Tarihi: 21.07.2026 , 15:58
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı, Ravive Kozmetik Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin Kocaeli'nin Dilovası ilçesindeki fabrikasında, 8 Kasım 2025'te meydana gelen yangında 3'ü çocuk 7 işçinin hayatını kaybettiği olaya ilişkin kamu görevlileri hakkındaki soruşturmayı tamamladı.
ANKA Haber Ajansı'nın edindiği bilgiye göre iddianamede, "imalathane olarak kullanılan yerin ruhsatının ve yapı kullanım izninin bulunmadığı, mimari projede yer almadığı ve kaçak bina statüsünde olduğu" aktarıldı.
İddianamede, 7 işçinin hayatını kaybettiği, 4 kişinin yaralandığı yangının ardından İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından ön inceleme başlatıldığı belirtildi.
Mülkiye müfettişlerince hazırlanan 19 Ocak tarihli raporda, dönemin Dilovası Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü Hüseyin Öztürk, Yapı Kontrol Müdürleri Cihan Sorgucu, Selim San ve Muammer Telli, Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz ile Zabıta Müdür Vekilleri Cengiz Taşdemir ve Nizamettin Balcı hakkında soruşturma izni verilmesi yönünde görüş bildirildiği ve dosyanın Dilovası Kaymakamlığı'na gönderildiği kaydedildi.
İddianamede, Dilovası Kaymakamlığı'nın 19 Şubat'ta 7 kamu görevlisi hakkında soruşturma izni verdiği, kamu görevlilerinin bu karara yaptığı itirazın ise İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nin 7 Nisan tarihli kararıyla kesin olarak reddedildiği belirtildi.
Kamu görevlilerine 'bilinçli taksir' suçlaması
İddianamede, şüphelilerin suçlamaları kabul etmediklerine ilişkin savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun değerlendirildiği, bu nedenle beyanlarına itibar edilmediği belirtildi ve şunlar kaydedildi:
"Şüphelilerin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmaları neticesinde, 8 Kasım 2025 günü saat 08.40 sıralarında Ravive Kozmetik Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin faaliyet gösterdiği binanın imalathane olarak kullanılan ikinci katında meydana gelen yangın sonucunda, o esnada iş yerinde çalışmakta olan 7 kişinin vefat ettiği, 4 kişinin yaralandığı anlaşılmıştır. Şüphelilere isnat edilen 'taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma' suçunun bu şekilde sübuta erdiği, Mülkiye müfettişleri tarafından tanzim edilen 19 Ocak 2026 tarihli ön inceleme raporunda, olayla ilgili bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 18 Haziran 2026 tarihli raporda yapılan tespitler ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, şüphelilerin meydana gelen yangın olayında 'bilinçli taksir' düzeyinde kusurlu oldukları anlaşıldığından, şüpheliler hakkında TCK'nın 22/3. maddesinin uygulanması gerektiği kamu adına iddia ve talep olunur."
Soruşturma kapsamında kamu görevlisi 7 şüpheli 26 Haziran'da tutuklanmış, Cengiz Taşdemir ile Nizamettin Balcı ise 2 Temmuz'da yurtdışına çıkış yasağı ve konutu terk etmemek adli kontrol şartlarıyla tahliye edilmişti.
İddianamenin kabulü halinde şüpheliler 2 yıl 8'er aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis talebiyle yargılanacak.
'Eski AKP'li Belediye Başkanı baskı uyguladı'
ANKA'dan Mehmet Oflaz'ın haberine göre, iddianamede, eski Yapı Kontrol Müdürü Cihan Sorgucu ifadesinde, kaçak yapılara ilişkin işlemler nedeniyle dönemin AKP'li Belediye Başkanı Hamza Şayir'in kendisine baskı uyguladığını iddia etti.
Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz ise patlamanın ruhsatı bulunmayan adreste meydana geldiğini, evraklarının eksiksiz olduğunu düşünerek ruhsatı imzaladığını belirtti, Dilovası'nda yıkılmayı bekleyen yüzlerce kaçak yapı olduğunu söyledi.
Belediyede 15 yıl boyunca 5 farklı birimde görev yaptığını ifade eden eski Yapı Kontrol Müdürü Cihan Sorgucu, 2009-2019 yılları arasında iki farklı belediye başkanı döneminde aynı birimde çalıştığını, ancak 2019 yılından sonra kanunları uygulamaya çalıştığı gerekçesiyle dört kez görev yerinin değiştirildiğini ve bu süreçte mobbinge maruz kaldığını söyledi.
Görev yeri değişikliklerine karşı idari davalar açtığını ve bu davaları kazanmasının ardından Fen İşleri Müdürlüğü'ndeki görevine iade edildiğini belirten Sorgucu, baskıların devam ettiğini savundu. Yapı Kontrol Müdürü olarak görev yaptığı dönemde, hakkında yıkım kararı bulunan bazı binalara ilişkin dosyaların işleme alınmayarak bekletildiğini öne süren Sorgucu, bazı dosyalarda ise dönemin Belediye Başkanı AKP'li Hamza Şayir'in "baskı uygulayarak görevini yapmasını engellediğini" belirtti.
Yapı Kontrol Müdürü: İlçenin yüzde 98'i kaçak
Muammer Telli ise ifadesinde iki yıldır Yapı Kontrol Müdürü olarak görev yaptığını, görevinin kaçak yapıların tespiti, para cezalarının uygulanması, yıkım kararlarının alınması ve yıkımların gerçekleştirilmesi için ihale süreçlerinin yürütülmesi olduğunu söyledi.
Göreve geldikten sonra ilçedeki yapıların yaklaşık yüzde 98'inin kaçak olduğunu, bu yapılar arasında kamu kurum ve kuruluşlarına ait binaların da yer aldığını ifade eden Telli, 2017 yılından itibaren hakkında yıkım kararı alınmasına rağmen yıkılmayan yapıların listesini hazırladığını, patlamanın meydana geldiği iş yerinin de yer aldığı yıkım ihalesini 8 Temmuz 2025'te açtığını söyledi.
Üçüncü duruşma bugün görülüyor
Yangına ilişkin firma sahiplerinin de arasında bulunduğu 16 kişi hakkında Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava ise halen devam ediyor.
Davanın bugün görülecek üçüncü duruşması öncesi Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi önünde basın açıklaması yapıldı. Aileler, avukatlar ve meslek örgütlerinden "adalet" talebi yükseldi.
Dosya avukatı Saruhan Efe Kadayıfçı, yaptığı açıklamada, tahliyelere tepki gösterdi. Dilovası Belediyesi'ne yönelik operasyonun 8 kişiyle sınırlı olduğunu bunun yeterli olmadığını belirten Kadayıfçı,"Mahkemece, başsavcılıkça bu taleplerimiz dikkate alınmadı. Temennimiz hem bütün tahliye edilen sanıklar bakımından hem de diğer sanıklar tarafından yargılamanın sağlıklı bir şekilde devam ediyor olması, kamu görevlileri dosyasına dair gelişmelerin sağlıklı ve hukuka uygun biçimde devam edecek olması" dedi.
'Sanık akrabalarının tehdidi altındayız'
Faciada can veren 15 yaşındaki Nisa Taşdemir'in babası Vedat Taşdemir, kanser ile mücadele ederken davaları takip ettiğini söyledi. 9 aydır adalet beklediklerini ifade eden Taşdemir, dava için geldiklerinde sanık akrabaları tarafından etraflarının sarıldığını ve tehdit altında olduklarını öne sürdü.
Taşdemir, mahkemenin Gebze'de görülmesi gerektiğini vurgulayarak, sanıkların serbest bırakılmaması ve yangında can verenlerin haklarının yerde kalmamasını istedi. Nisa Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir de "Biz dilenmiyoruz, hakkımızı istiyoruz" dedi.
Denetlenmedi, kaçak ve ruhsatsız işletildi
Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Sekreteri Ali Çeltek de açıklama yaptı. Çelteki Ravive Kozmetik'te yaşanan işçi ölümlerinin ihmaller zincirinin sonucu olduğunu belirtti. Resmi kayıtlarda yalnızca paketleme ve dolum yapıldığı görünmesine rağmen, işyerinde yanıcı ve tehlikeli kimyasallarla üretim gerçekleştirildiğini hatırlattı.
Fabrikada acil çıkış, yangın merdiveni, yangın uyarı sistemi, sensör ve söndürme ekipmanı gibi temel güvenlik önlemlerinin bulunmadığını vurgulayan Çeltek, daha önce kayıt dışı ve önlemsiz çalışma iddialarıyla şikayet edilen işyerinin denetlenmediğini, hakkında yıkım kararı bulunan binada faaliyetini sürdürdüğünü ve buna rağmen belediye tarafından ruhsat verildiğini söyledi. Bilirkişi raporlarının da fabrikanın kaçak ve ruhsatsız işletildiğini ortaya koyduğunu belirten Çeltek, olayın denetimsizlik, ihmal ve cezasızlık ortamının bir sonucu olduğunu savundu. Davanın Kandıra'ya taşınmasını da eleştiren Çeltek, bu kararın kamuoyunun süreci takip etmesini zorlaştırdığını ileri sürdü.
Çeltek, davada bazı sanıkların tahliye edilmesini eleştirerek, yetkililer hakkında yargılamanın gecikmeden ve kamuoyunun takip edebileceği şekilde sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri ve özel haberlerimizi kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.