Sayfa yolu
‘Devlet sanki okulu bize kiraladı!’
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Beyza Karataş
Yayın Tarihi: 17.08.2023 , 08:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
15 Ağustos itibariyle devlet okullarında kayıtlar başladı fakat veliler çocuklarını devlet okuluna mı yoksa özel okula mı yazdırıyor, ayırt etmekte zorlanıyorlar.
Sıkıntının temelinde, bugünkü velilerin hiçbirinin kendi öğrencilik dönemlerinde var olmayan bir uygulama var: Kayıt parası.
Aslında yasal dayanağı bulunmayan ancak zorunlu tutulan kayıt ücretleri, İstanbul’un kimi semtlerinde 60 bin lirayı buluyor. Ücretler, sosyoekonomik düzeyi daha yüksek olan mahallelerde daha yüksek oluyor.
İki semtin hikayesi
Beyoğlu’ndaki Sururi Mehmet Efendi Mahallesi, bunlardan biri değil. Tarlabaşı’nın aşağısında bulunan, kısa adıyla Sururi, yoksul emekçilerin yaşadığı bir yer. Birkaç yenilenmiş ev, Airbnb veya butik otel olarak işletiliyor. Kalan evlerse dökülüyor. Geçen ay, mahalledeki lisenin istinat duvarı çöktü. Ardından bir bina durduk yere, bir anda yıkıldı.
Mahallenin görüntüsü, tipik bir yoksul emekçi mahallesi. Yaşantısı da öyle. Uyuşturucu kullanımı ve ticareti, mahallede yaygın. Liseden itibaren birçok çocuk uyuşturucu kullanmaya ve satmaya başlıyor.
Ancak çoğunluk, emeğiyle geçinmeye çalışanlar. Mahallenin kadınlarının bir kısmı kendi evlerinin işleriyle meşgul. Bir kısmı, ev işlerinin yanında parça başı işler de yapıp biraz para kazanıyor. Bir kısmıysa, başkalarının evlerine temizliğe gidiyor.
Esma, bu sonunculardan. Her gün Sururi’nin dik yokuşlarını tırmanıp Tarlabaşı Bulvarı’na çıkıyor, Taksim Meydanı’na yürüyor, ardından Cihangir’e geçiyor. 40 dakikalık yolculuğun ardından, o gün çalışacağı eve varıyor.
“Çocuğumu okul sonrası bırakacak yerim olmadığı için, çalıştığım yere yakın bir okulda okusun istedim” diyor Esma. “Eve biraz uzak ama servise para vermemek için her gün beraber yürüyerek gidip geliyoruz.”
Karda kışta gidip gelmekte çok zorlanmışlar, ama servis fiyatları pahalı gelmiş. Çocuğu okul sonrası etüde bırakma seçeneğini düşünmüş, ama okul etüt parası isteyince o seçenek de boşa düşmüş. “Sonradan öğrendim ki devlet etüdü ücretsiz karşılıyormuş, ama okul yine de bizden para istiyor.”
Yevmiyelerden biriktirilen kayıt parası
Esma, çocuğunu devlet okuluna gönderebilmek için yevmiyelerini biriktirmiş. “Kimi tanıdıklarım kredi çekti, kimi borçlandı” diyor. Cihangir’deki Münir Özkul Ortaokulu’na götürmüş çocuğunu. Okul, 7 bin lira kayıt ücreti istemiş.
“Özel okula gönderiyor gibi devletin karşılaması gereken her masrafı biz veliler karşılıyoruz” diyor, “Kayıt ücreti ödenmezse kaydı yapmıyorlar, sizi yedeğe aldık diyorlar, resmen tehdit ediyorlar. Söke söke cebimizden alıyorlar o parayı.”
Esma’nın deneyimine göre, kayıt parasını vermediklerinde, bazı öğretmenlerin kendileriyle kurduğu ilişki dahi değişiyor. “Okula bağış yapan veliler ve yoksul ailelere davranışta büyük fark var. Bu farkı çocuklarımız hissetmesin, görmesin istiyoruz fakat öyle olmuyor, mahcup oluyoruz. Parası olan okula gidiyor, e olmayan gitmeyecek mi? Anayasada yazan ücretsiz eğitim nerede?”
‘Anlamadım, ikisi de devlet okulu değil mi?’
Devletin okulları arasında da sınıf farkı var. Sururi Mahallesi’ndeki okullara, mahallenin yoksul öğrencileri gidiyor. Esma, “Onların ailelerinden para alamayacaklarını biliyorlar, o yüzden bizim mahalledeki okullarda okuyan çocuklar geziye, tiyatroya ücretsiz gidiyorlar. “Okul sonrası etüt orada ücretsiz, Cihangir’de paralı. Anlamadım ikisi de devlet okulu değil mi?”
Ailelerin devlet okullarında yaptıkları masraflar kayıt parasıyla sınırlı değil ve her geçen gün artıyor. “Mesela, okulun kırtasiye ve temizlik masrafını biz karşılıyoruz” diyor Esma. Geçen yıl 880 lira ödemiş, sonra okul takviye ödeme istemiş.
“Çocuklar gezilere, tiyatrolara, müzelere götürülüyor, ne güzel, bu durumdan memnunuz tabii ama para yetiştiremiyoruz. Çocuğu göndermeden de olmaz, diğerlerinden geri kalsın, dışlansın istemiyoruz. Yeri geliyor ekmek parasını veriyorum, ne yapayım. Çocuk ‘Anne arkadaşım gidiyor ben neden geziye gitmiyorum?’ dediğinde cevap vermekte zorlanıyorum. Devlet bu tür etkinlikleri ücretsiz karşılamalı. Nerede fırsat eşitliği?”
Üzerine, yemek parası var. Günlük 40 TL. “Güya isteğe bağlı ama beslenme saatinde tüm çocuklar o yemeği yemeye çıkıyor, para vermeyenler sınıfta oturup evden getirdiğini yiyor. Bu doğru değil, çocuklar arasında ayrımcılık oluyor. Sınıfta herkes eşit olsun.”
Sonra, ders kitapları. Devlet ders kitaplarını ücretsiz veriyor. Fakat Esma’nın çocuğunu yolladığı okulda öğretmenler, belirli kaynak kitapları da zorunlu tutuyor. Esma, “Ben buradan anlıyorum ki ders kitapları zayıf kalıyor, öğretmen ek kitaba ihtiyaç duyuyor” diyor.
Ve tüm bunların ardından, bir de aylık aidatlar var. Esma geçen yıl her ay 100 lira ödemiş, bu yıl ne ödeyeceğini henüz bilmiyor. Kayıt parası verdiyse, aidatın ne için olduğunu soruyoruz. “Muamma” diyor.
‘Devlet sanki okulu bize kiraladı’
Esma’ya göre veliler bu duruma karşı çıkmadığı, seslerini çıkarmadığı sürece okullar para toplayarak devletin açığını kapatmaya çalışacak.
Esma, “Merak ediyorum, biz devlet okulunun tüm masraflarını karşılıyorken devlet, eğitime ayırdığı bütçeyi nereye kullanıyor?” diye soruyor ve ekliyor: “Devlet sanki okulu bize kiraladı!”
Diğer velilere mesajını iletmemizi istiyor Esma: “Beyoğlu’ndaki ve aslında tüm ülkedeki velilerle birleşelim, giderleri karşılamak okul müdürü ve okul aile birliğinin inisiyatifine bırakılmasın. Birçok veli para vermek zorunda olmadığını bile bilmiyor. Kimse sessiz kalmasın. Çocuklarımızın temel hakkı olan ücretsiz eğitime sahip çıkalım.”
Not: Velinin ismi değiştirilmiştir.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
.jpeg)
