Depremzede çift neler yaşadıklarını anlattı: 'Tek gerçek ülkeyi yönetemedikleri'

Pazarcık'ta deprem nedeniyle 4 yakınını kaybeden çift, devletin bölgeye yeterli müdahaleyi yapmadığını vurgulayarak, 'Türkiye Cumhuriyeti’ni bu iktidar yönetemiyor. Bu kadar basit' dedi.

soL- Kahramanmaraş

Kahramanmaraş’ta 6 Şubat’ta meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremlerin yaraları sarılmaya çalışılırken, halkın devletin müdahalede yetersizliğine dönük tepkileri sürüyor.

Depreme Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Şahintepe köyünde yakalanan evli iki depremzede, depremin ilk gününde 4 yakınını kaybetti.

Depremin ardından köye bağlı Ortaköy Obası’na yerleşen çift, deprem günü enkaz altında kalan yakınlarının feryatlarına karşın bölgeye herhangi bir devlet yetkilisinin gelmediğini aktardı.

Yakınlarının bedenlerini kendi imkanlarıyla tuttukları kepçeyle çıkardıklarını ifade eden çift, devletin yetersizliğine karşı tepkilerini dile getirdi.

Yaşadıklarını soL’a anlatan çift, AKP iktidarı için “Sen Türkiye’yi yönetiyorsan, şöyle bir etrafına bak, bir düşün, ‘Ben ne yapıyorum, nasıl bir Türkiye yönetiyorum’ diye” ifadelerini kullandı.

Evli çift şöyle konuştu:

‘4 can gitmiş, ‘Her haneye 10 bin lira’ diyor, vermesin’

"Biz depremde 4 canımızı kaybettik. 24 saat boyunca enkazın altındalardı. Biz istiyorduk ki devlette herhangi biri gelsin müdahale etsin, ama kimse gelmedi. O canlarımız 24 saat boyunca enkazın altında bağırıyorlardı. Ne bir kepçe, hiçbir şey gelmedi. Önümüzden geçiyorlar, ‘Başka bir yere gidiyoruz’ diyorlar. Ayrımcılık yapıyorlar. Ben arabamla adamın arkasından gidiyorum, ‘Burada 4 tane can var’ diyorum, ama adamlar ne yardım etti, ne bir şey yaptı. İnsanlar orada bağıra bağıra öldüler.

Cesetleri halkın kendi parasıyla tuttuğu kepçeyle çıkardık. Hiçbir devlet kuruluşu kesinlikle hiç gelip yardım etmedi.

Biz burada yaşadığımız için her türlü şeyi yapıyoruz, ama biz isterdik ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti de insanlarımıza yardım etsin, yanımızda olsun. Ama hiçbir yardım gelmedi. Sağ olsun sivil kuruluşlar bize gıda ve çadır getirdi de millet burada barındı. Ama şu anda ne tuvalet var, ne banyo var, ne bir şey var. İnsanlar çok zor durumda. Diyecek bir şey bulamıyorum.

4 can gitmiş, ‘Her haneye 10 bin lira’ diyor. Vermesin 10 bin lirasını.

‘Eğer bakmıyorsan o koltuğu terk edeceksin’

Ben 32 yaşındayım. Hep AKP’ye oy veriyordum. Ta ki bu deprem yaşanana kadar. Anladım ki araya mesafe koyuluyor. Kürtler hep dışlanıyor. Ben bunu bu depremde gördüm. Bugüne kadar verdiğim oyların hiçbirini helal etmiyorum ve pişmanlık duyuyorum.

Yakınlarımız ‘Bizi kurtarın’ diye bağırıyordu. Bir taraftan yağmur yağıyor, bir taraftan kar yerde. Çocukların ayağında ayakkabı yok. Eşim şok geçiriyor. 5 defa arabayla belediyenin kapısına gittik. Adam ‘Benim annem de enkaz altında, benim ailem de enkaz altında’ diyor. Sen bir belediye başkanısın ya. Sen bana bakmak zorundasın. Eğer bakmıyorsan o koltuğu terk edeceksin. Bu kadar basit. Sen insanların oyuyla oradasın. Biz bir yardım görmedik devletten. Yurtdışından gelenler, hayırsever şahıslar getirdi, kaç gündür hâlâ getiriyorlar. Ama devletin hiçbir şeyi buraya gelmedi. Hâlâ susuzluk çekiyoruz. Lavabo yok, banyo yok. Sadece üstümüzü değiştiriyoruz. Kokuyoruz, insanların yanımıza gelmesinden utanıyoruz. 

‘Bu ülkeyi yönetemiyorlar’

Sen Türkiye’yi yönetiyorsan, şöyle bir etrafına bak, bir düşün, ‘Ben ne yapıyorum, nasıl bir Türkiye yönetiyorum’ diye. Ben artık buradan gitmek istiyorum, akrabalarıma ‘Beni Türkiye’den kurtarın’ diyorum. O kadar bezdirmişsiniz bizi artık. Bu yaşıma kadar AKP devletine oy verdiğim için pişman oldum. Benden küçük kardeşim bana kızdı, ‘Aklının başına gelmesi için depremin olması mı gerekiyordu?’ diye. Bu devlet bize hiçbir şey vermedi, hiçbir şey. Sadece kameraların karşısına geçiyor, ‘Allah belanızı versin’ diyor. Sen Cumhurbaşkanısın, Cumhurbaşkanı! İnsanlara sen o kelimeyi diyebilir misin? Sen bizim oyumuzla oradasın. Biz istediğimiz zaman da seni indirmesini biliriz. Ama bu deprem acı da olsa bize bir gerçeği hatırlattı: Devletin bu ülkeyi yönetemediği.

Benim kocam şu anda psikolojik olarak alt üst olmuş. Ne bir kepçe, ne bir AFAD, ne bir devlet yetkilisi... Kimseyi göremedik, 24 saat bağıra bağıra öldüler. Biz insanlar betonu elle kaldıramayız ki. Benim öğrendiğim tek bir gerçek var: Türkiye Cumhuriyeti’ni bu devlet yönetemiyor. Bu kadar basit.

‘Kızılay çadırlarını insan parayla satar mı?’

İnsanların ailelerine destek yapılacak diye açıklama yapıldı. Ben de gittim sosyal dayanışmaya. Bana diyor ki, ‘Senin kaynanana yatacak para onun hesabına yatacak’. Ölmüş kadın hesabından nasıl para çekecek? ‘O zaman sen çekemezsin’ diyor. Sen benimle dalga mı geçiyorsun? O zaman ‘Benim yardımım sadece lafta. Sadece kameralara ben öyle diyorum’ diyeceksin. Bu yardımı alacak kişi bekar olacak, aynı evde yaşayacakmış, o parayı almak için. O zaman kocamızı mı boşayalım, karılarını mı boşasınlar, yuvaları mı yıkılsın? Sırf bana 10 bin lira vereceksin diye mi? O 10 bin lira senin olsun, ailemi getir, gel bu kokuyu kokla.

Kızılay şarkıcıya çadırı parayla satıyor. Adam da hayır olsun diye millete dağıtıyor. Kızılay çadırlarını insan parayla satar mı?