Sayfa yolu
Depremden sonra bir öğretmenin ilk ders günü: 'Şimdi hangi şarkıyı öğreteceğim?'
Yayın Tarihi: 11.09.2023 , 14:38 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
İlker Öğretmen Hatay'da bir köy okulunda görev yapıyordu. 6 Şubat depremine Sümer Mahallesi'ndeki evinde yakalandı. Giriş katta yaşıyordu ve evden çıkamadan enkaz altında sıkıştı. Üç gün süren arama kurtarma çalışmalarının ardından kaldığı yerden çıkarıldı ve 6 ay sürecek fizik tedavi sürecine başladı.
İlker Özdemir, müzik öğretmeni. Hatay'da bir köy okulunda ortaokul öğrencilerine müzik dersi veriyor, şarkılar öğretiyor ve onları notalarla, müzik tarihiyle buluşturuyordu. Hatay'da kurtarıldıktan sonra Adana Kozan İlçe Devlet Hastanesi'nde başlayan tedavi süreci şimdi ailesinin yanında, Ankara'da devam ediyor.
"Okul beş katlı. Son katlara nasıl çıkacağım bilmiyorum ama çıkarım bir şekilde" diyor bastonuna bakarak. Kendisi, "depremden önce" ve "depremden sonra" diye net bir ayrımın olduğunu ifade ediyor ve "Hatay'da depremden sonra çocuklara hangi şarkı öğretilir bilmiyorum" diyor.
'İyi ki ortaokulda değilim. Aynı şarkıları öğretmeye gücüm yok'
İlker Öğretmen, Hatay'da ortaokul öğrencilerine öğrettiği şarkıları Ankara'da tekrar etmeyecek olmasından söz ederken gözleri uzaklara dalıyor: "Aynı şarkıları öğretmek çok zor olurmuş. Bunu yeni fark ettim. Şimdi lise öğrencilerine ders vereceğim. Ama tören şarkıları falan muhtemelen yine o günlere götürecektir. Evet hayat devam ediyor bir şekilde ama eskisi gibi değil. Hiçbir zaman da öyle olmayacak. Tek tesellim öğrencilerimin hepsinin hayatta olması. Eğitim verdiğim köy merkeze biraz uzaktı. Ama çok yakınlarım, dostlarım, sevdiklerim depremde hayatını kaybetti."
'Dün ilk kez piyanoya dokundum. Bugün de eskiden olduğu gibi plaklara bakacağım biraz'
Dün ilk kez piyanoya dokunduğunu söylenen İlker Öğretmen'in ilk çaldığı şarkı Azerice bir ezgi olan Ayrılık olmuş. "Bu şarkıyı neden çaldığımı bilmiyorum ama bazı şarkıları unutmuşum" diyor. Buluşmamız sırasında birbirimize bakıp "Piyanist filmi gibi" diyoruz ve gülümsüyor bir yandan.
"En son 5 Şubat akşamı piyanoya dokunmuştum. Kaldığım ev eskiydi. O yüzden de piyanonun tuşlarına hafifçe dokunurdum komşular rahatsız olmasın diye. 6 Şubat günü sabaha karşı gürültüyle uyandım. Sonrasını biliyorsunuz zaten. Piyanomu, gitarımı, okula götürüp getirdiğim elektronik orgu ve plak arşivimi kaybettim bir gecede. Dün ilk kez piyanoya dokundum. Garipti. Piyanist filminin sahnesi gibi oldu. Yeniden eski plaklarımı toplamaya başladım. Ama daha önce dinlediklerimi çıkaramadım ambalajından. Sağlamlar mı bilmiyorum bile. Şimdilik sadece yeni aldıklarımı dinliyorum."
'Bir daha gitmem bir yere. Hatay benim şehrim olur diye düşünmüştüm'
Daha önce farklı şehirlerde de görev yapan İlker Öğretmen, "Hatay'ı çok sevmiştim" diyor ve ekliyor:
"Bir daha gitmem buradan diye düşünmüştüm hatta. Burada emekli olur kalırım demiştim. Ama olmadı tabii. Hatay'da ve tarihinde depremlerin olduğunu biliyordum. Laf aramızda eve de pek güvenmiyordum. Bu ev kesin yıkılır depremde diyordum. Eskiydi biraz ama memur maaşıyla kalınacak bir yerdi. Bir de dolmuştan inip, Saray Caddesi'ni yürüyüp, Asi'nin üzerinden geçip eve gitmeyi çok severdim. Saray Caddesi'nde Gökhan ağabeye uğrayıp kahve içerdim."
En çok neyi özledin diye sorunca gülümsüyor ve "Hatay'ın neşesini özledim ben. Bir de şivesini. Hataylılar garip insanlar. Ankara'da büyüdüm ben. Burada ya da başka şehirlerde insanlar işi bitince çekilir evlere ve şehir ıssızlaşır. Hatay öyle değildi. İnsanlar sokakta yaşarlardı. Eğlenirler, gülerler, yemek yerler, oyun oynarlar ama bunların önemli bir kısmı mahalle aralarında, sokakta olurdu. Sokaktaki insanların yüzünde o gülümseyi görürdünüz. Çok garip gerçekten herkes az önce güzel bir haber almış gibi yaşardı bu şehirde. Bunların her birini özledim. Ha bir de Humusçu İbrahim'i. Onu demeden geçmek ayıp olur" sözleriyle anlatıyor Hatay'ı.
'Depremden kurtarılanları bir başarı öyküsü olarak anlatmaktan vazgeçsinler'
Depremden sonra yaralı bir şekilde eve gelen İlker Öğretmen'in uzakta geçen sekiz yıldan sonra anne evine dönüşü hakkında söylediği şu: "Yeniden doğmuşum gibi oldu. Yürümeyi yeniden öğreniyorum mesela."
Deprem ile ilgili haberlere dikkat çeken İlker Öğretmen, "Mucize kurtuluş, hayata tutunuyor, bakın nasıl da başarılı diye haberler çıkıyor sürekli karşıma. Durum öyle değil. Her şeyimizi kaybettik. Benim durumum farklı. Aile bireylerim Hatay'da değildi. Ben tek başıma kalıyordum. Ama buna teselli dahi bulamıyorum. Kendimi Hataylılardan farklı ya da uzakta görmüyorum çünkü. Tüm kayıpları kaybımdır, tüm acıları da acım.
Hatırladıkça öfkeleniyor İlker Öğretmen. Bir yandan yanındaki koltuk değneğine bakıyorken diğer yandan gözleri uzaklara dalarak anlatmaya devam ediyor.
"Ama hiç bir şey olmamış gibi davranmak isteyenler her şey düzelmiş ve yolundaymış gibi haber yapıyor. Ortada bir başarı hikayesi de yok. Yürümeyi öğreniyorum şimdi mesela. Sonra da tekrar piyano çalmasını hatırlayıp öğrencilerime öğreteceğim. Zor zamanlardan geçiyoruz. Tüm bunları geçip, insanların orada yaşadıkları sorunlar bilmeyip 'hayata tutunma' hikayeleri emin olun insanları hayattan soğutuyor. Çünkü artık bizleri iki şey ayakta tutuyor, bir tanesi bir gün tekrar her şeyin yeniden ayağa kalkması ve eskisi gibi olması, diğeri de bir daha böyle şeylerin yaşanmaması. Yoksa bilmem kaçıncı gün enkazdan çıkan kişide bir başarı hikayesi yok. O kadar enkazda kaldığı için bir başarısızlık var ortada.
"Ama hayat devam ediyor. Biz de yeniden şarkılar söyleceğiz. Yeni şarkılar öğreneceğiz. Bir koro kurmayı hayal ediyorum, belki genç arkadaşlarımla Hatay şarkıları söyleriz hep bir ağızdan."
İlker Öğretmen'in bugün sadece okulda ilk günü değil aynı zamanda yeni hayatındaki ilk günü. İlker öğretmen gibi binlerce öğretmen bugün benzer bir heyecan ve hüzünle başlıyor okula. Yeniden var etmenin kendi yaralarına iyi geleceğine inanıyorlar.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

