Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Demirtaş İmralı ziyareti için Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan’a seslendi: ‘Somut adım atmaktan vazgeçmeyin’

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Selahattin Demirtaş; Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan'a “somut adım” çağrısı yaptı. Demirtaş, milletvekillerine seslenerek “siyasi risk alma” ve “İmralı Adasına giderek bu meseleye noktayı koyma” talebini dile getirdi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 08.11.2025 , 16:51

Edirne Cezaevi'nde tutulan HDP'nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medaya hesabından açıklamalarda bulundu. 

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve PKK Lideri Abdullah Öcalan'a seslendi. Demirtaş “Lütfen somut adımlar atmaktan vazgeçmeyin, onun bunun ne dediğine bakmayın, kendinize güvenin ve 86 milyonun barışı hasretle beklediğine inanın” dedi.

Milletvekillerine de seslenen Demirtaş, “Gençlerimizi yıllarca dağlara, sınır ötesi operasyonlara gönderdiniz. En büyük riski onların omuzlarına yüklediniz ve ne yazık ki bazıları bunun bedelini canlarıyla, kanlarıyla ödediler. Şimdi risk alma ve bu çatışmayı kökten bitirme olanağı yakalanmışken lütfen siz de azıcık risk alın ve İmralı Adasına giderek bu meseleye noktayı koyun. Üstelik alacağınız risk gençlerimiz gibi ölüm riski de değil, azıcık siyasi risktir” ifadelerini kullandı.

Demirtaş örgüt üyelerinin dağdan inmek için Öcalan'ın siyasetçiler tarafından da ziyaret edilip dinlendiğini görmeyi beklediklerini belirtti.

Geçtiğimiz hafta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) 8 Temmuz tarihinde verdiği Selahattin Demirtaş’ın tahliye edilmesi gerektiğine yönelik kararına iktidarın itirazı reddedilmişti. Demirtaş'ın tahliyesi için Devlet Bahçeli, "Hukuki yollar sonuca ulaşmıştır. Tahliyesi Türkiye için hayırlı olacaktır" demiş, MHP'nin İmralı'ya gitmeye hazır olduğunu da dile getirmişti. Erdoğan da tahliye konusunda mahkeme kararının ardından “Demirtaş'ın tahliyesi konusunda yargı ne derse ona uyarız” ifadelerini kullanmıştı.

‘Bunları aşmanın yollarını bulamazsak köklü ve kalıcı çözüme ulaşmakta zorlanacağız’

Demirtaş'ın açıklamalarının tamamı şöyle:

“Adamın biri doktora gider ve rahatsızlıklarını anlatır. Doktor, sürekli kullandığı bir ilaç olup olmadığını sorar. Adam bir ilaç ismi verir ve ‘Onu kullanıyorum’ der. Doktor da ‘Kullandığınız o ilaç bağımlılık yapar, biliyorsunuz değil mi?’ diye sorar. Adam şöyle cevap verir: ‘İyi de doktor bey, ben neredeyse 15 yıldır o ilacı her gün kullanıyorum ve bağımlılık yaptığını hiç görmedim.’

Her gün aynı şeyleri yapıp, aynı şekilde düşünerek, aynı şekilde konuşarak ne değişebiliriz ne de değiştirebiliriz. Sıkışıp kaldığımız ezberlerin, şablonların, tabuların farkına bile varamayız. Hiç kimse durduğu yerden bir adım bile kıpırdamazsa yeni ve yaratıcı çözüm olanaklarını da oluşturamayız.

Sıkışıp kaldığımız yer, 40 yıllık çatışma ortamının yol açtığı acılar, öfkeler, ön yargılar ve bunların sebep olduğu güvensizliklerdir. Bunlar önemsiz demiyorum ama bunları aşmanın, yaralarımızı sağaltmanın yollarını bulamazsak “bağımlılıklarımızın” farkına bile varamayacağız, köklü ve kalıcı çözüme ulaşmakta zorlanacağız.

‘Vatan uğruna veya örgüt uğruna bunca can feda edilmişken yeni şeyler yapmaktan korkar, çekiniriz’

İnancı, düşüncesi, idealleri uğruna canını vermenin kutsallaştırıldığı bir toplumsal gerçeklikte iki temel zorlukla karşı karşıya kalırız. Birincisi, canını feda etmiş olanların kıymetli hatırasının ve canlarını vererek yarattıkları değerlerin manevi baskısını silip bir kenara atamayız, atmamalıyız da. İkincisi de bir düşünce, inanç uğruna çok sayıda can feda edilmişse o düşünce ve inanç, sosyolojik ve siyasi açıdan otomatikman ‘doğru’ haline gelmez ancak bizler bunu kabul etmekte zorlanırız. Vatan uğruna, bayrak uğruna, ideoloji uğruna veya örgüt uğruna bunca can feda edilmişken yeni şeyler düşünüp yeni şeyler yapmaktan işte bu nedenle korkar, çekiniriz.

Fakat artık bir noktada şuna ikna olmamız gerekiyor, gelinen aşamada tek bir evladımız bile canını boş yere feda etmedi. Yürütülen süreçte eşitlik, adalet, özgürlük ve demokrasiyi esas alan bir ‘kardeşlik hukuku’ oluşturmaya, bir ve beraber yaşamaya odaklanmışsak kaybettiklerimizin hatırasına halel gelmeyecek demektir.

Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan’a: ‘Bir kardeşiniz, barış için çabalayan bir siyasetçi olarak sesleniyorum’

Dolayısıyla tüm taraflara ve sürecin ana aktörleri olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, MHP lideri Bahçeli'ye ve PKK kurucu lideri Öcalan'a bir kardeşiniz, barış için çabalayan bir siyasetçi olarak sesleniyorum; lütfen somut adımlar atmaktan vazgeçmeyin, onun bunun ne dediğine bakmayın, kendinize güvenin ve 86 milyonun barışı hasretle beklediğine inanın.

Ayrıca silahları tümden bırakarak dağdan inmeyi bekleyen insanlar ‘önder’ olarak tanımladıkları Abdullah Öcalan'ın sadece güvenlik birimlerince değil siyasetçiler tarafından da ziyaret edilip dinlendiğini görmek ve bu şekilde siyasete dönüşün mümkün olduğunu ve devletin bu konuda samimi ve ciddi olduğunu görmek, güvenmek ve silahları tümden bırakmak istiyorlar.

‘Alacağınız risk gençlerimiz gibi ölüm riski de değil, azıcık siyasi risktir’

Değerli milletvekillerine de seslenmek istiyorum; gençlerimizi yıllarca dağlara, sınır ötesi operasyonlara gönderdiniz. En büyük riski onların omuzlarına yüklediniz ve ne yazık ki bazıları bunun bedelini canlarıyla, kanlarıyla ödediler. Şimdi risk alma ve bu çatışmayı kökten bitirme olanağı yakalanmışken lütfen siz de azıcık risk alın ve İmralı Adasına giderek bu meseleye noktayı koyun. Üstelik alacağınız risk gençlerimiz gibi ölüm riski de değil, azıcık siyasi risktir.

Hep birlikte cesur davranalım, son düzlükte ezberlerimize, korkularımıza takılıp da tarihi barış fırsatını zora sokmayalım lütfen.

Hepinize içten selam, sevgilerimi gönderiyor, en kısa zamanda özgürlük, barış, demokrasi ve kardeşlik dolu günlerde buluşmayı umuyorum.”

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.