Sayfa yolu
DEM Parti'den Van'da miting: 'Öcalan’a uygulanan tecrit 86 milyon insanın barış umudunadır'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 24.08.2025 , 11:28
"Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları" kapsamında DEM Parti, Demokratik Bölgeler Partisi ve Özgür Kadın Hareketi (TJA) öncülüğünde Van’da “Tecrit değil, özgürlük kazanacak" şiarıyla dün miting düzenlendi.
Mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, PKK lideri Abdullah Öcalan'a uygulanan tecridin barışa ve 86 milyon insanın barış umuduna uygulanan bir tecrit olduğunu öne sürdü ve "Bu tecrit bir an önce kaldırılmalıdır" dedi.
"Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu"nun da bir an önce Öcalan'la görüşmesi gerektiğini söyleyen Bakırhan, "Sayın Öcalan’ın bu süreç hakkındaki görüşlerini alarak toplumla paylaşmalıdır" diye konuştu.
'Süreç bizim için çok kıymetli, geçmişin acılarıyla davranmıyoruz'
"Barışı savunmak için buradayız" diyen Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan ve TBMM'de "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu"nun çalışmalarına başlamasıyla devam eden sürece atıfla "Hep birlikte bu sürece sahip çıkarsak cezaevindeki Figenleri, Selahattinleri, Nazmileri, Bekirleri özgürleştireceğimize inanabilirsiniz" diye konuştu.
Bakırhan sözlerine şöyle devam etti:
"Sayın Öcalan’ın öncülüğünü yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Sürecine sahip çıkıyorsunuz. İşte o ırkçılar, sürece karşı çıkanlar, Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerinin ülkeyi böleceğini söyleyenler bu meydandan büyük dersler çıkarmalıdır. Van halkı, Kürt halkı bütün acılara rağmen, bütün yaşanmışlıklara rağmen hala barış diyor. Biraz vicdan ve onur varsa, acılar yaşayan bu halkın barışa sahip çıktığı kadar siz de sahip çıkarsınız.
40 değil 400 yıl geçse de Türkiye’de barıştan başka bir şansımız yok. 40 yıl bu ülkenin enerjisi ve ekonomisi boşa harcandı. On binlerce insanımız yaşamını yitirdi. Gençlerimizin tabutlarını kaldırmak zorunda kaldık. Ama geldiğimiz nokta çatışmanın, şiddetin, inkarın ve baskının çare olmadığını ortaya koydu. Onun için Sayın Öcalan’ın kapısını araladığı bu barış sürecini başarıya ulaştırarak gençlerimizin yaşamını yitirmesini engelleyebiliriz. Bu ülkenin ekonomisini ve enerjisini demokrasi için, daha adil bir ekonomi için harcayabiliriz. Bu süreç bizim için çok kıymetlidir. Geçmişin kaygılarıyla, acılarıyla davranmıyoruz. Barış, kaygıları ve acıları unutmadan bir kenara koyarak geleceği inşa etmektir."
'Öcalan’a uygulanan tecrit 86 milyon insanın barış umudunadır'
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın bu süreçte büyük emekleri olduğunu söyleyen Bakırhan, "Türkiye’yi bir kaos ve kriz ortamından kurtarmak için bir kapı aralandı. Ama hala tecrit uygulanıyor" dedi.
Bakırhan, Öcalan'a uygulanan tecridin barışa ve 86 milyon insanın barış umuduna uygulanan bir tecrit olduğunu öne sürdü ve "Bir an önce bu tecrit kaldırılmalıdır" diye konuştu. "Sayın Öcalan’ın çalışma koşulları, toplumla buluşma koşulları, fikirlerini özgürce Türkiye’nin bütün dinamikleriyle paylaşmasının koşulları yaratılmalıdır" diyen Bakırhan, bu koşulların sağlanması halinde sürecin başarıya ulaşacağını söyledi.
25 Temmuz'dan itibaren Öcalan'la yapılan görüşmelerin azaldığını aktaran Bakırhan, sözlerine şöyle devam etti:
"Neden? İmralı kapıları elinizdeki bir musluk mudur? Bir ay açıyorsunuz, bir ay kapatıyorsunuz. Böyle mi bu sürece sahip çıkıyorsunuz? Böyle mi barışı sağlayacağız? Bir ay aç, bir ay kapat. Bu, barış sürecine hizmet etmiyor. Bir an önce bu yaklaşımdan vazgeçilmelidir. Gerçek anlamda Sayın Öcalan'ın yaşam ve çalışma koşullarının düzeltilmesi gerektiğini tekrar dile getirmek istiyoruz. Tecrit, barış isteyen halklarımızın umuduna yapılmış büyük bir kötülüktür. Barış ciddiyet ister. Çözüm cesaret ister. Biz bu ciddiyetin ve cesaretin Türkiye’de olduğunu; bu deneyimin bu topraklarda yaşandığını çok iyi biliyoruz. Yeter ki biraz ciddi ve cesur olalım."
Sürece karşı çıkanları 'ciddiyete' davet etti...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan, çeşitli partilerin aylar süren pazarlıklarıyla şekillenen ve kapalı kapılar ardında devam eden sürece karşı çıkanlara seslenen Bakırhan şöyle konuştu:
"Bazıları da çıkmış sabah akşam çözüm ve Öcalan karşıtlığı yapıyor. Bu ülke daha çok acı ve gözyaşı mı çeksin diye onlara soruyorum. Derdiniz nedir? Lafı gevelemeden, evirip çevirmeden, Sayın Öcalan'ı ve bu süreci gerekçe yapmadan çıkın deyin ki biz barış sürecine karşıyız, biz gençlerin yaşamını yitirmesi karşısında suskunluğumuzu devam ettiriyoruz. Sizi biraz samimiyete davet ediyoruz, ciddiyete davet ediyoruz.
Emin olun ki tecrit kalkarsa Türkiye’de ve Ortadoğu’da barışın düğümü çözülür. Ne zaman İmralı’nın kapıları açıldıysa sular duruldu, umutlar arttı; Türkiye’de yaşayan 86 milyonun barışa dönük umudu büyüdü. Dolayısıyla tekrar umutların büyümesi ve barışın gerçek anlamda bu topraklarda karşılığını bulması için tecrit meselesine bir çare ve çözüm bulunması gerekiyor."
'Komisyon Öcalan’ın süreç hakkındaki görüşlerini alarak toplumla paylaşmalı'
"Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu"nun kurulmasının önemli olduğunu söyleyen Bakırhan, "Önemlidir, değerlidir ama komisyon lafla değil icraatla konuşmalıdır. Artık komisyonun icraatları toplumda konuşulmalıdır. Komisyon barışı inşa etmelidir" diye konuştu.
Bakırhan, komisyonun bir an önce Öcalan'la görüşmesi gerektiğini söyledi ve "Sayın Öcalan’ın bu süreç hakkındaki görüşlerini alarak toplumla paylaşmalıdır. Komisyonun Sayın Öcalan ile görüşmesi Türkiye’nin hayrınadır, geleceğimizin hayrınadır, demokrasinin hayrınadır" diye konuştu.
Komisyonda bulunan siyasi partilere seslenen Bakırhan şu ifadeleri kullandı:
"Fikirlerimiz ayrı olabilir, düşüncelerimiz ayrı olabilir ama barış ve barışa inanç konusunda hepimizin ortaklaşması gerekiyor. Ne istiyor Kürtler? Demokrasi, özgürlük, onurlu yurttaşlar olmak istiyor. Birlikte eşitçe yaşamak istiyor. Bunun neresi kötüdür? Bu sürece karşı çıkanlar neye karşı çıktıklarını acaba biliyorlar mı? Dolayısıyla bu sürecin başarıya ulaşması için Trabzon’uyla, Sinop’uyla, Ege’siyle, Trakya’sıyla tüm Türkiye birlikte bu süreçte kenetlenmelidir. Bu süreç başarıya ulaştırılarak Türkiye’nin ayaklarına vurulan 100 yıllık, 50 yıllık prangalar artık çıkarılmalıdır."
'Meselenin çözümü DEM Parti’den de MHP’den de AK Parti’den de CHP’den de büyüktür'
Bakırhan konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Barış kutsal bir davadır. Bu kutsal davada emek vermek yapılacak en önemli şeydir. Barış mücadelesinde bir araya gelmiyorsak, bu kadar mukaddes bir davada ortak olamıyorsak birilerinin oturup düşünmesi gerekiyor. Bir sözüm de 'Yurtta sulh, cihanda sulh' diyen kardeşlerimedir. Sulhun zamanı gelmedi mi? Evet, dünyada belki sulhu sağlamak biraz zor ama emin olun ki Türkiye’de hiçbir dönem olmadığı kadar sulhun zamanıdır. 'Yurtta sulh' diyenleri de bu sürece katkı sunmaya, destek vermeye, bu süreci Van halkıyla birlikte yürütmeye davet ediyorum. Kırgınlıklarımızı ve acılarımızı barışa bağışlayabiliriz. Çocuklarımıza, gençlerimize bir barış hediye edebiliriz.
Anketlerle barış süreci yürümez. Anketlerle, istatistiklerle barış sürecini okumak Türkiye halklarına yapılacak en büyük haksızlıktır. Barış bir anket konusu değildir. Barış hayatımızla ve geleceğimizle ilgili olduğu için anketlerle, istatistiklerle değerlendirilemez. Diyelim ki barış sürecine destek azaldı, ne yapacağız? Vites mi düşüreceğiz? Vaz mı geçeceğiz? Buyursun bu sorunun cevabını versinler. İster DEM Parti, ister iktidar, ister muhalefet; kim eğer bu süreci anketlerle, koltuklarla, oy oranıyla değerlendiriyorsa yanlış yapıyor. Meselenin çözümü DEM Parti’den de MHP’den de AK Parti’den de CHP’den de büyüktür."
'Belediyelere yapılan operasyonlar durmalı, halkların seçmiş olduğu irade görevi başına dönmelidir'
Belediyelere atanan kayyımlar hakkında da konuşan Bakırhan, sözlerini şöyle noktaladı:
"Kayyım sizin oylarınıza karşı yapılmış bir saygısızlıktır, zulümdür. 14’te 14 yapan Van halkının iradesini artık herkes dikkate almak zorundadır. Kayyım geldi, hizmet bitti; kayyım geldi, usulsüzlükler ve yolsuzluklar tartışılmaya başlandı. Kayyım geldi, 223 işçi ve emekçi kardeşimiz işinden oldu. Bu bir zulüm değil midir? 223 emekçi kardeşimizin bir an önce işlerine dönmesi gerekiyor. Onların aşına ve ekmeğine kavuşması için de onlarla hem sokakta hem Meclis’te hem de yaşamın her alanında dayanışma içinde olacağız. Kayyım halklarımızın ayağına vurulmuş bir prangadır. Van’dan İstanbul’a, Adana’ya seçilmişlere ve belediyelere yapılan operasyonlara karşıyız. Bu operasyonlar durmalı, halkların seçmiş olduğu irade görevi başına dönmelidir."
| Komisyona İHH'den öneriler: 'Medreseler yeniden açılsın, Kürtçe hutbe ve vaaz verilsin' |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.