Sayfa yolu
DEM Parti'den PKK kararına dair açıklama: 'Sürecin birinci aşaması kapanmıştır'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 27.10.2025 , 13:10
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, PKK güçlerinin Türkiye’den çekildiğinin açıklamasının ardından basın toplantısı düzenledi.
Hilton Otel’de düzenlenen basın toplantısında DEM Parti’nin İmralı sürecine dair değerlendirmeleri paylaşıldı.
Tuncer Bakırhan söz konusu geri çekilme kararının "çözüm ve barışta ısrarcı" olmanın işareti olduğunu söyledi ve "Gelinen noktada sürecin birinci aşaması kapanmıştır" dedi.
Öte yandan Bakırhan, "Eski düzenin koruyucuları, statükonun sahipleri, çatışmadan beslenen yerel ve uluslararası güçlerin" bu süreci baltalamak isteyebileceğini, provokasyonlar tezgahlayabileceğini, korku senaryoları üretilebiliceğini ve karalama kampanyaları yürütebileceğini öne sürdü.
Hatimoğulları ise "Bu son adımla toplumsal barışı derinleştirmek, demokratik siyaseti güçlendirmek için yepyeni sorumluluklar doğuyor" diyerek, "demokratik entegrasyon" kavramına dikkat çekti.
'Geri çekilme kararı yeni ruha en güçlü çağrıdır'
Bakırhan sözlerine, "Yarım asırlık çatışmada toprağa düşen bütün canların acısını yüreğimizde hissediyoruz. Her birinin acısını yüreğimizin en müstesna köşesinde taşıyoruz. Yakın dönemde yitirdiğimiz sevgili Sırrı Süreyya Önder şahsında varış uğruna yitirdiğimiz bütün yol arkadaşlarımızı sevgiyle yad ediyorum. Bu yolda ter döken, sürgünde yaşayan cezaevlerindeki tüm arkadaşlarımızı saygıyla selamlıyorum" diyerek başladı.
Dün tarihi bi rgelişme yaşandığını, ancak "bu önemli eşiğe" bir anda gelinmediğini söyleyen Bakırhan, İmralı sürecinde yaşananları hatırlattı ve "Son olarak 26 Ekim'de yani dün ülke olarak çok kritik ve anlamlı adımlardan birine tanıklık ettik" dedi.
PKK'nin Türkiye'den çekilme kararıyla "çözüm ve barışta ısrarcı" olduğunu deklare ettiğini söyleyen Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
Bu karar yeni bir aşamanın kapısını ardına kadar açan çözüme ve barışa imkan sunan bir adımdır. Bu geri çekilme kararı barış yolundaki kararlılığın, en somut ifadesi demokratik ve siyasi çözüme olan inancın sarsılmaz bir adımıdır. Yeni bir döneme, yeni bir ruha en güçlü çağrıdır. Dünkü karar bu iradenin çok güçlü derin, somut bir kanıtıdır. Bu sadece bir geri çekilme değil geleceğe doğru büyük bir atılımdır.
'Sürecin birinci aşaması kapanmıştır'
Bakırhan söz konusu kararı "gelecek yüzyılı kazanma adımı" olarak nitelendirdi ve "20. yüzyıl bu topraklarda çatışmaların, acıların, kayıpların, gözyaşlarının yüzyılı oldu. 21. yüzyıl ise barışın, kardeşliğin, eşitliğin, ortak geleceğin ve demokratik cumhuriyetin yüzyılı olmalıdır" dedi.
"Tarih bize bu şansı veriyor. Bu fırsatı heba etmemeliyiz" çağrısında bulunan Bakırhan, "Artık kucaklaşma, birleşme ve kardeşlik zamanıdır diyoruz. Gelinen noktada sürecin birinci aşaması kapanmıştır. Kongre kararları ve silahların yakılmasının ardından çekilmenin de tamamlanmasıyla yeni bir sayfa açılmıştır" diye konuştu.
Bakırhan, "Şimdi çözümü başka bir yerden beklemeden kendi hikayemizi yazma zamanıdır" dedi ve şu ifadeleri kullandı:
Çok daha kritik ve hayati olan ikinci aşamaya yani siyasi adımlarla toplumsal barışa geçiş zamanıdır. Bu aşama zorlu olduğu kadar anlamlıdır da. Bu sadece bir kesimin değil, tüm Türkiye'nin barışıdır. Süreç yasalarla, haklarla, özgürlüklerle gelişmeli, siyaset ve demokrasi dili güçlendirilmelidir. Hukuk, barış, adalet ise geleceğin temeli olmalıdır.
Bakırhan, "Kürt meselesinin çözümü Türkiye'nin demokratikleşmesi anlamına gelir" dedi ve "Meclis bu tarih süreçte sorumluluğuna uygun davranmalıdır. Meclis bu süreci kolaylaştırmalı ve geliştirmelidir. Geçiş dönemi için hukuki düzenlemeler yapılmalıdır" ifadeleriyle Meclis'e seslendi.
Bugün gelinen noktada "Öcalan'ın çabası, öngörüsü, ısrarı ve barışın inşasındaki rolünün belirleyici" olduğunu savunan Bakırhan, "Daha fazla inisiyatif alabilmesi, süreçte daha etkin rol oynayabilmesi için yollar açılmalı, imkanlar sağlanmalıdır. Diyalog, müzakere ve fikir alışverişi olmalıdır. Özgür çalışma, iletişim ve yaşam koşulları oluşturulmalıdır" ifadelerini kullandı.
Sürecin sağlıklı şekilde ilerleyebilmesi için medyaya büyük ve tarihi bir sorumluluk düştüğünü söyleyen Bakırhan, "Medya barışa köprü olmalı; kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı, düşmanlaştırıcı yayınlar yerine, kapsayıcı ve barışçıl bir yayıncılık anlayışı tercih etmelidir. Bu süreç kaybedeni olmayan bir süreçtir. Mağlup olan tek şey savaşın ve çatışmanın kendisidir, galip gelen ise barış insanlık ve ortak gelecektir" iddiasında bulundu.
"Eski düzenin koruyucuları, statükonun sahipleri, çatışmadan beslenen yerel ve uluslararası güçlerin" bu süreci baltalamak isteyebileceğini, provokasyonlar tezgahlayabileceğini, korku senaryoları üretilebileceğini ve karalama kampanyaları yürütebileceğini öne sürdü.
'Süreç yepyeni bir aşamaya girmiştir'
Diğer Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları ise "Türkiye'nin siyasi tarihinde nadir anlardan birinden geçiyoruz. Bu an tesadüfen oluşmuş bir an değil, onlarca yıldır süren sarsılmaz bir iradenin ve emeğin eseridir" diyerek sözlerine başladı.
"Yepyeni bir süreçten geçildiğini" söyleyen Hatimoğulları, şöyle devam etti:
Dün yani 26 Ekim'de yapılan açıklamayla beraber barış ve demokratik toplum süreci yepyeni bir aşamaya girmiştir. Bu aşamada 86 milyon için barışın, demokrasinin, hukukun, özgürlüklerin yaşanacağı bir geleceğe açılan kapı olmasını diliyoruz. Barış iradesindeki kararlılığı bir kez daha gösteren bu adım, demokratikleşmeye, hukukun üstünlüğüne ve özgürlüklerin gelişmesine vesile olmasını diliyoruz. Şimdi hepimizin görevi bu zemini özenle işleyerek demokratik bir Türkiye'yi hep beraber inşa edebilmektir.
Hatimoğulları, İmralı sürecinin Türkiye ve Ortadoğu'nun demokratik geleceği için son derece değerli bir adım olduğunu savundu ve "Bu son adımla toplumsal barışı derinleştirmek, demokratik siyaseti güçlendirmek için yepyeni sorumluluklar doğuyor" dedi.
Bu dönemde anahtar kavramlardan birinin "demokratik entegrasyon" olduğunu söyleyen Hatimoğulları, "Demokratik entegrasyon anlayışıyla barışı inşa etmek, demokratik cumhuriyete açılan kapının aralanmasını sağlayacak çok önemli bir gelişmedir. Bu süreç yalnızca siyasi değil, kültürel, toplumsal ve bir bütün olarak dönüşümün sürecidir" dedi.
'Cumhuriyetin kurulması önemliydi ancak demokratikleşemedi'
29 Ekim'e işaret eden Hatimoğulları, "Cumhuriyetin kurulması elbette çok önemli ve çok değerli. Ancak cumhuriyet ne yazık ki demokratikleşemedi. Bu nedenle de Türkiye'nin demokrasi sorunları çözülmedi ve 100 yıldır çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz" ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları şöyle konuştu:
Artık bu ülkenin bir yüz yıl daha acı çekmeye, geçmiş döngülere, hukuksuzluklara ayıracak ne bir zamanı ne de bir sabrı kalmıştır. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında adaleti ve hukuku geliştirmek, eşitsizlikleri ortadan kaldırmak ve cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak görevi önümüzde durmaktadır. Doğru okursak son bir yılda atılan tarihi adımlar bize ikinci cumhuriyeti demokratikleştirmek için çok büyük bir şans tanımaktadır.
Yerel demokrasinin hayata geçtiği, kimlik ve inançların devlet tarafından tanımlanmadığı, sağlıktan eğitime her alanın demokratik bir sistem içinde hayat bulduğu cumhuriyet, herkesin cumhuriyeti olacaktır. Yüzyıllık zorlu geçmiş her toplumsal kesimde bir kesime derin bir olgunluk kazandırmıştır. Şimdi de bu olgunluğu demokratik bir akılla buluşturmak ve demokratik cumhuriyeti ikinci yüzyılda hep birlikte inşa etmenin çok önemli bir zamanından geçiyoruz ve tarihi bir dönemeçteyiz.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.