Sayfa yolu
'Dayanışma ablukadan güçlüdür!': ABD'nin baskısına direnen Küba için Şişli'de buluşma
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
soL - İstanbul
Yayın Tarihi: 11.11.2022 , 22:07 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
José Martí Küba Dostluk Derneği’nin bugün düzenlediği etkinlikte ABD’nin ada ülkesine karşı haksız ablukasına karşı dayanışma için toplanıldı. İstanbul’un Şişli ilçesinde Şişli Tiyatrosu'nda düzenlenen etkinlikte uzun süre ABD’de tutsak kalmış, yurtsever "Küba 5’lisi"nden Fernando Gonzales Llort da konuşmacı olarak yer aldı.
İlk olarak José Martí Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan kürsüye çıktı. Derneğin bu yıl 20. yaşını kutladığını belirterek sözlerine başlayan Özkan, "Bu yirmi yılda Küba devriminin kritik dönemlerinden birine şahitlik ettik. Sosyalist devrimlerin tarihinde her dönem kritiktir gerçi. Emperyalizmin kuşatması altında sosyalist kuruluş, her aşaması zorluklarla dolu uzun bir yoldur çünkü" dedi.
"Bu 20 yıl, 90’ların karşıdevrim cenderesinden kararlılıkla çıkan Küba’nın, emperyalizmin boyunduruğu altındaki yeni dünya düzeninde yeni kazanımlarla ayakta kalabileceğini, tüm güçlüklere karşın parmak ısırtan bir istikrara kavuşabileceğini gösterdiği yıllar oldu" diyen Özkan, bu yıllara hep birlikte şahitlik ettiklerini dile getirdi.
'Emperyalizme karşı Kübalı genç nesiller meydan okudu'
ABD’nin pandemi sırasında bile Küba’ya dönük ablukayı sıkılaştırdığını ifade eden Özkan, ada ülkesinin buna karşın bu süreci başarılı bir şekilde atlattığını, kendi aşısını geliştirdiğini ve tüm nüfusunu aşıladığını söyledi.
"Fidel’siz devrimin" ayakta kalamayacağını uman emperyalizme karşı Kübalı genç nesillerin meydan okuduğunu kaydeden Özkan, şöyle devam etti:
"O yüzden biz Küba dostları olarak bugün burada bir söz verelim; emperyalizmin her gün büyük bir iştahla kaşıdığı “Küba devrimi yaşar mı, yaşamaz mı?” sorusunu elimizin tersiyle itelim. Küba devrimi yaşayacak. Yol uzun, mücadele zorlu, Küba halkı kararlı. Biz nasıl omuz verebileceğimize bakalım. ABD’nin Küba halkına uyguladığı insanlık dışı abluka her geçen gün ağırlaşıyor. Bu soykırım suçuna son vermek için mücadeleyi büyütelim. 2023 yılı, Türkiye halkının ablukaya karşı sesini en güçlü şekilde yükselttiği yıl olsun. 2023 yılı, Küba halkının ve devrimin genç önderliğinin yanında olduğumuzu günbegün hissettirdiğimiz yıl olsun. Küba’ya inanıyoruz. Dayanışmanın gücüne inanıyoruz. Abluka son bulacak, Küba kazanacak!"
Llort: ABD’de hapishanedeyken Türkiye’den dayanışma etkinliklerinden haberdardık
Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü Başkanlığı'nı yürüten Fernando Gonzales Llort ise konuşmak için çıktığı kürsüde alkışlarla karşılandı. Llort, Türkiye’de Küba’yla dayanışma için düzenlenen kampanyaları selamlayarak başladığı konuşmasında, “ABD hapishanelerinde bulunduğumuz dönemde Türkiye’de bizim serbest bırakılmamız için düzenlenen etkinliklerden haberdar oluyorduk. Bu bizi çok duygulandırıyordu, hiç yüzümüzü görmeyen insanlar bizim özgürlüğümüz için mücadele ediyordu” dedi.
“Bizi birleştiren kuvvetli tarihsel bağlarımız ve değerlerimiz var, rüzgâr ne kadar ters yönden eserse essin, umutlarımız bizi bir araya getirmeye devam ediyor” diyen Llort, kurdukları Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü’nün amacının hem Küba’yla dayanışma çalışmalarını güçlendirmek hem de dünyada barışın sesini yükseltmek için kurulduğunu söyledi.
1961’in Mayıs ayında şair Nâzım Hikmet’in Küba’ya gezisini anımsatan Llort, “Yeni doğan devrimin kazanımlarının nasıl ilerlediğini gözlemlemek için gelmişti. Bu gözlemler, büyük şairin eserlerine de ilham oldu ve Havana Röportajı bunun etkisiyle yazıldı” dedi.
Llort, “Bu büyük şairinin büyük babası, Sultan II. Abdülhamid tarafından Küba’ya yollanmıştı. Bu Küba’daki ulusal bağımsızlık mücadelesini gözlemlemekti. Burada Nâzım’ım dedesi İstanbul’a şu mesajı yollamıştı; ‘Eğer ABD adayı işgal ederse, bu sefer Kübalılar silahlarını onlara çevirecektir” dedi. Llort, bu tarihi değerleri bilmenin önemini vurguladı.
Küba Devrimi önderi Fidel Castro İstanbul’a ziyaretinde söylediklerini anımsatan Llort, “Bizi suç teşkil eden ablukalarla karşı karşıya bıraktırmamalılar, bizi sömürmemeliler, bunun için de mücadele etmemiz gerekiyor. Bunun için ben de sizden bu mücadeleyle dayanışmanızı istiyorum” dedi.
'ABD’nin amacı adada hoşnutsuzluk yaratıp Küba’yı başarısız devlet ilan etmekti'
Eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde 243 özel kararla yaptırımların ağırlaştığına işaret eden Llort, pandemiye karşın Biden döneminde de Küba’ya yönelik saldırıların son hızıyla devam ettiğini vurguladı. Küba’nın geçtiği zor dönemlerin temel sebebinin bu yük olduğuna işaret eden Llort, “Devrimimizin ilk gününden itibaren Küba hep terörist saldırıların kurbanı olmuştur. Bu ablukayla ülkede büyük bir hoşnutsuzluk yaratılmak isteniyor. Yokluklar yaratarak bizi ‘başarısız devlet’ ilan etmek istiyorlar. Ama buna karşın Küba pandemide 5 tane aşı geliştirdi ve Covid-19 artık Küba için bir problem olmaktan çıktı, sadece yetişkinleri değil, çocukları da aşıladık” ifadelerini kullandı.
Llort Türkiye halkının Küba halkına dönük sevgisinin farkında olduklarını kaydederken, Küba’yla olan güçlü bağların dayanışmayla daha da güçleneceğini söyledi. Bu bağa örnek veren Llort “Bizim Havanamız’da Mustafa Kemal Atatürk’ün heykelinin bulunması, sizin Ankaranız’da da Jose Marti’nin heykelinin bulunması bunun göstergelerinden biridir” dedi.
Okuyan: Kübalılar gerçekleri gizlemiyor
Llort’un ardından kürsüye çıkan TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan ise “Bir süredir şu soru aklıma takılıyor; Küba, gerçekten de çok ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya. Bu ben küba’ya ilk gittiğim yıl olan 1993’te de öyleydi. Sonrasında biraz mücadeleyle soluk almaya başladılar. ABD daha sonra ahlak dışı ablukayı yoğunlaştırmaya başladı. Pandemiyle birlikte Küba ekonomisi gerçekten zor durumda. Bu zorluklarla mücadele eden Küba bütün bunlara karşın dünyada çok özel bir misyonla yoluna devam ediyor. Küba kendisine dostça yaklaşmayanlarda bile muazzam bir saygı uyandırıyor. Geniş kesimlerde de sempati uyandırıyor. Bizim ülkemizde de, Küba’ya seyahat edenler yoksullukları görüyorlar. Nedenini belki de bilmeden ‘bu sistem işlemiyor galiba’ diyorlar. Ama yine de Küba’ya muazzam bir saygıyla dönüyorlar” dedi.
Küba’nın devrim öncesinden başlayarak, bugün hâlâ devrimci hareketin yolun mirasıyla hareket ettiğini ifade eden Okuyan şöyle konuştu:
“Küba muazzam bir ahlâk geliştirdi. Bu bizim muhafazakârların ki gibi değil, devrimci bir ahlâk. Kübalılar hep yurtsever duygularla hareket eder, ama hiç Küba milliyetçiliğinden bahsedilmez. Başka ülkelerde, ülke sevgisi milliyetçiliğe evrilebilir, ama Kübalılar hiçbir zaman kendilerini başka milletlerden üstün görmez. Bu işte devrimci bir ahlâk.”
Kemal Okuyan, Kübalı komünistlerin söz konusu devrimci ahlâkı taşımakta çok başarılı olduklarını kaydederken, “Küba halkı sosyalizm bayrağını başarılı bir şekilde yükseltmeye devam ediyor. Ama ben orada hiç kibir görmedim. Gurur hiç yerini kibre bırakmamış” dedi. Küba’nın ülke sevgisini enternasyonalizme bağladığını kaydeden Okuyan, “Onca zorluğa karşın, dostlarına yardım eden bir Küba var. Başkaları için kaygı duyan bir Küba var. Dünyanın binlerce kilometre ötesindeki dostlarını düşünüyor Küba” dedi.
Kübalı devrimcilerin ülke içerisindeki gerçekleri saklamak ya da Küba’yı ‘tozpembe’ göstermek gibi bir amaçları olmadığını vurgulayan Okuyan, “Bunların ne kadar önemli olduğunu, bütün dünyada solun içerisinde çürüme başladığında gördük. Yalan, kibir, bencillik başladığında ortalıkta devrimin kalmadığını gördük” ifadelerini kullandı.
TKP Genel Sekreteri, Küba 5’lisi ABD’de tutsak durumdayken düzenlenen dayanışma kampanyalarına da değinirken, “Artık o 5 kişi, ya da onlarla benzer görevleri yapanlar, nasıl hareket ettilerse, ya da nasıl bir görev bilinciyle hareket ettiler bilemiyorum. Ama o 5 kişiyle dayanışma için çalışan Kübalı yetkililer onların bir saniye bile ihanet edebileceğini düşünmedi” dedi. Burada devrimci ahlâkın kendisini gösterdiğini kaydeden Okuyan, “Artık Küba’da devrimi yapan nesil yok, devrimin yetiştirdiği nesil var. İşte bu devrimci ahlâk Küba’yı yaşatmaya devam ediyor” dedi.
Küba’ya dönük ablukanın sonlanması için BM’de yapılan her oylamada, bu politikanın mahkûm edildiğini hatırlatan Okuyan, sadece iki devletin buna karşı çıktığına dikkat çekti. “Karşıda iki ülke kaldı, iki ahlâksız devlet” dedi. Küba’nın ve Devrim’in yaşamaya devam edeceğini vurgulayan Okuyan, “Ancak artık bu ablukanın kalkması lâzım” dedi.
'Ablukanın kalkması için mücadele şart!'
Küba’nın “en olmadık zamanlarda” ayağa kalkmayı sürdürdüğünü söyleyen Okuyan şöyle devam etti:
“Ama Küba’ya, Küba halkına, Kübalı devrimcilere borcumuz var. O borç kendi ülkemizdeki devrimi başarıya ulaştırmak kadar, o ablukanın kalkması için mücadeleden de geçiyor. Bu mücadele, ahlâksızlığa karşı, bizim ahlâkımızın mücadelesidir. Biz dünyadaki devrimciler, bu ablukayı kaldırtacağız, bu ablukayı uygulayanlar, ablukanın maliyetlerini görmeli ve bundan vazgeçmelidir. Bunun için elimizden geleni yapacağız, enformasyon mücadelesiyse yapacağız, sokakta eylemse yapacağız. Bunu görmek zorundayız, çünkü Kübalı çocukların buna ihtiyacı var.
Çünkü insanlığın eşitlik ve özgürlük temelindeki o gelişkin ahlâka mutlak olarak ihtiyacı var. Bu güvenle ‘Cuba si, Yanki No!’”
Etkinlik daha sonra müzisyenler Gülcan Altan, Murat Güner ve Alper Kaptaş’ın sahnede dayanışma şarkılarını seslendirmesinin ardından sonlandı.
'Tüm dünya ABD’nin ablukasına karşı'
Geçtiğimiz günlerde ABD’nin Küba’ya dönük ablukası, BM Genel Kurulu’nda 185 “evet” oyuyla mahkûm edilmişti. Oylamada sadece ABD ve İsrail “hayır” oyu kullanmıştı. ABD’nin Küba’ya dönük ablukası Donald Trump döneminde ağırlaştırılmış, ardılı ABD Başkanı Joe Biden’sa bu uygulamayı sürdürmüştü.
Ablukanın Küba’ya günlük maliyeti 15 milyon dolar olarak tahmin ediliyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.