Sayfa yolu
Davutoğlu Sur sokaklarında ne arıyor: Biri çıktı ve gerçeği söyledi
Yayın Tarihi: 14.06.2022 , 09:44 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
AKP'nin eski başbakanlarından, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hafta sonu Diyarbakır'daydı. Hem partisinin Kürt çalıştayına katılmak için hem de şöyle bir sokaklarında gezmek, halkla buluşmak için.
Ama olmadı. Ağzının tadı kaçtı Ahmet Bey'in. Sokaklarında gezdiği Sur sakinlerinden birisi kalktı ve ağzına geleni söyledi. "Siz bizim evimizi yıktınız" dedi ve Davutoğlu'na oradan uzaklaşıp gitmekten başka bir şey kalmadı. Bu olay basit bir rastlantı ya da Davutoğlu için sıradan bir protesto değildi.
Davutoğlu'nun Kürt politikası ve Ortadoğu defteri
Ahmet Davutoğlu, partisinin Kürt Çalıştayı için Diyarbakır'a gidince iki başlıkta tekrar gündem oldu. İlki Gelecek Partisi'nin 10 maddelik "Kürt meselesinde yeni bir demokratikleşme" adını verdiği deklerasyon ve Sur sokaklarında gezerken bir yurttaşın "evimizi siz yıktınız" diyerek Davutoğlu'nu protesto etmesi.
Davutoğlu, AKP'nin kirli politikalarının önemli uygulayıcılarından birisi olarak hafızalarda yer alıyor. Kendisi aynı zamanda hem Suriye ve Ortadoğu politikalarında hem de mevzu bahis Kürt sorunu olunca yaptığı konuşmalar ve icraatlarıyla akla geliyor. Erdoğan "açılımı" bir kenara atıp sertleştiği dönemin asli unsurlarından biri de Davutoğlu'ydu çünkü. "İktidar değişirse buralarda yine beyaz toroslar dolaşır" diyerek 90'ların karanlık günlerini bir tehdit olarak savurduğu konuşması hala hafızalarda.
Hendek Savaşları adı verilen ve 2015 - 2016 arasında Kürt illerinde cereyan eden çatışmalarda birçok konu hasır altı edildi. Geriye hayatını kaybeden insanlar, göç edenler, yurtlarından olanlar kalırken, Davutoğlu bugün bir sürü bilinmezin içindeki karanlık bir yüz olarak duruyor hala. Üstelik sürekli ima ettiği konularda henüz dişe dokunur tek bir açıklama yapmış değil.
Davutoğlu'nun o dönemini özetleyen sözleri "hendek kazanı o hendeğe gömeriz" olmuştu. Üstelik dönemin başbakanı savaş alanı ortasında sokakta kalmış insanlarla dalga geçer gibi "Toledo gibi şehirler yapacağız" dedi.
'Bir konuşursam' dese de ağzını bıçak açmıyor
Altılı Masa'nın kara kutusu olarak tarife edilen Davutoğlu ara sıra "bir konuşsam oradaki mevzuları" dese de hemen ardından sus pus oluyor ve daha ileriye gidemiyor. Zira o yıllarda "hepsi orada" olduğu için işin ucu kendine de dokunabilir.
Hendek Savaşları bahanesiyle ranta ve inşaata açtıkları semtler, evlerinden olan on binlerce insan, Suriye'de ülkenin içine girdiği bataklık, IŞİD ile kurulan ilişkiler ve daha nicesi...
Davutoğlunun elbette bildiği çok şey var. Ancak ne söylemeye yüzü, ne de söylediğinde kendini kurtarabileceği bir sözü mevcut.
Bu tablonun sorumlularından biri de muhalefet. Helalleşme söylemine önce AKP eskisi kadrolardan başlayan muhalefet, geçmişe bir sünger çekmeye hazır olduğunu her fırsatta dile getirince suçun özneleri de istediği gibi konuşmakta özgür hissediyor kendini.
Bunca acı yeter mi değiştirmeye?
Sur sokaklarında bir yurttaşın "evmizi siz yıktınız" demesi hakikattir. Hakikat ise bugün en çok ihtiyaç duyulan şeylerden birisi. Peki ama bunca hakikat ya da yaşanan acı bu gerçeği değiştirmeye yetiyor mu? Acılarımız arttıkça düzenin değişme ihtimali de artıyor mu beraberinde?
Yıllar önce Barzanili, Tatlısesli, Şivan Perwerli açılışlar sırasında, öldürülen oğlu Medeni Yıldırım'ın fotoğrafını sırtına alıp proteste eden Fahriye anne de tek başınaydı, bugün Davutoğlu'nun yüzüne "ne yüzle buralara geliyorsunuz" diyen kadın da.
Evet bazen hakikati bir tek kişinin söylemesi yeterlidir. İktidar da, muhalefet de acıların/suçların üstünü örtmek istese de, birileri çıkıp gerçekleri söylemeye devam ediyor. Ama bu durum bu düzenin değişmesi için yeterli değil gerekli olabilir sadece.
Yaşar Kemal'in İnce Memed romanında ağaya karşı mücadele eden köylü için yeniden ürettiği söz olan "zulmün artsın ki tez zeval bulasın" cümlesi sanatta ya da edebiyatta güçlü bir imge olabilir. Ancak gerçek hayatta insanlık, alçaldıkça alçalmanın, bunun da bir sınırının olmayacağının deneyimine sahip.
Tüm bu acıların değişmesi, yeni bir düzen kurulması için acı çekenlerin değil, bu düzeni değiştirmek isteyenlerin sayısının artması gerekmektedir.
Davutoğlu'nun Sur'u Toledo yapma hevesi yarım kaldı. Koltuğunu önce Binali'ye sonra da tarihin çöplüğüne teslim etti. Şimdilerde bir tekme de kendi vurduğu eski koltuğunun deneyimiyle ahkam kesiyor. "Eğer başbakan olarak kalsaydım Sur'a bir ofis açacaktım" diyor.
Evet bunu utanmadan söyleyebiliyor. Ancak "evimizi siz yıktınız" diyen bir gerçekliğin gözlerine bakamıyor. Kaçıp gidiyor usulca. Her suçlunun olay yerine mutlaka bir kez daha gittiği varsayımı Ahmet Davutoğlu'na kendini bir daha gerçekledi. Evet, ne Sur Toledo oldu ne yaşanan acılar ve yoksulluk soner erdi. Ama Davutoğlu'nun gözlerinin içine bakamadığı gerçeklik her geçen gün büyüyor memlekette. Umudumuz oradadır.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.