Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Davutoğlu kışı işaret etti: Çok kaygı duyuyorum, olaylar yaşanabileceğinden endişe ediyorum

Davutoğlu, 'Özellikle bu kış ile ilgili gerçekten ben çok kaygı duyuyorum. Bu kış özellikle ekonomik şartlar bağlamında bazı olaylar yaşanabileceğinden endişe ediyorum' dedi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 20.07.2022 , 14:25 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, t24'ten Murat Sabuncu'ya gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Özellikle bu kış ile ilgili gerçekten ben çok kaygı duyuyorum. Bu kış özellikle ekonomik şartlar bağlamında bazı olaylar yaşanabileceğinden endişe ediyorum" diyen Davutoğlu, "Ne yazık ki bugünkü iktidarın iktidarda kalmak için kullanmayacağı şey yok" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin de konuşan Davutoğlu, "Cumhurbaşkanı adaylığında açık ara konusunu güçlendirecek isim AK Parti ve MHP tabanından en fazla oyu alabilecek isim demektir" dedi.

Bir yandan iktidara da çok uzak olamayan bir cemaatin başındaki isim öte yandan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ bir iç savaş riskinden bahsediyor. Siz bir taraftan korkunun endişenin yaygınlaştırılmaması gerektiğini söylüyorsunuz ama bu riskler konuşuluyor.

Şunu ifade edeyim bilinçli ve sorumlu her siyasetçi her senaryoya hazırlıklı olmak zorundadır. Maalesef Türkiye'nin içinde bulunduğu kutuplaşma ortamı çok olumsuz senaryoları gündeme getirecek özelliklere sahip. Eğer bir ülkede bu kadar hızla yaygınlaşan bir kutuplaşma varsa, eğer bir ülkede yoksullaşmanın sebebi olan böyle bir yolsuzluk ortamı varsa, organize suç örgütleri cirit atıyorsa, böyle bir yerde istikrar olması çok zor.

Özellikle bu kış ile ilgili gerçekten ben çok kaygı duyuyorum. Bu kış özellikle ekonomik şartlar bağlamında bazı olaylar yaşanabileceğinden endişe ediyorum. Hepimizin bütün devlet ve siyaset adamlarının makul bir noktada buluşması lazım. Seçimlere suhuletle gidilmesi lazım. Bu tür söylentilerin yayılmasını doğru bulmam ama net konuşmak gerekirse bu kış bu tip toplumsal risklerin oluşması durumu ile karşı karşıya kalabiliriz. Ekonomik durum sebebiyle bu risk var. Gittiğim yerlerde toplumsal bir basınç olduğunu görüyorum. Ekonomik sıkıntılardan kaynaklanabilecek toplumsal gerilimler konusunda hepimizin müteyakkız ve dikkatli olması gerekiyor.

Bu kış başta ekonomik yıkıntı riskler var dediniz. Peki bu durum iktidarın işine gelir mi? Türkiye 2016 darbe girişimi sonrası 40 gün diye OHAL ilan etti, iki yıl sürdü, bu şartlarda sistem değiştiren referanduma gidildi.

İktidar her şeyi kullanmak isteyebilir. Ne yazık ki bugünkü iktidarın iktidarda kalmak için kullanmayacağı şey yok. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle, güçler ayrılığının ortadan kalktığı bir durumla karşı karşıyayız. İktidarlarını korumaya çalışacaktır Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli. Böyle bir risk her zaman var. Ona karşı gerekeni yapmak, halkı uyarmak ve iktidarın gerilim ve kutuplaştırma tuzağına düşmemek de bizim muhalefet olarak görevimiz.

İlk turun sonunda altılı masanın seçim ittifakına doğru gidip gitmeyeceği konusu önemli. Cumhurbaşkanı adaylığının dışında soruyorum.

Seçim ittifakını doğru tanımlamak lazım. Cumhurbaşkanlığı seçimi ve milletvekili seçimi iki ayrı mantık ve süreç öngörüyor. Tabii siyasette her an her şey olabilir ama Sayın Bahçeli bir sürpriz yapmazsa Kasım ayında erken seçim olasılığı gittikçe azalıyor. Ancak, kötüleşen ekonomik şartlar kış ortasında bir seçimi bile masaya getirebilir

Milletvekili seçimlerinde seçim takvimi hayati önem taşıyor, çünkü yeni yasa ile belirlenen seçim sisteminin uygulanması için bir yıl şartı gerektiği için uygulanacak seçim sistemini belirleyecek olan şey seçim takvimi.

Eğer eski seçim sisteminin uygulanacağı bir takvimde seçime gidilirse daha derinlikli ittifak yapıları gündeme gelir. Eğer yeni yasa ile seçime gidilecek bir takvim ortaya çıkarsa daha esnek ittifak yapıları devreye girecektir, çünkü bu durumda ittifakların sağlayacağı avantaj son derece sınırlı.

Dolasıyla TBMM seçimleri için farklı modeller ortaya koyabiliriz. İttifak içi ittifaklar olabilir. Önemli olan en fazla muhalefet milletvekilinin parlamentoya girmesi. Gönül ister ki 400 milletvekili çıkaralım parlamenter sisteme hemen geçelim. Ya da 360 milletvekili çıkaralım referanduma götürelim. Ama bunlar yapılamazsa önümüzdeki dönemi birlikte yönetme sorumluluğu ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla parlamento seçimlerinde en fazla milletvekili çıkartmak en önemli öncelik. Partiler bu konuda herhangi bir önyargı olmaksızın iş birliği yapmaya hazır olmalı.

Yüzde elli ilkesinin geçerli olacağı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise şu andaki kararımız ortak bir aday çıkarmak yönündedir. Ortak aday da seçim tarihi belli olduğunda konuşarak sonuca varacağımız bir husus. Orada da gönül ister ki tek aday olsun. Ama olmaması durumunda bile yine altılı masanın koordinasyon içinde olması Türkiye'nin istikrarı için önemli olacaktır.

Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi noktasında bir anket mi yaptıracaksınız?

Bugünkü anketlerin sağlığı konusunda hepimizin ciddi rezervleri var. Her şeyden önce ciddi bir korku iklimi var. Anketçiler 2000 kişiden cevap alabilmek için en az 15.000 kişiye sormak zorunda kaldıklarını söylüyorlar. Bu tabloda iktidara net olarak oy vereceğini söyleyenlerle daha önceki seçimlerde muhalefete oy veren seçmenin kanaatleri daha net ortaya çıkabiliyor. Başka bir deyişle siyasi tercihi keskin kesimler daha net konuşabiliyor. Ama bundan sonra esas siyaseti belirleyecek kesim AK Parti ve MHP'den kopmuş-kopacak olanlar. Burada bizim ağırlığımız olduğunu herkes biliyor. Bu kesim farklı kaygılarla ankete cevap vermekten kaçınıyor, çünkü işten atılma, yakınlarının baskı görmesi ve sosyal yardımların kesilmesi gibi kaygılar taşıyor.

Diğer bir faktör ise maalesef anket çalışmalarının gittikçe bir sektör hâlini almasından kaynaklanan etik bir sapma da var. Siyasi boşluk algısından doğan son derece gereksiz bir rekabet ortamı var. Hangi anket firmalarının iktidarla iç içe, hangilerinin kimlerle çalıştığına dair kanaatler sağlıklı kararlar alınması bağlamında ortamı zehirliyor, muhtemel adaylar arasında belli bir gerilime yol açabiliyor. Ülkemiz tarihinin en kritik sürecine girerken alacağımız kararlarda fırsatçı ve manipülatif etkilerle karar veremeyiz. Doksanlı yıllarda başbakan tayin ettiğini iddia eden basının yerini şimdilerde Cumhurbaşkanı tayin eden anket firmalarının alması demokratik rekabet ortamını zaafa uğratır.

- Anket olamayacaksa ne olacak? Ankette isim çıkanlar belli zaten. Başka adaylar da olabilir mi?

Aynı isimler arasında bu yarış varmış gibi gözükmesi anketlerde hep aynı isimlerin sorulması sebebiyle. Türkiye'nin saygın kabul edilen anket şirketlerinden birisinin soru formu var elimizde. "Türkiye'yi kimin yönetmesini istersiniz?" sorusu soruluyor, aklınıza gelebilecek bütün isimler var, sadece o listede Tayyip Erdoğan dışında geçmişte ülkeyi yönetme sorumluluğu üstlenmiş tek kişi olan bir başbakan olarak bizim adımız yok. Konuyu şahsileştirmek için söylemiyorum, belki başka anketlerde de başkalarının ismi olmayabilir.

Cumhurbaşkanlığı makamı yüce ve onurlu bir makamdır. Hele hele bugünkü sistemde olağanüstü bir güç makamıdır da. Bir siyasi boşluk ortamı algısıyla birçok siyasetçinin bu makama talip olması da doğaldır. Ancak böylesi kritik bir süreçte bu makamın aynı zamanda ateşten bir gömlek olduğunu da herkesin görmesi gerekir. Onun için bu ateşten gömleğin sorumluluklarının paylaşılması lazım. Bunun için önce geçiş sürecinin yönetim ilkelerinin ve süreçlerinin belirlenmesinde fayda var. Kimse altı liderden şu veya bu anket üzerinden bir isim belirleyerek bu olağanüstü gücü o isme devretmesini beklememeli.

Önce geçiş sürecinin mekanizmaları belirlenmeli sonra aday konusu ele alınmalı. Bizim bu konuda tek imzalı Cumhurbaşkanı kararnamesi yerine parlamenter sistemdeki Bakanlar Kurulu kararına benzer Cumhurbaşkanlığı kararnamesi uygulaması gibi kamuoyu ile de paylaştığımız tekliflerimiz oldu. Liderler olarak önce bu işleyiş ilkelerinde mutabık kalacak, sonra adaylık meselesini ele alacağız.

***

Cumhurbaşkanı adaylığında açık ara konusunu güçlendirecek isim AK Parti ve MHP tabanından en fazla oyu alabilecek isim demektir. Bunları en kapsamlı şekilde düşünerek bir aday konusunda hareket etmek gerekir. Ama öncelikli hedefimiz seçimi kazanabilecek bir isim bulmak. Ne kadar yüksek oy oranıyla seçim kazanılırsa toplumdaki o kadar çabuk azalır. İkinci tura kalma ihtimali de söz konusu olabilir. İkinci turda muhalefet lehine farkın açılabileceğini de düşünüyorum. Ama ilk turda açık ara bir farkla bitmesi toplumu rahatlatır.

HDP altılı masa ilişkisi. 6 milyon seçmen var. İsterseniz oy anlamında isterseniz barış anlamında bakalım. HDP ile masanın ilişkisi ne durumda?

Bir kere HDP altılı masanın içinde değil. Onlar ayrı bir ittifak oluşturdular. Sayın Erdoğan ve Bahçeli kendileri Osman Öcalan'ı televizyona çıkartıp, Abdullah Öcalan'dan mektup getirirken altılı masanın HDP ile ilişkisi üzerinden bir algı oluşturmaya çalışıyorlar.

HDP Altılı Masa'da olmamakla birlikte partilerin tek tek HDP ile ilişkileri var, bizim de var. HDP veya herhangi bir partinin dışlanmasını doğru bulmuyoruz. Hangi parti olursa olsun Türkiye'de meşru zemin içinde faaliyet gösteren her parti ile ilişkiyi doğal buluruz. Parti kapatılmasına ilkesel olarak karşıyız. Dolayısıyla bu anlamda bir ilişki kurulmasına karşı değiliz. Ama doğal olarak her partinin kendi politikaları, öncelikleri ve rezervleri olabilir, buna da saygı duymak gerekir.

- HDP altılı masa cumhurbaşkanı adayını belirlediği zaman bizimle de şeffaf bir şekilde müzakere etsin diyor. Buna nasıl bakıyorsunuz?

İkili bazda herkesle müzakere edilir. Ben bunu yanlış görmem. Her kesimle sivil toplumla da istişare edebiliriz. Siyasi partilerle de yani altılı masa dışındakilerle de. Mesela HDP yanında Yeniden Refah Partisi, Hüdapar, Değişim Partisi, Demokratik Sol Parti, Bağımsız Türkiye Partisi ve diğerleri ile de…Cumhurbaşkanı adayı altılı masanın adayı olsa da çok daha geniş bir zeminde oy talep edecek ve her oy kıymetli olacak. Biz Gelecek Partisi adına böyle bir istişarenin bütün partilerle yapılmasında bir sakınca görmeyiz. Ama altılı masaya gelince burada tüm liderler adına bir şey söylemeyi doğru bulmam.

- Açık ara cumhurbaşkanlığı diye bir tanım çok konuşuluyor. Yine anketlere bakıp Kemal Kılıçdaroğlu 'açık ara kazanamayacak aday olmasın' diyorlar. Bu duruma nasıl bakıyorsunuz?

Esas olan seçimi kazanmaktır. Seçimlerde açık ara kazanılacak diye bir kural yok. Bu sistemi Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli getirdi. Artı 1 oy alan kazanır.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.