Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Davutoğlu: Erdoğan sonrası toparlanma lazım, AK Parti içinde de dışında da toparlanmaya varım

Davutoğlu, "Erdoğan sonrasında halimiz ne olacak" sorusuna yanıt arıyor. Harekete destek vermeye hazır, hatta "AK Parti içinde toparlanmaya da AK Parti dışında alternatif toparlanmaya da varım" diyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 23.12.2024 , 15:48 Güncelleme Tarihi: 23.12.2024 , 21:18

Suriye’de Esad yönetiminin devrilmesi, sabık AKP Genel Başkanı, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun uzun süredir aradığı ama bulamadığı ilgiyi beraberinde getirdi.

Suriye'deki gelişmelerin ilk gününden bu yana ekranlarda sık karşımıza çıkan Davutoğlu’nun ve partisinin akıbeti merak konusu.

Günlerdir AKP’ye yönelik verdiği üstü kapalı mesajlar, yaktığı yeşil ışıklara son noktayı koydu: “Kapılar kapılarında şu anda en çok konuşulan konu o; Erdoğan sonrasında halimiz ne olacak? Benim dediğim şey şu; büyük bir toparlanma hareketine ihtiyaç var. Ben o harekete destek vermeye hazırım diyorum. Bu AK Parti içinde toparlanma olur, AK Parti dışında alternatif toparlanma olur. İkisine de varım.”

Uzun süredir planlanan ancak sonuç alınamayan Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin Meclis’te ortak grup hedefi doğrultusunda gündeme gelen “çatı parti” formülü için partiler bir kez daha masaya oturdu. Partiler masaya oturdu ancak, "o masada Davutoğlu'nun hangi noktaya kadar var" olduğu artık akıllara düşen bir soru.

BBC Türkçe'de “çatı parti” formülüne ilişkin çıkan habere göre Gelecek Partili kaynaklar iddialara tepkili. Davutoğlu'nun "Ruhum AK Parti'den hiç kopmadı" açıklamalarını yalnızca "iktidarın Suriye politikası bağlamında yaptığı" fikrindeler.

Bunun neden doğru olmadığını anlatmadan, kısaca "çatı parti" formülüne bakalım.

'Çatı' kimleri kapsıyor?

CHP listelerinden aday gösterilen DEVA Partisi 15, Gelecek ve Saadet Partisi 10'ar, Demokrat Parti ise üç milletvekili çıkardı. 1,5 yıldır süren görüşmeler tüm partilerin bir çatı altında buluşması için gerekli kararı alamadı. Demokrat Parti’nin yer almayacağı kesinleşti, diğer 3 parti yeniden masaya oturdu. 

Temelde formülde Saadet, Gelecek ve DEVA Partisi olacak. Her parti kurumsal kimliğini koruyacak, ancak her partinin milletvekili Meclis'te yeni kurulacak bir partinin çatısı altında temsil edilecek. Parti kaynakları "çatı parti" formülünün gerekçesini hiçbir partinin başka bir partinin kurumsal kimliği altında temsil edilmek istenmemesine bağlıyor.

Kurulacak olan çatı partide 31 Mart yerel seçimlerinden oy oranıyla üçüncü çıkan Yeniden Refah Partisi'nin de bir milletvekiliyle temsil edilmesi konusunda anlaşmaya varıldı.

Ayrıca Demokrat Parti'den ayrılan bağımsız milletvekilleri Cemal Enginyurt ile Salih Uzun'un da uzlaşma sağlanırsa, çatı partide yer alacağı ifade ediliyor. Parti adı yerine platform ismi kullanılması da gündemde.

Üç siyasi partinin "çatı formülünde uzlaştığı", ancak "ortak hedefler" konusunda görüş farklılığının giderilmesine dönük çalışmaların sürdüğü ifade ediliyor.

BBC Türkçe'ye konuşan Gelecek Partili bir yönetici, görüşmelerde son aşamaya gelindiğini belirterek, "10 gün içinde çatı parti işi netleşir. Bu iş ya tamamen olur, ya da tamamen biter" yorumunu yaptı.

Peki, tamamen bitmesine Davutoğlu’nun AKP özlemiyle dolu açıklamaları neden olabilir mi?

Davutoğlu’nun AKP özlemine GP’liler ne diyor?

Davutoğlu açıklamalarında ayağını gazdan çekmezken, AKP’li eski yetkili Mücahit Birinci Davutoğlu’na “dön çağrısı” da yaptı.

Gelecek Partili kaynaklar, Suriye konusunda şu anda gelinen noktanın Davutoğlu'nun AKP'deyken de dile getirdiğini ifade ederek, şu görüşleri dile getirdi:

"Genel başkan Suriye konusunda yapılması gerekenlerin yapıldığını ve doğru olduğun söylüyor. Davutoğlu AK Parti'den ayrıldı ama o kitleden hiç uzaklaşmadı. Zaten sadece AK Parti'ye değil, bütün partilere el uzattığını söylüyor, farklı noktalara çekmek doğru değil."

Partide AKP’yle işbirliğine uzak duranların fikriyse “Bunu seçmene hitap etmek için mi söylüyor bilemiyoruz. Ama bunu söylediğiniz zaman parti tabanını zayıflatırsınız, oraya geçerken de eliniz zayıflar. Ama Davutoğlu giderse parti biter, çoğunluk da gider. Ama kalanlar çatı partide yer alır” yönünde.

DEVA’lı bazı isimlerse bu gibi durumların yaratacağı sorunlara önlem olabilmesi için “çatı parti içinde yer alacak partilerin seçim işbirliği gibi konularda şimdiden bağlayıcı karar almayı doğru bulmuyoruz” diyerek ön alıyor.

Gerçekten sadece Suriye için mi bu yakınlaşma?

Gelecek Partili isimlerin iddialarına yanıtı Ahmet Davutoğlu ilk elden veriyor aslında.

T24’te Cansu Çamlıbel ile Zor Konuşmalar köşesinde uzunca bir söyleşi yapan Davutoğlu; bölgeye, Suriye’ye ve hatta Merkel’e dair çok fazla şey anlatıyor.

Aynı zamanda Erdoğan sonrası AKP için kendisini işaret ediyor, AKP içi-dışı toparlanmaya hazır olduğunu söylüyor, "kurucu ilkelere" bağlılığını yineliyor. Yani Davutoğlu, AKP için şansını denemekten vazgeçmiyor.

Çamlıbel, söyleşinin sunuş kısmında bazı tespitlerde bulunuyor, “Davutoğlu’nun Gelecek Partisi liderliğiyle yetinmeyeceği bir dönemin hazırlığı” içinde olduğuna ilişkin kanılar olduğunu söylüyor ve Davutoğlu’yla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Bu söyleşide söylemeye hazırlandıkları Suriye’den çok daha ‘stratejik’ ve ‘derin’ bir yerlere denk gelecekti.”

Peki Davutoğlu, neler dedi?

Türkiye’deki iktidarın demokrasiyle ilişkisini sorgulayan Çamlıbel, “Tüm bunlar Türkiye'nin dış politikada elini zayıflatan şeyler değil mi? Sadece batı ile ilişki bağlamında sormuyorum, mesela bugün Suriye konusundaki pozisyon açısından da soruyorum” dediğinde Davutoğlu’nun ağzından şunlar dökülüyor:

“Bugünlerde benim AK Parti ile ilişkilerim üzerine çok konuşuluyor. Ben hala AK Parti'nin kurucu ilkeleri olan yasaklarla, yolsuzluklarla ve yoksullukla mücadele ilkelerinin sahibiyim. Dediğiniz gibi seçilmiş bir milletvekilinin hapiste kalması, bırakın bunun benimsenmesini buna tahammül edilmesi bile 2010’larda bizim açımızdan imkânsız görülürdü. Ben hep o ilkelere sadık kaldım.

Türkiye, demokratikleşmeyi kaybettikçe itibar kaybına uğradı. Ama bugün Suriye’deki gelişmeler Türkiye’ye bir itibar kazandırdı. Ve bence Suriye'deki yapılanma aynı zamanda Türkiye'deki demokratikleşmeyi de teşvik edip ilmek atabilir. Orada bu yapıyı savunduğumuz zaman ülkemizde de ister istemez o yapı gelecek.

Suriye'deki ve bölgedeki gelişmeler Türkiye'yi ister istemez bütün etnik gruplara, bütün mezhebi gruplara açık davranmaya, onların hakları konusunda daha hassas davranmaya zorlayacak. Şu anda görevde değilim. Ama eğer olmuş olsaydım yine 2010'daki çizgimi sürdürürdüm. Türkiye'nin demokratikleşmesi, Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinin bölgedeki etkisine paralel kılınması lazım. Görevde olsaydım da bunu söylerdim.”

Davutoğlu, CHP’ye öfkeleniyor, kendisini “asalak” gibi yansıttıklarından dem vuruyor ve “Yapılabilecek en büyük fedakarlığı yaptım ben” diyor. Özel’in Erdoğan ile görüşmesi “normalleşme”yse kendisinin Erdoğan’la mektuplaşmasının neden CHP tarafından “döneklik” olarak değerlendirildiğini soruyor.

Erdoğan, Davutoğlu'nu kabul etti

'Yeni insan', eski genel başkan Davutoğlu mu?

AKP’nin dönüşeceğini, tabanını tekrar konsolide etmeye çalışmasının önemini vurgulayan Davutoğlu, bunun için yeni insan ve yeni fikre ihtiyaç olduğunu savunurken, “Bu yeni insandan kendimi kastetmiyorum” diyerek bir çıkış yapıyor. Çamlıbel’in “Vallahi biz öyle algılıyoruz” sözlerine yanıt olarak AKP’ye yol göstermeye çalıştığını öne sürüyor. “Erdoğan sonrası her an olabilir, insanoğlu bu, Allah muhafaza ben de vefat edebilirim” diyerek, sonraki dönem için ne olacağının konuşulması gerektiğini yineliyor sık sık.

“Türkiye’nin Suriye Özel Temsilcisi” gibi bir pozisyonu kabul edip etmeyeceği sorulduğunda şunu söylüyor:

Türkiye'de seçilmiş bir Cumhurbaşkanı var. Beğenmeyebilirsiniz, geçen seçimde ona karşı da mücadele etmiş olabilirsiniz. Ama eğer devletin işleyişi açısından bir faydası olacaksa onunla temas kurmaktan daha doğal ne olabilir? Ama ‘özel temsilcisi’ olmak başka bir şey. Böyle bir durum söz konusu değil ve benim böyle bir talebim de yok. Böyle bir atamayı doğru bulmam.”

'O kitlelerden hiç kopmadım' sözünü yineledi

“Çatı parti” formülünün nihai hedefinin AKP’ye dönmekle ilgili olup olmadığı sorulduğunda da şunları söylüyor:

“AK Parti'ye dönük o düzeltme çabalarına 'doğru yaparsanız destek veririz, yanlış yaparsanız karşınızdayız' demek. Bir taraftan da bir alternatif oluşturmak, bir alternatifi o muhafazakâr kesimlerinden önüne koymak. Şu ana kadar o muhafazakâr kesimlerle aramızda örülen psikolojik bariyeri aşamadık.

Şimdi bunu ben dediğimde 'AK Parti'ye geri mi dönmek istiyorsunuz?' diye soruyorsunuz. Ya ben zaten o kitlelerden hiç kopmadım ki.”

Çamlıbel peşi sıra soruyor, “Biraz önce o kesimin içindeki en büyük tartışmanın muhafazakâr siyasetin geleceği olduğunu söylediniz. O halde biz niye duymuyoruz bu tartışmayı?” ve yanıtı şöyle veriyor:

“Kapılar kapılarında şu anda en çok konuşulan konu o; Erdoğan sonrasında halimiz ne olacak? Benim dediğim şey şu; büyük bir toparlanma hareketine ihtiyaç var. Ben o harekete destek vermeye hazırım diyorum. Bu AK Parti içinde toparlanma olur, AK Parti dışında alternatif toparlanma olur. İkisine de varım.”

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.