Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Çocuklara cezaların artırılması: Korumadan adalet sağlanabilir mi?

İktidar korumuyor, çözümü cezayı artırmakta buluyor. Çocuklar suç işleyip sisteme bir kere giriş yaptıktan sonra geri dönüşü çok zor. O yüzden cezaların artırılmasından bir önceki adımı, önleyici politikaları konuşmamız gerekiyor.

Aslı İnanmışık

Yayın Tarihi: 25.10.2025 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 25.10.2025 , 20:17

24 Ocak günü İstanbul Kadıköy'de 14 yaşında bir çocuk sokak ortasında akranları tarafından bıçaklanarak öldürüldü. 

Mattia Ahmet Minguzzi'nin öldürülmesinin ardından çocuklara verilen cezalar tartışma konusu oldu.

İktidar cephesinden açıklama geldi, cezaların gözden geçirileceği söylendi. Ve en sonunda da, alışıldığı üzere, "11. Yargı Paketi" olarak duyurulan bir torbaya pek çok konuyla ilgili yeni düzenlemeler toplandı. Paketin taslağında "suça sürüklenen çocuklar" diye tartışılan çocukların daha ağır cezalarla cezalandırılması konusuna da yer verildi.

Pakette çocuklarla ilgili yeni ve çarpıcı olanlar neler diye bakmadan önce, bugün işletilen sistem hakkında üzerinden geçilmesi gerekenler var.

Islah edilemeyen çocuklar

Ülkemizdeki infaz sisteminde çocuklar işledikleri suçlar nedeniyle hüküm giydiklerinde cezanın infazı, aslında daha önce "ıslahevi" olarak bilinen, "çocuk eğitimevleri"nde gerçekleşiyor.

Çocuklar bu evlerden ne kadar yararlanıyor orası tartışmalı.

Suç işlendikten sonra, cezanın infazına başlandığında çocuklar eğitimevindeler ancak tutuklu yargılama devam ederken kapalı infaz kurumunda tutuklulukları devam ediyor. Öncelikle bu konunun kendisi önemli bir çelişki. 

Bazı suçlamalarda tutukluluk süresi bir hayli uzun olabiliyor. Bu süre zarfında çocuklar zaten hüküm verildiğinde ya da kesinleştiğinde artık eğitimevinden istifade edemeyecek yaşa gelebiliyorlar.

Daha da önemlisi, bizim ceza infaz sistemimizin temeli sadece suçluyu cezalandırmak değil, aslında topluma kazandırmak ve tahliye olduğunda sosyal hayata, istihdama dahil olabilmesini sağlamak üzerine kurulu. Yani kâğıt üzerinde böyle görünüyor. Çocuk eğitimevleri de suça sürüklenen çocukların topluma yeniden kazandırılması için çok önemli mekanizmalar. Ancak mevcut yapıda bu yön oldukça eksik.

AKP iktidarı bu anlamda ıslaha yönelik doğru politikalar da uygulamıyor. Çocukların bu sisteme girdikten sonra topluma kazandırılmaları için aktif ve verimli çalışmalar üretilmiyor. Zaten amacın ve bakış açısının bu olmadığı da açık.

Ceza infaz kurumları içerisinde yer alan ve Adalet Bakanlığı'na bağlı olan çocuk eğitimevlerinin sayısı birkaç tane denilebilecek kadar az. Şu anda Ankara Sincan, İstanbul Ümraniye, İzmir Urla ve Elazığ Merkez'de eğitimevi olduğu biliniyor. Bunlarda çalışan personel sayısının yeterli olduğu söylemek de pek mümkün değil. Meslek ve sanat edindirme kursları, psikolog desteği gibi unsurların artırılması gerekiyor. Aralarında yalnızca İstanbul'daki çocuk eğitimevinin internet sitesine erişim mümkün. Kurumdaki çocuğun ailesinin ziyaretine, telefon görüşmelerine, okula devam etmesine izin verilebiliyor.

Cezaları artırmak suç önlemede etkili değil: Çocuklar suçu öğreniyor

Çocukların infazında eğitimevlerinden çıkarsak en son söylenecek şeyi peşinen dile getirmek gerekiyor: Cezaları artırmak suç önlemede etkili değil.

Sorularımızı yanıtlayan eski Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Hilal Çelik şiddetin öğrenilebilir olduğunu vurguluyor:

Çocukların büyük bir kısmı suçu öğreniyor. Şiddet öğrenilen bir şey. Çocukların bu şiddeti öğrenmesi için her türlü olumsuz koşul da toplumumuzda var. Medya, diziler, internet, bazı oyunlar, sosyal medyanın kendisi gibi.

Konu çocuklar olsa da yasaklamanın etkisi epey azalmış durumda. "Çocuk istismarı" sebebiyle 7 Ağustos 2024'te gelen toplu yasakların bir parçası olarak Türkiye'de erişime engellenen oyun platformu Roblox, yasaklama sonrası daha çok ilgi çekmiş ve pek çok yolla oyuna erişim devam etmişti.

Çocukları suça kimler sürüklüyor?

Ve konunun bir süredir tartışılan çarpıcı başka bir boyutu da "yeni nesil" denilen aslında yeniliği ve yöntemleri pek de tartışmalı olan "çetelerin", "mafyaların" çocukları kullanması ve suç ilişkisi.

Özellikle öldürme suçlarında, daha az ceza aldıkları için çocuklar bu çetelerce kullanılıyor. Bu çetelerin varlığına, çocukları nasıl kullandıklarına bunun sebeplerine ilişkin herhangi bir adım atmaya niyeti olmayan hatta bu sistemin kendisini pek çok açıdan besleyen iktidarın, çocukların yaygın olarak suça sürüklendiği bu kulvarı tartışmanın bir parçası haline getirmekten kaçınması çok normal.

Çocukların şiddetle temas ettiği alanlardan biri de maalesef artık burası.

Pakette buraya koyabileceğimiz tek unsur çocukların "örgüt" içerisinde kullanılması halinde cezaların artırılması meselesi. Ancak bu durum zaten şu anda da mevcut. Hakimin takdirinde.

Çocukları 'yetişkin gibi' yargılamak...

Peki düzenlemede hangi ağırlık noktaları vurgulanıyor?

Hilal Çelik çocukların cezalarının artırılması konusunun altını çizerken, yargılamanın biçiminin değişeceğine işaret ediyor:

Pakette 'kasta dayalı kusurun ağırlığı' deniliyor ve düzenlemede çocukların daha ağır cezalarla cezalandırılmalarına işaret ediliyor. Yani bu aslında 'yetişkinler gibi yargılanmak' anlamına geliyor.

"Ceza Hukuku'nda amaç maddi gerçekliğe ulaşmaktır" diyen Çelik, pakette hakimlere çok geniş bir takdir yetkisi verildiğini de vurguluyor. 

Çocuğun korunması: Sisteme girerlerse bir daha dönüşü zor

Çocuklar suç işleyip sisteme bir kere giriş yaptıktan sonra geri dönüşü çok zor.

Bu da demek oluyor ki, çözüm için daha öncesine odaklanmak gerekiyor. Çocukları suça yönlendiren etkenlerle mücadele temel alınmalı. Hilal Çelik de "risk" faktörlerinin azaltılması üzerinden örnek veriyor:

Çocukları suça iten pek çok neden var. Önleyici politikaların net olarak belirlenmesi lazım. Buna bütçe ayrılması lazım. Riskleri önceden görüp müdahale edilmesi şart. Örnek olsun, bir çocuğun okul devamsızlığı çok fazlaysa, okula gelmiyorsa, bu çocuğun korunmaya ihtiyacı vardır. Devamsızlığının sebepleri bulunmalı. Bu çocuk çalıştırılıyor mu, erken yaşta 'evlendirilmesi' riski mi var, bunları kontrol etmek gerekiyor. Bu çocuklar illa suç işleyecek anlamına gelmiyor ama bu bir risktir, önceden müdahale edilmelidir. Ama okul sosyal hizmetine, okul rehberliğine önem vermezseniz bu riskleri de göremezsiniz.

Muhtemel eğitim süresi yani okula başlayan çocukların mevcut okullaşma oranları önceki yıla göre düştü. Çocuklar ya hiç okula gitmiyor, ya da okulda kalacak kadar korunamıyor. TÜİK'e göre bile Türkiye'deki muhtemel eğitim süresi, 2024’te bir önceki yıla göre toplamda yüzde 3,4 azalarak 17,2 yıl oldu. Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Devletin çocuklar üzerindeki sorumluluğu: Önleyici müdahaleler ve korunmaları gerekiyor

Çocukları şiddete iten pek çok etken var.

Bir kısmına değindik.

Ancak çocukların yaşam biçimini en çok belirleyenler belki de çevresel etmenler ve aileleri. Bu nedenle ebeveynlerine verilecek eğitimler de önem taşıyor. 

Çocuğu koruma ve suçtan uzak tutma konusundaki tek yükümlü ebeveynleri değil. Onlarla birlikte devletin de bir yükümlülüğü var. Bu yükümlülük Anayasa'ya dayanıyor. Hilal Çelik bunu şöyle anlatıyor:

Devletin çocuklardan sorumlu olması hem Anayasal bir durum hem de uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan bir yükümlülük. 'Çocuğu korumak' denildiğinde hep 'mağdur çocuk' algılanıyor. Ancak daha geniş bir perspektiften incelendiğinde suça sürüklenen çocuklar da aslında, onları suça yönelten sebepler itibariyle bakınca korunma ihtiyacı içinde olan çocuklar.

Bu çocukları korumak, suça yönelten sebepleri ortadan kaldırmak, bir şekilde ceza adalet sistemi içerisine girdilerse topluma kazandırmak için politikalar oluşturmak konusunda devletin birincil yükümlülüğü var. Dolayısıyla devletin bulduğu çözüm, birdenbire cezaları artırmak olmamalı. Önleyici müdahaleler yetersiz olduğunda çocuk suçluluğunu azaltmak zor.

Hiç tartışılmayan bir konu: Muhalif öğrenciler

Artık "Cumhurbaşkanı'na hakaret"ten tutuklanan 18 yaşından küçük çocukların haberlerine alıştık.

En son çare olarak uygulanması gereken tutuklama tedbiri, sadece bir paylaşımı nedeniyle çocuklar için de uygulanabiliyor.

Avukat Özge Fındık çocuk cezalarının artırılmasında bu konuya dikkat çekiyor:

Yeni paketle 'iyi hâl' gibi belirsiz kavramlarla idarenin takdirine bırakılan infaz düzeni, yalnızca hukuk güvenliğini değil, toplumsal muhalefeti de hedef alıyor. Bugün 'suça sürüklenen çocuk' denilenler, yarın okulunda bir hak talebiyle eylem yapan lise öğrencileri de olabilir. Bu sopanın o çocuklara çevrilmeyeceğinin hiçbir garantisi yok.

Fındık, yoksulluk ile suç işleyen çocuklar arasındaki bağlantının öneminin de altını çizerek, "Suça sürüklenen çocuklarla ilgili tartışmalar, çocukların suça itilmesinin önlenmesi yerine, sermaye düzeninin yarattığı yoksulluğun ve eşitsizliğin üzerinin örtülmek istendiğini gösteriyor" diyor.

Çocukların doğrudan kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmesi kolaylaştırılıyor

11. Yargı Paketi’yle çocukların doğrudan kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmesinin kolaylaştırıldığını da vurgulayan Özge Fındık, bu durumun çocukları şiddet, istismar ve suç çevrelerinin ortasına bırakmak anlamına geldiğini ifade ediyor. Ve ekliyor: "Oysa asıl suç, bu çocukları eğitimsizliğe, güvencesizliğe, sokaklara ve çetelere mahkûm eden düzene ve iktidara aittir."

Çözüm olarak, o da, cezaların ağırlaştırılmasına değil, çocukları geleceksizlikten, sömürüden ve çaresizlikten kurtaracak toplumsal koşulların yaratılmasına işaret ediyor:

Daha ağır cezaların suç oranını düşüreceği inancı, gerçeği gizleyen bir yanılsamadan ibarettir. Çeteleşmenin rant düzeni haline geldiği bir toplumda, geleceği elinden alınmış çocukların cezadan korkmasını beklemek boşunadır.

Paket Meclis'ten geçerse bağlantılı başka bir konu başlığı da muhtemelen çalıştırılan çocuklar olacak. Halihazırda MESEM'ler üzerinden sömürülen çocukların işyerinde karşılaştıkları sorunlar ve patronlarının bu paketin açması muhtemel gediklerden yararlanması ihtimali şimdilik soru işareti.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.