Sayfa yolu
Çobanın kamerasından: Ağrı Dağı'nın gölgesinde insan hikayeleri
Yayın Tarihi: 18.12.2022 , 11:12 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Mehmet Emin Türküz Iğdır'da yerel bir sinemacı. Daha çok belgeselle ve kısa filmler ile uğraş veren Türküz'ün aslında yarattığı şeyin kendisinde insanlara sinemayı sevdirme uğraşı var.
Mehmet Emin Bey ile tanışmamız bir tesadüf sayesinde. Bundan bir süre önce Iğdır'ın Tuzluca İlçesi'ne bağlı Gaziler Köyü'nden otostop ile dönerken İlçe merkezine bizi arabasına alıyor Mehmet Emin Türküz. Sohbetleri çoğu zaman sıkıcı olur otostop yolculuklarının. Bazısı da geriye hatıralar, geleceğe ödevler bırakır. Mehmet Emin ile rastlaşmamız da öyle.
Mehmet Emin Bey bizi aracına aldığında arabada bir de uzun sakallı bir amca var. Kendisi Mehmet Emin Bey'in babası. Nereden nereye diye açılınca sohbet Mehmet Emin Bey aslında taşımacılık yapmasının yanı sıra sinemacı olduğunu, her türlü kısıta rağmen buna devam ettiğini, hatta zaman zaman yardımcı birini bulamadığı zamanlarda yaşlı babasından ışıkçı olmasını rica ettiğini söylüyor. Hikayemiz de tam burada başlıyor: Ağrı Dağı'nın gölgesinde ve kaybolan hayatları biriktirirken bir kamera vesilesiyle.
"Ağrı'da 300 genci sinemayla buluşturduk"
Daha önceleri Ağrı Belediyesi'nin kültür merkezinde sinema bölümünde çalışan Mehmet Emin Türküz, gençlerle birlikte kısa film atölyeleri kurduğunu, film gösterimleri düzenlediğini ve yapılan film eleştirilerine ve buluşmalara yaklaşık 300-400 gencin geldiğini ifade ediyor. Mehmet Emin "O zamanlara özel bir şey olduğunu düşünmüyorum. 2017-2018 yıllarıydı bunu yaptığımızda. Liselisi, üniversitelisi çıkıp geliyordu. Zaman zaman polisler gelen öğrencileri engellemeye çalışıyordu. Gitmeyin oraya orada politik şeyler var diyorlardı. Çünkü politik şeyler üretiyorduk. İnsanları bilinçlendirmeye çalışıyorduk. Bu da tabi işlerine gelmiyordu. İnsanlar buralarda kültüre sanata aç. Mesela bugün Iğdır'a gelen tiyatrolara bakın en az üç dört seans dolduruyorlar salonda. İnsanlar arıyor ulaşmak istiyor bunlara." diyerek anlatıyor o dönemi.

'Sonra belediyeye kayyum atandı, sinema salonunu fitness merkezi yaptılar'
Geçtiğimiz dönem HDP'li belediyeye kayyum atanınca Mehmet Emin Türküz'ün işine de son vermişler. Sinemaya ne hacet. Kapatmışlar hemen ve salonu da fitness merkezi yapmışlar. Konunun sporla sağlıkla bir alakası yok tabi. Yüzlerce kitabımızın olduğu bir kütüphanemiz de vardı diyor Mehmet Emin Bey, ama akıbetini bilmiyor artık kitapların. Fitness merkezinde kitap olmayacağı kesin diyerek gülüyor bir yandan.
"Kayyum atanınca belediyeye bizim daireyi de kapattılar. Sonra zaten Savcı Sayan'ın dönemi başladı. Kayyum icraatları el vermiş oldu ve şu an hala devam ediyor diyebiliriz. Gerekçe göstermeden çıkardılar işten. Normalde böyle örneklerde genel olarak sinemacıya çöp toplattırırlar kültür dairesine sokak temizletirler. Zorumuza gittiğinden değil. Dertleri başka olduğu için bu örneği veriyorum. Ama böyle olmadı. Direkt kapattılar sinema bölümünü. Benim yaşadıklarım bana has bir örnek de değil bu arada. Tiyatronun da başına benzer şeyler geldi diğer sanatların da. Kayyum belediyesi gerekçe göstermeden, açıklama yapmadan kapıyı gösterdi bizlere. Ben de memleketim olan Iğdır'a döndüm. İşsiz kaldım bir süre. Ama kameramı ayırmadım hiç yanımda. Zaman zaman gelir elde etmek için popüler işler de yapmak zorunda kaldım. Kah düğünlere gittim kah özel çekimlere. Çobanlık da yaptım "oto kurtarıcı" işinde de çalıştım. Ama bir gözüm hep kayıttaydı" diye anlatıyor Mehmet Emin Bey.
'Çobanın gözünden anlattım, kayıp hikayeleri biriktirdim. Modern kavimlerin göçlerini çalışıyorum'
Çobanlık da yapmış Mehmet Emin Bey, oto kurtarıcı olarak bilinen taşımacılık işi de. Hayatta kalmak için çare çok. Yıllar önce çektiği "Zilan Katliamı" belgeseli ise Kürtçe yayın yapan televizyon kanallarında yayınlanmış. Kayyum süreci bir tek buna yaradı diyor gülerek. "Kayyum atanmasaydı Zilan Deresi'ni anlattığımız belgeselin kurgusunu tamamlayamayacaktık belki de. Arkadaşımla birlikte bu sürece vakit ayırma şansı bulduk. Yıllardır elimizde duran kayıtları bir araya getirdik ve yayınladık" diyor.
2012'de kayda aldığı "Çobanın Kamerası" belgeseli ile ödül alan Mehmet Emin Türküz şimdilerde de çalışmalarına devam ediyor. Kürt kültürünün içindeki örnekleri, yaşayan insan öykülerini kayda alan Mehmet Emin Bey şimdiler de kayıp hikayelerini çalışıyor. Kayıp olan her şeyi biriktirdiğini söylüyor Mehmet Emin Bey. Bunların arasında kayıp insanların hikayeleri de var kayıp eşyalar da var.
"Şimdilerde ise modern kavimler göçünü çalışıyorum. Zira bu mülteci meselesi bence modern bir kavimler göçüne dönüştü. Bu yüzden bu konuyu çalışmak istiyorum. Zaten Kayıp Hikayelerini çalışmak zor olacak. Burada izin vermiyorlar çalışmalara." diyor.
"Çalışmalarımıza keyfi engellemeler oluyor"
Kayıp Hikayeleri çalışmalarının Kültür Bakanlığı tarafından onay almasına rağmen Iğdır Valiliği tarafından keyfi olarak engellediğinden söz eden Mehmet Emin Bey, gittikleri her yerde yaptıkları çalışmalara yok yere engel olunduğunu ve alınan kayıtlara el konulduğundan söz ediyor. Ancak bu çalışmalara bir vesile devam ettiklerini belirten Mehmet Emin Bey "Sinema ya da belgesel çalışmaları bir şekilde devam ediyor. Ya çobanlık, hayvancılık yaparak ya da başka işlerde çalışarak fark etmiyor. İnsanlara anlatmak istediğimiz şeyler var. Bunun için de elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Bana düşen bunu sinema aracılığıyla anlatmak" diyerek tamamlıyor sözlerini.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.