Sayfa yolu
İş cinayetleri dosyası-1: İktidar, patron, yargı ortaklığında boğulan emekçi yaşamı
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Sancak Yıldız
Yayın Tarihi: 12.04.2022 , 10:46 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
İş cinayetleri bu düzende çalışma rejiminin karakterini yansıtan en önemli başlıklardan birisi. İş güvenliğinin patronlar tarafından ek maliyet kalemi olarak görülmesinin sonucunda, önlenebilir olmasına rağmen her yıl binlerce emekçi hayatını kaybediyor.
Kamu kurumları patronların hizmetinde
Patronların insan yaşamına saldırılarına iktidarlar her dönem ortak olurken, yargı da bu suçları aklama kurumuna dönüşmüş durumda.
İktidar-patron ortaklığının açıklayıcı resimlerinden bir örnekle başlayalım: Sakarya’da 7 işçinin hayatını kaybettiği havai fişek fabrikasında yaşanan patlamanın ardından başlayan mahkeme sürecinde patron Ali Rıza Ergenç Coşkun, devletin iş güvenliği denetimleriyle ilgili hakimin karşısında açıklıkla şöyle söyleyebiliyor:
"Çalışma Bakanlığı'ndan gelindiğinde arıyorlardı, 'Bu evrakları hazırlayın, haftaya geleceğiz' diyorlardı. Şimdi de İçişleri Bakanılığı koronavirüs denetimi yapıyor, öncesinden duyuruyor yapacağını. Bizim de öyle denetimler öncesinde haberimiz oluyor. Gelen denetim haber veriyordu. İzmit’te şubeleri vardı, arabayla gidip biz alıyorduk hatta. Bu yalnız bize değil, Türkiye’de genel."1
MÜSİAD'lı patron Ali Rıza Ergenç Coşkun’un dediği gibi, sermayedarların "genel" hizmetine sunulan yasal ayrıcaklıklar, milyonlarca emekçinin yaşamına kastla sonuçlanıyor.
İş cinayetleri dosyasının ilk yazısında soL okuyucularına yıkımın sade bir fotoğrafını sunmaya çalışacağız.
Dosyanın ikinci yazısında ise İSİG Meclisi'nin çıkardığı e-derginin editörlerinden, İSİG gönüllüsü hukukçu Balım İdil Deniz'le yapılan söyleşi yer alacak.
***
İktidar-patron-yargı düzeneğinde emekçilerin yaşam hakkı boğuluyor
Başta Erdoğan olmak üzere AKP temsilcilerinden yıllarca birçok iş kazası, katliam ve iş cinayetinde hep aynı sözleri duyduk. "Kader", "fıtrat" diye başladıkları sözlerini, her zaman "patronlara teşvik", "karşılıksız kredi", "yasal muafiyet" diyerek bitirdiler.
Soma, Ermenek, Hendek davası gibi kamuoyunda yankı uyandıran büyük katliamlar, her güne birkaç ölümün düştüğü iş cinayetleri oranları, meslek hastalıkları diye uzayıp giden liste kapitalizmin suç dosyasının bir bölümü.
Meslek hastalıkları gizleniyor
İSİG’in ulaşabildiği verilerle hazırladığı rapordaki rakamlara suç ortaklığı şöyle yansıyor:
"Her bin işçi için yılda 4 ila 12 yeni meslek hastalığı olgusu beklenmektedir. Yani Türkiye’de her yıl yaklaşık 120 bin ila 360 bin arasında işçi meslek hastalığına yakalanmaktadır. Yine meslek hastalıklarına bağlı ölümler, iş cinayetlerine bağlı ölümlerin yaklaşık 5-6 katı düzeyindedir. Ancak SGK ise her yıl 500 civarı meslek hastalığı tespit etmiş ve her yıl 5 ila 20 civarı meslek hastalığına bağlı ölüm açıklamıştır. Oysa bu dönem yukarıda açıkladığımız sayının 5-6 katı meslek hastalığına bağlı ölüm meydana gelmiştir. Devlet meslek hastalıklarını gizlemiştir."
Kaza ve ölümlerin üzeri örtülmeye çalışılıyor
Eğer iktidardan beslenenlerden ya da patron sınıfından değilseniz; cinayetlerin kaza, ölümlerin kader olmadığını anlatmanız devlet-patron-yargı ortaklığının aşılmasıyla mümkün olabiliyor.
Bir işçi iş kazası geçirdiğinde, iş cinayeti sonrası yakınları işçinin kanundan doğan haklarını almak istediğinde bu ortaklığın inşa ettiği duvarlara çarpıyor.
Patronlar neredeyse bütün kazalarda ilk olarak şirketlerini akladıkları tutanakları işçilere imzalatmaya çalışıyor ya da kayıtdışı maddi tekliflerle kazaları ve ölümleri örtbas etme yoluna gidiyor.
Sonrasındaysa iş cinayetinde ölenlerin yakınları, devletin mahkemelerinde yakınlarının ölümündeki suçlulardan hesap sorabilmek için yıllarca mücadele etmek zorunda bırakılıyor.
Yani sermaye düzeninin, daha fazla kâr için milyonlarca insanı göz göre göre ölüme sürdüğü ülkemizde, iktidar kürsülerinde, iş cinayeti suçuna "kader-fıtrat" boyası vurulurken, yargıda da bu boyaya usüle uydurulmuş cila sürülüyor.
AKP’li yıllarda 30 bine yakın işçi hayatını kaybetti
Erdoğan iktidarlarında birçok iş kolunda iktidarın güçlü desteğini hisseden patronlar iş cinayetlerini oluşturan çalışma koşulları hususlarında olabildiğince rahat davrandı. Hukuksuzluk ve hak gasplarındaki bu rahatlık iş cinayetleri rakamlarına oldukça yoğun biçimde yansıyor.
Yine İSİG Meclisi'nin Kasım 2021 tarihli raporundaki verilere göre:
- AKP’li yıllarda ülkemizde 28 bin 380 işçi hayatını kaybetti. Aradan geçen dört aylık sürede tespit edilen iş cinayetlerini de eklediğimizde Nisan 2022 itibariye bu sayı 30 bine yaklaşmış vaziyette.
- Gericiliğin ve hayatın her alanında çifte sömürünün muhatabı bırakılan kadınlar ve çocuklarda düzenin barbarlığından payını fazlasıyla alanlardan. 20 yıllık AKP iktidarı döneminde her yıl ortalama 100-150 kadın işçi hayatını kaybederken, bu sayı çocuklarda da 60-70 civarlarında.
- Derinleşen yoksullaşma ve neoliberal çalışma rejimleri yoluyla uygulanan şiddettin getirdiği işe bağlı intiharları da ayrıca not etmek gerekiyor. Zira son sekiz yılda 502 emekçi yaşamına son verdi.2
AKP yargısından patronlara: Siz öldürün biz aklarız
Soma, Davutpaşa, Ostim, Torunlar, Isparta, Düzce, Ermenek, Esenyurt, Erzurum, Samsun, Güllük, Elbistan, Şırnak, Dursunbey, Hendek, 3.Havalimanı, Tuzla Tersaneleri, Kot Kumlama.. Ne yazık ki, sayfalarca uzayıp giden bu listedeki şirket patronlarının aldığı cezalara bakmak yargının hangi tarafta olduğuna dair her soruyu cevaplar nitelikte.
Hayatımızın doğal parçası haline getirilecek kadar çok karşılaştığımız iş cinayetlerinde, yargı, patron-iktidar tarafındakini yerini alıyor.
2014 yılında 10 işçinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan Torunlar Center İnşaatı kazasında, hakkında 8’er yıl hapis cezası bulunan sanıkların cezaları, İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından günlüğü 20 lira olmak üzere 60’ar bin lira para cezasına çevrilmişti.
AKP adaletinde bu örnekte olduğu gibi, patronlar ve onların suç ortakları ya kısa süreli hapis cezaları alıyorlar ya da cezalarını taksitlendirerek işledikleri cinayetlerin bedelini parayla ödüyorlar.
Özet olarak, işçilerin yaşamına gün başına 20 lira bedel biçen yargının sicili de en az iktidar ve patronlar kadar kabarık.
***
Bu düzende iş cinayetleri düzeneğinin işleyişi bu şekilde.
İktidarın altın tepside sunduğu imkanların üzerinde, her gün daha fazla kâr hırsıyla yaşamlarımıza kast eden patronlar rahatlıkla at koştururken, yargıya da bu kirli tezgahı türlü yıldırma ve manipülasyon yoluyla aklama vazifesi düşüyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

