Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Cinayet kuşkusu büyüyor: Rojin Kabaiş dosyasında bir yıllık ihmal ve saklanan deliller

Rojin Kabaiş’in vücudunda, cinsel saldırı şüphesini kuvvetlendiren şekilde, iki farklı erkeğe ait DNA örneği tespit edildi. Aile ve barolar, soruşturmayı "intihar algısıyla" sürüncemede bırakan resmi makamlara ve delilleri saklayan ATK'ye isyan ederek, cinayetin aydınlatılması için mücadelelerini büyütüyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 14.10.2025 , 14:13 Güncelleme Tarihi: 14.10.2025 , 15:36

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1. sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümü, aradan bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen aydınlatılmazken, son Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuyla, dosyanın üzerindeki "intihar" perdesi tamamen kalktı. 

Baroların ve ailenin ısrarlı mücadelesi sonucu ortaya çıkan raporda, genç kadının vücudunda tespit edilen iki farklı erkeğe ait DNA örneklerinin, bir yıl boyunca gizlenerek göğüs ve vajina bölgesinden alındığı netleşti. 

Bu durum, başından itibaren cinayet şüphesine odaklanan davada "cinsel saldırı" ihtimalini kesinleştirirken, soruşturmayı "sürüncemede bırakan" resmi makamlar ve ATK hakkında suç duyurusunda bulunuldu.

İlk günden bugüne: Şüpheli kayboluş ve ‘suda boğulma’ iddiaları

Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde, kaldığı Seyyid Fehim Arvasi Kız Öğrenci Yurdu'ndan ayrıldıktan sonra kayboldu. Arama çalışmalarının ardından 18 gün sonra, 15 Ekim 2024'te cesedi Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Köyü sahilinde bulundu.

  • Ön raporun çelişkileri: Ölümün hemen ardından yapılan ön otopside, Kabaiş’in ölüm nedeni "suda boğulma" olarak kayıtlara geçti. Ancak ailenin avukatları ve barolar, otopsiye katılan hekimlerden gelen ve akciğerlerde su olmadığını, mide içeriğinin dolu olduğu yönündeki iddialarla raporun çeliştiğini ve intihar algısı oluşturulmaya çalışıldığını savundu.
  • Ailenin kararlılığı: Rojin'in babası Nizamettin Kabaiş, kızının intihar edecek biri olmadığını, suda boğulma veya intihar denilecek hiçbir delilin olmadığını vurgulayarak, "İntihar süsü verdiler. Cinayeti işleyen kimlerse bulunsun" diyerek başından beri mücadele etti.

Adli Tıp Kurumu'nun gizlediği kritik delil: İki erkek DNA'sı

Soruşturmanın seyrini değiştiren en önemli gelişme, Adli Tıp Kurumu'ndan geldi. İlk raporlarda Rojin Kabaiş'in vücudunda iki farklı erkeğe ait DNA örneği tespit edilmiş, ancak bu DNA'ların vücudun hangi bölgelerinden alındığı bir yıl boyunca açıklanmamıştı.

  • Yeni raporla ortaya çıkan gerçek: Van ve Diyarbakır barolarının ısrarlı takibi ve itirazları sonucunda dosyaya giren 10 Ekim 2025 tarihli ATK Biyolojik İhtisas Dairesi raporunda, bu DNA örneklerinin sternal (göğüs kemiği) ve intravajinal (vajinanın iç bölgesi) bölgelerden alındığı netleşti.
  • ATK'ye suç duyurusu: Bu bilgi, dosyadaki cinsel saldırı ihtimalini kuvvetlendirirken, DNA bölgelerinin bir yıl sonra açıklanması büyük bir skandal olarak nitelendirildi. Baro başkanları, "ATK'nın bir yıldır elinde bulundurduğu veriyi gizlemesi sebebiyle suç işlediği ortaya çıkmaktadır" diyerek Adli Tıp Kurumu hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.

Avukatlar ’İhmaller zinciri dosyayı kilitledi’ dedi, ATK hakkında suç duyurusu

Diyarbakır Baro Başkanı Av. Nahit Eren ve Van Baro Başkanı Av. Sinan Özaraz, yaptıkları ortak açıklamada, soruşturmanın başından itibaren "intihar" algısı oluşturularak etkin bir şekilde yürütülmediğini ve ihmaller zinciri yaşandığını belirtti. ATK hakkında suç duyurusunda bulunuldu.

  • Av. Sinan Özaraz: Rojin Kabaiş kaybolduğu günden bu yana adalet mücadelesi veriyoruz. Kaybolduğu günden bugüne soruşturma etkin değil. Tamamen intihar olarak yansıtıldı. Otopsi sürecine dahil olunmasına izin verilmedi. Kısıtlılık nedeni ile soruşturmanın ne kadar etkin olduğunu öğrenemedik. Hem babanın mücadelesi, hem barolar olarak şüpheli kadın ölümlerini ortadan kaldıran bir pozisyon gerçekleşti. Bizlerin yürüttüğü bu mücadele dosyayı aydınlatacak.
  • Av. Nahit Eren: Soruşturmanın seyrini doğrudan etkileyecek bu bilgi neden gizlendi? Israrlı taleplere rağmen neden dosyaya gönderilmedi? Söz konusu dönemde Van Cumhuriyet Başsavcısı neden kamuoyuna DNA örneklerinin alındığı bölgeye ilişkin yanlış bilgi verdi? Tüm sorulara cevap vermek zorundasınız. Soruşturma dosyası artık çok başka bir aşamaya geçmiştir.
Okul arkadaşları da Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümünün aydınlatılması talebiyle dün Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü önünde bir basın açıklaması yaptı, ardından Adli Tıp Kurumu'na kadar yürüdü. Fotoğraf: ANKA

Resmi makamlardan gelen çelişkili ve eksik açıklamalar

Adli Tıp Kurumu raporunda, Rojin Kabaiş'in cesedinin, bulunduğu gün Van Adli Tıp Grup Başkanlığına intikal ettirildiği, 4 adli tıp uzmanı, 1 radyoloji uzmanı ve 4 otopsi teknikerinden müteşekkil ekip tarafından radyolojik görüntüleme, ölü muayene ve otopsi işlemlerinin yapıldığı belirtildi. Radyolojik incelemede "sol el beşinci parmak uç kısmında çürümeye bağlı olduğu düşünülen ayrışma haricinde kemik kırığı ve metalik cisim imajı tespit edilemediği" bilgisine yer verilen raporda, "her iki diz arka kısımda, her iki kolda ve göğüs ön yüzde kanama ile uyumlu olabilecek renk değişiklikleri olduğu" kaydedildi.

Raporda, 1 Kasım 2024, 15 Mayıs 2025 ve 10 Ekim 2025 tarihli biyolojik inceleme ve kimliklendirmede, Kabaiş'in bedeninden toplamda 80 bölgeden alınan sürüntü örneği ile çürüme sıvısı, kas ve kemik doku örneklerinin analiz edildiği belirtildi.

Soruşturmanın başından itibaren resmi makamlarca yapılan açıklamalar ve yürütülen işlemler, şüpheleri gidermekten çok artırdı:

  • Ölüm nedeni belirsizliği: Kesin ölüm nedeni "suda boğulma" olarak açıklansa da, bu boğulmanın intihar mı, kaza mı yoksa cinayet mi olduğuna dair tıbben değerlendirme yapılamadığı ATK raporunda netçe belirtildi.
  • Toksikolojik bulgular: ATK raporunda kafa içi sıvısı ve mide içeriğinde çok az miktarda ilaç etken maddeleri (ornidazole ve rocuronium) ve çürüme kaynaklı olduğu düşünülen etil alkol tespit edildiği bilgisi yer aldı. Ancak bu bulguların ölüm nedeni üzerindeki etkisi kesinleştirilemedi.
  • Sürüklenme raporu: Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü Tıp Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanlığının bilirkişi raporunda, Rojin'in cesedinin son görüldüğü yerden Van Gölü'ndeki akıntıyla başka bir yere sürüklenebilmesinin mümkün olduğu belirtilse de, ailenin itirazları ve uzmanların görüşleri akıntı yönünün ters olduğu iddiasını gündemde tuttu.

KDK: Şüpheli olan ölüm değil iktidardır

Gelişmenin ardından Kadın Dayanışma Komiteleri'nden (KDK) açıklama geldi.

"Ölümün şüphelisi olmaz! Şüpheli olan iktidarınız" başlıklı açıklamada, Rojin’in kaybolduğunu ailesine bildirmeyen yurt yönetimi hakkında, ailesini intihara ikna etmeye ve dosyayı kapatmaya çalışanlar hakkında, delilleri toplamayanlar ya da karartmaya çalışanlar hakkında hiçbir işlem yapılmadığı anımsatıldı.

Açıklamada şunlar belirtildi:

"Kayıp denilen kadınların öldürüldüğü bir yıl sonra tesadüfen anlaşılıyorsa, intihar etti denilen kadınların üzerinden DNA örnekleri çıktığı bir yıl sonra açıklanıyorsa şüpheli olan ne ölümler ne kayıplardır. Şüpheli olan yurttaşının canını hiçe sayan çete düzeniniz, iktidarınızdır.

Şüphesiz olan tek şey ise sizden soracağımız hesaptır!"

‘Başından beri cinayet olduğu belliydi’

Olayın başından beri kızının intihar etmesinin mümkün olmadığını ve öldürüldüğünü söyleyen babası Nizamettin Kabaiş şunları söyledi:

“Baştan beri belliydi, bir cinayet olduğu. DNA'ların ciddi anlamda bulaşla ilgili olmadığı belli oldu artık. Rojin’in vücudunda iki erkeğe ait DNA vardır. Diyor ki; Ben iki kişiyi tespit ettim. Bu iki kişi katildir, siz de tutuklayın, onlara ağır ceza verin. Biz çok acı çekiyoruz. Dünden beri benim uykum gelmemiş. Ben çok zor durumdayım. Kimler yaptı? Kimler delilleri karartmaya çalıştı? Kimler kapatmaya çalıştılar? Her şey Allah'ın izniyle açığa çıkacak ve biraz da olsa biz nefes alacağız. Bize dediler ki intihar etmiş. ‘Suda boğulma’ diye kabul ettiler ama öyle değil.

Ben şüphelendim. Aynen benim dediğim çıktı. Onlar kapatmaya çalıştılar ama ben bir baba olarak mücadele edeceğim, mücadelemi bırakmayacağım. Gerekirse tekrar Ankara'ya gideceğim. O katiller yakalanana kadar, cezaları çekene kadar biz durmayacağız, mücadele edeceğiz. Çünkü bizim ciğerimiz yanmış. Düşün ki vücudundan bir parça eksilmiş. Kolun kesilmiş, ayağın kesilmiş.

Kolsuz, ayaksız geziyoruz şu anda. Vücudumuzdan bir parça eksilmiş. Ama katledilmiş. Büyük bir zulümle gitti. Biz zor durumdayız. Hak, hukuk, adalet neyse adalet yerini bulsun. Suçlular da cezasını çeksin. Rojin’in hayalleri yarıda kaldı. Kızıma bu vahşeti yapanlar yakalasınlar. En ağır ceza neyse onlara versinler. Ben canımdan vazgeçeceğim, bu katiller yakalanana kadar mücadele edeceğim. Rojin’e ne oldu? Kim ne yaptı? Savcılıkta, emniyette, rektörlükte sürekli gidip soruyorduk. 17 seferdir ben Van'a gidiyorum. Soruyoruz ama cevap yok. Rojin’e ne oldu? Cevabını bize veremiyorlar. Allah'ın izniyle bu cinayet açığa çıkacak, aydınlanacak. O katiller de yakalanacak.”

Fotoğraf: ANKA

İçeriklere erişim engeli kararı alındı

Van 8’inci Asliye Hukuk Mahkemesi, 8 Eylül 2025 tarihli ve 2025/32 sayılı kararıyla, X platformunda yapılan 200’den fazla paylaşım ile çok sayıda hesaba erişimi kısıtlama kararı aldı.

Mahkeme kararının, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin başvurusu üzerine alındığı öğrenildi.

Rojin Kabaiş dosyasında Adli Tıp Kurumu'ndan yeni rapor talep edilecek

DNA'ların alındığı yer bilgisinin ortaya çıkmasının ardından, barolar ve aile avukatları, ilk raporlardaki çelişkiler ve DNA'ların cinsel saldırı şüphesini güçlendirmesi nedeniyle yeniden detaylı bir Adli Tıp Kurumu raporu hazırlanması talebini iletti. Çevre köyde ve üniversite bölgesinde yaşayan erkeklerden DNA örneği alınarak incelenmesi istenecek.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.