Breadcrumb
CHP'nin Keçiören krizinin hatırlattıkları: Sorun 'çürük' yöneticiler mi?
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 10.02.2026 , 13:36
Ankara'nın ikinci, Türkiye'nin ise en büyük dördüncü ilçesi olan Keçiören günlerdir Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın istifasıyla çalkalanıyor.
Yaklaşık 1 milyon nüfuslu ilçenin belediye başkanları 1989 seçimlerini kazanan SHP'li Hamza Kırmızı hariç hep sosyal demokrasi dışındaki sağ siyasetten. Böyle olunca CHP de belediye başkanlığını kazanmak için Mansur Yavaş'a çok yakın isimlerden, ve yine onun gibi ülkücü gelenekten gelen Özarslan'ı aday gösterdi. Ve kazandı.
Özarslan'ın istifası aslında aylardır gündemdeydi. Yandaş gazeteciler aylardır söylüyordu.
Belediyeye operasyon yapılabileceği ve yolsuzluk iddiaları nedeniyle Özarslan'ın AKP'ye geçme ihtimali konuşuluyordu. Ancak Özgür Özel'in gece yarısı attığı mesajlar istifasının neredeyse önüne geçti.
Üzerinden atlanan en büyük sorun ise yolsuzluk iddiaları.
soL'da Ali Ufuk Arikan, Portaş iddialarının konuşulmayan yüzünü, Keçiören'deki rant düzenini ve Mansur Yavaş'la Mesut Özarslan'ın kardeşliğini yazmıştı.
Özarslan'la mesajlaşmasının kabul ettiği kısmından da anlıyoruz ki, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Keçiören Belediyesi'yle ilgili yolsuzluk dosyasından haberdar. Özel'in Özarslan'a yazdığı mesajdan bir bölüm:
Sen bana geldin ve dedin ki genel başkanım ben de hata yok küsur yok yalan atıyorlar iftira ediyorlar sakın inanmayın bana güvenin ben kulak yemedim ben rüşvet yemedim ben hırsızlık yapmadım dedin. Ben de sana inandım. Şimdi sana inanmayanlara sana iftira atanları teslim oluyorsun.
Muhalif medya organlarında yazan, konuşan kimi gazeteciler Özel'in "az bile söylediğini, Özarslan'ın zaten aslında MHP'li olduğunu, CHP geleneğinden gelmediği için parti değiştirmesinin çok da sürpriz olmadığını" hatta "hırsızlık yapan bir ismin daha CHP'den temizlendiğini" bile söylediler.
Özel'in Özarslan'a Bakan Murat Kurum'la görüşeceğini söylediği anda tepki göstermemesinden, partideki yolsuzluk dosyalarının neden "söz alma"nın ötesinde denetime tabi tutulmadığından kimse söz etmedi.
Oysa herkesin işaret ettiği üzere CHP'de bu yaşanan ilk belediye skandalı değil.
Ancak bu noktada da muhalefete yapılan "Ya Silivri'ye git ya parti değiştir" baskısı vurgulandı. CHP'de aday belirleyen isimler, aday belirleme süreci, seçim yöntemleri ve ilkesiz siyaset anlayışı gündem dahi yapılamadı.
"Seçmenlerin oyları çalınıyor" tartışmasını aşmak pek mümkün olmadı.
CHP Özarslan'ı ne zaman tanıdı?
Muhalefetin yüksek sesle söyleyemediklerini CHP'li üst düzey bir isim itiraf etti.
Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın TELE2 canlı yayınına bağlanarak adeta günah çıkarmaya çalıştı:
Sizce ben bugüne kadar Keçiören Belediyesi'ne niye girmedim? Bir gün kapısını çalmadım, bir gün Mesut Özarslan denilen kişiyle muhatap olmadım. Çünkü biliyorum karşımdaki kişiliği. Bu benim için sürpriz değildir. Bu tip insanları Cumhuriyet Halk Partisi'nde makam mevki sahibi yapmak memleketin kurtuluşuna hizmet etmiyor. Hiç kuşkusuz siyaset ideoloji, strateji ve taktik gibi üç ayrı fragmantasyon üzerinden yürüyor. Ama bunları galiba yeniden gözden geçirmemiz de gerekiyor.
Bu itiraf CHP'nin Özarslan'ı daha aday gösterirken tanıdığını, bildiğini anlatıyor.
Bu da demek oluyor ki, seçmenden, oy verecek yurttaşlardan bazı gerçekler saklanıyor.
Parti değiştirme ve istifalar siyasette normalleştirilirken; rant, yolsuzluk ve usulsüzlüklerse tartışma bile edilmiyor. soL siyasetteki kirliliği deşifre ederken, üstü örtülen konuları da gündeme getiriyor. Abone olun, soL'a güç verin.
Bu sorunun yanıtı çok şey anlatıyor: Lütfü Savaş neden ihraç edilmişti?
CHP'li yöneticilere biz hatırlatalım, seçmen aslında daha önce yönetimi, adayı konusunda uyarmış ancak dikkate alınmamıştı. Lütfü Savaş'tan bahsediyoruz.
Hatay yerle bir olduktan sonra Lütfü Savaş seçimlerde tüm itirazlara rağmen aday yapılmıştı. CHP'li yurttaşlar tarafından yuhalanan, istifaya çağrılan ve hatta konuşma yaptığı sahneden aşağıya atılan Savaş, “Depremin küçük bir kıyamet olduğunu bu yüzden de belediyenin, mevzuatın ve rezidansı inşa eden kişilerin sorgulanmaması gerektiğini” savunmuştu.
"Adaylığım tartışılamaz" diyen, depremzedeleri "siyasi rant"la suçlayan Savaş CHP'nin kadrajına partiden uzaklaşıp da Kurultay'ı dava edince girebildi.
Ve unutmayalım; Lütfü Savaş deprem suçları, rant, ya da depremzedelere sarf ettiği sözler nedeniyle değil, “Bugünün CHP’si DEM’lenmekle meşgul” sözleri yüzünden disipline sevk edilip CHP’den ihraç edildi.
CHP yönetimi, bir belediye başkanının sözüyle Parti Meclisi'ne isim devşirme, halka karşı işlenen suçları görmezden gelme, parti içi denetim mekanizmalarını devreye sokma gibi konularda tavrını değiştirmedikçe; başka belediyelerde de benzer süreçlerin yaşanabileceğini söylemek hiç de zor değil.
İstifa, yer değiştirme ve hiziplerin sebebini sadece operasyonlar ve iktidar baskısıyla açıklamak, suçu "çürük" yöneticilere atmaksa mümkün değil.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.