Sayfa yolu
CHP'nin 'gölge savunma bakanı' ulusal savunma sanayisini şirketlere bırakma niyetinde, Baykar'a hayran!
Yayın Tarihi: 21.11.2023 , 20:15 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, on gün önce düzenlenen Parti Meclisi toplantısının ardından partisinin gölge kabinesini açıkladı. Bu modelde CHP, her bir bakanlık için birer kişi belirliyor.
Gölge kabinede Milli Savunma Bakanı olarak yer alan kişi, iki yıl önce emekli edilen Tümamiral Yankı Bağcıoğlu. Daha önce siyasi görüşleri kamuoyu tarafından pek bilinmeyen Bağcıoğlu, bugün Cumhuriyet'ten Barış Terkoğlu'na verdiği söyleşide, ülkenin savunma sanayisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Söyleşide, savunma sanayinin "siyaset üstü bir mesele" olduğunu öne süren Bağcıoğlu, "Savunma sanayinin yerlileşmesi en büyük ülkümüzdür. Bu uğurda hizmet eden her kim ise desteğimiz onunla olacaktır. Savunma sanayinde atılım yapmak isteyen küçük şirketlere ve yatırımcılara da şu anki milli gururumuz bir BAYKAR olma fırsatı verilmelidir" diye konuştu.
BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar’a siyasetin yakıştırılmasına dair soruya yanıt veren Bağcıoğlu, "Sayın Selçuk Bayraktar’ın siyasete yakıştırılması ya da girmesi onun şahsi tercihidir. Ama Cumhurbaşkanımızın damadı Sayın Selçuk Bayraktar’ın da siyasette tartışma yaratarak değil siyaset üstü davranarak hizmetleri ile anılmasını tercih ederim" ifadelerini kullandı.
Savunma sanayi gerçekten siyaset üstü mü?
Savunma sanayinin, bir ülkenin ulusal güvenlik meselesiyle doğrudan bağlantılı olduğu düşünüldüğünde, Bağcıoğlu'nun bunun siyaset üstü bir mesele olduğuna dair iddiası gerçekçiliğini yitiriyor.
Savunma sanayi, bir ülkedeki en siyasi meselelerden biri, çünkü doğrudan ulusal güvenlikle ilişkili. CHP'nin çiçeği burnunda siyasetçi olan gölge savunma bakanı, ülkenin ulusal güvenlik stratejisinin özel şirketlerin eline bırakılmasından yana.
Şirketlere bırakılınca siyaseti şirketler belirler
Silah sanayisinin özel şirketlerin elinde olması, tüm dünyada, bu şirketlerin doğrudan siyasette etki kazanması, hatta özellikle ABD'de sık sık "savaşları körükleyen siyasi faaliyetler yürüttükleri" sebebiyle yoğun tartışmaların konusu olmaları anlamına geliyor.
Dünyanın en büyük savunma sanayi şirketleri listesinde, ABD merkezli çok uluslu havacılık şirketi Lockheed Martin, ilk sırada yer alıyor.
ABD ordusunun "bel kemiği" olarak görülen şirket, savunma sanayinin dünya çapında en büyük yüklenicisi konumunda.
Şirketin ürettiği uçak modelleri, ABD'nin diğer ülkelerle yaptığı savunma anlaşmalarında önemli bir rol oynuyor. Bunların arasında son zamanlarda en çok bilineni F-35 Lightning tipi uçaklar.
Listenin ikinci ve üçüncü sırasında yine ABD'li şirketler olan RTX ve Northrop Grumman bulunuyor.
Bu şirketlerin diğer ülkelerle girdiği ilişkiler, ABD dış politikası açısından her zaman karar konusu. Öte yandan, ABD iç siyasetinde de bu şirketler hem büyük söz sahibi hem de açıktan bağışlar ve lobi faaliyetleriyle birçok konuda belirleyici güce sahip.
Liberal yaklaşımın yansıması
Türkiye'deki düzen partilerinin tümü, programlarında özelleştirmeleri savunuyor. 1980'li yıllarda ülkemizde egemen olan neoliberal yaklaşımın bir yansıması bu durum. Varlığını kendi kurtuluş savaşı sayesinde kazanan Türkiye Cumhuriyeti, uzun süre savunma sanayisini devlet eliyle yürüttü. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından NATO üyeliğiyle önce batılı ülkelere bağımlılık arttı. 1980'lerden sonra da iş özel sektöre bırakılmaya başlandı ve bu süreç AKP döneminde ivme kazandı.
Liberal propaganda ve özelleştirme övgüleri özellikle 2000'li yıllarda çok artmış, Kemal Derviş'in IMF programı halka "kurtarıcı" olarak pazarlanmıştı. 2000'li yıllarda Türkiye Komünist Partisi (TKP) ulusal savunma sanayisinin devletin elinde olması ve güçlendirilmesi gerektiğine dair bir açıklama yaptığında birçok "solcu" buna karşı çıkmıştı.
CHP'nin gölge bakanının da bu stratejik alanı özel sektöre bırakmaya niyetli olması sıradışı değil. CHP programı özelleştirmeleri savunuyor, ayrıca parti, birçok konuda AKP'ye kıyasla dahi daha batı yanlısı bir çizgi izliyor.
NATO geçmişi düşünülünce şaşırtıcı değil
Bağcıoğlu'nun bu yaklaşımı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tedrisatı açısından da manidar. NATO'nun büyük ağırlık taşıdığı TSK'daki üst düzey kadroların büyük kısmı, bu batıcı ve piyasacı yaklaşımı paylaşıyor.
Türk Deniz Kuvvetleri bünyesinde Deniz Kuvvetleri Harekât Başkanlığı ve Deniz Gözetleme Komutanlığı gibi görevlerde bulunan Bağcıoğlu, 3 yıl süreyle NATO Karargâhı'nda da görev aldı.
10 yıl Deniz Kuvvetleri Karargâhı'nda çalışan Bağcıoğlu, 30 Ağustos 2021 tarihinde tümamiral rütbesiyle emekli oldu.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.